SAMSUN TIP MERKEZI
istanbul kliniğimiz
batum kliniğimiz
baku kliniğimiz
stuttgart kliniğimiz
Loading

problem

Makalelerde ara

  • DUDAK DAMAK YARIKLARI
  • MEME YOKLUĞU VE ŞEKİL BOZUKLUKLARI
  • ÇENE ŞEKİL BOZUKLUKLARI
  • MAKSİLOFASİAL YARALANMALAR
  • YANIK İZLERİ VE SEKELLERİ
  • HİPOSPADİAS
  • YÜZ ŞEKİL BOZUKLUKLARI
  • KRONİK İYİLEŞMEYEN YARALAR
  • EL VE AYAK ŞEKİL BOZ.
  • MEME KÜÇÜLTME
  • MEME DİKLEŞTİRME
  • KARIN ESTETİĞİ
  • DUDAK KALINLAŞTIRMA
  • BACAK ESTETİĞİ
  • KOL ESTETİĞİ (Brachioplasty)
  • ÇENE ESTETİĞİ
  • LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK
  • LAZERLER İLE LEKE TEDAVİSİ
  • LAZER EPİLASYON
  • LAZER İLE HEMANJİOM
  • LAZER İLE KİTLE ÇIKARMA
  • LAZERLE VARİS TEDAVİSİ
  • Microgreft Megasession Yöntemi ile Saç ekimi ve tedavisi
  • Scalp Redüksiyonu ile saç tedavisi Kelliğin tedavisi
  • Saç Mezoterapisi ile Saç tedavisi
  • PEELİNG
  • MEZOTERAPİ
  • KARBOKSİTERAPİ
  • PROFESYONEL CİLT BAKIMI
  • OT İLE GELEN GÜZELLİK!
  • LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?
  • ESTETİK GÖĞÜS AMELİYATI KONUSUNDA BİLİNMESİ GEREKENLER
  • OZON TERAPİ
  • İMPLANTOLOJİ
  • PROTEZ



  •  DUDAK DAMAK YARIKLARI Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin ilgi alanına giren önemli konulardan biriside halk arasında tavşan dudak ya da kurtağzı olarak da adlandırılan Yarık dudak damak problemidir. Yarık dudak ya da damak bozukluğu ile karılaşma oranı oldukça sıktır. Yaklaşık her 700 canlı doğumda 1 yarık dudak ya da damak olgusu ile karşılaşılır. Yakın çevresinde bu tür bir durumla daha önce hiç karşılaşmamış aileler bu durumla karşılaştıklarında çok şaşırırlar ve şok yaşarlar. Başlangıçta bu durumu kabullenmekte zorlanır ve kendilerini suçlarlar. Nerede hata yaptık da bu durum başımıza geldi tarzında bir yaklaşım sergilerler. Bu ailelere bu konuda mutlaka ayrıntılı bilgi verilmeli ve ailenin olayı kabullenmesi ve hemen tedavisi konusunda arayışın içerisine çekilmelidir. Bu problem ile doğan çocuklarda her zaman klinik tablo aynı değildir. Klinik tablo yalnızca dudakta hafif bir çentiklenmenin olduğu hafif vakalardan ağız ve burun boşluğunun tamamen tek bir boşluk halinde olduğu ileri düzeyde dudak ve damak yarıklarına kadar değişir. Genellikle dudak ve damak yarığı birlik de görülebilmesine rağmen bazen yalnızca dudak yarığı ya da yalnızca damak yarığı olarak karşımıza çıkabilmektedir.

    Dudak ve damak yarıklı çocuklar mutlaka uygun bir şekilde uzman bir ekip tarafından doğduğu andan itibaren izleme alınmalıdır. Tedavileri aşamalar halinde yapıldığı ve farklı uzmanlık alanlarını içerdiği için ailenin de bu tedavi ekibinin içinde mutlaka yerini alması gerekmektedir. Yarık dudak ya da yarık damaklı çocukların tedavisinin olduğu bunların uygun tedaviler sonrasında tamamen normal bireyler olarak toplumdaki yerlerini almalarına rağmen, eğer tedavileri ihmal edilirse çok önemli sağlık, psikolojik ve sosyal problemlerle karşılaşılabileceği unutulmamalıdır.

    Bu çocuklar mutlaka zamanında ve uzman bir ekip tarafından tedavi edilmelidir. Bu uzman ekip mutlaka bir Plastik Cerrahi uzmanının direktörlüğünde çalışmalıdır. Ekibin Plastik Cerrahi uzmanı dışında diğer üyeleri arasında Çocuk hastaları uzmanı, genetik uzmanı, KBB uzmanı, ortodonti uzmanı genelde yerini alır.

    Tedavi zamanında uygun yapılırsa ileride olması muhtemel bir çok problemin önüne geçilmiş olur. Bu çocuklarda ileride karşımıza çıkabilecek en önemli problem konuşmanın bozuk olmasıdır. Damak yarıklarının eşlik ettiği durumlarda tedavinin amacı düzgün bir konuşma şeklinin elde edilmesidir. Tedavi edilmeyen olgularda konuşma çok zor anlaşılır yada hiç anlaşılamayacak kadar bozuktur. Dudak yarıklarının tedavisini amacı ise özellikle estetik yönden önemlidir. Bu çocukların kendileri ve aileleri bu estetik kusur yönünden etkilenirler. Bu probleme sahip olan çocuklarda psikolojik gelişimde olumsuz yönde etkilenir. Bazen ailelerinde de psikolojik yönden olumsuz etkilenimler olabilir. Bu saydıklarımızın dışında bu çocuklarda beslenmenin yeterli olmaması, gerek ağız ve burun boşluğunun yetersiz gelişimi ve gerekse diş gelişiminin bozuk olması nedeniyle önem taşır. Yine bu çocuklarda orta kulak iltihabı ve işitme bozuklukları, bazı akciğer hastalıkları gibi problemler ortaya daha sık çıkmaktadır.

    Burada saydıklarımızın dışında daha bir çok problemler ihmal edilen damak dudak yarıklı çocuklarda ortaya çıkabilir. Eğer uygun bir şekilde tedavi edilir, aile ve tedavi eden ekip koordineli bir şekilde çalışırsa sonuçları oldukça iyidir ve bu çocuklar yaşıtlarıyla aralarında neredeyse hiçbir fark olmayacak şekilde sosyal hayattaki yerlerini alırlar.

    Yarık dudak ve damak tedavisi ihmal edilirse?

    Bu bozukluklarla doğan çocuklarda Tedavi çok önemlidir çünkü tedavi edilmedikleri zaman bu çocukların fiziki görünümlerindeki bozukluğun onların gelişim evresi sürecinde psikolojileri üzerine de olumsuz etkilerinin olacağı bilinen bir gerçektir. Özellikle okul öncesi dönemde bu çocukların mutlaka tedavileri tamamlanmalı ve görünümler normale yakın hale getirilerek arkadaşları ve toplum içerisindeki pozisyonu güçlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki çocuklar, karşısında gördüğü en ufak bir farklılık ya da hatayı birazda abartarak karşısındakinin yüzüne söylerler. Bu konuda oldukça acımasızdırlar. Bu durumun bu davranışlara muhatap olan çocuklar üzerinde oluşturacağı tahribatı tahmin etmek zor değildir. Yalnızca dudak yarığı olan çocuklarda tedavinin tek amacı fiziki görünümün düzeltilmesi yani estetiktir.

    Çocuklarda Yarık dudak yanında eğer damak da olaya katılıyorsa yani yarık damak da var ise tedavinin amacı estetik olmaktan ziyade asıl amaç fonksiyondur. Damak bütünlüğü eksik olarak doğan çocuklarda asıl üzerinde durulan konu konuşma fonksiyonunun normal gelişimini sağlamaktır. Damak da mevcut olan kemik, kas ve diğer yapıların asıl fonksiyonu konuşmanın düzgün olmasına yöneliktir. Buradaki eksiklikler yeme içme ve beslenme üzerine de olumsuz etkiler içerir. Ayrıca ağız ve burun boşluğunun birbirinden ayrılması bunlarda söz konusu olamadığı için orta kulak iltihabı ve işitme fonksiyonu bozukluklarından diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarına kadar birçok olumsuz duruma zemin hazırlar. Bütün bu nedenlerden dolayı damak yarıklarının olaya katıldığı durumların tedavisi çok daha önemli ve özelliklidir.

