SAMSUN TIP MERKEZI
istanbul kliniğimiz
batum kliniğimiz
baku kliniğimiz
stuttgart kliniğimiz
Loading

cinsel fonksiyon

Makalelerde ara

  • BOTOX
  • DUDAK DAMAK YARIKLARI
  • ÇENE ŞEKİL BOZUKLUKLARI
  • MAKSİLOFASİAL YARALANMALAR
  • HİPOSPADİAS
  • YÜZ ŞEKİL BOZUKLUKLARI
  • KRONİK İYİLEŞMEYEN YARALAR
  • EL VE AYAK ŞEKİL BOZ.
  • BURUN ESTETİĞİ
  • MEME BÜYÜTME
  • MEME KÜÇÜLTME
  • KARIN ESTETİĞİ
  • GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ
  • DUDAK KALINLAŞTIRMA
  • BACAK ESTETİĞİ
  • ÇENE ESTETİĞİ
  • LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK
  • LAZERLER İLE LEKE TEDAVİSİ
  • LAZER İLE HEMANJİOM
  • LAZERLE VARİS TEDAVİSİ
  • PRESSOTERAPİ
  • LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?
  • OZON TERAPİ
  • Genel Anestezi Sedasyon
  • İMPLANTOLOJİ
  • DERMAROLLER



  • BOTOXBotox ile ilgili hemen herkes de bir ön bilgi ve duyum mevcut. Ne yazık ki bu ön bilgi ve duyumların birçoğu yanlış inanç ve bilgilerde içermek de. Bazen öyle ilginç taleplerle karşılaşıyoruz ki kulaklarımıza inanamıyoruz. ´´botox yaptırmak istiyorum ama bir hafta işe gitmemek gerekiyormuş bu benim için çok zor´´, ´´botox yaptırmak istiyorum ama içinde yılan zehir´i varmış bu bizi de zehirlemez mi?´´, ´´yüzümdeki lekelerden kurtulmak için botox yaptırmak istiyorum´´. Bu ve buna benzer o kadar çok ifadeyle karşılaşıyoruz ki şaşırmamak mümkün değil. Görüldüğü gibi kişi kendisi tanıyı koymuş, bu yetmemiş tedavi planını da belirlemiş estetik uzmanı bir doktor olarak sizden istediği şey işin teknisyenlik kısmı.

    Bu gün hakkında en fazla bilgiye sahip olunan ´tabiî ki yanlış bilgiye´ ilaç botox dersem hiç de abartmış sayılmam, çünkü medyada adından en sık bahsettiren en meşhur! Estetik malzemesidir o. Bu yazıyı yazmak için beni motive eden olay dün akşam tesadüfen bir sahnesine göz atma fırsatı bulduğum çok izlenen bir televizyon dizisi. İzlediğim kadarıyla zaman zaman daha güzel olmak için kendisine botox yaptıran dizi kahramanı botox unu yaptırmış ve eve dönmüştür. Bu kişi olayı evdekilere anlatırken çok acı çektiğini yüzünün her tarafının şiştiğini vs anlatır ve bu yüzle ertesi günü insanların karşısına nasıl çıkacağından yakınır. Gerçekten oyuncunun yüzü makyajla çok dramatik hale getirilmiş yanakları vs çok kırmızı ve şiş bir hale sokulmuş. Benim ya da bu diziyi izleyenlerin alacakları mesaj açıktır. ´Botox sanıldığı ya da düşünüldüğü kadar çok masum ya da çok kolay yaptırılacak bir işlem değildir. İnsana hem acı verir ve hem de onu bir müddet sosyal hayattan alıkoyar.´

    Botox ile ilgili öne sürülen bu yargı doğru değildir. Fakat bunun tam tersi olan bir yargı, yani ´botox yaptırmak çok basit sıradan bir makyaj yaptırmak gibidir, mesai saatleri içinde 3-5 dakika içinde estetik uzmanı olmayanların bile kolayca yapabilecekleri basit bir işlemdir´ tarzı bir yargıda kesinlikle doğru değildir.

    Botox ile ilgili temel doğrulardan bir kısmını burada aktarmak istiyorum; Botox Clostridium Botulinum adlı bir mikroorganizmadan laboratuar ortamında elde edilmiş toksindir. 1960´lı yılardan beri birçok nörolojik orijinli hastalığın tedavisinde FDA onaylı tıbbi amaçlı kullanılmış ve halende kullanılmaktadır. Uygulandığı bölgede sinir iletimini durdurarak kasların fonksiyonunu geçici süreyle engeller ki bu süre ortalama 3-6 aydır. Botox´un meşhur olması onun daha çok estetik amaçlı kullanımı sayesinde olmuştur. 1990´lı yıllardan beri özellikle Amerika da olmak üzere tüm Dünyada ve ülkemizde çok yaygın olarak kırışıklıkların yok edilmesinde, kaşların kaldırılmasında vs kullanılmıştır. Bugünde en yaygın kullanıldığı yer özellikle göz çevresi kazayağı denilen kırışıklıkların ve yüzün diğer kısımları alın, ağız çevresi vs kırışıklıklarının giderilmesi ve kaşların bir miktar yükseltilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Estetik amaç dışında özellikle aşırı terlemelerin önemli sorunlara yol açabildiği koltuk altı ya da avuç içi gibi bölgelerde bu terlemelerin ortadan kaldırılması amacıylada sık kullanılmaktadır. Bu ilaç bu konuda deneyimli bir Plastik Cerrah ya da Dermatolog tarafından uygulandığı takdirde oldukça güvenli ve sonuçları çok yüz güldürücüdür. Özellikle üst yüz bölgesinde çok bariz gençleşme oluşturur. Uzman ellerde yan etki yok denecek kadar azdır.

    Kısaca botox hakkındaki bilgileri özetlemek gerekirse bu konuda bilgi almak isteyen herkes mutlaka bir uzman doktora müracaat etmelidir. Sağlıklı bilgiler ancak konunun uzmanından alınabilir. Diğer türlü eksik ya da yanlış alınan bilgiler hatalı ya da istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Uygulama mutlaka bir Plastik Cerrah ya da Dermatoloji uzmanınca veya onların gözetim ya da denetiminde yapılmalıdır. Botox un etki mekanizması, etki süresi ve hakkındaki tüm bilgiler bunu talep edenlerin anlayacağı bir şekilde açıklanmalıdır. Uygulamayı talep eden kişi konu ile ilgili akla gelen her türlü soruyu doktoruna sormalıdır.

    Uygun ellerde ve endikasyonlarda kullanıldığı zaman gerçekten kişinin güzelliğini ve mutluluğunu artırır



     DUDAK DAMAK YARIKLARI Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin ilgi alanına giren önemli konulardan biriside halk arasında tavşan dudak ya da kurtağzı olarak da adlandırılan Yarık dudak damak problemidir. Yarık dudak ya da damak bozukluğu ile karılaşma oranı oldukça sıktır. Yaklaşık her 700 canlı doğumda 1 yarık dudak ya da damak olgusu ile karşılaşılır. Yakın çevresinde bu tür bir durumla daha önce hiç karşılaşmamış aileler bu durumla karşılaştıklarında çok şaşırırlar ve şok yaşarlar. Başlangıçta bu durumu kabullenmekte zorlanır ve kendilerini suçlarlar. Nerede hata yaptık da bu durum başımıza geldi tarzında bir yaklaşım sergilerler. Bu ailelere bu konuda mutlaka ayrıntılı bilgi verilmeli ve ailenin olayı kabullenmesi ve hemen tedavisi konusunda arayışın içerisine çekilmelidir. Bu problem ile doğan çocuklarda her zaman klinik tablo aynı değildir. Klinik tablo yalnızca dudakta hafif bir çentiklenmenin olduğu hafif vakalardan ağız ve burun boşluğunun tamamen tek bir boşluk halinde olduğu ileri düzeyde dudak ve damak yarıklarına kadar değişir. Genellikle dudak ve damak yarığı birlik de görülebilmesine rağmen bazen yalnızca dudak yarığı ya da yalnızca damak yarığı olarak karşımıza çıkabilmektedir.

    Dudak ve damak yarıklı çocuklar mutlaka uygun bir şekilde uzman bir ekip tarafından doğduğu andan itibaren izleme alınmalıdır. Tedavileri aşamalar halinde yapıldığı ve farklı uzmanlık alanlarını içerdiği için ailenin de bu tedavi ekibinin içinde mutlaka yerini alması gerekmektedir. Yarık dudak ya da yarık damaklı çocukların tedavisinin olduğu bunların uygun tedaviler sonrasında tamamen normal bireyler olarak toplumdaki yerlerini almalarına rağmen, eğer tedavileri ihmal edilirse çok önemli sağlık, psikolojik ve sosyal problemlerle karşılaşılabileceği unutulmamalıdır.

    Bu çocuklar mutlaka zamanında ve uzman bir ekip tarafından tedavi edilmelidir. Bu uzman ekip mutlaka bir Plastik Cerrahi uzmanının direktörlüğünde çalışmalıdır. Ekibin Plastik Cerrahi uzmanı dışında diğer üyeleri arasında Çocuk hastaları uzmanı, genetik uzmanı, KBB uzmanı, ortodonti uzmanı genelde yerini alır.

    Tedavi zamanında uygun yapılırsa ileride olması muhtemel bir çok problemin önüne geçilmiş olur. Bu çocuklarda ileride karşımıza çıkabilecek en önemli problem konuşmanın bozuk olmasıdır. Damak yarıklarının eşlik ettiği durumlarda tedavinin amacı düzgün bir konuşma şeklinin elde edilmesidir. Tedavi edilmeyen olgularda konuşma çok zor anlaşılır yada hiç anlaşılamayacak kadar bozuktur. Dudak yarıklarının tedavisini amacı ise özellikle estetik yönden önemlidir. Bu çocukların kendileri ve aileleri bu estetik kusur yönünden etkilenirler. Bu probleme sahip olan çocuklarda psikolojik gelişimde olumsuz yönde etkilenir. Bazen ailelerinde de psikolojik yönden olumsuz etkilenimler olabilir. Bu saydıklarımızın dışında bu çocuklarda beslenmenin yeterli olmaması, gerek ağız ve burun boşluğunun yetersiz gelişimi ve gerekse diş gelişiminin bozuk olması nedeniyle önem taşır. Yine bu çocuklarda orta kulak iltihabı ve işitme bozuklukları, bazı akciğer hastalıkları gibi problemler ortaya daha sık çıkmaktadır.

    Burada saydıklarımızın dışında daha bir çok problemler ihmal edilen damak dudak yarıklı çocuklarda ortaya çıkabilir. Eğer uygun bir şekilde tedavi edilir, aile ve tedavi eden ekip koordineli bir şekilde çalışırsa sonuçları oldukça iyidir ve bu çocuklar yaşıtlarıyla aralarında neredeyse hiçbir fark olmayacak şekilde sosyal hayattaki yerlerini alırlar.

    Yarık dudak ve damak tedavisi ihmal edilirse?

    Bu bozukluklarla doğan çocuklarda Tedavi çok önemlidir çünkü tedavi edilmedikleri zaman bu çocukların fiziki görünümlerindeki bozukluğun onların gelişim evresi sürecinde psikolojileri üzerine de olumsuz etkilerinin olacağı bilinen bir gerçektir. Özellikle okul öncesi dönemde bu çocukların mutlaka tedavileri tamamlanmalı ve görünümler normale yakın hale getirilerek arkadaşları ve toplum içerisindeki pozisyonu güçlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki çocuklar, karşısında gördüğü en ufak bir farklılık ya da hatayı birazda abartarak karşısındakinin yüzüne söylerler. Bu konuda oldukça acımasızdırlar. Bu durumun bu davranışlara muhatap olan çocuklar üzerinde oluşturacağı tahribatı tahmin etmek zor değildir. Yalnızca dudak yarığı olan çocuklarda tedavinin tek amacı fiziki görünümün düzeltilmesi yani estetiktir.

    Çocuklarda Yarık dudak yanında eğer damak da olaya katılıyorsa yani yarık damak da var ise tedavinin amacı estetik olmaktan ziyade asıl amaç fonksiyondur. Damak bütünlüğü eksik olarak doğan çocuklarda asıl üzerinde durulan konu konuşma fonksiyonunun normal gelişimini sağlamaktır. Damak da mevcut olan kemik, kas ve diğer yapıların asıl fonksiyonu konuşmanın düzgün olmasına yöneliktir. Buradaki eksiklikler yeme içme ve beslenme üzerine de olumsuz etkiler içerir. Ayrıca ağız ve burun boşluğunun birbirinden ayrılması bunlarda söz konusu olamadığı için orta kulak iltihabı ve işitme fonksiyonu bozukluklarından diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarına kadar birçok olumsuz duruma zemin hazırlar. Bütün bu nedenlerden dolayı damak yarıklarının olaya katıldığı durumların tedavisi çok daha önemli ve özelliklidir.

    Damak yarıklarının olaya katıldığı dudak damak bozuklukları eğer zamanında ve uygun bir şekilde tedavi edilmezlerse estetik ya da fiziki görünüm bozukluğundan daha da önemlisi birçok kalıcı fonksiyonel bozukluklarla karşılaşabilirler. Bu kalıcı fonksiyonel bozuklukların en önemlileri konuşmanın normal gelişmemesi ve burundan yada genizden konuşmanın çok ağır şekilleri ortaya çıkabilir. Bu çocuklar bazı harfleri kesinlikle söyleyemezler ve neticede konuşmaları neredeyse hiç anlaşılamayacak kadar bozuk olabilir. Konuşmanın bozuk olmasının çocuğun sosyal zekâsı üzerine olumsuz etkisi ve netice olarak sosyal hayatta başarısızlık ortaya çıkacaktır. Konuşmanın bozuk olmasının yanında kulak üzerine olan olumsuz etkiler ve işitmenin yetersiz olması ve kalıcı işitme kayıpları klinik durumu daha da ağırlaştıracaktır. Bu anlattığımız tablo ağır klinik vaka ve ihmal edilmiş olan çocuklarda karşımıza çıkacaktır.

    Yarık dudak ve damaklı çocukların aileleri mutlaka bu konularda bilinçlendirilmelidir. Bu çocukların tedavilerinin ve takiplerinin doğduğu andan itibaren başladığı ve çocuk erişkin hayata gelinceye kadar devam ettiği anlatılmalı ve anlaşılmalıdır. Ailenin tedavideki rolü ve önemi çok büyüktür.

    Yarık dudak ve damak ile doğmuş olan çocuklar eğer uygun bir şekilde takip ve tedavi edilirlerse diğer çocuklardan hiçbir farkı olmadan sosyal hayattaki yerlerini alırlar. Eğer ihmal edilirlerse kendileri, aileleri ve toplum için çok önemli kayıp olurlar.



    ÇENE ŞEKİL BOZUKLUKLARI

    Çenelerimiz belki farkında değiliz ama günlük hayatımızda yaptığımız birçok faaliyetin olmazsa olmaz parçalarındandır. Yeme, içme, konuşma, duygularımızı ifade etmede yardımcı olma gibi birçok fizyolojik ihtiyaçların giderilmesinde çenelerimizi kullanmak zorundayız. Çene dendiği zaman tabiî ki kemik ve diğer yumuşak dokular birlikte değerlendirilir ama esas iskelet parçasının sorunları, neticede dışarıya olan yansıması nedeniyle son derece önemlidir.

    Çene bölgesi aynı zamanda insan yüzünün estetik görüntüsüne en fazla katkı yapan bölgelerinden birisidir. Çene alt ve üst olmak üzere 2 kısımdan oluşmakta olup üst çene hareketsiz olarak orta yüz bölgesinin ve kafatasının ilgili kemiklerine tamamen kaynaşmış durumdadır. Üst çene bu nedenle bağımsız olarak hareket kabiliyetine sahip değildir.