    Damak yarıklarının olaya katıldığı dudak damak bozuklukları eğer zamanında ve uygun bir şekilde tedavi edilmezlerse estetik ya da fiziki görünüm bozukluğundan daha da önemlisi birçok kalıcı fonksiyonel bozukluklarla karşılaşabilirler. Bu kalıcı fonksiyonel bozuklukların en önemlileri konuşmanın normal gelişmemesi ve burundan yada genizden konuşmanın çok ağır şekilleri ortaya çıkabilir. Bu çocuklar bazı harfleri kesinlikle söyleyemezler ve neticede konuşmaları neredeyse hiç anlaşılamayacak kadar bozuk olabilir. Konuşmanın bozuk olmasının çocuğun sosyal zekâsı üzerine olumsuz etkisi ve netice olarak sosyal hayatta başarısızlık ortaya çıkacaktır. Konuşmanın bozuk olmasının yanında kulak üzerine olan olumsuz etkiler ve işitmenin yetersiz olması ve kalıcı işitme kayıpları klinik durumu daha da ağırlaştıracaktır. Bu anlattığımız tablo ağır klinik vaka ve ihmal edilmiş olan çocuklarda karşımıza çıkacaktır.

    Yarık dudak ve damaklı çocukların aileleri mutlaka bu konularda bilinçlendirilmelidir. Bu çocukların tedavilerinin ve takiplerinin doğduğu andan itibaren başladığı ve çocuk erişkin hayata gelinceye kadar devam ettiği anlatılmalı ve anlaşılmalıdır. Ailenin tedavideki rolü ve önemi çok büyüktür.

    Yarık dudak ve damak ile doğmuş olan çocuklar eğer uygun bir şekilde takip ve tedavi edilirlerse diğer çocuklardan hiçbir farkı olmadan sosyal hayattaki yerlerini alırlar. Eğer ihmal edilirlerse kendileri, aileleri ve toplum için çok önemli kayıp olurlar.



     MEME YOKLUĞU VE ŞEKİL BOZUKLUKLARIGöğüsler bir kadın için en önemli organlardan birisidir. Dişiliğin en önemli simgelerindendir. Bir kadında göğüslerin olmaması vücut imajı açısından çok önemli bir eksikliktir.

    Göğüsler doğum sonrası ergenlik dönemine kadar herhangi bir gelişim göstermezler. Bu dönemden itibaren dişilik hormonlarının etkisiyle gelişmeye ve normal hacimlerini kazanmaya başlarlar. Genellikle 18 yaşına kadar memeler normal büyüklüklerine ulaşırlar.

    Göğüs gelişiminin normal yada anormal olması kadınlarda psikolojik açıdan son derece önemlidir. Herhangi bir nedenden dolayı yetersiz göğüs gelişimi yada şekil bozukluğuna sahip olan kadınlarda çoğunlukla problemin şiddetiyle doğru orantılı olan bir psikolojik rahatsızlık söz konusudur. Bu problem yine kıyafet seçiminde sosyal yaşantısında kişiler için bir stres kaynağıdır.

    Meme yokluğu yada şekil bozuklukları nedenleri ;

    1- Doğuştan olan nedenler,

    2- Sonradan ortaya çıkan nedenler olarak ayrılabilir.

    Doğuştan bu problemlere sahip olan kız çocuklarında problem çok değişik şekillerde kendisini gösterebilir yada ergenlik dönemine kadar bu durum hiç fark edilemeyebilir.
    Meme başının her bir memede birden fazla olması, yada meme başı bölgesinin olması gerektiği yerin dışında başka bir lokalizasyonda olması, koltuk altı yada kasık gibi, muhtemel sorunlar olarak karşılaşılabilir. Memelerden birisinin yada ikisinin olmaması, gelişmemesi, yada şeklinin normalden farklı olması yine karşılaştığımız problemlerdendir.

    Sonradan farklı nedenlerle de meme şekil problemleri ortaya çıkabilir. Bu problemlerden en sık karşılaşılanlar kız çocuklarında meme bölgesinde özellikle bilinçsiz kimselerce yapılan süt boşaltmalar, abse boşaltmalar, enfeksiyonlar, meme bölgesini etkileyen yanıklar ve travmalar.

    Hangi nedenle ortaya çıkmış olursa olsun meme de meydana gelen bir şekil bozukluğu yada gelişim eksikliği mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin de en sıklıkla uğraştığı ve tedavi ettiği problemlerdendir.

    Meme yokluğu yada şekil bozukluğu durumunda tedavi yöntemleri nelerdir?
    Mevcut probleme göre tedavi prensipleri ve yöntemleri değişir. Meme yokluğu tek taraflı yada iki taraflı olarak söz konusu olduğunda yapılacak işlem genellikle meme protezi kullanımıdır. Protezler kullanılarak göğüsler normal şekil ve büyüklüğüne getirilir.

    Göğüslerden birisinde yada her ikisinde farklı natürlerde şekil bozukluğu olduğunda problemin şekli ve şiddetine göre uygulanacak olan tedavi yöntemi farklı olacaktır. Normalden büyük olan göğüslerde küçültme işlemi yapılırken normalden küçük göğüslerde büyültme işlemi yapılacaktır. Her iki göğüsten yalnızca birisinde problem olduğunda problemli olan göğüs normal olan göğse cerrahi olarak benzetilmeye çalışılır.

    Sonuç: Göğüs gelişim problemi olan kadınların ve ergenlik dönemini tamamlamış genç kızların yapması gereken şey ilk iş olarak bir Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi uzmanına müracat etmektir. Plastik Cerrahi uzmanı gerekli muayene ve tetkik işlemlerini tamamladıktan sonra gerek görürse ilgili diğer, Endokrinoloji yada Jinekoloji gibi, branşlardan da değerlendirme isteyebilir. Eğer herhangi bir hormonal yada ileri tetkik gerektiren başka bir problem sözkonusu değilse probleme yönelik olarak tedavi planlamasını yapacaktır. Günümüzde gelişen tıbbi ve teknolojik birikim sayesinde son derece başarılı ve tatmin edici sonuçlar elde edilebilmektedir. Ameliyat ile elde edilen sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür.

    Bu konuda ayrıntılı bilgi için mutlaka Plastik Cerrahi uzmanlarına müracat edilmelidir.



    ÇENE ŞEKİL BOZUKLUKLARI

    Çenelerimiz belki farkında değiliz ama günlük hayatımızda yaptığımız birçok faaliyetin olmazsa olmaz parçalarındandır. Yeme, içme, konuşma, duygularımızı ifade etmede yardımcı olma gibi birçok fizyolojik ihtiyaçların giderilmesinde çenelerimizi kullanmak zorundayız. Çene dendiği zaman tabiî ki kemik ve diğer yumuşak dokular birlikte değerlendirilir ama esas iskelet parçasının sorunları, neticede dışarıya olan yansıması nedeniyle son derece önemlidir.

    Çene bölgesi aynı zamanda insan yüzünün estetik görüntüsüne en fazla katkı yapan bölgelerinden birisidir. Çene alt ve üst olmak üzere 2 kısımdan oluşmakta olup üst çene hareketsiz olarak orta yüz bölgesinin ve kafatasının ilgili kemiklerine tamamen kaynaşmış durumdadır. Üst çene bu nedenle bağımsız olarak hareket kabiliyetine sahip değildir.

    Alt çene ise tek bir parça kemiğin çok özel bir yapılandırma ve şekilde diğer baş ve yüz kemiklerine monte edilmesiyle yukarıda sayılan görevlerin yerine getirilmesinde çok önemli bir rol oynar. Asıl hareketli olan alt çenedir.

    Kısaca çene bölgesi gerek yaptığı ya da katıldığı fonksiyonları itibariyle, gerekse yüzün estetik görüntüsüne olan katkısı nedeniyle son derece önemlidir.

    Birçok nedenden dolayı insanlarda çene gelişimi olumsuz olarak etkilenebilir ve neticede çenede farklı şekil bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu nedenler arasında;

    Ailesel nedenler,

    Genetik problemler nedeniyle farklı bozuklukları birlikte olduğu durumlar,

    Gebelik sırasında annenin geçirdiği hastalıklar yada alkol vs gibi nedenler,

    Doğum sırasında yada hayatın sonraki dönemlerinde çene bölgesine travma, enfeksiyon…vs en sık akla gelen nedenler arasındadır.

    Bu nedenler dışında çene gelişimin tamamlandığı 18-20 yaş sonrası dönemlerde karşılaşılan yüz yaralanmaları, kazalar, ateşli silah yaralanmaları, çenenin yine enfeksiyonları, kistleri, tümör yada kanserleri vs çenenin hem estetik ve hem de fonksiyonel problemlerini ortaya çıkarır.

    Bazen de kişilerin yüz üzerinde başka bir bölgesinin estetik yönden değerlendirilmesi sırasında çene bölgesinde bazı estetik kusurlar ortaya çıkarılabilir. Örneğin burun estetiği olmak amacıyla estetik plastik cerrahi kliniklerine müracaat eden bir çok kimsede uzman hekim yaptığı değerlendirme sonrasında problemin yalnızca burunda olmadığını aynı zamanda çenenin de estetik anlamda bir probleme sahip olduğunu ortaya koyabilir.