    Alt çene ise tek bir parça kemiğin çok özel bir yapılandırma ve şekilde diğer baş ve yüz kemiklerine monte edilmesiyle yukarıda sayılan görevlerin yerine getirilmesinde çok önemli bir rol oynar. Asıl hareketli olan alt çenedir.

    Kısaca çene bölgesi gerek yaptığı ya da katıldığı fonksiyonları itibariyle, gerekse yüzün estetik görüntüsüne olan katkısı nedeniyle son derece önemlidir.

    Birçok nedenden dolayı insanlarda çene gelişimi olumsuz olarak etkilenebilir ve neticede çenede farklı şekil bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu nedenler arasında;

    Ailesel nedenler,

    Genetik problemler nedeniyle farklı bozuklukları birlikte olduğu durumlar,

    Gebelik sırasında annenin geçirdiği hastalıklar yada alkol vs gibi nedenler,

    Doğum sırasında yada hayatın sonraki dönemlerinde çene bölgesine travma, enfeksiyon…vs en sık akla gelen nedenler arasındadır.

    Bu nedenler dışında çene gelişimin tamamlandığı 18-20 yaş sonrası dönemlerde karşılaşılan yüz yaralanmaları, kazalar, ateşli silah yaralanmaları, çenenin yine enfeksiyonları, kistleri, tümör yada kanserleri vs çenenin hem estetik ve hem de fonksiyonel problemlerini ortaya çıkarır.

    Bazen de kişilerin yüz üzerinde başka bir bölgesinin estetik yönden değerlendirilmesi sırasında çene bölgesinde bazı estetik kusurlar ortaya çıkarılabilir. Örneğin burun estetiği olmak amacıyla estetik plastik cerrahi kliniklerine müracaat eden bir çok kimsede uzman hekim yaptığı değerlendirme sonrasında problemin yalnızca burunda olmadığını aynı zamanda çenenin de estetik anlamda bir probleme sahip olduğunu ortaya koyabilir.

    O ana kadar çenesindeki problemin hiç farkında olmamasına rağmen plastik cerrahi uzmanının fark etmesiyle çenedeki estetik kusur fark edilir ve çoğu zamanda hasta ikna edilerek estetik burun operasyonu ile birlikte bir estetik çene operasyonu da beraberinde yapılır. Böylece yalnızca bir estetik burun operasyonu ile elde edilen pozitif kozmetik sonucun ötesinde çok daha iyi bir sonuç elde edilir ve kişinin yüzünde ortaya çıkan değişiklik hem hasta ve hem de plastik cerrahi uzmanı açısından çok daha tatmin edici olur.

    Çene bölgesine yapılan estetik yada fonksiyonel amaçlı cerrahi müdahalelerin şiddeti ve uzunluğu problemim şiddeti ile doğru orantılı olup, bazen yalnızca bir miktar yağ yada doku kokteyli enjeksiyonu ile çok kısa sürede tatmin edici sonuçlar alınabilir. Yalnızca birkaç mm lik çenenin dolgunlaştırılmasını gerektiren küçük problemlerde sorunun çözümü oldukça kolay ve kısa sürede yapılabilmesine rağmen daha komplike ve her iki çenenin de müdahalesini gerektiren durumlarda operasyon süresi çok daha uzun ve operasyonda o oranda komplike olabilir. Mevcut her problemin tedavisi farklı bir yaklaşımı gerektirir.

    Çenesinde estetik yada işlevsel anlamda problemi olan kimselerin mutlaka bir estetik plastik cerrahi uzmanına müracat ederek ayrıntılı bilgi almasında yarar vardır. Bazen problemlerin çözümünde yalnızca plastik cerrahi değil aynı zamanda diş hekimliği ve ortodonti gibi farklı branşlarında tedavi sürecine katılması gerekli olmaktadır.    




    MAKSİLOFASİAL YARALANMALARYüz bölgesi vücudun yaralanmalara en açık bölgelerinden birisidir. Birçok nedenlerle ortaya çıkan yüz yaralanmaları biz Estetik Plastik Cerrahların en çok uğraştıkları konulardan birisidir.

    Yüzümüz üzerindeki hayati derecede önemli olan yapıları içermesi ve de bizlerin sosyal hayatta en fazla ihtiyaç duyduğumuz vücut bölgelerimizin başında gelmektedir.

    5 duyu olarak adlandırdığımız konuşma, işitme, görme, yeme içme ve koku alma faaliyetlerimizin merkezi bu bölgedir.

    Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan yüz yaralanmaları bu duyularımızdan bir yada birkaçını veya hepsini birden olumsuz etkileyebilir. Bu duyularımızdan hiç birisini olumsuz etkilemese bile yaralanmalar sonrası yüzümüzde ortaya çıkan yaralanma izleri ve şekil bozuklukları estetik anlamda önemli bozukluklar oluşturarak yalnızca fiziki değil aynı zamanda psikolojik problemlerinde ortaya çıkmasına neden olabilir.

    Yüz bölgesini oluşturan temel yapılarımız; yüzümüzün derisi, deri altında derinin esneklik ve bombeliklerini oluşturan yağ bağ ve kemik dokusu, yine yüz bölgesinde yüzümüzün hareketlerini ve mimiklerini sağlayan yüz kasları mevcuttur. Yine bu bölgelerin tamamının beslenmesini ve duyusu bile birlikte hareketlerini sağlayan damar ve sinirleri mevcuttur.

    Bu anatomik yapılardan birisi yada bir çoğunda yada tamamında çeşitli nedenlerle yaralanmalar ortaya çıkabilir.

    Yüz bölgesinde en sıklıkla yaralanmaya neden olan olaylar şunlardır;

    1- trafik kazaları,

    2- ateşli silah yaralanmaları,

    3- intiharlar,

    4- düşmeler ve spor yaralanmaları,

    5- ev ve iş kazaları,

    6- kavgalar ve darp

    7- yanıklar,

    8- diğer nedenler,

    Bu nedenlerin hepsi yüz bölgesinde yaralanma nedeni olabilir ve neticede yüzümüzün hem fiziki görünümünde ve hemde fonksiyonlarında istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir.

    Bütün bu durumlarda ortaya çıkan yaralanmalar bazen göründüğünden daha ciddi sonuçlara yol açabilir. Her ne şekilde olursa olsun yüz bölgesinde ortaya çıkan bir yaralanma mutlaka bir plastik cerrahi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Çok küçük olarak görülen bir kesici delici alet yaralanması altta yatan bir siniri yada tükrük kanallarını kesmiş olabilir. Yine çok küçük olarak algılanan bir yüz bölgesi yaralanması eğer ayrıntılı değerlendirilmezse görme kayıpları yani körlük, yada beyin kanamaları ve bilinç kayıplarına neden olacak kadar ciddi olabilir.

    Bütün yüz bölgesi yaralanmaları estetik plastik cerrahi uzmanlarında değerlendirildikten sonra tedavi aşamasına geçilmelidir. Tedavi bazen yalnızca birkaç dikiş yada doku yapıştırma yöntemi ile yapılacak kadar basit olabilir yada günlerce hastanede kalmayı gerektirecek komplike tedaviler içerebilir.

    Yaralanmalar sonrası ortaya çıkacak iz ve şekil bozukluklarının minimal olması da uygulanacak estetik plastik cerrahi kuralları ile bağlantılıdır.

    Yüz yaralanmaları yada diğer deyişle maksillofasiyal yaralanmalar estetik plastik cerrahinin önemli uğraşı alanlarından birisidir.



    HİPOSPADİASEstetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin uğraşı alanlarından biriside genital bölge anomalileri olarak bilinen cinsel organ gelişim problemleridir. Gerek kız ve gerekse erkek çocuklarda doğuştan mevcut olan birçok cinsel organ oluşum ve gelişim problemleri mevcut olabilir. Bu problemlerden bir tanesi de erkek çocuklarda görülen ve tıbbi dilde hipospadias olarak bilinen durumdur.

    Halk arasında peygamber sünneti olarak bilinen durum erkeklerde sık olarak karşılaşılan ve doğumsal olarak görülen bir problemdir. Bu probleme sahip olan erkek çocuklar doğduklarında, normalde penislerinin en uç kısmında olması gereken işeme deliği (urethral açıklık), penis alt yüzünde daha gerilerde bir yerde bulunur. Olayın şiddetine göre bu açıklığın yeri çok gerilere gider ve hatta çok ileri durumlarda açıklık testis torbası üzerinde bir yerde olabilir.

    Netice olarak bu probleme sahip erkek çocuklar ayakta karşıya doğru idrar yapma yani işeme fonksiyonunu yapamazlar ve oturarak işemek zorundadırlar. Bu durum ise bu çocuklarda diğer arkadaşları gibi işeyememe nedeniyle utanmaya ve erkeklik duygusunda zedelenmeye neden olur. Yine bu çocuklarda eğer zamanında ve uygun bir şekilde tedavi edilmezlerse erişkinlik döneminde cinsel fonksiyonlarını yerine getirmekte sıkıntılara yol açabilir.

    Bu tür problem ile doğan erkek çocuklarda problemin tanısı doğar doğmaz hekim tarafından konabilmesine rağmen bazen özellikle hafif şiddetteki durumlarda gözden kaçabilir ve ailede durumu fark edemeyebilir. Bu durumlarda genellikle sünnet derisi de yeterince gelişmemiş ve eksik olduğu için halk arasında doğuştan sünnetli ya da peygamber sünneti şeklinde adlandırılıp ihmal edilebilmektedir. Bu şekilde olayın ihmal edilmesi ve farkına varılamaması sonucunda çoğunlukla aileler bu çocukların zaten çok az gelişmiş olan sünnet derisini de sünnet ettirmekte ve ileride bu çocukların tedavisi sırasında çok faydalı olabilecek bir dokunun da zayi olmasına neden olabilmektedir.

    Bu şekilde bir problemin erkeklerde görülme sıklığı yaklaşık 300 canlı erkek doğumunda bir olup niçin meydana geldiği konusunda çeşitli etkenler suçlamaktadır. Bu olaya sebep olan faktörler olarak

    1- Genetik ve ailevi nedenler,

    2- Hormonal nedenler,

    3- Çevresel faktörler, olarak belirtilmektedir.

    Her ne sebeple oluşmuş olursa olsun bu şekilde bir probleme sahip olan çocuklar bu problemin yanında çocukta başka bir problemde var mı diye araştırılmalıdır. Bu problem ile doğan çocuklar fark edilir fark edilmez mutlaka bir Plastik Cerrahi, Çocuk Cerrahisi yada bir Üroloji uzmanına muayene ettirilmeli ve bundan sonraki takip ve tedavileri de aynı ekip tarafından yönlendirilmeli ve yapılmalıdır. Muayene eden hekim mutlaka ileri tetkik ve inceleme sonrasında, ek başka bir problemin var olup olmadığını ve eğer mevcutsa bu problemlerinde teşhis ve tedavisini temin edecektir.

    Hipospadias adı verilen bu durumun tedavisi erkek çocuklar için son derece önemli olup mümkünse 1 yaş civarında bu tedavi yapılmalı ve çocuğun bu problemin oluşturacağı fiziksel ve ruhsal travmayı yaşaması engellenmelidir. Yapılacak olan tedavi cerrahi bir tedavidir ve yapılan cerrahi müdahale ile idrar yolu açıklığı olması gereken yere yani penisin uç kısmına taşınır.

    Penis erkek çocuklar için hem fonksiyonel açıdan ve hemde estetik açıdan son derece önemli bir organ olup bu şekilde problem ile doğmuş erkek çocuklara sahip olan aileler bu durumu kesinlikle ihmal etmemelidirler.



    YÜZ ŞEKİL BOZUKLUKLARIEstetik Plastik cerrahi uzmanlığı içerisine giren ve bizlere tedavi amacıyla başvuran hasta gruplarından birisini de yüz bölgesinde şekil bozuklukları olan kimselerdir.

    Yüz bölgesi insan bedeninin en önemli bölgelerinden birisi olup en dikkat çekici bölgesidir. Yüz bölgesi bir insan için çok önemli olan ağız, burun, göz, kulaklar vs gibi beslenme ve duyu organlarını içermesinin yanında alın bölgesi, kaşlar, yanaklar, çene ve dudaklar gibi estetik olarak çok önemli temel yapıları da içerisinde barındırmaktadır.

    Bu bölge bir bütün olarak insan hayatında hem fonksiyonel olarak ve hem de estetik olarak çok önemli ve olmazsa olmaz bir rol oynamaktadır. Bu bölgede doğuştan yada sonradan ortaya çıkan bir nedenden dolayı meydana gelen bir değişiklik insan hayatını çok olumsuz olarak etkiler.

    Yüzümüz gerek bireysel günlük yaşantımızda gerekse toplumsal ilişkilerimizde bizim için çok şey ifade eder. Aynaya baktığımızda yüzümüzde gördüğümüz en ufak bir sıra dışı değişiklik bizleri rahatsız eder. Yüzünde sivilceler çıkmış bir gencin psikolojisini düşünmek bile olayın önemini vurgular.

    Basit bir sivilcenin bile insanı çok etkileyebildiğini düşünürsek bu bölgede meydana gelen şekil bozukluklarının kişileri ne kadar olumsuz etkileyebileceğini düşünmek zor değildir.

    Yüz bölgesinde doğuştan bir takım şekil bozuklukları olabilir. Bunlardan bazıları yüz üzerindeki bazı organlarımızın tamamen yada kısmen gelişiminin olmamasıdır. Yüz bölgesinde var olan şekil bozuklukları esas olarak 2 gruba ayrılır.

    Doğuştan var olan yüz şekil bozukluklarından bazıları;
    Kulakların hiç gelişmemiş ya da az gelişmiş olması,
    Yüzün bir tarafının yada iki tarafının birden gelişiminin yetersiz olması,
    Çene gelişiminin yetersiz ve asimetrik olması,
    Yüz bölgesinde gelişen simetri bozuklukları,
    Torti colllis (boyun eğriliği) e bağlı yüz simetri bozuklukları,
    Yüzün cildinde yada damarsal yapılarında oluşmuş hemanjiomlar, nörofibromatozisler, küçük yada dev nevuslar, lenf sistemi hastalıkları,

    Gözkapağı problemleri, Göz kapağı düşüklüğü (pitozis), gözkapakları açıklığının yetersizliği ve yapışıklığı (blefarofimozis) vs.
    yüz yumuşak dokularında genetik nedenlerle ortaya çıkmış olan erken yaşlanma belirtileri ve sarkmalar.

    Burada saymış olduklarımızın dışında onlarca farklı yüzde şekil bozukluklarına neden olan neden vardır.

    Yüz bölgesinde hayatın sonraki aşamalarında ortaya çıkan şekil bozuklukları;
    Trafik kazaları yada diğer travmalara bağlı yüz bölgesinde yüz kemik ve yumuşak dokularını içeren şekil bozuklukları,
    Yanıklara bağlı yüz bölgesinde şekil bozuklukları,
    Yüz bölgesini tutan kanserler ve onların tedavileri sonrası ortaya çıkan şekil bozuklukları,
    Yüz bölgesindeki yağ dokusu ve diğer yumuşak dokularda zamanla erimeye bağlı zayıflıklar çökükler vs. (Örn: hemifasiyal atrofi), bunlardan yalnızca bazılarıdır.

    Sonuç: Yüz bölgesinde çeşitli nedenlerle şekil bozuklukları mevcut olabilir. Bu durum kişileri yalnızca fonksiyonel yani normal günlük hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilme konusunda sıkıntılı yapmakla kalmaz aynı zamanda estetik olarak kişilerde önemli problemlerin kaynağı olabilir. Bu tür problemlere sahip olan kimselerin müracat etmeleri gereken yer Estetik Plastik ve Rekonstruktif cerrahi uzmanlarıdır.

    Günümüzde estetik plastik cerrahinin ulaşmış olduğu gelişme seviyesi bu tür sorunlara sahip olan kimselerin çok daha kaliteli ve mutlu bir hayat sürmelerine olanak sağlamaktadır.



    KRONİK İYİLEŞMEYEN YARALARŞeker hastalığı ile estetiğin ne alakası var diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin ne kadar geniş ve kapsamlı bir branş olduğundan bundan önceki bazı yazılarımızda bahsetmiştik. Bunlar içerisinde uzun süre devam eden ve bilinen klasik yöntemlerle tedavisi mümkün olmayan kronik yaralarında bu branşın konularından olduğunu ifade etmiştik. İşte bu kronik yani uzun süre devam eden ve tedavisi oldukça zor olan yaralardan biriside şeker hastalığına bağlı ayak yaralarıdır. Genellikle toplumda bu konudaki bilinç yeterli düzeyde olmadığı için şeker hastalığına bağlı ayak yaraları hep ihmal edilir ve neticede telafisi imkânsız çok kötü sonuçlar ortaya çıkar ki, olabilecek en kötü sonuç yaralı ayağın ve hatta bazen bacağın kesilmesidir.

    Netice olarak bugün anlatacağımız konu son derece önemli ve hayati bir konudur. Mutlaka hepimizin çevresinde eşimiz, dostumuz akrabamız ya da yakın ya da uzak çevremizde bu türlü bir probleme sahip birçok insan olabilir. İnanıyorum ki bu tür konuların bu köşelerde anlatılması toplumun çok önemli sağlık konularında daha bilinçli olarak davranması ve sağlıklı bir toplum olma konusunda katkısı olacaktır.

    Şeker hastalığı olarak bilinen diabetes mellitus toplumda oldukça sık rastlanan bir hastalık olup yaklaşık olarak her 100 kişiden 6’sında bu hastalığın mevcut olduğu söylenebilir. Şeker hastalığına sahip olan her 100 hastanın ise yaklaşık 60 kişisinde şeker hastalığına bağlı ayağında yara ortaya çıkmaktadır. Bu kadar sık ortaya çıkan problem konusunda mutlaka bazı şeyleri çok iyi bilmeliyiz.

    Ayağının herhangi bir yerinde çok küçükte olsa bir sıyrık, su toplanması ya da yara olan bir şeker hastası, bunun çok büyük bir felaketin öncü habercisi olabileceğini kabul etmeli ve hemen bir doktora müracat etmelidir. Müracat edilecek en uygun branş bu aşamada Plastik cerrahi, Dermatoloji yada Ortopedi bölümü olacaktır. İlgili doktorlar bu aşamada mutlaka gerekeni yapacak ve yaranın büyümeden önlenmesi sağlanacaktır. Ayaklarının herhangi bir yerinde yara olan şeker hastaları bilmeliler ki çok ciddi bir durumla karşı karşıyadırlar ve bu aşamada yapılacak yanlışlıklar ve ihmaller telafisi çok zor sonuçlara yol açacaktır. Başlangıç aşamasında iyi bir sıhhi ortamın o bölgede sağlanması ve gerekli ilaçların kullanılması, pansuman ve küçük müdahalelerin yapılması ayağın ve yaranın tamamen iyileşmesini sağlayacaktır.

    Maalesef zamanında müdahale yapılmayan, uzun süreli olan ve gittikçe büyüyerek kemiklere ve eklemelere kadar ulaşan yaralar tedavisi çok zor yaralar olup bu tür yaraların tedavisi mutlaka özel yara bakım ünitelerinin olduğu merkezlerde yapılması gereklidir.

    Samsunda da bu tür bir merkez OMU Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı bünyesinde bulunmaktadır. Yrd Doç Dr Ahmet Demir tarafından yönetilen bu ünite özellikle başlangıç aşamasını geçirmiş ve ilerlemiş yaraların tedavisinde son derece önemli bir görevi üstlenmektedir. Kronik yara tedavisi ile ilgili teknik ve bilimsel alt yapının da olduğunu düşündüğüm bu merkez ilerlemiş şeker hastalığına bağlı ayak yaralarının olduğu durumlarda yararlı hizmetler vermektedir.

    Şeker hastalığının toplumda çok yaygın bir hastalık olduğunu biliyoruz. Bu hastalığın eğer iyi takip ve kontrol edilirse gerekli diyet ve ilaç tedavilerine dikkat edilirse vücuda zararı oldukça sınırlı kalacaktır. Aksi takdirde eğer bu hastalık yeterince önemsenmez ihmal edilirse telafisi son derece zor ve hatta imkânsız sonuçlar doğurabilir. İhmal edilmiş ve tedavi ve takibi yetersiz bir şeker hastalığı vücutta hemen her doku üzerinde zararlı ve olumsuz etkilere sahiptir. Bu köşede bu hastalığın vücutta yaptığı tahribatların hepsinden bahsedebilmek zaman ve yer kısıtlılığından dolayı mümkün değil ve bu nedenle özellikle bu hastaların yada hastalık adaylarının çok dikkat etmeleri gereken konulardan kısa kısa bahsetmek istiyorum.

    Şeker hastalığı ile biz Plastik Cerrahların ilgisi özellikle uzun süreli şeker hastalıklarında özellikle ortaya çıkan ve klasik bilinen yöntemleri tedavisi çok zor olan kronik yaralardır. Özellikle ayak bölgesinde ortaya çıkan yaralar bizlerin ilgi alanındadır.

    Yine şeker hastalığı ile biz Plastik Cerrahların çok ilgili olduğu bir diğer konu bu hastaların bizlere bir estetik operasyon geçirmek için müracaat etmeleri konusudur. ‘’Şeker hastaları estetik ameliyatları yaptırabilirlermi?’’, Yada ‘’bu durumdaki kimselerde Plastik Cerrahinin yaklaşımı nasıl olmaktadır’’ bu başka bir yazının konusu olacaktır muhtemelen.

    Şeker hastalığı ile mutlaka bilinmesi gerekenler ;

    Uzman önerilerine sıkı bir şekilde uyulduğu takdirde şeker hastalığı tehlikeli bir hastalık değildir ve ömrü kısaltmaz.

    Ailesinde şeker hastalığı olan birisi en azından diğer insanlara göre daha fazla şeker hastalığına yakalanma şansına sahiptir ve mutlaka dönem dönem kan tahlilleri ile kontrolden geçmelidir.

    Her normal insan en azından senede 1 kez genel bir sağlık muayenesinden geçmeli ve yalnızca şeker değil diğer karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, tiroid fonksiyon testleri gibi tahlilleri yaptırmalıdır.

    Kendisinde şeker hastalığı olduğu ortaya çıkan bir kişi kesinlikle strese girmemeli ve toplumda kendisi gibi milyonlarca insan olduğunu ve bunlarında büyük çoğunluğunun tamamen normal bir hayat sürdürdüğünü bilmelidir.

    Şeker hastalığı teşhisi konulduğu anda vücudun diğer ilgili organları kontrolden geçirilmeli göz, böbrek, sinir sistemi, kalp ve tansiyon yönünden tam bir incelemeden geçmelidir.

    Kişi eğer normalden fazla kiloya sahip ise mutlaka normal bir kiloya gelebilmek için uzman gözetim ve denetimde diyet ve sportif faaliyetlerinde katkısıyla çaba sarf etmelidir.

    Şeker hastalığı tanısı almış bir kişi hijyen kurallarına herkes den daha fazla dikkat etmelidir.

    Özellikle ayaklarına çok fazla özen göstermeli, tırnak kesimlerini çok dikkatli yapmalı. Çok derin kesilen tırnakların kolayca tırnak batması ve ayak yaralarına dönüşebileceğini unutmamalıdır.

    Ayaklarını nemli ve ıslak bırakmamalıdır. Çorapsız dolaşmamalı ve mutlaka ayaklarına uygun ayakkabı giymelidir. Bol yada dar olmamalıdır. Bu konuda bir Dahililiye, Dermatoloji yada Plastik Cerrahi uzmanından daha ayrıntılı bilgiler almalıdır.

    Ayaklarını özellikle kışın soba yada kalorifer peteklerine çok fazla temas ettirmemelidir çünkü duyusunda meydana gelen bozukluk nedeniyle oluşabilecek yanıkları fark etmeyebilir.

    Eğer bir kişi şeker hastası olduğunu bilir, kabullenir ve gereğini de yaparsa kesinlikle tamamen normal ve konforlu normal bir hayat yaşar. Aksi takdirde onları oldukça sıkıntılı ve zor bir hayat beklemektedir.



    EL VE AYAK ŞEKİL BOZ.Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin uygulama alanlarından biriside el ayak bölgesindeki şekil bozuklukları, yapışıklıklar vs dir.

    Bu şekil bozukluklarının en azından sık bilinenlerini sıralayacak olursak;
    Parmaklarda öne yada arkaya, sağa yada sola çekilmeler (kontraktürler),
    El ayak yada parmaklarda aşırı büyümeler (jigantizm)
    El ayak yada parmaklarda gelişim yetersizlikleri (hipoplazi)
    Parmakların sayısının normalden az yada fazla olması (oligo yada polidaktili, dublikasyon))
    Parmakların birbirinden çok ayrık olması, yarık el ayak yada parmak (kleft)
    Parmakların birbirine yapışık olması (sindaktili)
    Parmaklar arasında yanık nedeniyle ortaya çıkan yapışıklıklar, kopmalar vs.
    El ve ayak bölgesine duyu yada motor fonksiyon sağlayan sinirlerden kaynaklanan problemler.
    El ve ayak bölgesinde tümör tedavisi sonrası gelişen şekil bozuklukları.
    Doğuştan el ve ayak bölgesinde ortaya çıkan eksiklikler, şekil bozuklukları (farklı konjenital anomaliler)

    El ve ayak bölgesinde görülen problemler doğuştan ya da hayatın sonraki bir aşamasında ortaya çıkabilir. Bu bölgede ortaya çıkan sorunlar estetik yönden problem oluşturduğu gibi ondan daha da önemlisi el ve ayakların normal görevlerini yerine getirememe gibi sorunlara yol açar. El ve ayakların insan hayatında ne derece önemli uzuvlarımız olduğunu anlatmaya gerek yoktur. Bu bölgelerde ortaya çıkan anormalliklerinde günlük yaşantıda ortaya çıkaracağı sıkıntılar oldukça fazladır.

    El ve ayak bölgelerinde görülen şekil bozukluklarının hayatın doğumdan sonraki aşamalarındaki nedenleri arasında; geçirilen kazalar ya da ateşli silah yaralanmaları, yanıklar, tümörler ve tedavisi sonrası nedenler ilk akla gelenleri olup birçok neden bunlara ilave edilebilir.

    Bu bölgede ki şekil bozukluklarının nedeni ister doğuştan olsun isterse sonradan ortaya çıkmış olsun tedavisi son derece önemlidir.

    Hem fonksiyon açısından hem de estetik açıdan eğer mümkünse bu problemler mutlaka düzeltilmelidir.
    Yukarıda sayılan ya da burada ifade edilmemiş el problemlerinin tedavisi bazen kolay ve tatmin edici olmasına rağmen bazen de oldukça zor ve en azından şimdilik imkânsızdır.

    Kendilerinde ya da bir yakınında bu şekilde problemleri olan kimselerin yapması gereken şey mutlaka bu konularda deneyimli bir Estetik Plastik cerrahi ya da Ortopedi uzmanına müracat ederek tedavi sürecini başlatmaktır.

    Yukarıda bir kısmını saydığımız el ve ayak bölgesi şekil bozukluklarının her birisinin tedavi protokolü, tedavi zamanlaması vs birbirinden farklı olabilir. En azından tedavi sürecinde bir gecikmeyi engelleyerek ileride belki de telafisi çok daha zor olacak sonuçların ortaya çıkması engellenebilir.

    Sonuç:

    Ellerimiz ve ayaklarımız bizi hayata ve yeryüzüne bağlayan ana uzuvlarımızdandır. Bu bölgede var olan ya da ortaya çıkan problemler günlük yaşantımızı olumsuz etkileyecektir. Zamanında yapılan uygun tedavi yöntemleriyle bu olumsuzlukları en azından azaltmak mümkün olacaktır. Hangi problemde ne tür tedavi yöntemleri uygulanır şeklindeki soruların cevabını en doğru bir şekilde problemi muayene eden uzman hekim verecektir.



    BURUN ESTETİĞİBurun; yüzümüze anlam veren, yüz karakteristiğimizi belirleyen, hem estetik görünümümüzü artırma ve hem de soluduğumuz havayı süzüp temizleyerek sağlıklı bir havanın Akciğerlerimize gitmesini sağlayan önemli bir organımızdır.

    Çeşitli nedenlerle burunun görünümünde ortaya çıkan bozuklukların düzeltilerek, anatomik olarak normal, kişinin yüzü ile uyumlu ve kişinin yüzüne yakışan bir burun tipinin cerrahi yöntem kullanılarak oluşturulmasıdır.
    Ailesel ve genetik nedenler, düşme ve çarpma gibi incinme, trafik kazaları ve buna benzer birçok nedenden dolayı burun görünümünde normalden sapmalar olabilir. Bu nedenlerden hiç birisi olmasa bile bazen kişi daha güzel bir burun yapısına sahip olmak isteyebilir.

    Bu ameliyatları Plastik Rekonstuktif ve Estetik Cerrahi uzmanları yapar ve operasyonu bir hastanede ya da ameliyathane şartlarını içeren bir ofiste yapılabilir. Lokal anestezi ile yapılan operasyonlar ofis ameliyathanesinde yapılabilirken, genel anestezi ile planlanan ameliyatların mutlaka hastane koşullarında yapılması gerekir.

    Bilgisayar animasyonları ile hasta fotoğrafları üzerinde değişiklikler yapılıp ameliyat sonrası oluşacak şekil konusunda hastayı yönlendirmek bazen çok dramatik hayal kırıklıkları, mutsuzluklar ve bazende hukuki sorunlar oluşturabilir. Hastaya ameliyat sonrası oluşacak burun şeklini göstermek onda şartlanma ve o fotoğrafa fiske olma yaratabilir. Ameliyat sonrası çok güzel bir burun bile olsa kendi kafasına yerleştirmiş olan fotoğraftan sapma hastayı mutsuz edebilir. Bu uygulamaları ticari olarak doğru olabilir ama tıbbi olarak doğru değildir.

    Ortalama 1-2 saat kadar sürer ve genelde hastanede kalmayı gerektirmez ya da en fazla 1 gece gerekebilir.

    Burunda şekil bozukluğu olan hastaların çoğunda aynı zamanda burunun fonksiyonlarında da yetersizlik vardır. Plastik cerrahlar estetik amaçlı burun ameliyatı yaparken mutlaka onada dikkat ederler ve varsa burunda obstruksiyon ya da tıkanıklık yapan kıkırdak ya da kemik eğriliklerini, düzensizliklerini düzeltirler.

    Genellikle burun normal gelişimini tamamladıktan sonra estetik amaçlı burun operasyonları önerilir fakatbazı özel durumlarda erken yaşlarda da gerekebilir? Buna ameliyatı yapacak olan hekim karar verir. 16-18 yaş civarlarında bu operasyonlar yapılabilir.

    Cerrah gerek gördüğü bazı tetkikleri isteyebilir. Sigara içiminin bırakılması hastanın lehinedir. Aspirin türü kanamayı artırma ihtimali olan ilaçların alınmasının durdurulması gerekir.

    Operasyon genelde genel anestezi bazen de lokal anestezi ile yapılabilir. Burun delikleri içerisinden girilerek yapıldığında hiçbir iz kalmaz (kapalı teknik). Kolümelledan yapılan küçük bir kesi ile yapılırsa çok zor anlaşılan küçük bir iz oluşur ama hastayı rahatsız etmez (açık teknik). Hangi tekniğin kullanılacağına cerrah hasta ile konuşarak karar verir. Ameliyattan sonra burun delikleri içine birer adet tampon ve burun dışarısına burunu şekillendirmek için bir atel konur. Atel ya da alçı 1 hafta burunda kalır. Tamponlar genelde 2. gün çıkarılır. Burun ameliyatları sonrası kişilerin yapısal farklılıklarına bağlı olarak göz civarlarında şişme ya da morarma olabilir. Bazen de çok az olabilir ya da hiç olmayabilir. Burun ameliyatları ağrılı değildir. Hastalar ağrıdan şikâyet etmezler.