    O ana kadar çenesindeki problemin hiç farkında olmamasına rağmen plastik cerrahi uzmanının fark etmesiyle çenedeki estetik kusur fark edilir ve çoğu zamanda hasta ikna edilerek estetik burun operasyonu ile birlikte bir estetik çene operasyonu da beraberinde yapılır. Böylece yalnızca bir estetik burun operasyonu ile elde edilen pozitif kozmetik sonucun ötesinde çok daha iyi bir sonuç elde edilir ve kişinin yüzünde ortaya çıkan değişiklik hem hasta ve hem de plastik cerrahi uzmanı açısından çok daha tatmin edici olur.

    Çene bölgesine yapılan estetik yada fonksiyonel amaçlı cerrahi müdahalelerin şiddeti ve uzunluğu problemim şiddeti ile doğru orantılı olup, bazen yalnızca bir miktar yağ yada doku kokteyli enjeksiyonu ile çok kısa sürede tatmin edici sonuçlar alınabilir. Yalnızca birkaç mm lik çenenin dolgunlaştırılmasını gerektiren küçük problemlerde sorunun çözümü oldukça kolay ve kısa sürede yapılabilmesine rağmen daha komplike ve her iki çenenin de müdahalesini gerektiren durumlarda operasyon süresi çok daha uzun ve operasyonda o oranda komplike olabilir. Mevcut her problemin tedavisi farklı bir yaklaşımı gerektirir.

    Çenesinde estetik yada işlevsel anlamda problemi olan kimselerin mutlaka bir estetik plastik cerrahi uzmanına müracat ederek ayrıntılı bilgi almasında yarar vardır. Bazen problemlerin çözümünde yalnızca plastik cerrahi değil aynı zamanda diş hekimliği ve ortodonti gibi farklı branşlarında tedavi sürecine katılması gerekli olmaktadır.    




    MAKSİLOFASİAL YARALANMALARYüz bölgesi vücudun yaralanmalara en açık bölgelerinden birisidir. Birçok nedenlerle ortaya çıkan yüz yaralanmaları biz Estetik Plastik Cerrahların en çok uğraştıkları konulardan birisidir.

    Yüzümüz üzerindeki hayati derecede önemli olan yapıları içermesi ve de bizlerin sosyal hayatta en fazla ihtiyaç duyduğumuz vücut bölgelerimizin başında gelmektedir.

    5 duyu olarak adlandırdığımız konuşma, işitme, görme, yeme içme ve koku alma faaliyetlerimizin merkezi bu bölgedir.

    Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan yüz yaralanmaları bu duyularımızdan bir yada birkaçını veya hepsini birden olumsuz etkileyebilir. Bu duyularımızdan hiç birisini olumsuz etkilemese bile yaralanmalar sonrası yüzümüzde ortaya çıkan yaralanma izleri ve şekil bozuklukları estetik anlamda önemli bozukluklar oluşturarak yalnızca fiziki değil aynı zamanda psikolojik problemlerinde ortaya çıkmasına neden olabilir.

    Yüz bölgesini oluşturan temel yapılarımız; yüzümüzün derisi, deri altında derinin esneklik ve bombeliklerini oluşturan yağ bağ ve kemik dokusu, yine yüz bölgesinde yüzümüzün hareketlerini ve mimiklerini sağlayan yüz kasları mevcuttur. Yine bu bölgelerin tamamının beslenmesini ve duyusu bile birlikte hareketlerini sağlayan damar ve sinirleri mevcuttur.

    Bu anatomik yapılardan birisi yada bir çoğunda yada tamamında çeşitli nedenlerle yaralanmalar ortaya çıkabilir.

    Yüz bölgesinde en sıklıkla yaralanmaya neden olan olaylar şunlardır;

    1- trafik kazaları,

    2- ateşli silah yaralanmaları,

    3- intiharlar,

    4- düşmeler ve spor yaralanmaları,

    5- ev ve iş kazaları,

    6- kavgalar ve darp

    7- yanıklar,

    8- diğer nedenler,

    Bu nedenlerin hepsi yüz bölgesinde yaralanma nedeni olabilir ve neticede yüzümüzün hem fiziki görünümünde ve hemde fonksiyonlarında istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir.

    Bütün bu durumlarda ortaya çıkan yaralanmalar bazen göründüğünden daha ciddi sonuçlara yol açabilir. Her ne şekilde olursa olsun yüz bölgesinde ortaya çıkan bir yaralanma mutlaka bir plastik cerrahi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Çok küçük olarak görülen bir kesici delici alet yaralanması altta yatan bir siniri yada tükrük kanallarını kesmiş olabilir. Yine çok küçük olarak algılanan bir yüz bölgesi yaralanması eğer ayrıntılı değerlendirilmezse görme kayıpları yani körlük, yada beyin kanamaları ve bilinç kayıplarına neden olacak kadar ciddi olabilir.

    Bütün yüz bölgesi yaralanmaları estetik plastik cerrahi uzmanlarında değerlendirildikten sonra tedavi aşamasına geçilmelidir. Tedavi bazen yalnızca birkaç dikiş yada doku yapıştırma yöntemi ile yapılacak kadar basit olabilir yada günlerce hastanede kalmayı gerektirecek komplike tedaviler içerebilir.

    Yaralanmalar sonrası ortaya çıkacak iz ve şekil bozukluklarının minimal olması da uygulanacak estetik plastik cerrahi kuralları ile bağlantılıdır.

    Yüz yaralanmaları yada diğer deyişle maksillofasiyal yaralanmalar estetik plastik cerrahinin önemli uğraşı alanlarından birisidir.



    YANIK İZLERİ VE SEKELLERİ Kendimizde, ya çocuğumuzda, ailemizin herhangi bir ferdinde çeşitli sebeplerle ortaya çıkmış yara izleri mevcuttur. Bu izlerin sebepleri yanıklar, kazalar, birçok nedenden dolayı ortaya çıkan yaralanmalar, ameliyatlar, geçirilmiş olan sivilceler, bazen yapılan bir iğne ya da aşılar vücudumuzda normalin çok üzerinde belirgin olan ve rahatsız edici boyutta izlere yol açabilir. Bunlardan özellikle yüz bölgesi gibi vücudumuzun açıkta kalan ve görünür olanları çok daha rahatsız edici olup bu şekilde problemleri olan kimselerin psikolojik olarak ta derin etkilenmelerine yol açar.

    Peki, her ne sebeple oluşmuş olursa olsun bu şekilde izlere çözüm bulmak günümüzde mümkün müdür? Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin günümüzde çözüm bulmak için çalıştığı konulardan ve belki de en önemlilerinden biriside bu soruna çözüm bulmaktır. Günümüzde gerek teknolojik manada ortaya çıkan ilerlemeler sonucu ve gerekse Plastik cerrahi de tekniklerin sürekli ilerlemesi ve genişlemesi sonucu ortaya çıkan gelişmeler yara izlerinin azaltılması konusunda Plastik Cerrahlara önemli avantajlar sağlamıştır. Plastik Cerrahide son yıllardaki gelişmeler eski yıllara oranla çok daha başarılı sonuçların alınmasını sağlamaktadır.

    Yukarıda saydığımız nedenlerle ortaya çıkan yara izleri her bünyede farklı ortaya çıkabilmektedir. Hatta aynı kişide farklı yaş dilimleri dikkate alınırsa yine oluşan yara izleri farklı boyutlarda olabilmektedir. Örneğin; hızlı büyüme gelişme çağındaki 7 yaşında bir kız ya da erkek çocukta derisinde meydana gelen derin kesilme mutlaka bir izle iyileşecektir ve bu iz aynı çocuğun 20’li ya da 30’lu yaşlarda geçireceği benzer bir yaralanmayla kıyaslanırsa çok daha fazla olacaktır. Yara iyileşme mekanizması her insan için özeldir ve diğerlerinden bazı farklılıklar içerebilir. Bu sebepten dolayı benzer yaralanmalara ya da cerrahi müdahalelere maruz kalan aynı yaş ve cins kimselerde çok farklı yapıda ve büyüklükte izler ortaya çıkabilir. Bazı kimselerde ortaya çıkan yara izleri gerçekten kabul edilebilir ve makul ölçülerde iken bir başkasında tolere edilemeyecek kadar rahatsızlık verici olabilir. Genetik ve ailevi sebepler, kişisel yapısal farklılıklar, hormonal farklıklılar, yaralanmanın bölgesi, şiddeti, yapılan tedavinin şekli, yaralanma bölgesinde iltihap gelişip gelişmemesi ve diğer bazı etkenler oluşacak izin boyutunda rol oynarlar.

    Yanık ameliyat yada çeşitli sebeplerle ortaya çıkan yara izleri tedavi edilebilir mi? Sorusunun cevabı kısmen evet şeklinde olacaktır. Bir çok kimsede bu izleri makul bir çizgiye getirmek kişinin hem görünümünü ve hemde psikolojisini olumlu yönde etkilemek günümüzde mümkün olabilmektedir. Fakat burada çok önemli bir nokta hastanın yada yakınlarının beklentisi gerçekçi olmalıdır. Oluşmuş olan bir izin tamamen yok edilemeyeceği, boyutlarının azaltılıp mümkünse daha naz dikkat çekici bölgelere bu izleri gizlemek yada kamuflaj yaparak belirginliğini azaltmanın mümkün olabileceğini hem hastanın kendisinin ve hemde yakınlarının çok iyi anlaması gerekmektedir.

    Tekrar ifade etmek gerekirse günümüzde Plastik Cerrahi yara izlerinin tedavisi konusunda çok önemli ilerlemeler kaydetmiş ve eski dönemlerlerle kıyaslanamayacak kadar başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu konudaki çalışmalar halen devam etmekte olup iz tedavisi konusunda önümüzdeki dönemlerde çok daha yüz güldürücü ve tatmin edici sonuçlar elde edilebilecektir



    HİPOSPADİASEstetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin uğraşı alanlarından biriside genital bölge anomalileri olarak bilinen cinsel organ gelişim problemleridir. Gerek kız ve gerekse erkek çocuklarda doğuştan mevcut olan birçok cinsel organ oluşum ve gelişim problemleri mevcut olabilir. Bu problemlerden bir tanesi de erkek çocuklarda görülen ve tıbbi dilde hipospadias olarak bilinen durumdur.

    Halk arasında peygamber sünneti olarak bilinen durum erkeklerde sık olarak karşılaşılan ve doğumsal olarak görülen bir problemdir. Bu probleme sahip olan erkek çocuklar doğduklarında, normalde penislerinin en uç kısmında olması gereken işeme deliği (urethral açıklık), penis alt yüzünde daha gerilerde bir yerde bulunur. Olayın şiddetine göre bu açıklığın yeri çok gerilere gider ve hatta çok ileri durumlarda açıklık testis torbası üzerinde bir yerde olabilir.

    Netice olarak bu probleme sahip erkek çocuklar ayakta karşıya doğru idrar yapma yani işeme fonksiyonunu yapamazlar ve oturarak işemek zorundadırlar. Bu durum ise bu çocuklarda diğer arkadaşları gibi işeyememe nedeniyle utanmaya ve erkeklik duygusunda zedelenmeye neden olur. Yine bu çocuklarda eğer zamanında ve uygun bir şekilde tedavi edilmezlerse erişkinlik döneminde cinsel fonksiyonlarını yerine getirmekte sıkıntılara yol açabilir.

    Bu tür problem ile doğan erkek çocuklarda problemin tanısı doğar doğmaz hekim tarafından konabilmesine rağmen bazen özellikle hafif şiddetteki durumlarda gözden kaçabilir ve ailede durumu fark edemeyebilir. Bu durumlarda genellikle sünnet derisi de yeterince gelişmemiş ve eksik olduğu için halk arasında doğuştan sünnetli ya da peygamber sünneti şeklinde adlandırılıp ihmal edilebilmektedir. Bu şekilde olayın ihmal edilmesi ve farkına varılamaması sonucunda çoğunlukla aileler bu çocukların zaten çok az gelişmiş olan sünnet derisini de sünnet ettirmekte ve ileride bu çocukların tedavisi sırasında çok faydalı olabilecek bir dokunun da zayi olmasına neden olabilmektedir.

    Bu şekilde bir problemin erkeklerde görülme sıklığı yaklaşık 300 canlı erkek doğumunda bir olup niçin meydana geldiği konusunda çeşitli etkenler suçlamaktadır. Bu olaya sebep olan faktörler olarak

    1- Genetik ve ailevi nedenler,

    2- Hormonal nedenler,

    3- Çevresel faktörler, olarak belirtilmektedir.

    Her ne sebeple oluşmuş olursa olsun bu şekilde bir probleme sahip olan çocuklar bu problemin yanında çocukta başka bir problemde var mı diye araştırılmalıdır. Bu problem ile doğan çocuklar fark edilir fark edilmez mutlaka bir Plastik Cerrahi, Çocuk Cerrahisi yada bir Üroloji uzmanına muayene ettirilmeli ve bundan sonraki takip ve tedavileri de aynı ekip tarafından yönlendirilmeli ve yapılmalıdır. Muayene eden hekim mutlaka ileri tetkik ve inceleme sonrasında, ek başka bir problemin var olup olmadığını ve eğer mevcutsa bu problemlerinde teşhis ve tedavisini temin edecektir.

    Hipospadias adı verilen bu durumun tedavisi erkek çocuklar için son derece önemli olup mümkünse 1 yaş civarında bu tedavi yapılmalı ve çocuğun bu problemin oluşturacağı fiziksel ve ruhsal travmayı yaşaması engellenmelidir. Yapılacak olan tedavi cerrahi bir tedavidir ve yapılan cerrahi müdahale ile idrar yolu açıklığı olması gereken yere yani penisin uç kısmına taşınır.

    Penis erkek çocuklar için hem fonksiyonel açıdan ve hemde estetik açıdan son derece önemli bir organ olup bu şekilde problem ile doğmuş erkek çocuklara sahip olan aileler bu durumu kesinlikle ihmal etmemelidirler.



    YÜZ ŞEKİL BOZUKLUKLARIEstetik Plastik cerrahi uzmanlığı içerisine giren ve bizlere tedavi amacıyla başvuran hasta gruplarından birisini de yüz bölgesinde şekil bozuklukları olan kimselerdir.

    Yüz bölgesi insan bedeninin en önemli bölgelerinden birisi olup en dikkat çekici bölgesidir. Yüz bölgesi bir insan için çok önemli olan ağız, burun, göz, kulaklar vs gibi beslenme ve duyu organlarını içermesinin yanında alın bölgesi, kaşlar, yanaklar, çene ve dudaklar gibi estetik olarak çok önemli temel yapıları da içerisinde barındırmaktadır.

    Bu bölge bir bütün olarak insan hayatında hem fonksiyonel olarak ve hem de estetik olarak çok önemli ve olmazsa olmaz bir rol oynamaktadır. Bu bölgede doğuştan yada sonradan ortaya çıkan bir nedenden dolayı meydana gelen bir değişiklik insan hayatını çok olumsuz olarak etkiler.

    Yüzümüz gerek bireysel günlük yaşantımızda gerekse toplumsal ilişkilerimizde bizim için çok şey ifade eder. Aynaya baktığımızda yüzümüzde gördüğümüz en ufak bir sıra dışı değişiklik bizleri rahatsız eder. Yüzünde sivilceler çıkmış bir gencin psikolojisini düşünmek bile olayın önemini vurgular.

    Basit bir sivilcenin bile insanı çok etkileyebildiğini düşünürsek bu bölgede meydana gelen şekil bozukluklarının kişileri ne kadar olumsuz etkileyebileceğini düşünmek zor değildir.

    Yüz bölgesinde doğuştan bir takım şekil bozuklukları olabilir. Bunlardan bazıları yüz üzerindeki bazı organlarımızın tamamen yada kısmen gelişiminin olmamasıdır. Yüz bölgesinde var olan şekil bozuklukları esas olarak 2 gruba ayrılır.

    Doğuştan var olan yüz şekil bozukluklarından bazıları;
    Kulakların hiç gelişmemiş ya da az gelişmiş olması,
    Yüzün bir tarafının yada iki tarafının birden gelişiminin yetersiz olması,
    Çene gelişiminin yetersiz ve asimetrik olması,
    Yüz bölgesinde gelişen simetri bozuklukları,
    Torti colllis (boyun eğriliği) e bağlı yüz simetri bozuklukları,
    Yüzün cildinde yada damarsal yapılarında oluşmuş hemanjiomlar, nörofibromatozisler, küçük yada dev nevuslar, lenf sistemi hastalıkları,

    Gözkapağı problemleri, Göz kapağı düşüklüğü (pitozis), gözkapakları açıklığının yetersizliği ve yapışıklığı (blefarofimozis) vs.
    yüz yumuşak dokularında genetik nedenlerle ortaya çıkmış olan erken yaşlanma belirtileri ve sarkmalar.

    Burada saymış olduklarımızın dışında onlarca farklı yüzde şekil bozukluklarına neden olan neden vardır.

    Yüz bölgesinde hayatın sonraki aşamalarında ortaya çıkan şekil bozuklukları;
    Trafik kazaları yada diğer travmalara bağlı yüz bölgesinde yüz kemik ve yumuşak dokularını içeren şekil bozuklukları,
    Yanıklara bağlı yüz bölgesinde şekil bozuklukları,
    Yüz bölgesini tutan kanserler ve onların tedavileri sonrası ortaya çıkan şekil bozuklukları,
    Yüz bölgesindeki yağ dokusu ve diğer yumuşak dokularda zamanla erimeye bağlı zayıflıklar çökükler vs. (Örn: hemifasiyal atrofi), bunlardan yalnızca bazılarıdır.