    Ameliyat sonrası hastalar hemen normal yaşantılarına döner ve kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılarlar. İşlerine dönmeleri için 1-2 haftalık süre yeterlidir.

    Tecrübeli ellerde yapıldığı taktirde riskli ameliyat olarak değerlendirilemez ama yinede bir operasyondur ve her operasyonda olabilecek bazı enfeksiyon, kanama yada yeni burun şeklinden tam tatmin olmama gibi komplikasyonlar olabilir.

    Maliyet ameliyatı yapan cerraha, anestezinin tipine, ameliyatın yapıldığı hastane ortamına göre değişebilir.

    Bizim Önerimiz:

    Estetik amaçlı burun ameliyatı düşünen bir kimsede önce bu konuda motivasyon tam olmalıdır. Ameliyat kararını bir başkasını memnun etmek için değil sadece kendiniz için vermelisiniz. Bu operasyon kişinin yüz görünümünde oldukça pozitif değişiklikler oluşturarak kendine olan güvenini artıran yüz güldürücü bir operasyondur. Ameliyat kararı verdikten sonra doktorunuzu seçin ve onunla operasyon hakkında ayrıntılı olarak konuşun. Aklınıza takılan her şeyi sorun. Doktorunuz sizi yeterince aydınlattı ve sizde ikna oldu iseniz rahatlıkla bu operasyonu yaptırabilirsiniz.r söylenebilir. Ameliyatın fiyatını ameliyattan kompleksliği, süresi, ameliyatın lokal yada genel anestezi ile yapılması, ameliyatın yapıldığı hastanenin kendi ücretleri vs etkilemektedir. Rakamlar ülkeden ülkeye ve aynı ülkede şehirden şehre ve aynı şehirde bile cerrahlar arasında farklılıklar gösterebilmektedir.
    Doktorumuz Hayati Akbaş'a burun estetiği ile ilgili her türlü soruyu sorabilirsiniz.
     
    444 1 326



     MEME BÜYÜTME Memeler kadının beden görünümde fiziği tamamlayan çok önemli hem fonksiyonel ve hemde estetik önemi olan aksesuar yapılardır. Omuz genişliği, göğüs çevresi, bel ve kalça çevresi ölçümlerinde meme hacmi önemli bir yer tutar . Bu ölçümler içinde meme hacmi küçük olduğu zaman vücut kontur görünümü eksik kalır . Memeler, yapısal olarak değişik nedenlerle küçük olabilir. Biri diğerinden daha küçük, asimetrik olabilir. Doğumsal olarak bir tanesi hiç olmayabilir. Her iki memenin eşit hale getirilmesi ya da hacminin arttırılması için, günümüzde, silikon protezler dışında başka seçenek yoktur. Kişinin kendi dokuları ile meme büyütme ameliyatları denenmiş, ancak sonuç vermemiştir. her ne kadar son zamanlarda yağ enjeksiyonları yada vakumlu sistemlerle meme büyültme konusunda çalışmalar olmasına rağmen henüz yaygın kabul görmemiştir. Meme protezlerinde esas madde protezin dış yüzeyinde yer alan silikondur. Sadece dolgu maddesi farklı olabilir. Her protezin kendine göre avantaj ve dezavantajları mevcuttur. Bunlar ameliyattan önce detaylı olarak konuşulmalı ve hangisinin kullanılacağına birlikte karar verilmelidir.

    1960´lı yıllarda kullanılmaya başlanan silikon protezler günümüzde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Silikon içeren ürünler kozmetik sanayide ve tıpta başka amaçlarla da kullanılmaktadır Meme protezleri ,meme şeklinde hazırlanmış balona benzer yapılardır. Yuvarlak ve anatomik denilen damla şeklinde olanları mevcuttur . Kadının memesindeki duruma uygun olarak bunlardan biri seçilir Balon kısmı silikondan yapılmıştır; vücuttaki dokulara uyum sağlaması için protezin yüzeyi pürtüklü olarak üretilmiştir. Balonun içini dolduran maddeler farkı olabilir.

    Protez konulacak hastalarda , ameliyattan önce mamografi ve gerekirse ultrasonografi adı verilen radyolojik tetkikler ile meme dokusu değerlendirilir. Her ameliyatın genel veya kendine has riskleri vardır. Meme bölgesinde ödem ve ağrı ameliyat sonrası görülen yakınmalardır. Ameliyata bağlı kanama ve enfeksiyon nadir görülen durumlardır. Bazı hastalar ameliyattan sonra meme başlarında artan veya azalan duyarlılıktan ya da kesi çevresinde hissizlikten şikayet ederler. Bu genellikle geçicidir. Protezi yırtılması nadir bir durumdur, araç içi trafik kazalarında olduğu gibi sıkışmalarla, yüksekten düşmelerle ve delici alet yaralanmaları ile ortaya çıkabilir. Mamografi tekniklerindeki gelişmeler ve MR´ın (magnetik rezonans görüntüleme ) meme incelemesinde kullanılması ile protezli memelerin değerlendirilmesi rahatlıkla yapılabilmektedir. Meme protezi olan kişiler meme muayenesi amacıyla doktora gittikleri zaman doktoru mutlaka bu konuda bilgilendirmelidirler.

    Meme büyütme ameliyatına karar vermeden önce , sizi rahatsız eden kusurunuzu ve ameliyattan beklentinizi açıkça doktorunuza söylemeniz,seçilecek protezi,protezin hangi kesiden konacağını, anestezi tipini, ameliyatın erken ve geç sonuçlarını tartışmanız gereklidir.

    Ameliyat genel anestezi ile hastane koşullarında ameliyathanede yapılır .1-1. 5 saat sürer .Protezin konabilmesi için açılan yere göre iz bırakır .Meme altı kıvrımı, koltukaltı. meme başı kenarından girilebilir .Son zamanlarda göbek çevresinden girilerek konduğu bildirilmiştir .Ancak bu yöntem henüz kabul görmemiştir .Giriş yeri neresi olursa olsun iz bırakır .Bunlar başlangıçta belirgin, zamanla belli belirsiz hale gelen izlerdir .Protez meme dokusu arkasına yada göğüs kasının arkasına yerleştirilebilir . Her uygulamanın da avantaj ve dezavantajları vardır , bu ayrıntı da ameliyattan önce değerlendirilmelidir.

    Hasta 3-4 gün içinde işine dönebilir. 2 ay ağır sporlardan uzak durması sağlık verilir . Protezle meme büyütme ameliyatı, genel olarak iyi ve kalıcı sonuç veren, kişinin ve eşinin ruh sağlığını olumlu yönde etkileyen, onları yaşama daha bağlı hale getiren bir Estetik Cerrahinin en yüz güldürücü ameliyatlarından birisidir.



    MEME KÜÇÜLTME

    Memelerin normal boyutlarından daha büyük olması kadınlar için hem fonksiyonel ve hem de önemli bir estetik problemdir. Bilindiği gibi kadınlarda meme ergenlik döneminden itibaren büyümeye ve gelişmeye başlar ve genellikle ergenlik döneminin sonunda da normal bir boyuta ulaşır. Bazı kadınlarda ise bu büyüme normalden çok daha fazla olur. Bunun dışında da gebelikler sonrasında da memelerde bir miktar daha büyümeler oluşabilir.

    Meme büyüklüğü ailesel ve yapısal, hormonal bazı bozukluklar sonrası, aşırı kilo almalar sonrası vb nedenlerle göğüslerde aşırı büyüklükler oluşabilir.

    Göğüslerde büyüklüğe bağlı fazı fiziksel rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu rahatsızlıklar arasında vucut ağırlık merkezinin öne doğru kayması nedeniyle sırt ağrısı, bel ağrısı, boyun ağrısı ve omuz ağrısı ortaya çıkabilir. Göğüslerdeki büyüklüğe bağlı birbirine temas etmesi ve sürtünmesi neticesinde kıvrım yerlerinde ve temas yerlerinde pişikler, kızarıklıklar ve kokulu sulanmalar oluşabilir. Yine vücut aksında oluşan sapma ve iri göğüslerin gizlenmesine yönelik vücut hareketi nedeniyle hantal ve kamburumsu duruş bozukluğu ortaya çıkar.

    Memelerin normalden büyük olması yukarıda saydığımız bazı fiziksel rahatsızlıkların dışında kadınlarda kıyafet seçimi ve uygun iç çamaşırı seçimi konusunda da sıkıntılar yaşatır. Bu kimseler istedikleri kıyafeti seçememenin sıkıntısını sürekli yaşadıklarını ifade ederler. Bunu dışında tabiî ki meme büyüklüğü çok önemli bir estetik kusurdur aynı zamanda. Bu şekilde problemi olan kadınlar göğüslerini sürekli saklama ihtiyacı hissederler. Sportif ve sosyal faaliyetlere katılmak konusunda sürekli tereddütler yaşarlar

    Göğüs iriliği kadınlarda çok genç yaşlarda ve hatta ergenlik döneminde de problem olabilir. Yine bu dönemde dev meme büyüklüğü denilen aşırı meme büyüklükleri ortaya çıkabilir. Bunların mutlaka hormonal yönden incelenmesi gerekmektedir.

    Meme büyüklüğü hafif orta ve ileri düzeylerde olabilir ve genellikle büyüklüğün yanında memede sarkmada olaya eşlik eder.

    Meme büyüklüğünün tedavisinde yapılması gereken şey cerrahi operasyonla memelerin hacmini ve görünümünü normale getirmektir. Hem hacim olarak memelerin boyutları küçülecek ve hem de memeler göğüs üzerinde olması gerektiği pozisyonda olacaktır. Ameliyat genel anestezi altında yapılır ve ameliyat sonrası genelde 1 gece hastanede kalmak gereklidir. Normal şartlar altında riskli ameliyat grubundan bir operasyon olmamasına rağmen enderde olsa hematoma, enfeksiyon, meme şeklinin idealin altında olması giribi istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir.

    Meme küçültme ameliyatında kullanılan birçok değişik teknik mevcuttur. Kullanılacak teknik memelerin büyüklüğüne, cerrahın tercihine ve deneyimine, hastanın ameliyat sonrası iz konusundaki beklentilerine göre değişiklikler gösterebilir.

    Ameliyatın masrafı ameliyatı yapan cerraha, operasyonun yapıldığı hastaneye, ve ameliyatın büyüklüğüne göre farklılıklar gösterebilir.

    Sonuç : Meme büyüklüğü kadınlar için çok önemli bir problem olup cerrahi olarak tedavisi mümkün olan bir problemdir. Ameliyat sonrası göğüsler normal hacimlerine ve olması gereken pozisyonlarına dönerler hastalar hem fiziksel olarak çok rahatlarlar ve estetik olarak memelerin görünümlerinin eskisiyle kıyaslanmayacak kadar güzel olması nedeniyle psikolojik olarak ta bu kadınlar kendilerini çok mutlu hissederler. Bu şekilde problemleri mevcut olan kadınların Plastik Cerrahi uzmanına müracat ederek sorunlarını ayrıntılı bir şekilde doktorları ile konuşmalarını eğer doktor da kendileri üzerinde yeterli güveni oluşturdu ise bu operasyonu yaptırmalarını öneririm.




     KARIN ESTETİĞİ

    Karın bölgesinin fonksiyonları nelerdir?

    Karın bölgesi içerdiği kas ve diğer destek dokuları vasıtasıyla ayakta dik durmamızı, düzgün yürümemizi, cisimleri rahat kaldırmamızı sağlayan, anatomik görünümüyle de güzel bir vücut imajının tamamlayıcı bir parçasıdır.

    Karın estetiği nedir?

    Estetik bir operasyonla karın bölgesinin eski düzgün, gergin ve güzel görünümünü yeniden kazandırmak amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir.

    Karın da şekil bozukluğu nedenleri nelerdir?

    Gövdemizin ön-alt kısmını oluşturan karın bölgesi doğumlar, kilo alıp vermeler, yaşlanma vb nedenlerle deforme olabilirler. Genetik-yapısal farklılıklardan dolayı ortaya çıkan şekil bozuklukları herkeste farklı olmaktadır. Her ne sebeple oluşursa oluşsun karın bölgesinde oluşan sarkmalar, çatlaklıklar ve diğer kusurlar özellikle kadınlarda, fakat daha az sıklıkla olmakla birliktede erkeklerde de estetik sorunlara yol açar. Kişi artık vücudunu beğenmemeye aynada kendisini görmekten rahatsızlık duymaya başlar.

    Estetik karın ameliyatını kim yapar ve nerede yapılır?

    Bu ameliyatın mutlaka bir Plastik Cerrah tarafından yapılması gerekir. Başka branştan meslektaşlarımızın bu operasyonu yapması hem tıbben doğru değildir ve hemde etik değildir. Ameliyatın mutlaka hastane ortamında ameliyathanede yapılması gerekir.

    Operasyonun süresi nedir ve hastanede kalmayı gerektirir mi?

    Operasyon yaklaşık 2-4 saat kadar sürer ve en az 1 gün hastanede kalmayı gerektirir.

    Ne tip anestezi altında uygulanır?

    Operasyon genel anestezi altında yada spinoepidural anestezi altında yapılabilir. Spinoepidural anestezi sırasında hasta uyanık olup hiç ağrı hissetmez. Anestezinin seçiminde cerrahın ve hastanın tercihleri dikkate alınır.

    Estetik karın ameliyatı yapılırken, karında yada göbekte fıtık problemi de varsa aynı anda düzeltilebilir mi?

    Evet. Karın estetiği cerrahisi sırasında önceki doğumlara vs bağlı karın bölgesindeki fıtıklaşmalar rahatlıkla düzeltilebilir.

    Yaş sınırlaması var mıdır?

    Cerrahiye engel bir sağlık problemi olmayan kadın erkek herkese eğer karın germeyi yada estetiğini gerektirecek bir problemi varsa bu işlem yapılabilir.

    Ameliyat öncesi hazırlıklar nelerdir?

    Rutin ameliyat öncesi tetkik ve tahlilleri yapılır. Hasta ameliyata aç olarak gelir. En az 10 saat öncesinden yeme içme kesilir. Sigara içiyorsa bırakır. Aspirin türü kanamayı artırıcı ilaç kullanıyorsa doktorunu önceden bilgilendirir ve bırakır

    Ameliyat sonrası normal hayata ne zaman dönülebilir?

    Ameliyat sonrası 2-3 hafta içerisinde normal yaşantıya dönülebilir. 2 ay içerisinde sportif faaliyetlere başlayabilir.

    Estetik karın ameliyatları risklimidir?

    Tecrübeli ellerde risk oldukça düşüktür, ama yinede bir operasyon, olup her operasyonda oluşabilecek enfeksiyon, kanama, normalden fazla yara izi vs ender de olsa oluşabilir

    Ameliyatın maliyeti?

    Maliyet ameliyatı yapan cerraha, anestezinin tipine, ameliyatın yapıldığı hastane ortamına göre değişebilir. Bizim önerimiz: Her ne sebeple oluşursa oluşsun karın bölgesinde oluşan gevşeme, sarkma ve çatlaklıklar özellikle kadınlarda çok önemli bir estetik kusur olarak ortaya çıkar. Vücut imajı bozulur ve kişinin kendine olan güveni kaybolur. Kişi istediği kıyafeti giyemez ve eşinin yanında kendisini rahat hissetmez. Karın germe ameliyatı gerçekten sonuçları oldukça yüz güldürücü olan estetik ameliyatlardan olup ihtiyaç hisseden herkes bu operasyonu rahatlıkla yaptırabilir. En ince ayrıntıya kadar cerrahınızla görüşmenizi ve tatmin olmanız halinde operasyonu yaptırmanızı öneririz.




    GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ

    Gözlerimizin en önemli fonksiyonu görmektir elbette ama onun yüzümüze kattığı mana, ifade, özgünlük ve estetik de çok önemlidir günlük yaşantımızda. Gözlerimizin hem fonksiyon anlamında hem de estetik anlamında en önemli tamamlayıcı unsurlarından birisi ise göz kapaklarımız. Tıpkı bir yorgan ya da bir araba sileceği gibi sürekli çalışarak asıl görme fonksiyonlarımızı sağlayan kısımların korunmasını ve görevini en iyi şekilde yerine getirmesini sağlar.

    Göz kapakları da zamanla yani yaşın ilerlemesi ile, bir takım genetik faktörler nedeniyle, ırksal nedenlerle ve çeşitli çevresel faktörlerin etkisiyle değişime uğrar. Bu durum kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda meydana gelir. Kadınlar genellikle görünümlerine erkeklere göre daha fazla dikkat ettikleri için onları daha fazla etkiler.Ortaya çıkan bu değişiklikler kişilerin görünümlerinde, bakışlarında farklılıklar oluşturur. Önceleri canlı, dinamik ve çekici olan gözler özellikle göz kapaklarındaki kırışma, sarkma, hareketlerindeki yavaşlama ve renk değişikliklerinin etkisiyle kişilerin daha yorgun, cansız, anlamsız ve olduğundan daha yaşlı görünmelerine sebep olur. Hatta bazen bu belirtiler o kadar şiddetli olabilir ki özellikle üst kapaklardaki sarkmalar kişinin normal görmesini engelleyecek kadar ileri seviyelerde olabilir. Bilindiği gibi her iki gözümüzde iki alt ve iki üst olmak üzere toplam dört kapak mevcuttur.

    Bazen yalnızca alt kapaklarda ya da yalnızca üst kapaklarda değişiklikler dikkat çekici olabilir. Bu değişikliklerin etkisiyle kişiler kendilerini daha yaşlı, yorgun ve tükenmiş hissederler. Kendilerine olan güvenleri azalır. İş ortamında ve aile ortamındaki üretkenliklerinde azalma görülür. Bu ifadeler abartılı düşünülmesin çünkü bize göz kapaklarındaki değişiklilerle ilgili tedavi maksadıyla başvuranların kendi duygularını ifade ederken kullandıkları bazı terimler çok daha dramatik ve vurgulayıcı. Göz kapaklarında oluşan bu değişiklikler Estetik cerrahide sık yapılan yüz gençleştirme operasyonlarının en önemli tamamlayıcı unsurlarından birisi olmasına rağmen yalnızca göz kapağı estetiği ile sonuçlar kişi için çok olumlu olmaktadır.

    Estetik cerrahi dışında bazı kremlerle vs ancak kısmi düzelme elde edilebilir ve bu uygulamalar cerrahinin alternatifi değildir. Bazen yapılan bir göz kapağı estetiği kişi üzerinde diğer pozitif etkilerin yanında 5-10 yaş daha genç gözükmesine yol açabilmektedir. Göz kapağı estetiği, estetik cerrahide en sık yapılan ameliyatlardan birisi olup bu operasyon mutlaka bir Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrah tarafından yapılmalıdır. Genellikle lokal anestezi yani sınırlı uyuşturma altında yapılır. Operasyon bölgesinin sinirleri geçici olarak uyuşturulduğu için kişi rahatsızlık hissetmez ve kolay tolere eder. Kişinin hastanede yatmasını gerektirmez ve ameliyat sonrası kişi kısa süreli bir dinlenme sonrası evine gidebilir.

    Bazı durumlarda göz kapağı estetiği operasyonunun bir hastane ortamında yapılması ve hastanın 1 gece hastane ortamında kalması gerekli olabilir. Bu duruma ameliyatı yapacak Plastik cerrah hastayı ayrıntılı bir şekilde muayene ettikten ve tetkiklerini değerlendirdikten sonra karar verecektir. Göz kapağı estetiği ameliyatı uzman ellerde uygun koşullarda yapıldığı takdirde riskli bir operasyon değildir. Ameliyat sonrası 3 günlük bir dinlenmeden sonra kişi normal hayatına dönebilir. Genelde dikişler ortalama 3 günde alınır ve kişiyi rahatsız edecek bir ameliyat izi oluşmaz. Tabiî ki şişliklerin, morlukların daha da düzelmesi için 1-2 haftaya ihtiyaç vardır.Göz kapağı estetiği düşünen herkes konuyla ilgili ayrıntılı bir görüşmeyi Plastik Cerrahı ile yapmalı, kafasındaki tüm soruları ayrıntılı bir şekilde sormalı ve cevabını almalıdır. Tabiî ki kişinin beklentileri aynı zamanda gerçekçi olmalıdır. Yapılacak bir göz kapağı estetiği sonrası yüzünün tamamen değişeceğini 10-20 yaş genç görüneceğini düşünen kimselerle karşılaşabiliyoruz. Böyle bir beklenti gerçekçi değildir. Bu beklentiye total bir yüz gençleştirme ameliyatı cevap verebilir ama unutulmamalıdır ki uygun endikasyonu olan bir kimsede yapılan bir estetik göz kapağı ameliyatı kişinin yüzünü ve bakışlarını çok olumlu yönde değiştirir, kişinin kendine olan güvenini artırır ve kendisini daha güzel ve mutlu hissetmesini sağlar.




    DUDAK KALINLAŞTIRMA

    Dudaklar estetik ve fonksiyonel açıdan önemli organlarımızdandır. Dudakları oluşturan temel yapılar; dudaklarımızın rengini ve ıslaklığını veren mukoza denen kısım, dudakları dış ortama ve çevre organlara birleştiren deri, bu iki dokunun arasında kalan ve asıl dudağın hem fonksiyonlarında ve hem de dolgun ya da zayıf gözükmesinde önemli rolü olan kaslar, yağ ve bağ dokularıdır.

    Dudaklar estetik olarak çok önemli bir estetik ünitedir. Yüz üzerinde en dikkat çekici yapılardandır. Bazı kimselerde normalden daha kalın gözükmesine rağmen bazı kimselerde daha ince gözükürler. Dudakların daha estetik bir görünüm kazanmasında kendisinin anatomik olarak normal olmasının yanında çene burun ve diğer yüz yapılarının da birbirleri ile oran ve uyumu da önem taşır.

    Dudakların ince yada kalın olması; dudakları oluşturan anatomik yapıların gelişim eksikliklerine yada anomalilerine, ailesel yada genetik nedenlerle inceliklere, yada aslında normal oranlarda olmasına rağmen kişilerin yada eşlerinin daha kalın dudaklardan hoşlanması nedeniyle mevcut dudakların ince olarak algılanması nedeniyle sorun olarak karşımıza gelebilir.

    Her ne sebeple olursa olsun dudaklarının ince olduğunu düşünen, yada kalın olduğunu düşünen bir kadın yada erkek hastada Plastik Cerrahi uzmanı çok dikkatli bir şekilde dudakları incelemeli ve gerçekten bir problemin olup olmadığına kendisi karar vermelidir. Cerrah hastanın beklentilerinin gerçekçi olduğu konusunda mutlaka tatmin olmalıdır. Aksi halde ne işlem yapılırsa yapılsın hasta mutlu olmayabilir. Bazen hastalar tanınmış bir film yıldızının resmini doktora getirirler ve bunun aynısından istiyorum diye istek de bulunabilirler. Doktor olabilecekler ve olamayacaklar ile ilgili hastayı ayrıntılı bilgilendirmelidir.

    Dudak kalınlaştırma işlemi 3 şekilde yapılabilir.

    1-Otojen madde kullanılarak yapılan dudak kalınlaştırma işlemleri; Kişinin kendi vücudundan doku alınarak yapılan kalınlaştırma işlemidir. Yağ dokusu enjeksiyonları, dermal ve fascial doku implantasyonu.

    2-Kalıcı protezler kullanılarak dudak kalınlaştırma işlemleri

    3-Dolgu malzemeleri kullanılarak yapılan dudak kalınlaştırma işlemleri.

    Bu yöntemlerim her birinin diğerine bazı üstünlükleri ve eksiklikleri olabilir. Hangi yöntemin tercih edileceğine hasta ve doktor birlikte karar verirler.

    Dudak inceltme işlemi ise cerrahi olarak yapılan bir uygulamadır. Lokal anestezi altında ameliyathane şartlarını taşıyan bir ofiste rahatlıkla yapılabilir. Ameliyat sonrası ilk günlerde bir miktar ödem morarama vs olabilir. Birkaç gün içerisinde kabul edilebilir bir büyüklüğe ulaşır.

    Gerek dudak kalınlaştırma ve gerekse dudak inceltme bazen hem alt ve üst dudakta birlikte yapılır. Bazen de yalnızca üst ya da alt dudak ince yada kalın olabilir ve yalnızca birisine müdahale gerekir.

    Dudakların kalınlaştırılması ya da inceltilmesi yüz estetiği üzerine çok pozitif katkılarda bulunur ve kişinin kendisini çok daha iyi hissetmesini sağlar.

     




    BACAK ESTETİĞİ

    Bacaklarımız yalnızca vücudumuzla taşımakla ve motor fonksiyonu yapmakla kalmaz aynı zamanda görsel olarak da çok önemlidir birçok insan için. Özellikle kadınlar için çok daha önemlidir bacaklarının fiziksel görünümleri.

    Bundan önceki yazımızda bacak inceliğinden ve bu durumun bir çok insan için ne kadar rahatsız edici bir durum olduğundan ve bu durumun tedavisinden yani bacak kalınlaştırma işleminden bahsetmiştik. Bu yazımızda ise tam tersine kalın olan bacakların insanlar için bazen ne kadar rahatsız edici olabildiğinden ve bu tür problemlere sahip olanların tedavisinde neler yapılabildiğinden bahsedeceğiz.

    Bacakları oluşturan ana yapılar 2 adet uzun kemik ´ki bunlar yukarıda diz eklemini oluşturur ve aşağıda ise ayak bileği eklemidir´, bacak kasları, damarlar, sinirler, kirişler, yağ ve bağ dokusu ve hepsinin üzerini örten deri dokusudur. Bacakların vücuda ya da uyluğa göre orantısal olarak kalın olması genelde kişileri rahatsız eder. Genel olarak yukarıda saydığımız dokulardan yağ dokusu fazlalığı bacakların daha kalın olmasının ve görünmesinin ana nedenidir. Elbette ki bazı doğuştan hastalıklar ya da sonradan ortaya çıkabilen bazı hastalıklar nedeniyle yağ dokusu dışındaki dokularda meydana gelen artışlar nedeniylede bacaklar normalden kalın gözükebilirler. Damarsal yapılardaki büyümeler, Lenf yolları gelişim bozukluklarına bağlı lenfödem denilen durumlar, hormonal nedenlerle durdurulamayan bacak büyüme ve kalınlaşmaları vs bugünkü konumuzun tamamen dışında olup, bütün bu ve buna benzer durumların tedavisi tamamen farklıdır.

    Burada bahsedilen konu ise daha çok yapısal ve genetik nedenlerle ya da normalden fazla kilo alma ve sonrasında verememe nedeniyle ortaya çıkan bacak vücut ve bacak uyluk orantısızlıklarıdır. Bacaklarının kalın olduğunu, diyet yapmasına yada çok yoğun egzersizler yapmış olmasına rağmen bu kalın görüntüyü düzeltemediğini düşünen bir çok insan vardır. Bu konuda kadınlar erkeklere göre daha hassastırlar.

    Kadınlar genellikle bacaklarının normalden kalın olması nedeniyle etek giyemediklerini, kıyafet seçiminde zorlandıklarını vs ifade ederler ve durumun kendilerini psikolojik yönden olumsuz etkilediğini belirtirler. Bacaklarındaki bu kalınlık fonksiyonel yönden hiçbir problem oluşturmamasına rağmen problem estetik bir problemdir ve bu bölgede yapılacak bir müdahale ile çoğu zaman problemin çözümü mümkün olabilmektedir.

    Bacakların inceltilebilmesi ve daha estetik bir görünüme kavuşturulabilmesi mümkün müdür?

    Bacakların vücut ile orantılı ve daha estetik bir görünüme kavuşturulabilmesi için yapılabilecek işlemler 2 ana gruba ayrılabilir.

    1- Cerrahi dışı yöntemlerle bacakların inceltilmesi.

    Diyet, egzersiz, bazı özel cihazlarla yapılan masajlar ve benzeri yöntemlerle bazı durumlarda bacakların görünümünün düzeltilebilmesi mümkün olabilir. Bu durum sınırlı sayıda kimsede yararlı olabilir.

    2- Cerrahi yöntemlerle bacakların inceltilmesi.

    Yukarıda sayılan yöntemlerle bacakların yeterince inceltilemediği durumlarda ki çoğu zaman bu yöntemlerle başarılım olabilmek mümkün olmaz, yapılması gereken şey cerrahi müdahaledir. Cerrahi müdahalede ise yapılan işlem Liposakşın işlemidir. Bu işlemde bacakta kalınlığın esas sebebi olan deri altı yağ dokuları özel cihazlar yardımıyla boşaltılarak bacak inceltilmeye çalışılır.

    Sonuç : Bacaklarının kalınlığından şikayet eden ve rahatsız olan kimseler mutlaka bu konuda bir Plastik Cerrahi uzmanına müracat etmeli ve eğer gerekli ise ve gerçek endikasyonu varsa yapılacak bir müdahaleden yarar görecektir. Tabiî ki bir operasyona karar vermeden önce en ince ayrıntısına kadar doktoru ile konuşmalı ve ikna olmalıdır.




    ÇENE ESTETİĞİ

    Çene yüz üzerinde en önemli anatomik yapılardan olup alt ve üst çene olmak üzere 2 komponenti vardır. Üst çeneyi oluşturan temel yapı maksilla denen kemik iskelet olup bunun dışında mukoza, deri, kas yağ ve bağ dokuları iskeleti saran yumuşak doku yapılarıdır. Alt çeneyi oluşturan temel iskelet yapısı ise mandibula adı verilen sağlam kemik yapıdır ve 2 adet eklem ile kafatasına bağlantı sağlar. Yine bununda etrafını yukarıda olduğu gibi yumuşak dokular sarar.

    Alt ve üst çeneyi oluşturan dokuların gelişimi aşamasında ortaya çıkan eksiklikler ya da fazlalıklar nedeniyle çenelerde şekil bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Çenenin asıl fonksiyonu çiğneme ve beslenme fonksiyonu olmasına rağmen estetik yönden de son derece önemlidir. Alt ve üst çene içerdiği dişler ve bunların birbirleri ile ilişkisi yönünden de son derece önemlidir. Çenenin yapısında meydana gelen bozukluklar üzerindeki diş dizilimini de olumsuz etkileyerek dişlerin görünümünde bozuk olmasına yol açar.

    Çene kemiklerinin anormal gelişimlerinden kaynaklanan problemler ortognatik cerrahi ya da çene cerrahisi veya maksillofasiyal cerrahi olarak adlandırılan ve Plastik cerrahinin de ana konularından biri olan problemlerdir. Bu gibi durumlarda Plastik Cerrahinin başkanlığında diş hekimliği ve ortodonti işbirliği ile gerekli hazırlıklar ve müdahaleler yapılır.

    Çok farklı ameliyat yöntemleri ile daha önceden ortodonti uzmanlarınca incelemeleri ve hesaplamaları yapılan çene problemlerinde düzeltmeler sağlanır. Hem fonksiyonel yönden çenenin düzeltilmesi sağlanmış olur ve hem de estetik yönden daha uyumlu ve güzel bir yüz elde edilmiş olur.