    Sonuç: Yüz bölgesinde çeşitli nedenlerle şekil bozuklukları mevcut olabilir. Bu durum kişileri yalnızca fonksiyonel yani normal günlük hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilme konusunda sıkıntılı yapmakla kalmaz aynı zamanda estetik olarak kişilerde önemli problemlerin kaynağı olabilir. Bu tür problemlere sahip olan kimselerin müracat etmeleri gereken yer Estetik Plastik ve Rekonstruktif cerrahi uzmanlarıdır.

    Günümüzde estetik plastik cerrahinin ulaşmış olduğu gelişme seviyesi bu tür sorunlara sahip olan kimselerin çok daha kaliteli ve mutlu bir hayat sürmelerine olanak sağlamaktadır.



    KRONİK İYİLEŞMEYEN YARALARŞeker hastalığı ile estetiğin ne alakası var diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin ne kadar geniş ve kapsamlı bir branş olduğundan bundan önceki bazı yazılarımızda bahsetmiştik. Bunlar içerisinde uzun süre devam eden ve bilinen klasik yöntemlerle tedavisi mümkün olmayan kronik yaralarında bu branşın konularından olduğunu ifade etmiştik. İşte bu kronik yani uzun süre devam eden ve tedavisi oldukça zor olan yaralardan biriside şeker hastalığına bağlı ayak yaralarıdır. Genellikle toplumda bu konudaki bilinç yeterli düzeyde olmadığı için şeker hastalığına bağlı ayak yaraları hep ihmal edilir ve neticede telafisi imkânsız çok kötü sonuçlar ortaya çıkar ki, olabilecek en kötü sonuç yaralı ayağın ve hatta bazen bacağın kesilmesidir.

    Netice olarak bugün anlatacağımız konu son derece önemli ve hayati bir konudur. Mutlaka hepimizin çevresinde eşimiz, dostumuz akrabamız ya da yakın ya da uzak çevremizde bu türlü bir probleme sahip birçok insan olabilir. İnanıyorum ki bu tür konuların bu köşelerde anlatılması toplumun çok önemli sağlık konularında daha bilinçli olarak davranması ve sağlıklı bir toplum olma konusunda katkısı olacaktır.

    Şeker hastalığı olarak bilinen diabetes mellitus toplumda oldukça sık rastlanan bir hastalık olup yaklaşık olarak her 100 kişiden 6’sında bu hastalığın mevcut olduğu söylenebilir. Şeker hastalığına sahip olan her 100 hastanın ise yaklaşık 60 kişisinde şeker hastalığına bağlı ayağında yara ortaya çıkmaktadır. Bu kadar sık ortaya çıkan problem konusunda mutlaka bazı şeyleri çok iyi bilmeliyiz.

    Ayağının herhangi bir yerinde çok küçükte olsa bir sıyrık, su toplanması ya da yara olan bir şeker hastası, bunun çok büyük bir felaketin öncü habercisi olabileceğini kabul etmeli ve hemen bir doktora müracat etmelidir. Müracat edilecek en uygun branş bu aşamada Plastik cerrahi, Dermatoloji yada Ortopedi bölümü olacaktır. İlgili doktorlar bu aşamada mutlaka gerekeni yapacak ve yaranın büyümeden önlenmesi sağlanacaktır. Ayaklarının herhangi bir yerinde yara olan şeker hastaları bilmeliler ki çok ciddi bir durumla karşı karşıyadırlar ve bu aşamada yapılacak yanlışlıklar ve ihmaller telafisi çok zor sonuçlara yol açacaktır. Başlangıç aşamasında iyi bir sıhhi ortamın o bölgede sağlanması ve gerekli ilaçların kullanılması, pansuman ve küçük müdahalelerin yapılması ayağın ve yaranın tamamen iyileşmesini sağlayacaktır.

    Maalesef zamanında müdahale yapılmayan, uzun süreli olan ve gittikçe büyüyerek kemiklere ve eklemelere kadar ulaşan yaralar tedavisi çok zor yaralar olup bu tür yaraların tedavisi mutlaka özel yara bakım ünitelerinin olduğu merkezlerde yapılması gereklidir.

    Samsunda da bu tür bir merkez OMU Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı bünyesinde bulunmaktadır. Yrd Doç Dr Ahmet Demir tarafından yönetilen bu ünite özellikle başlangıç aşamasını geçirmiş ve ilerlemiş yaraların tedavisinde son derece önemli bir görevi üstlenmektedir. Kronik yara tedavisi ile ilgili teknik ve bilimsel alt yapının da olduğunu düşündüğüm bu merkez ilerlemiş şeker hastalığına bağlı ayak yaralarının olduğu durumlarda yararlı hizmetler vermektedir.

    Şeker hastalığının toplumda çok yaygın bir hastalık olduğunu biliyoruz. Bu hastalığın eğer iyi takip ve kontrol edilirse gerekli diyet ve ilaç tedavilerine dikkat edilirse vücuda zararı oldukça sınırlı kalacaktır. Aksi takdirde eğer bu hastalık yeterince önemsenmez ihmal edilirse telafisi son derece zor ve hatta imkânsız sonuçlar doğurabilir. İhmal edilmiş ve tedavi ve takibi yetersiz bir şeker hastalığı vücutta hemen her doku üzerinde zararlı ve olumsuz etkilere sahiptir. Bu köşede bu hastalığın vücutta yaptığı tahribatların hepsinden bahsedebilmek zaman ve yer kısıtlılığından dolayı mümkün değil ve bu nedenle özellikle bu hastaların yada hastalık adaylarının çok dikkat etmeleri gereken konulardan kısa kısa bahsetmek istiyorum.

    Şeker hastalığı ile biz Plastik Cerrahların ilgisi özellikle uzun süreli şeker hastalıklarında özellikle ortaya çıkan ve klasik bilinen yöntemleri tedavisi çok zor olan kronik yaralardır. Özellikle ayak bölgesinde ortaya çıkan yaralar bizlerin ilgi alanındadır.

    Yine şeker hastalığı ile biz Plastik Cerrahların çok ilgili olduğu bir diğer konu bu hastaların bizlere bir estetik operasyon geçirmek için müracaat etmeleri konusudur. ‘’Şeker hastaları estetik ameliyatları yaptırabilirlermi?’’, Yada ‘’bu durumdaki kimselerde Plastik Cerrahinin yaklaşımı nasıl olmaktadır’’ bu başka bir yazının konusu olacaktır muhtemelen.

    Şeker hastalığı ile mutlaka bilinmesi gerekenler ;

    Uzman önerilerine sıkı bir şekilde uyulduğu takdirde şeker hastalığı tehlikeli bir hastalık değildir ve ömrü kısaltmaz.

    Ailesinde şeker hastalığı olan birisi en azından diğer insanlara göre daha fazla şeker hastalığına yakalanma şansına sahiptir ve mutlaka dönem dönem kan tahlilleri ile kontrolden geçmelidir.

    Her normal insan en azından senede 1 kez genel bir sağlık muayenesinden geçmeli ve yalnızca şeker değil diğer karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, tiroid fonksiyon testleri gibi tahlilleri yaptırmalıdır.

    Kendisinde şeker hastalığı olduğu ortaya çıkan bir kişi kesinlikle strese girmemeli ve toplumda kendisi gibi milyonlarca insan olduğunu ve bunlarında büyük çoğunluğunun tamamen normal bir hayat sürdürdüğünü bilmelidir.

    Şeker hastalığı teşhisi konulduğu anda vücudun diğer ilgili organları kontrolden geçirilmeli göz, böbrek, sinir sistemi, kalp ve tansiyon yönünden tam bir incelemeden geçmelidir.

    Kişi eğer normalden fazla kiloya sahip ise mutlaka normal bir kiloya gelebilmek için uzman gözetim ve denetimde diyet ve sportif faaliyetlerinde katkısıyla çaba sarf etmelidir.

    Şeker hastalığı tanısı almış bir kişi hijyen kurallarına herkes den daha fazla dikkat etmelidir.

    Özellikle ayaklarına çok fazla özen göstermeli, tırnak kesimlerini çok dikkatli yapmalı. Çok derin kesilen tırnakların kolayca tırnak batması ve ayak yaralarına dönüşebileceğini unutmamalıdır.

    Ayaklarını nemli ve ıslak bırakmamalıdır. Çorapsız dolaşmamalı ve mutlaka ayaklarına uygun ayakkabı giymelidir. Bol yada dar olmamalıdır. Bu konuda bir Dahililiye, Dermatoloji yada Plastik Cerrahi uzmanından daha ayrıntılı bilgiler almalıdır.

    Ayaklarını özellikle kışın soba yada kalorifer peteklerine çok fazla temas ettirmemelidir çünkü duyusunda meydana gelen bozukluk nedeniyle oluşabilecek yanıkları fark etmeyebilir.