    Bazen de temel olarak alt ve üst çenede çok önemli bir bozukluk olmamasına rağmen yalnızca alt çenede mevcut olan küçüklük yada büyüklük nedeniyle estetik sorunlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda sadece alt çenede yapılacak cerrahi müdahalelerle diş dizilimini de değiştirmeden alt yüz bölgesinin görünümünde çok önemli düzelmeler sağlar. Alt çenede yapılan küçük cerrahi müdahalelerle elde edilen sonuç yalnızca genel yüz görünümünü düzeltmekle kalmaz aynı zamanda boyun yüz ilişkisini de düzeltir. Boyun çene açısını derinleştirir yada ihtiyaca göre daraltır.

    Çenenin küçültülmesi yalnızca alt çene kemiğine yapılan cerrahi müdahalelerle mümkündür. Yapılacak cerrahi müdahaleler genel anestezi altında yada sedasyon altında lokal anestezi ile yapılabilir. Makrogeni olarak da adlandırılan çenenin büyük olduğu durumların tedavisi yalnızca cerrahi yöntemlerle mümkündür. Cerrahi işlemler deneyimli Plastik Cerrahi uzmanlarınca yapılığı takdirde yok denecek kadar azdır.

    Çene küçüklüğü yada Mikrogeni düzeltme işlemi ise kemikte herhangi bir işlem yapmadan üzerine konulan çene protezleri ile yapılabilir yada çeşitli dolgu malzemeleri kullanılarak yumuşak doku büyültmesi volüm artırılması sağlanabilir.

    Çene üzerinde yapılan bu işlemlerle estetik görünüm düzeltilir ve yüz bölgesinde bulunan anatomik yapıların birbirleri ile ilişkisi daha uyumlu hale getirilir.




    LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

    İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.

    Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.

    Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,

    Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,

    Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.

    Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.

    Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.

    Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.

    Soru şu;

    Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?

    Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.

    Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.

    Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.

    Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.

    Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.

    Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.

    Birinci yöntem;

    Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.

    İkinci yöntem;

    Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.

    Üçüncü yöntem;

    Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır.  Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.

    Sonuç:

    Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.




     LAZERLER İLE LEKE TEDAVİSİ

    Lazerler tıpta bir çok amaçla başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

    Lazerlerin başarılı bir şekilde kullanıldığı alanlardan biriside leke tedavisidir.

    Lekeler denildiğinde elbetteki tek bir çeşit sorun yada problem kastedilmez ama ama çoğunlukla anlatılmak istenen yada anlaşılan şeyler şunlardır.

    İnsan bedeninde doğuştan olan yada hayatın herhangi bir aşamasında ortaya çıkan ve renk olarak da normal deri renginin dışında olan problemler kısaca leke olarak adlandırılabilir.

    İnsan vücudunda olan ve onları hem estetik açıdan rahatsız eden ve hem de zaman zaman fonksiyonel sorunlara yol açan lekeler doğuştan yada sonradan ortaya çıkabilir.

    Doğuştan mevcut olan lekeler;

    Koyu siyah-kahverengi yada ara renklerde olan lekeler:

    benler,

    nevuslar….

    Kırmızı-mavi yada ara renkde olan damarsal orijinli olan lekeler:

    hemanjiomlar,

    kırmızı şarap lekeleri…

    Sonradan ortaya çıkan lekeler:

    Güneş lekeleri,

    yaşlılık lekeleri…

    Burada ifade etmediğimiz bir çok farklı leke türü yine çeşitli şekilde karşımıza çıkabilir.

    Örneğin dövmeler vs bu gruba örnektir.

    Bu lekelerin bir çoğunda lazerler ile tedavi mümkün olup bazılarında ise tedavide yetersiz kalabilir.

    Lekelerin beden üzerinde en fazla yerleşik olduğu bölge vücudun baş boyun bölgesi ve güneş gören diğer bölgelerdir. Bu durumda ister istemez bu durumlarda estetik

    Önemli olan şudur;

    Herhangi yapıda bir leke nedeniyle şikayeti olan bir kimse bunun tedavi seçeneneklerinden birisininde günümüzde lazer uygulamaları olduğunu bilmesi gerekir.

    Bu amaçla en çok kullanılan lazerler;

    Pulsed dye lazer,

    Nd Yag Lazer,

    Erb Yag Lazer,

    Diode Lazer,

    Fraksel Lazer,

    Olup, hangi tür leke tedavisinde hangi lazerin ve hangi şekilde kullanılacağına bu konuda deneyimli plastik cerrahi uzmanı yada dermatolog karar verecektir.

    Sonuç;

    Herhangi bir nedenle oluşmuş olan cilt lekelerinin tedavi yöntemlerinden birisinin ve belki de en önemlisinin lazer tedavisi olduğu unutulmamalıdır. Ve yine unutulmamalıdır ki bazı cilt lekelerinin lazer ile tedavisi oldukça kolay ve yüz güldürücü olmasına rağmen bazen de cilt lekelerinin tedavisi oldukça inatçı yada zor olabilir. Bu tür bir probleme sahip olan bir kimsenin yapması gereken şey bu konuda yeterli donanıma sahip bir klinik ve deneyimli bir plastik cerrahi uzmanı yada dermatoloji uzmanı ile iletişime geçerek kendi özel durumu ve tedavisi konusunda birinci elden ayrıntılı bilgi alması gerekir.




     LAZER İLE HEMANJİOM

    Hemanjiomlar çoğunlukla doğuştan olmasına rağmen bazen de hayatın başka bir safhasında ortaya çıkan içerisi damarsal yapılar ile dolu kitlelerdir.

    Doğuştan damarsal kitlelerin adlandırılması yada sınıflandırılması farklı şeklilerde olmasına rağmen okuyucuların kafalarının karışmaması amacıyla hepsine birden hemenjiom demeyi daha uygun buldum.

    Hemanjiomlar vücudun hemen her bölgesinde ve hatta iç organlarımızın içinde bile bulunabilmesine rağmen çoğunlukla baş ve boyun bölgesinde karşımıza çıkarlar.

    Bu lezyonlar çoğunlukla kırmızı renkli ve deriden kabarık şişlikler şeklinde karşımıza çıkabilmesine rağmen bazen deri ile aynı seviyede yada farklı renk ve yapılar şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir.

    Özellikle doğum aşamasında karşımıza çıkan yada doğumdan sonraki günler yada haftalar içerisinde karşımıza çıkan hemenjiom yani kırmızı kitleler zaman zaman bebeklerin yada çocukların görünümlerini bozmaları yanında onların yeme içme, görme, nefes alma, işitme gibi fonksiyonlarını da olumsuz yönde etkileyebilirler.

    Bazen de hiçbir fiziksel rahatsızlığa yol açmamalarına rağmen yalnızca görünümleri nedeniyle estetik açıdan bu çocukları yada onların ailelerini rahatsız edebilirler.

    Hemanjiomlar şişlikleri, yada kırmızı şarap lekesi olarak da adlandırılan düz hemenjiom lekeleri lazer tedavisinden oldukça yarar gören problemlerdir.

    Özellikle;

    Pulsed Dye Lazerler,

    Nd Yag Lazerler,

    Bu problemlerin tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

    Tedavi seanslar şeklinde yapılmaktadır,

    Ortalama ayda 1 kez olmak üzere 5-10 seans lazer uygulaması tatmin edici sonuç almak için gerekli olmaktadır.

    Lazere başarılı cevap verme konusunda uygulanan lazer ve uygulayan plastik cerrahi uzmanı yada Dermatoloji uzmanının deneyimi yanında hastanın sahip olduğu bu hemenjiom dokusunun histolojik yani yapısal özellikleri de etkili olmaktadır.

    Sonuç;

    Hemanjiom nedeniyle tedavi araştıran kimselerin bilmesi gereken şeylerden biriside bu problemlerin tedavisinde lazerlerinde oldukça yararlı olduklarıdır.

    Özellikle seçilmiş olgularda kullanıldıklarında diğer hiçbir tedavi yöntemi ile elde edilemeyecek başarılı ve yüz güldürücü sonuçlar elde edilecektir.

    Elbette ki çok daha ayrıntılı bilgiler hekim ile direkt görüşmede hekim tarafından hastaya yada ailesine verilmesi gerekir.




    LAZERLE VARİS TEDAVİSİÖzellikle kadınlarda ve ayakta çok durmayı gerektiren meslek gruplarında varisler sıklıkla ortaya çıkan patolojik durumlardır. Varis denildiğinde normal ebatlarından daha fazla genişlemiş toplardamar yapıları anlaşılmaktadır.

    Varisler derin ve yüzeyel olarak 2 ana gruba ayrılır ve ana sebep bir çok nedenden dolayı toplardamar kapakçıklarının ve duvar elastikiyetinin fonksiyonel bozukluğudur.

    Bu nedenlerden dolayı özellikle bacağın en alt kısımlarından yukarıya yani kalp seviyesine doğru normalde olması gereken toplardamar kan akımı yönü bozulur ve kan aşağılarda damar içerisinde göllenmeye başlar.

    Buraya kadar anlatılan varis konusu estetik olarakta önemli bir sorun olmasına rağmen daha ziyade fonksiyonel bir problemdir. Ortaya çıkardığı ağrı ve kramplar, kronik yorgunluklar önemli şikayetlerdir.

    Bu problemlerin teşhisi ve tedavisi estetik plastik cerrahi değil kalp ve damar cerrahisinin esas uğraşı alanıdır. Bu tip problemleri olan kimseler özellikle ve öncelikle vasküler cerrahi uzmanlarına müracat etmelidir.

    Biz estetik cerrahi uzmanlarına daha ziyade yalnızca küçük damar varisleri olarak adlandırabileceğimiz çok yüzeyel varisleri olan kimseler müracat etmektedirler. Bu durumda asıl problem estetiktir. Bacaklarındaki özellikle mavi renkli ve birkaç mm çaplı küçük yılankavi damarlar kişiyi estetik olarak rahatsız eder.

    Bu kişilerde problemin lazerle tedavisi gündeme gelmektedir.

    Çeşitli vasküler etkili lazerle kullanılarak bu küçük çaplı damar yapılarını ortadan kaldırmak seçilmiş vakalarda mümkün olabilmektedir.

    Lazer ışını alana uygun dozlarda uygulanmakta ve damar içerisindeki kromofob hücrelerce emilen lazer ışını ortamda bir ısı oluşumuna ve koagülasyona neden olmaktadır.

    Kısaca oluşan ısının etkisi ile küçük damar yapılarında yani varislerde tahribata yol açmakta ve daha sonra kan dolaşında bulunan özel sindirim hücreleri bölgeye gelerek tahrip olmuş vasküler yapıların ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır.

    Yüzeyel varisleri olan fakat yapılan analizlerle derin toplardamar sistemlerinde problem olmayan kimselerde eğer uygun vasküler lazerler uygun dozlarda kullanılırsa tatmin edici sonuçlar elde edilebilir.

    Bazen 1 yada 2 seans netice almak için yeterli olabilirken bazen daha fazla seans gerekebilir.

    Ayrıntılı ve tatmin edici bilgi için mutlaka lazer uygulamasını yapacak olan plastik cerrahi uzmanı yada konunun uzmanı dermatoloji uzmanı kişiyi değerlendirmeli varisi değerlendirmeli ve olası muhtemel sonuçları kişiye ayrıntılı bir şekilde anlatmalıdır.

    Yüzeyel varis tedavisinde lazer uygulamaları günümüzde uygulanan ve başarılı sonuçları olan uygulamalardır.



     PRESSOTERAPİEstetik ve güzellikle ilgili merkezlerin sayısı günümüzde giderek çoğalmaktadır. Toplumların gelir düzeylerindeki artma ve kitle iletişim araçları yoluyla bu merkezlerin kendilerini topluma tanıtma işlemleri sırasında sık duyulan kelimelerden biriside pressoterapi uygulamasıdır.

    Bir tür kliniklerin reklâmlarında ve yine bu tür kliniklerin tabelalarında görülen pressoterapinin ne olduğu konusunda çok az kimsenin bilgisi vardır.

    Pressoterapi kelime anlamı olarak basınç tedavisi olarak düşünülebilir. Sistemi çalıştıran bir motorla bağlanmış, farklı odacıklardan oluşmuş, kıyafet benzeri bir özel sistemdir. Bu sistemin bağlı olduğu bu giysi benzeri uygulama aletinin kollar, bacakları ve bedeni saran parçaları mevcuttur.

    Kontrollü bir şekilde basınç oluşturarak farklı odacıkların belli bir sıra dahilinde basınca maruz bırakılması ve diğer odacıkların aynı anda basıncının ortadan kaldırılması şeklinde çalışır. Bu işlem belli bir düzen içerisinde cereyan ettiği için alt extremiteler denilen ayak, bacak ve uyluk bölgelerinde aşağıdan yukarıya doğru hareket eder. Yani ayak parmaklarından yukarıda uyluk ve kasık yönünde basıncın düzenli olarak artmasını ve azalmasını temin eder.

    Bu işlem yine üst extremiteler denilen el ve kol bölgesinde aynı mantıkla çalışan bir sisteme sahiptir. Burada da parmaklardan başlayıp önce ön kol, sonra kol ve omuza doğru ilerleyen bir basınç artması ve azalması söz konusudur.

    Gövde üzerinde ise belli yönlerde ortaya çıkan basınç artış ve azalışları aynı mekanizmayla ve prensiple çalışır.

    Bu sistemin temel esprisi şu şudur;

    Belli aralıklarla ortaya çıkan ve belli bir sırada oluşan bu basınç artış ve azalışları ayaktan itibaren kasık bölgesine doğru, yine ellerden itibaren omuz ve koltuk altına doğru ve gövde de hem kasık bölgelerine, hemde koltuk altlarına doğru toplardamarlar ve lenf sisteminin akışını kolaylaştırmak ve hızlandırmaktır.

    Bu sayede toplardamarlar içerisindeki toksinlerle dolu kanın ve lenf sistemi içerisinde ve dokular arasındaki doku sıvılarının ki yine bunlar bir çok toksinleri ve vücut için zararlı maddeleri içermektedir, genel dolaşım içerisine katılarak kalbe ve akciğerlere iletilmesi ve burada detoksifiye yani zehirlerinden arındırılmış kanın yeniden dolaşıma katılmasını yardımcı olmaktır.

    Pressoterapinin bir diğer fonksiyonu ise bu ritmik çalışma sistemi ve uyguladığı basınç sayesinde uygulama alanlarındaki kasların ve diğer dokuların adeta bir masaja maruz kalmasına yol açmaktadır.

    Netice olarak vücut uzuvlarındaki toksinlerin temizlenmesine yardımcı olmak ve masaj yapmak gibi iki farklı görevi birlikte yapmaktadır.

    Pressoterapi uygulaması uygun hastalara yapıldığı zaman tedavi edici, dinlendirici yada tedaviye destek sağlayıcı görevleri olmasına rağmen, örneğin kalp hastaları, varisi olan yada derin ven trombozu olan hastalar, yada enfeksiyonu olan hastalara kesinlikle uygulanmamalıdır.

    Sonuç : Pressoterapi, vücut şekillendir amacıyla kullanılan, liposuction, karboksiterapi, mezoterapi, LPC vs uygulamaları sonrasında yada sellülit vb durumların tedavisine destek amacıyla veya akut, kronik yorgunlukların tedavisinde rahatlatıcı olarak kullanılabilir. Her seansda ortalama 20 dk kadar ve haftada 1 seans uygulama genellikle önerilmektedir.



    LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

     

     

    İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.

    Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.

    Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,

    Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,

    Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.

    Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.

    Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.

    Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.

    Soru şu;

    Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?

    Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.

    Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.

    Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.

    Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.

    Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.

    Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.

    Birinci yöntem;

    Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.

    İkinci yöntem;

    Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.

    Üçüncü yöntem;

    Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır.  Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.

    Sonuç:

    Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.

       

     




    OZON TERAPİ

    Ozon Terapi

    1.     OZON NEDİR?
    Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). İki atomlu normal atmosferik oksijenin (O2) çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Böylece bu iki çeşit molekülün yapıları birbirinden aşağıdaki gibi farklıdır:

    O3 oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gazdır. (fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilir). İsmi Yunanca "koklamak" manasına gelen ozein’den gelir. Alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein (1799-1868) tarafından 1840 yılında keşfedilmiştir. Zemin seviyelerine yakın yerlerde 10 milyon hava partikülü başına bir partikül O3 (= 0.1 ppm = 200 µ g/m³) konsantrasyonlarında duman şeklinde bulunur. 2000 metre yükseklikte, çok daha azalarak 0.03 - 0.04 ppm seviyelerine düşer.

    Çok güçlü okside etme ve çok etkili dezenfekte etme özelliği sayesinde, Dünya çapında içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde de mikrop öldürücü olarak kullanılır.

    2. OZON TERAPİ NEDİR?
    Tedavi amaçlı Ozon
    Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 – 5 %O3) arasında değişir. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve tıbbi endikasyona göre hastanın alacağı komple dozu belirler.

    Özellikleri ve etkisi
    Medikal ozonun iyi bilinen bacterisid(bakteri öldürücü), fungicid (mantar öldürücü) ve virutic (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle, enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.

    Kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır, ve organik fonksiyonların yeniden canlandırılmasında ozonu çok değerli kılar.

    Düşük dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır diğer bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder.

    Ozon sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak , vücudun bağışıklık hücreleri cytokin (interferon yada interleukin gibi önemli  adı özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca zincirleme bir şekilde pozitif değişiklikler yaratarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf olduğu veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında özellikle çok başarılı sonuçların alınmasına yol açar.

    Majör Otohemoterapi adıyla bilinen küçük miktarlarda uygulanan ozon sonuç olarak vücudun kendi oksidanlarını ve serbest radikalleri yok eden enzimleri aktive ederler. Kronik enflamatuar hastalıklarda ozonun neden kullanıldığı böylece anlaşılmaktadır.

    Endikasyonlar
    Seçici özellikleri sayesinde medikal ozon 6 temel alanda kullanılmaktadır :
    1. Dolaşım bozukluklarının tedavisi ve geriatride
    2. Virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde hepatitler, uçuklar (herpes).
    3. Zor iyileşen enfekte yaralarda ve enflamatuar hastalıklarda
    Enflamatuar barsak hastalıkları (kolit, Proktit vb)
    Yanıklar,  enfekte yaralar, mantar enfeksiyonları
    4. Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak ozon bağışıklık sistemini güçlendirici olarak düşük dozlarda "majör otohemoterapi" formunda veya "minör otohemoterapi" olarak kullanılır.
    5.Diş Tedavilerinde diş çürüğünü önlemede özel  aplikatörüyle

    6.Anti-aging(yaşlanmayı önlemede)


    Uygulama Yöntemleri
    UYARI: Ozon gazının direkt solunması akciğerlerde tahrişe sebep olduğundan sakıncalıdır. Yapılan klinik çalışmalar ışığında 6 uygulama şeklinin geçerliliği  ön görülmüştür
    1.Majör otohemoterapi (Hastadan kolundan kan alınarak tedavinin yapılması) geriatride (yaşa bağlı hastalıklar), dolaşım bozukluklarında yeniden canlanmayı sağlamak için, viral kökenli hastalıklarda ve genel bağışıklık sistemini aktive etmek için kullanılır.
    Bu uygulamada:, genelde 100 ml hastanın kanı alınır, ozon jeneratöründen tam olarak tesbit edilmiş belirli gamalardaki 100 cc ozonla karıştırıldıktan sonra hastaya aynı yoldan geri verilir. Burada steril ozona dayanıklı sarf malzemesi ve vakumlu şişeler antibakteriyel filtreler kullanılır. Ozon kırmızı ve beyaz kan hücreleriyle tamamen reaksiyona girer ve böylece vital aktivitelerini = metabolizmayı arttırır. İşte bu aktive edilmiş kan (ozon ya da oksijen değil!) hastaya hemen tekrar aynı kan alınan kolundan geri verilir.
    2. Minör otohemoterapi diye adlandırılan yöntemde ise ozonlanmış 2.5 -3 ml kan intramusküler yolla hastaya  koldan aşı yapar gibi geri verilir. Bu yöntemle spesifik olmayan bağışıklık sistem aktivasyonu yapılır: Alerjik hastalıklarda ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmekte kullanılır.

    3.Eksternal tedavi  Ozon gazını kapalı bir sistemde özel bir plastik bot  içinde dolaştırarak ya da vücudun farklı bölgelerine uygun torbalar, içerisinde uygulayarak  gerçekleştirilir. Bu sarf malzemeleri ozona dayanıklı materyalden yapılır. Vücudun tedavi edilecek kısmı önceden su ile nemlendirilir, çünkü ozon  kuru bölgelere etki etmez. Bu uygulama ülserleri, yaraları, açık yaraları, ameliyat sonrası oluşan lezyonları, herpes ve enfekte olmuş alanları tedavi etmekte çok etkilidir. Diğer yöntemler ozonlu saf su  ve ozonlu saf medikal zeytin yağı cilt örneğin egzema, mantar, liken gibi enfeksiyonlarda kullanılır.

    4.Rektal Uygulama  Ozonun bu yolla uygulanması pek hoş görünmese de o kadar rahatsızlık verici değildir ( rektal insuflasyon ). Hasta hiçbir rahatsızlık hissetmez,  Ozon gazı direkt olarak hassas barsak cidarı (membranı) tarafından emilir; buna ek olarak tüp ve torbalar tek kullanımlık olduğundan tamamen hijyeniktir .Bu metot  genelde barsakların enflamatuar hastalıklarında endikedir ancak son zamanlarda daha az invaziv olmasından dolayı genel sağlık ve yeniden canlanma için kullanılmaktadır.

    5. Eklem içi Uygulama;(intra artikuler yolla ozon verilmesi); adından da anlaşılacağı gibi ozon gazı (eğitimli kişilerce), yavaşça eklem içine enjekte edilir.Bu metod  ağrılı enflamatuar hastalığı olan ekleme uygulanır (artrit,rekurren artroz, genel patolojik sertliklerde uygulanabilir)

    6.Diş Hekimliği Uygulamaları: Özel ozon gazı jeneratörleriyle çürük dişlerin üzerine özel uçlarıyla  uygulanarak çürüğün önlenmesinde  çeşitli konsantrasyon ve gamalarda ki ozon sularının ağızda gargara olarak kullanılmasıyla  bazı dişeti rahatsızlıklarının ve  ağız içi viral enfeksiyonların önlenmesi ve tedavisinde kullanılmaktadır

    3. GENEL OLARAK HANGİ HASTALIKLARDA OZON TEDAVİSİ YAPILABİLİR
    Ozon tedavisi ile birçok patolojik durum daha iyi hale gelir veya tamamen düzelir. Bu durum bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmıştır. Kural olarak hastalıkların tedavisinde ozon diğer tedavilere ek olarak uygulanır, tamamlayıcı tedavi grubuna girer.

    Tüm hastalar için, ozon tedavi ile ilgili en son yeniliklerin hızla öğrenilebilmesi için Avrupa da pek çok terapist bir araya gelip ”Medical Society for Ozone Application in Prevention and Therapy”, birliğini oluşturmuşlar , bu grubun amacı doktorlar ve hastaların bu konu hakkındaki bilgilerini geliştirmek ve ilerletmektir.Bilgi alış verişi seneler içinde daha da hızlanmış ve gelişmiştir.

    Medikal ozon kurallara uygun olarak uygulandığı taktirde tamamen güvenli, pratik, etkili ve ucuz bir tedavi yöntemidir

     Dolaşım bozuklukları
    Arteriel dolaşım bozukluklarında diğer semptomların yanı sıra bacaklarda hissedilen soğukluk, kısa yürüyüşler sonrasında ayaklarda hissedilen ağrı dolaşım bozukluğunun semptomlarındandır Bu durum ozon tedavisi için  önemli endikasyon oluşturur. Ozon tedavinin dolaşım bozukluklarındaki başarısı yapılmış birçok sayıda tıbbi çalışma ile kanıtlanmıştır. Ozon klasik tedaviye ek olarak veya tamamlayıcı olarak kombine kullanılabilmektedir

     Anti-aging ( geriye yaşlanma ) ve yeniden canlanma
    İş hayatındaki stres, yoğun çalışma temposu ,zihinsel ve bedensel yorgunluk ozon (O3) tedavisine çok iyi yanıt verir.Ozonun kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin metabolizma akivasyonunu arttırmasıyla  ile ilgili genel iyilik hali ile kişiler kendilerini yenilenmiş dinç zinde hissetmektedirler. Profesyonel sporcular ve kadınlar bu tedaviden oldukça faydalanmaktadırlar. Ozon  vücudun fiziksel dayanıklılığını arttırmaktadır.

     Yaşlı kişilerde tedavi (Geriatri)
    Yaşlı kişiler ozon tedavisine oldukça iyi yanıt verirler. Burada ozon  oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımını sağlar, bağışıklık sistemini harekete geçirir,ve vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikallere karşı savaşan hücrelerini harekete geçirir. Bunun ötesinde beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri mevcuttur Bu tür dolaşım bozukluklarında  fiziksel performansta azalma yürüme güçlüğü ve baş dönmesi gibi şikayetler görülebilir  Burada  ek olarak tamamlayıcı tedavi olarak kullanlılmakla birlikte ve bunun  yanısıra ozon tedavi yaşam kalitesini arttırmak için de kullanılmaktadır.

     Göz hastalıklarında ozon tedavi
    Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişiklikler aynı zamanda gözümüzü de etkilemektedir.Örneğin senil makuller dejenerasyon retina merkezinde gelişebilir.Bundan dolayı oluşan sekeller optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde görülebilir Yapılan klinik çalışmalarda  vizyonda iyileşmeler kaydedildiği görülmüştür.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmıştır.

     Kanser
    Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozonu İmmun sistemi  (bağışıklık sistemini) aktive etmekte kullanılır Düşük dozlarla. bağışıklık hücreleri – örneğin lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natürel killer hücreler (katil hücreler) - cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Aslında, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir İmmun bağışıklık sistemi reaksiyonu başlatılır, bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda bulunur.

     Cilt mantarları ve enfekte cilt lezyonları
    Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği, senelerdir içme suyunun arıtılmasında başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Bu özellikleri,  tıbbi ozonu çok etkili bir tedavi ajanı yapar, özellikle bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları, mukozaların fungal / mycotic enfeksiyonları ozona direnç gösteremezler

     Enfekte yaralar
    Enfeksiyonlu yaraların yerel tedavisi, mesela açık yatak yaraları (decubitus ülserleri), alt bacağın ülserleri (Ulcus cruris), şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi  hastalıklar ozonun klasik uygulama alanlarına girer. Burada öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bacterisid ve fungicid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulanarak iyileşme süreci hızlandırılır.

     Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
    Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olmaktadır.  

     Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
    Herpes simplex (facial herpes), herpes zoster  

     Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafından oluşur. Dudakların uçuğu (Herpes Labialis), sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla tıbbi ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.

    Herpes zosterde  ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.

     Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
    Karaciğerin Enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metotlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.

     Enflamasyonlu ve dejeneratif eklem hastalıkları
    Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz (diz eklemi enflamasyonu) ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara- spesifik egsersiz terapileri - ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanılır

     Artrit/Romatizmal Durumlar - Kronik poli artritler

    Romatizmalı durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalıkları içermektedir. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit kronik poliartrit de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullanılan etki anti enflamatuar etkidir.

     

    Diş Hekimliğinde:

    Diş Çürüğü: tanımlanırken, tedavi edilebilir önlenebilir bakteriyel bir rahatsızlıktır diye tanımlanır. Burada Diş Çürüğünü yapan 2 bakteri mevcuttur. Bunlar Streptococcus Mutans ve Lactobasiller dir. Ozon Gazı çürük başlamış bir dişin üzerine özel ozon jeneratöründen elde edilen ozon gazının dişe özel aplikatörüyle direk uygulanmasıyla birlikte o dişte çürüğün ilerlemesi önlenebilir ve durdurulabilir. Ozon gazı aynı zamanda çok eski senelerde gangrenli dişlerin kanallarının sterilizasyonunda da başarıyla kullanılmıştır. Bu arada ağızda oluşan bazı mantar enfeksiyonlarının ve dişeti rahatsızlıklarının önlenmesinde ek tedavi olarak ozon gargaraları ve suları da kullanılmaktadır

    4. HASTA OLARAK BİLMEM GEREKENLER NELER?
    Ozon tedavisinin herhangi bir şekli uygulanmadan önce ozon terapi uygulayacak doktora kullanılan ilaçlardan ve uygulanan özel diyetlerden yakın zamanda bitmişse bile bahsetmeyi unutmamalısınız. . Doktorunuz ayrıca kalıtımsal hastalıklardan, alerjilerden ve diğer şikâyetlerden ve geçmişte nasıl tedavi edildiğinden veya edilmekte olduğundan haberdar edilmelidir.
    OZONTERAPİNİN BİLİNEN HİÇBİR YAN ETKİSİ YOKTUR.  

    OZON TEDAVİSİ  YAPILMAMASI YADA DİKKATLİ YAPILASI GEREKEN DURUMLAR

    •Alyuvarlarda bir enzim(GL–6-F Dehidrogenaz)  eksikliğinde(FAVİZM),

    •Aşırı alkol kullananlarda,

    •Hipertirioidi (tiroidi bezi aşırı çalışanlarda),

    •İleri derecede kansızlık ve kanama-pıhtılaşma rahatsızlığı olanlarda,

    •Kronik ve tekrarlayıcı Pankreas bezi iltihapları (pankreatitler)de,

    •Yeni gelişmiş kalp enfarktüsü ve beyin kanamalarında,

    •Ozona karşı alerjisi veya intoleransı (tahammülsüzlüğü) olanlarda, ozon tedavisi  dikkatli ve kontrollü yapılmalıdır.

    Birçok ülkede ozon terapisi, özellikle Avrupa'nın dışında, her zaman, sağlık sigorta poliçeleri veya işyerlerinin tıbbi destek programları ile karşılanmaz.  Birçok ozon uygulaması, genelde 10 seans kadar uygulanır. Ama bazı durumlarda ikinci veya hatta üçüncü bir 10 seanslık tedavi zorunlu olabilir. Buna rağmen, şu anda alınacak küçük bir önlemin ilerde çok daha fazla pahalı tam ölçekli bir tedavi masrafından kurtarabildiğini hatırlamalısınız.

    Ozon terapi düşük riskli ve genellikle standart medikal tedavilerin eşliğinde tamamlayıcı, destekleyici ve yeniden yapılandırıcı bir metottur

    Tekrar başka bir yazıda görüşmek dileğimle

                                                                                                                            Saygılarımla

                                                                                   Dr Suhan SUNGUR

    .

     

     

     




    Genel Anestezi Sedasyon

    Genel Anestezi ve Sedasyon

    Özel FBM Plastik Cerrahi Polikliniği/SAMSUN

    Polikliniğimizde Ameliyathanemiz mevcut olup Genel Anestezi veya Sedasyon ile plastik cerrahi ve diş hekimliği cerrahisi (Diş Çekimi, Diş eti tedavisi , İmplant, Kemik grefti, Kemik Kisti vb.) tedaviler uygulanmaktadır.

    Sedasyon Nedir?

    Bazı Sedatif (Diyazem benzeri) , Narkotik Analjezik(Morfin benzeri) ve bazen Hipnotik bir ilacın kombinasyonu ile hasta rahatlatılır ve kısa bir Amnezi(unutkanlık) sağlanıp Lokal Anestezi ile hastanın plastik cerrahi yada diş cerrahisi kısa sürede yapılabilir.

    Genel Anestezi nedir?

    Halk dilinde Narkoz diye bilinen Genel Anestezi başlıca 3 grup ilaç kombinasyonu ile Sağlanır.