    Eğer bir kişi şeker hastası olduğunu bilir, kabullenir ve gereğini de yaparsa kesinlikle tamamen normal ve konforlu normal bir hayat yaşar. Aksi takdirde onları oldukça sıkıntılı ve zor bir hayat beklemektedir.



    EL VE AYAK ŞEKİL BOZ.Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin uygulama alanlarından biriside el ayak bölgesindeki şekil bozuklukları, yapışıklıklar vs dir.

    Bu şekil bozukluklarının en azından sık bilinenlerini sıralayacak olursak;
    Parmaklarda öne yada arkaya, sağa yada sola çekilmeler (kontraktürler),
    El ayak yada parmaklarda aşırı büyümeler (jigantizm)
    El ayak yada parmaklarda gelişim yetersizlikleri (hipoplazi)
    Parmakların sayısının normalden az yada fazla olması (oligo yada polidaktili, dublikasyon))
    Parmakların birbirinden çok ayrık olması, yarık el ayak yada parmak (kleft)
    Parmakların birbirine yapışık olması (sindaktili)
    Parmaklar arasında yanık nedeniyle ortaya çıkan yapışıklıklar, kopmalar vs.
    El ve ayak bölgesine duyu yada motor fonksiyon sağlayan sinirlerden kaynaklanan problemler.
    El ve ayak bölgesinde tümör tedavisi sonrası gelişen şekil bozuklukları.
    Doğuştan el ve ayak bölgesinde ortaya çıkan eksiklikler, şekil bozuklukları (farklı konjenital anomaliler)

    El ve ayak bölgesinde görülen problemler doğuştan ya da hayatın sonraki bir aşamasında ortaya çıkabilir. Bu bölgede ortaya çıkan sorunlar estetik yönden problem oluşturduğu gibi ondan daha da önemlisi el ve ayakların normal görevlerini yerine getirememe gibi sorunlara yol açar. El ve ayakların insan hayatında ne derece önemli uzuvlarımız olduğunu anlatmaya gerek yoktur. Bu bölgelerde ortaya çıkan anormalliklerinde günlük yaşantıda ortaya çıkaracağı sıkıntılar oldukça fazladır.

    El ve ayak bölgelerinde görülen şekil bozukluklarının hayatın doğumdan sonraki aşamalarındaki nedenleri arasında; geçirilen kazalar ya da ateşli silah yaralanmaları, yanıklar, tümörler ve tedavisi sonrası nedenler ilk akla gelenleri olup birçok neden bunlara ilave edilebilir.

    Bu bölgede ki şekil bozukluklarının nedeni ister doğuştan olsun isterse sonradan ortaya çıkmış olsun tedavisi son derece önemlidir.

    Hem fonksiyon açısından hem de estetik açıdan eğer mümkünse bu problemler mutlaka düzeltilmelidir.
    Yukarıda sayılan ya da burada ifade edilmemiş el problemlerinin tedavisi bazen kolay ve tatmin edici olmasına rağmen bazen de oldukça zor ve en azından şimdilik imkânsızdır.

    Kendilerinde ya da bir yakınında bu şekilde problemleri olan kimselerin yapması gereken şey mutlaka bu konularda deneyimli bir Estetik Plastik cerrahi ya da Ortopedi uzmanına müracat ederek tedavi sürecini başlatmaktır.

    Yukarıda bir kısmını saydığımız el ve ayak bölgesi şekil bozukluklarının her birisinin tedavi protokolü, tedavi zamanlaması vs birbirinden farklı olabilir. En azından tedavi sürecinde bir gecikmeyi engelleyerek ileride belki de telafisi çok daha zor olacak sonuçların ortaya çıkması engellenebilir.

    Sonuç:

    Ellerimiz ve ayaklarımız bizi hayata ve yeryüzüne bağlayan ana uzuvlarımızdandır. Bu bölgede var olan ya da ortaya çıkan problemler günlük yaşantımızı olumsuz etkileyecektir. Zamanında yapılan uygun tedavi yöntemleriyle bu olumsuzlukları en azından azaltmak mümkün olacaktır. Hangi problemde ne tür tedavi yöntemleri uygulanır şeklindeki soruların cevabını en doğru bir şekilde problemi muayene eden uzman hekim verecektir.



    MEME KÜÇÜLTME

    Memelerin normal boyutlarından daha büyük olması kadınlar için hem fonksiyonel ve hem de önemli bir estetik problemdir. Bilindiği gibi kadınlarda meme ergenlik döneminden itibaren büyümeye ve gelişmeye başlar ve genellikle ergenlik döneminin sonunda da normal bir boyuta ulaşır. Bazı kadınlarda ise bu büyüme normalden çok daha fazla olur. Bunun dışında da gebelikler sonrasında da memelerde bir miktar daha büyümeler oluşabilir.

    Meme büyüklüğü ailesel ve yapısal, hormonal bazı bozukluklar sonrası, aşırı kilo almalar sonrası vb nedenlerle göğüslerde aşırı büyüklükler oluşabilir.

    Göğüslerde büyüklüğe bağlı fazı fiziksel rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu rahatsızlıklar arasında vucut ağırlık merkezinin öne doğru kayması nedeniyle sırt ağrısı, bel ağrısı, boyun ağrısı ve omuz ağrısı ortaya çıkabilir. Göğüslerdeki büyüklüğe bağlı birbirine temas etmesi ve sürtünmesi neticesinde kıvrım yerlerinde ve temas yerlerinde pişikler, kızarıklıklar ve kokulu sulanmalar oluşabilir. Yine vücut aksında oluşan sapma ve iri göğüslerin gizlenmesine yönelik vücut hareketi nedeniyle hantal ve kamburumsu duruş bozukluğu ortaya çıkar.

    Memelerin normalden büyük olması yukarıda saydığımız bazı fiziksel rahatsızlıkların dışında kadınlarda kıyafet seçimi ve uygun iç çamaşırı seçimi konusunda da sıkıntılar yaşatır. Bu kimseler istedikleri kıyafeti seçememenin sıkıntısını sürekli yaşadıklarını ifade ederler. Bunu dışında tabiî ki meme büyüklüğü çok önemli bir estetik kusurdur aynı zamanda. Bu şekilde problemi olan kadınlar göğüslerini sürekli saklama ihtiyacı hissederler. Sportif ve sosyal faaliyetlere katılmak konusunda sürekli tereddütler yaşarlar

    Göğüs iriliği kadınlarda çok genç yaşlarda ve hatta ergenlik döneminde de problem olabilir. Yine bu dönemde dev meme büyüklüğü denilen aşırı meme büyüklükleri ortaya çıkabilir. Bunların mutlaka hormonal yönden incelenmesi gerekmektedir.

    Meme büyüklüğü hafif orta ve ileri düzeylerde olabilir ve genellikle büyüklüğün yanında memede sarkmada olaya eşlik eder.

    Meme büyüklüğünün tedavisinde yapılması gereken şey cerrahi operasyonla memelerin hacmini ve görünümünü normale getirmektir. Hem hacim olarak memelerin boyutları küçülecek ve hem de memeler göğüs üzerinde olması gerektiği pozisyonda olacaktır. Ameliyat genel anestezi altında yapılır ve ameliyat sonrası genelde 1 gece hastanede kalmak gereklidir. Normal şartlar altında riskli ameliyat grubundan bir operasyon olmamasına rağmen enderde olsa hematoma, enfeksiyon, meme şeklinin idealin altında olması giribi istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir.

    Meme küçültme ameliyatında kullanılan birçok değişik teknik mevcuttur. Kullanılacak teknik memelerin büyüklüğüne, cerrahın tercihine ve deneyimine, hastanın ameliyat sonrası iz konusundaki beklentilerine göre değişiklikler gösterebilir.

    Ameliyatın masrafı ameliyatı yapan cerraha, operasyonun yapıldığı hastaneye, ve ameliyatın büyüklüğüne göre farklılıklar gösterebilir.

    Sonuç : Meme büyüklüğü kadınlar için çok önemli bir problem olup cerrahi olarak tedavisi mümkün olan bir problemdir. Ameliyat sonrası göğüsler normal hacimlerine ve olması gereken pozisyonlarına dönerler hastalar hem fiziksel olarak çok rahatlarlar ve estetik olarak memelerin görünümlerinin eskisiyle kıyaslanmayacak kadar güzel olması nedeniyle psikolojik olarak ta bu kadınlar kendilerini çok mutlu hissederler. Bu şekilde problemleri mevcut olan kadınların Plastik Cerrahi uzmanına müracat ederek sorunlarını ayrıntılı bir şekilde doktorları ile konuşmalarını eğer doktor da kendileri üzerinde yeterli güveni oluşturdu ise bu operasyonu yaptırmalarını öneririm.




     MEME DİKLEŞTİRME

    Memeler değişik nedenlerle sarkık hale gelebilir. Meme dokusunu yerinde tutan bağlar zamanla gevşeyebilir. Kilo değişikliklerine, emzirmeye ve yerçekimi etkisine bağlı olarak meme dokusu ile etrafını saran deri zarfı arasında uyumsuzluk olabilir. Sorun meme dokusuna, deriye ya da her ikisine birden ait olabilir. Sonuçta adeta içi boş görünümlü sarkık meme ortaya çıkabilir.


    Diğer meme ameliyatlarında olduğu gibi,doktorunuzla neden ameliyat olmak istediğinizi ve bu ameliyattan ne beklediğinizi tartışın. Ailenizde meme hastalığı veya kanseri, sigara, ilaç alışkanlığı veya sistemik bir hastalığınız var ise doktorunuza söyleyiniz. Ameliyatın şekli ve olası problemleri doktorunuza sorunuz.


    Estetik meme dikleştirme ameliyatında, sarkık haldeki meme dokusu yeniden şekillendirilir, fazla deri çıkartılır. Meme başı olması gereken yere getirtilir. Ameliyat genel anestezi ile hastane koşullarında, ameliyathanede yapılır. 1,5-2 saat sürer. Sarkıklığın derecesine göre değişik şekillerde iz kalır. Hangi yöntemi uygulanırsa uygulansın meme başı etrafında iz kalması kaçınılmazdır. Meme başı çevresinden kesi yapılarak bir meme dikleştirme ameliyatı uygulanırsa, meme başı etrafındaki iz daha belirgin olabilir. Diğer meme dikleştirme ameliyatlarında meme başı etrafında ize ek olarak, meme başının alt kenarının orta kısmından aşağı doğru uzanan 4-5 cm. uzunluğunda bir iz olabilir. Uygun hastalarda, sadece meme protezi konarak sarkıklık ortadan kaldırılabilir. Bu takdirde ameliyat izi, sadece meme başının kahverengimsi derisi ile göğüsün beyaz derisi ile olan birleşme yerine gizlenir ve minimal olur. İz bırakmayan meme dikleştirme ameliyatı yoktur. Ancak, bu izler başlangıçta belirgin, zamanla belli belirsiz hale gelen izlerdir.


    Ameliyat sonrası genellikle rahat geçer. Ağrı genellikle sorun yaratmaz. Ameliyat sırasında meme protezi kullanılmış ise birkaç gün kol hareketlerinde kısıtlılık olabilir. Memeler üzerine sütyene benzer sargı uygulanır. Meme başı üzerine ayrı pansuman konur. Pansuman 2 gün sonra açılarak yara kontrol edilir. 7 gün sonra sargı açılır. Hastaya 6 hafta sporcu sütyeni giydirilir ve masaj önerilir. Erken dönemde şişlik olabilir,meme başında hissizlik ve deri üzerinde morumsu renk değişimi olabilir. Bunlar kısa sürede kendiliğinden kaybolur. Hasta 3-4 gün içinde işine dönebilir. 2 ay ağır sporlardan uzak durması önerilir. Estetik meme dikleştirme ameliyatı genel olarak iyi ve kalıcı sonuç veren, kişinin ve eşinin ruh sağlığını düzelten onları yaşama daha bağlı hale getiren bir ameliyattır. Yeni şekillendirilmiş meme uzun süre dayanıklı olur, ancak kilo değişiklikleri, gebelik, emzirme ve yerçekimi yeni sarkıklıklara neden olabilir. Ameliyat ile ilgili muhtemel sorunlar Her ameliyat istenmeyen bazı durumlar ile sonuçlanabilir. Bu ihtimalleri doktorunuzla konuşmanızda yarar vardır.






     KARIN ESTETİĞİ

    Karın bölgesinin fonksiyonları nelerdir?

    Karın bölgesi içerdiği kas ve diğer destek dokuları vasıtasıyla ayakta dik durmamızı, düzgün yürümemizi, cisimleri rahat kaldırmamızı sağlayan, anatomik görünümüyle de güzel bir vücut imajının tamamlayıcı bir parçasıdır.

    Karın estetiği nedir?

    Estetik bir operasyonla karın bölgesinin eski düzgün, gergin ve güzel görünümünü yeniden kazandırmak amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir.

    Karın da şekil bozukluğu nedenleri nelerdir?

    Gövdemizin ön-alt kısmını oluşturan karın bölgesi doğumlar, kilo alıp vermeler, yaşlanma vb nedenlerle deforme olabilirler. Genetik-yapısal farklılıklardan dolayı ortaya çıkan şekil bozuklukları herkeste farklı olmaktadır. Her ne sebeple oluşursa oluşsun karın bölgesinde oluşan sarkmalar, çatlaklıklar ve diğer kusurlar özellikle kadınlarda, fakat daha az sıklıkla olmakla birliktede erkeklerde de estetik sorunlara yol açar. Kişi artık vücudunu beğenmemeye aynada kendisini görmekten rahatsızlık duymaya başlar.

    Estetik karın ameliyatını kim yapar ve nerede yapılır?

    Bu ameliyatın mutlaka bir Plastik Cerrah tarafından yapılması gerekir. Başka branştan meslektaşlarımızın bu operasyonu yapması hem tıbben doğru değildir ve hemde etik değildir. Ameliyatın mutlaka hastane ortamında ameliyathanede yapılması gerekir.

    Operasyonun süresi nedir ve hastanede kalmayı gerektirir mi?

    Operasyon yaklaşık 2-4 saat kadar sürer ve en az 1 gün hastanede kalmayı gerektirir.

    Ne tip anestezi altında uygulanır?

    Operasyon genel anestezi altında yada spinoepidural anestezi altında yapılabilir. Spinoepidural anestezi sırasında hasta uyanık olup hiç ağrı hissetmez. Anestezinin seçiminde cerrahın ve hastanın tercihleri dikkate alınır.

    Estetik karın ameliyatı yapılırken, karında yada göbekte fıtık problemi de varsa aynı anda düzeltilebilir mi?

    Evet. Karın estetiği cerrahisi sırasında önceki doğumlara vs bağlı karın bölgesindeki fıtıklaşmalar rahatlıkla düzeltilebilir.

    Yaş sınırlaması var mıdır?

    Cerrahiye engel bir sağlık problemi olmayan kadın erkek herkese eğer karın germeyi yada estetiğini gerektirecek bir problemi varsa bu işlem yapılabilir.

    Ameliyat öncesi hazırlıklar nelerdir?

    Rutin ameliyat öncesi tetkik ve tahlilleri yapılır. Hasta ameliyata aç olarak gelir. En az 10 saat öncesinden yeme içme kesilir. Sigara içiyorsa bırakır. Aspirin türü kanamayı artırıcı ilaç kullanıyorsa doktorunu önceden bilgilendirir ve bırakır

    Ameliyat sonrası normal hayata ne zaman dönülebilir?

    Ameliyat sonrası 2-3 hafta içerisinde normal yaşantıya dönülebilir. 2 ay içerisinde sportif faaliyetlere başlayabilir.

    Estetik karın ameliyatları risklimidir?

    Tecrübeli ellerde risk oldukça düşüktür, ama yinede bir operasyon, olup her operasyonda oluşabilecek enfeksiyon, kanama, normalden fazla yara izi vs ender de olsa oluşabilir

    Ameliyatın maliyeti?

    Maliyet ameliyatı yapan cerraha, anestezinin tipine, ameliyatın yapıldığı hastane ortamına göre değişebilir. Bizim önerimiz: Her ne sebeple oluşursa oluşsun karın bölgesinde oluşan gevşeme, sarkma ve çatlaklıklar özellikle kadınlarda çok önemli bir estetik kusur olarak ortaya çıkar. Vücut imajı bozulur ve kişinin kendine olan güveni kaybolur. Kişi istediği kıyafeti giyemez ve eşinin yanında kendisini rahat hissetmez. Karın germe ameliyatı gerçekten sonuçları oldukça yüz güldürücü olan estetik ameliyatlardan olup ihtiyaç hisseden herkes bu operasyonu rahatlıkla yaptırabilir. En ince ayrıntıya kadar cerrahınızla görüşmenizi ve tatmin olmanız halinde operasyonu yaptırmanızı öneririz.




    DUDAK KALINLAŞTIRMA

    Dudaklar estetik ve fonksiyonel açıdan önemli organlarımızdandır. Dudakları oluşturan temel yapılar; dudaklarımızın rengini ve ıslaklığını veren mukoza denen kısım, dudakları dış ortama ve çevre organlara birleştiren deri, bu iki dokunun arasında kalan ve asıl dudağın hem fonksiyonlarında ve hem de dolgun ya da zayıf gözükmesinde önemli rolü olan kaslar, yağ ve bağ dokularıdır.

    Dudaklar estetik olarak çok önemli bir estetik ünitedir. Yüz üzerinde en dikkat çekici yapılardandır. Bazı kimselerde normalden daha kalın gözükmesine rağmen bazı kimselerde daha ince gözükürler. Dudakların daha estetik bir görünüm kazanmasında kendisinin anatomik olarak normal olmasının yanında çene burun ve diğer yüz yapılarının da birbirleri ile oran ve uyumu da önem taşır.