    1. Hipnotik ilaçlar yardımı ile hastanın geçici şuur kaybı,
    2. Narkotik Analjezikler (Morfin benzeri ağrı kesiciler) hasta bilinçsiz olsa bile ağrısız bir operasyon geçirmesi,
    3. Kas gevşetici ilaçlar (Kürar) ile vücuttaki tüm kaslar gevşetilerek rahat bir cerrahi ortam sağlanır. Kas gevşeticilerin kullanımı ile tüm kaslar , solunumu sağlayan solunum kasları dahil olmak üzere, geçici olarak felç olur ve endotrakeal tüp dediğimiz steril olan küçük bir tüp hastanın nefes borusuna (Trakea) yerleştirilerek , hastanın solunumu Anestezi uzmanı kontrolunda anestezi cihazı (Solunum cihazı ) ile sağlanır.

    Genel anestezinin devamı ise solutulan Oksijen /hava veya Oksijen/Azot Protoksit karışımı ve ayrıca Volatıl ajanlar (Sevorane Vb.) gibi gazlar ile sağlanır.

    Anestezi Komplikasyonları

    Tıptaki son zamanlardaki gelişmelerle Anestezide kullanılan ilaçların yan etkileri oldukça az olup , vücuttan hızla atılırlar. Ayrıca günümüzde mevcut medikal teknoloji ile gerek anestezi cihazları gerek hasta monitorizasyonu ile hastaların tüm vital bulguları çok yakından takip edilebilmektedir. Bu nedenlerden dolayıdır ki ehil ellerde ve uygun şartlarda yapıldığı sürece anesteziye (genel veya sedasyon) bağlı komplikasyonlar oldukça nadirdir. Her anestezist’in en çok korktuğu; hastanın tok olmasıdır. Çünkü tam anestezi uygulamasında hastada kusma olursa ve bu kusmuk hastanın Akciğerlerine geçerse son derece ağır ve ölümcül olabilen Akciğer Zatürreesine (Pnömoni) yol açabilir. Bu nedenle Hastalarımızın en az 8 saat aç (Oruçlu gibi) olmalarını önemle isteriz. Komplikasyonları minimize etmenin birinci kuralı hastanın Pre-op (Ameliyat öncesi) Anestezi Muayenesinin detaylı bir şekilde yapılmasına bağlıdır.

    Pre-op Anestezi Muayenesi

    Hastanemize gelen hastalar önce yapılacak olan diş tedavileri, ilgili bölümlerde planlandıktan sonra Preop anestezi muayeneleri yapılıyor. Anestezi Muayenesinde öncelikle hastanın detaylı öz geçmişi (daha önceden geçirdiği ameliyat veya hastalıklar, sürekli kullandığı ilaçlar vb.) öğrenilip, Fizik Muayenesi yapılır. Gereken tetkikler yapıldıktan sonra Ameliyat randevusu verilir.

    Anestezi risk grupları

    • ASA-I (Herhangi bir sağlık sorunu olmayan ve Anestezi riskleri en az olan hastalardır.)
    • ASA-II ( Hafif bir rahatsızlığı olan Diyabet ve Hipertansiyon gibi, ancak hayatı fonksiyonlarını etkilememiş olan hasta grubudur.)
    • ASA-III( Kalp yetmezliği, Solunum yetmezliği gibi hayatı fonksiyonları etkilenmiş ve anestezi riski yüksek olan Hasta grubu),
    • ASA -IV ( ileri derecede Kalp,Karaciğer,böbrek ve solunum yetmezliği olan hasta grubu)

    Genel Anestezi ve sedasyon uyguladığımız hasta grupları

    ASA-I ve ASA-II çocuk ve Erişkin hastaları 4 grubta inceleyebiliriz.

    1. Gelişim geriliği olan çocuk veya erişkinler
    2. İleri derecede fobisi (Korku) olan erişkin hastalar
    3. Genel Anestezi gerektiren cerrahi girişimler (Kemik grefti, Kemik kisti vb.)
    4. Lokal anestezi ile tek seansta yapılması mümkün olmayan bir çok cerrahi işlemin kısa sürede (2-3 saat) genel anestezi altında yapılmasını isteyen hasta grubu



    İMPLANTOLOJİ

    İmplant, çeşitli nedenlerle kaybedilen dişlerin yerine onların işlev ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleridir.

    Yüz estetiğinin bir parçası olan dişlerin kaybı psikolojik ve sosyal problemlere neden olmasının yanı sıra beslenme, sindirim sorunları ve konuşma bozukluklarına da yol açmaktadır.

    Diş eksiklikleri doğal dişlere bağlı köprü protezleri veya çıkarılıp takılan hareketli protezler gibi klasik yöntemlerle tamamlandığı gibi implant destekli protezlerle de yapılabilir.

    İmplantların yapıldığı durumlar

    Tek veya daha fazla diş eksiklikleri:

    Tek diş eksikliklerinin implant ile tedavi edilmesi, köprü ile restore edilmesine göre daha koruyucu bir tedavi şeklidir.

    Köprü protezi yapılabilmesi için sağlıklı dişlerin küçültülerek üzerlerinin kaplanması gerekecektir ve bu köprünün belirli aralarla değiştirilmesi ekonomik olarak da bir yük getirecektir. Bunun yerine eksik diş veya dişlerin boşluğuna yerleştirilecek implantlar sayesinde yandaki dişlerde herhangi bir işleme gerek kalmadan yani sağlıklı dişlere zarar verilmeden tedavi edilebilir.

    Tam dişsizlikler

    Eğer ağızda hiç diş kalmamışsa bulantı refleksi ve protezin tutuculuğunun yeterli olmaması nedeniyle hareketli protez kullanılamıyorsa implant destekli protezler hastaya konforunu iade etmektedir.

    Üzerine protez yapılacak olan implantların ağız içi görüntüsü

    İmplantın aşamaları

    Muayene ve planlama

    İmplant multi disipliner bir yaklaşımla yapılır. İmplantı çene kemiği içine yerleştirecek cerrah veya diş hekimi uzmanı ile implant üstü protezi yapacak protez uzmanı birlikte çalışırlar.

    İmplant ileri derecede kontrol edilemeyen diyabet gibi bazı sistemik hastalıkları olan kişilerin dışında herkese uygulanabilir. İmplantlar titanyumdan doğal diş kökü şeklini taklit ettikleri için doku uyumludurlar ve herhangi bir alerjik ve toksik rahatsızlığa neden olmazlar.

    Muayene aşamasında detaylı bir ağız içi muayene ile dişetleri, alt ve üst çenenin ve dişlerin birbirleriyle ilişkileri gibi durumlar incelenir. Ölçü alınarak alçı modeller üzerinde de çalışılır. Klasik radyografilerin yanı sıra komplike vakalarda üç boyutlu tomografi alınarak özel bir cihazda çenenin aynı ölçüde modeli elde edilerek implantların yerleştirileceği bölgeler en az hatayla planlanır. Planlama ve bu planlamanın sonrasında yapılacak tedavi detayları hastalarla detaylı olarak konuşulur.

    İmplantın yerleştirilmesi

    İyi bir tedavi için doğru bir planlama kuşkusuz en başta gelir. Daha sonrasında yapılacak operasyonun da yeterli ekipman ve deneyimli bir ekip tarafından yapılması kuşkusuz çok önemlidir. İmplantlar diğer diş tedavileri gibi lokal anestezi ile uygulanır. Fakat bazı vakalarda çene kemiğinin yeterli olmadığı ve greft dediğimiz doku ilavesinin gerekli olduğu uzun operasyonlarda veya aşırı stresli hastalarda genel anestezi veya sedasyon altında konforlu bir şekilde operasyon yapılır.

    Protezlerin yapılması:

    Ameliyattan sonra osseointegrasyon denilen implantın kemik yüzeyine bağlanması için bir süre beklenir. Bu süre kemiğin yapısına göre değişir. Genelde üst çene için 4 -6 ay alt çene için 3 -4 ay yeterlidirBu süre tamamlandıktan sonra üst yapı yapılır. Operasyondan sonra protezler yapılıncaya kadar estetik ve fonksiyonun devamı için geçici protezler yapılır.




    DERMAROLLER

    Dermaroller Nedir ?
    Dermaroller: Mikro İğneler İle Kolay ve Güvenli Uygulama, Etkin Sonuçlar
    Dermaroller, Türkiye ve dünyada "mesoroller" ve "microneedling" isimleri ile de bilinmektedir. Silindirik bir tamburun üzerine dizilmiş son derece ince, özel olarak hazırlanmış 192 adet çelik iğneden oluşur. İğnelerin simetrisi, yapıldığı meteryal, silindirin üzerinde kalan ve deriye girecek olan kısmın derinliği, iğne sayısı önemli kriterlerdir.
    Dermaroller 2000'li yılların başından bu yana yaygın olarak kullanılan son derece etkin bir medikal alettir.
    Cilt üzerinde değişik endikasyonlara yönelik topikal ürünlerin Dermaroller ile kombine kullanılarak deriye geçişinin arttırılması Dermaterapi olarak adlandırılır.
    Dermaroller'ın başlıca Kullanım Alanları :
    1. Dermatolojide topikal formüllerin transdermal (deri altına) geçişini 200 kata kadar arttırır. Formülün derideki etkinliğini maksimuma ulaştırır. (Transdermal geçişin artırılması - Dermaterapi).
    2. Yeni kolajen, elastin, fibronektin, hyalüronik asit stimülasyonunu sağlayarak anti-aging etki sunar.
    3. Dermaroller, Melasma ve Hiperpigmentasyonda kullanılabilir.
    4. Dermaroller'ın akne skarları (ice pick, rolling, box car) üzerinde sonuçları vardır.
    5. Dermaroller geniş porlu cilt yapısının azaltılmasında yardımcı olur.
    Güvenlidir :
    • Dermaroller güneş hassasiyeti yaratmaz.
    • Dermaroller yaz aylarında dahi kullanımı güvenlidir. Cildin bariyer özelliğine zarar vermez.
    • Dermaroller, uygulama (dermaterapi) sonrası özel bakım gerektirmez.
    • Hastalar, Dermaroller uygulama sonrası günlük hayatlarına devam edebilirler.
    Dermaroller ile Cilt Geçirgenliğinin Artırılması
    Dermaterapi; büyüme faktörü, biomimetik peptid ve kök hücre ekstresi içeren topikal ürünlerinin Dermaroller adı verilen bir alet ile cilde uygulanması işlemİdir.

    Dermaroller; üzerinde 192 adet 0,2mm veya 0,5 mm iğneler olan bir tibbi alettir (medical device-CE). Dermaroller cilde uygulandığında silindirik tamburun üzerinde yer alan mikro iğneler cilt üzerinde mikrokanallar açar. Bu kanallar deri altına açılan bir tür geçitler gibi düşünülebilir. Dermaroller ile her bölgede ortalama olarak yanda görüldüğü gibi 6-10 kez yıldız şeklinde uygulama yapılır. Aynı bölgeden defalarca geçildiğinde 1cm2'de yaklaşık 250-300 adet mikrokanal açılır. Bu mikrokanalların açılması sırasında genellikle kanama söz konusu olmaz. Mikrokanallar yaklaşık 20 dakika içinde herhangi bir iz bırakmaksızın derinin kendi elastikiyeti ile kendiliğinden kapanır. Bir başka açıdan bakılır ise 20 dakika boyunca deri altına açık olan 1000'lerce kapı elde edilmiş olur.
    Dermaterapi işte bu mikrokanalların içlerinden derinin alt tabakalarına doğru büyüme faktörü, biomimetik peptid ve kök hücre ekstresi içeren ürünlerinin gönderilmesi işlemidir. Enjeksiyondan farklı olarak Dermaterapi, derinin üst bölgelerinde, kozmetik formüllerin en çok ihtiyaç duyulduğu bölgelere gerekli aktif içeriklerin yüksek yoğunlukta gönderilmesi mümkün olur.

    Dermaroller ile yapılan çalışmalarda kozmetik bir ürünün, Dermaroller'ın açtığı mikrokanallardan gönderildiklerinde normal bir uygulamaya göre 200 kat daha fazla cilde geçiş sağladıkları gözlenmiştir. Dermaterapi yöntemi ile kozmetik formüller cilde çok daha fazla nüfuz etmekte ve daha homojen bir şekilde deriye etki göstermektedir.

    Dermaterapi'nin bir başka faydası da Dermaroller'ın kendi etkisinden kaynaklanmaktadır. Dermaroller'ın açmış olduğu mikrokanallar deri tarafından sanki yara gibi algılanır. Ancak ortamda aslında yara olarak görülebilecek bir durum olmasa dahi deri kendi içinde bir tamir mekanizmasını başlatır. Bu mekanizmanın en önemli fonksiyonlarından biri deri içinde yine büyüme faktörlerinin salgılanması nedeni ile kollajen, hyalüronik asid, elastin fibriller gibi yapıların sentezlenmesidir. Ortamda gerçek anlamda bir yara olmaması nedeni ile üretilen tüm bu maddeler cilde anti-aging etki sağlar. İnce çizgi ve kırışlıklıkların azaldığı, ve akne skarlarının hafiflediğini görmek mümkün olur.

    Dermaroller etkisi ilebüyüme faktörlü ürünlerin eşsiz etkilerini bir araya getiren Dermaterapi,
    • İnce-derin çizgi ve kırışıklıklarda
    • Akne skarlarında
    • Lekede (melasma ve hiperpigmentasyon)
    • Göz altı morluklarında ve torbalarında
    güven ve mükemmel etkinlik ile uygulanabilir.
    Dermaroller C8-0.2 mm Kremin geçişini 200 kata kadar arttırarak homojen bir uygulama sağlar. 
    Dermaroller'ın ciltte açtığı mikrokanallar. 
    Tüm cilt tiplerine uygun olan bu yöntemin uygulanmasından sonra ortaya çıkan kızarıklık genellikler 30 dakika ile 2 saat arasında sona erer. Dermaterapi'nin en önemli avantajlarından biri ise güneş hassasiyetine neden olmadığı için yaz aylarında da rahatlıkla kullanılabilmesidir. Ancak cilde yapılan her tür uygulamadan sonra mutlaka en az SPF 30+ düzeyinde koruma sağlayan Güneş Koruyucu kullanılması önerilmektedir.
    Dermaroller deride 5-15 dakikada kendiliğinden kapanan ve iz bırakmayan mikrokanallar açar. Bu mikrokanallardan istenen topikal formülasyon 200 kata kadar deriye fazla geçiş yapar.
    Büyüme faktörleri cildimizdeki bazı özel görevlerin gerçekleştirilebilmesi için kullanılan bir mesaj taşıyıcı olarak düşünülebilir .
    Her bir büyüme faktörü farklı mesaj taşıma ile beraber,ilgili olduğu hücrenin çeperindeki kendisine özel olan alıcıya(reseptöre) bağlanarak görevini yerine getirir.Reseptöre yalnızca kendisine ait olan büyüme faktörü bağlanabileceğinden,hücreye mesaj taşıyan çok çeşitli büyüme faktörleri bulunur.Reseptöre bağlanan büyüme faktörünün getirmiş olduğu özgün mesaja bağlı olarak hücre içinde bir takım reaksiyonlar başlar.
    Büyüme faktörlerinin cildimizdeki en önemli görevi yara tamirini sağlamasının yanı sıra ,cildin temel hücrelerinin ve dokularının üretimindeki rolüdür.Özellikle yara durumda yok olan dokuyu yerine getirmek için büyüme faktörleri yeni hücrelerin oluşumunu tetiklemenin yanı sıra yeni kollajen,hyalüronik asit,elastin fibriller gibi cildin yapı taşı maddelerinin üretiminde yer alır.
    Cildin yaşlanma sürecinde kaybolan maddeler ile yara sürecinde kaybolan maddeler ile yara sürecinde kaybolan maddeler benzerlik gösterdiği için anti-aging bakımlarda büyüme faktörlerini ve kök hücre ekstrelerini kullanmak yeni ve teknolojik bir yaklaşımdır .

     

     

    Haberlerde ara

     

     


    hayati akbaş köşe yazıları
    hülya ettekin
    kariyer başvurusu
    Üyelik girişi 
    Üye ol.
    şifremi unuttum?