    Dudakların ince yada kalın olması; dudakları oluşturan anatomik yapıların gelişim eksikliklerine yada anomalilerine, ailesel yada genetik nedenlerle inceliklere, yada aslında normal oranlarda olmasına rağmen kişilerin yada eşlerinin daha kalın dudaklardan hoşlanması nedeniyle mevcut dudakların ince olarak algılanması nedeniyle sorun olarak karşımıza gelebilir.

    Her ne sebeple olursa olsun dudaklarının ince olduğunu düşünen, yada kalın olduğunu düşünen bir kadın yada erkek hastada Plastik Cerrahi uzmanı çok dikkatli bir şekilde dudakları incelemeli ve gerçekten bir problemin olup olmadığına kendisi karar vermelidir. Cerrah hastanın beklentilerinin gerçekçi olduğu konusunda mutlaka tatmin olmalıdır. Aksi halde ne işlem yapılırsa yapılsın hasta mutlu olmayabilir. Bazen hastalar tanınmış bir film yıldızının resmini doktora getirirler ve bunun aynısından istiyorum diye istek de bulunabilirler. Doktor olabilecekler ve olamayacaklar ile ilgili hastayı ayrıntılı bilgilendirmelidir.

    Dudak kalınlaştırma işlemi 3 şekilde yapılabilir.

    1-Otojen madde kullanılarak yapılan dudak kalınlaştırma işlemleri; Kişinin kendi vücudundan doku alınarak yapılan kalınlaştırma işlemidir. Yağ dokusu enjeksiyonları, dermal ve fascial doku implantasyonu.

    2-Kalıcı protezler kullanılarak dudak kalınlaştırma işlemleri

    3-Dolgu malzemeleri kullanılarak yapılan dudak kalınlaştırma işlemleri.

    Bu yöntemlerim her birinin diğerine bazı üstünlükleri ve eksiklikleri olabilir. Hangi yöntemin tercih edileceğine hasta ve doktor birlikte karar verirler.

    Dudak inceltme işlemi ise cerrahi olarak yapılan bir uygulamadır. Lokal anestezi altında ameliyathane şartlarını taşıyan bir ofiste rahatlıkla yapılabilir. Ameliyat sonrası ilk günlerde bir miktar ödem morarama vs olabilir. Birkaç gün içerisinde kabul edilebilir bir büyüklüğe ulaşır.

    Gerek dudak kalınlaştırma ve gerekse dudak inceltme bazen hem alt ve üst dudakta birlikte yapılır. Bazen de yalnızca üst ya da alt dudak ince yada kalın olabilir ve yalnızca birisine müdahale gerekir.

    Dudakların kalınlaştırılması ya da inceltilmesi yüz estetiği üzerine çok pozitif katkılarda bulunur ve kişinin kendisini çok daha iyi hissetmesini sağlar.

     




    BACAK ESTETİĞİ

    Bacaklarımız yalnızca vücudumuzla taşımakla ve motor fonksiyonu yapmakla kalmaz aynı zamanda görsel olarak da çok önemlidir birçok insan için. Özellikle kadınlar için çok daha önemlidir bacaklarının fiziksel görünümleri.

    Bundan önceki yazımızda bacak inceliğinden ve bu durumun bir çok insan için ne kadar rahatsız edici bir durum olduğundan ve bu durumun tedavisinden yani bacak kalınlaştırma işleminden bahsetmiştik. Bu yazımızda ise tam tersine kalın olan bacakların insanlar için bazen ne kadar rahatsız edici olabildiğinden ve bu tür problemlere sahip olanların tedavisinde neler yapılabildiğinden bahsedeceğiz.

    Bacakları oluşturan ana yapılar 2 adet uzun kemik ´ki bunlar yukarıda diz eklemini oluşturur ve aşağıda ise ayak bileği eklemidir´, bacak kasları, damarlar, sinirler, kirişler, yağ ve bağ dokusu ve hepsinin üzerini örten deri dokusudur. Bacakların vücuda ya da uyluğa göre orantısal olarak kalın olması genelde kişileri rahatsız eder. Genel olarak yukarıda saydığımız dokulardan yağ dokusu fazlalığı bacakların daha kalın olmasının ve görünmesinin ana nedenidir. Elbette ki bazı doğuştan hastalıklar ya da sonradan ortaya çıkabilen bazı hastalıklar nedeniyle yağ dokusu dışındaki dokularda meydana gelen artışlar nedeniylede bacaklar normalden kalın gözükebilirler. Damarsal yapılardaki büyümeler, Lenf yolları gelişim bozukluklarına bağlı lenfödem denilen durumlar, hormonal nedenlerle durdurulamayan bacak büyüme ve kalınlaşmaları vs bugünkü konumuzun tamamen dışında olup, bütün bu ve buna benzer durumların tedavisi tamamen farklıdır.

    Burada bahsedilen konu ise daha çok yapısal ve genetik nedenlerle ya da normalden fazla kilo alma ve sonrasında verememe nedeniyle ortaya çıkan bacak vücut ve bacak uyluk orantısızlıklarıdır. Bacaklarının kalın olduğunu, diyet yapmasına yada çok yoğun egzersizler yapmış olmasına rağmen bu kalın görüntüyü düzeltemediğini düşünen bir çok insan vardır. Bu konuda kadınlar erkeklere göre daha hassastırlar.

    Kadınlar genellikle bacaklarının normalden kalın olması nedeniyle etek giyemediklerini, kıyafet seçiminde zorlandıklarını vs ifade ederler ve durumun kendilerini psikolojik yönden olumsuz etkilediğini belirtirler. Bacaklarındaki bu kalınlık fonksiyonel yönden hiçbir problem oluşturmamasına rağmen problem estetik bir problemdir ve bu bölgede yapılacak bir müdahale ile çoğu zaman problemin çözümü mümkün olabilmektedir.

    Bacakların inceltilebilmesi ve daha estetik bir görünüme kavuşturulabilmesi mümkün müdür?

    Bacakların vücut ile orantılı ve daha estetik bir görünüme kavuşturulabilmesi için yapılabilecek işlemler 2 ana gruba ayrılabilir.

    1- Cerrahi dışı yöntemlerle bacakların inceltilmesi.

    Diyet, egzersiz, bazı özel cihazlarla yapılan masajlar ve benzeri yöntemlerle bazı durumlarda bacakların görünümünün düzeltilebilmesi mümkün olabilir. Bu durum sınırlı sayıda kimsede yararlı olabilir.

    2- Cerrahi yöntemlerle bacakların inceltilmesi.

    Yukarıda sayılan yöntemlerle bacakların yeterince inceltilemediği durumlarda ki çoğu zaman bu yöntemlerle başarılım olabilmek mümkün olmaz, yapılması gereken şey cerrahi müdahaledir. Cerrahi müdahalede ise yapılan işlem Liposakşın işlemidir. Bu işlemde bacakta kalınlığın esas sebebi olan deri altı yağ dokuları özel cihazlar yardımıyla boşaltılarak bacak inceltilmeye çalışılır.

    Sonuç : Bacaklarının kalınlığından şikayet eden ve rahatsız olan kimseler mutlaka bu konuda bir Plastik Cerrahi uzmanına müracat etmeli ve eğer gerekli ise ve gerçek endikasyonu varsa yapılacak bir müdahaleden yarar görecektir. Tabiî ki bir operasyona karar vermeden önce en ince ayrıntısına kadar doktoru ile konuşmalı ve ikna olmalıdır.




    KOL ESTETİĞİ (Brachioplasty)

    Estetik Plastik Cerrahinin uğraşı alanlarından biriside kol bölgesinin estetik problemleridir. Kol bölgesinde estetik problemleri dendiğinde akla en sıklıkla gelen ve en bilinenler yaşın ilerlemesi ve kilo alıp vermelerle ortaya çıkan cilt ve yağ fazlalıklarıdır.

    Bir çok insan özellikle yukarıda saydığımız nedenlerle kollarında sarkmalar, cilt fazlalıkları yada aşırı yağlanma nedeniyle estetik cerrahi uzmanlarına müracat ederler. Bu tür probleme sahip olan kimseler genellikle kıyafet seçiminde zorlandıklarını, yada istediği kıyafeti giyemediklerini, vücutlarının diğer kısımları ile bir orantısızlık hissettiklerini, kollarının genel olarak görünümlerinden de rahatsızlık duyduklarını ifade ederler.

    Bu durum hem kadınlar ve hem de erkekler için önemli bir estetik problemdir.

    Kol estetiği dendiğinde yukarıdaki saydığımız değişiklikler dirsek ile omuz arasındaki kol bölgesini içerir.

    Bu bölgedeki sarkmalar yada yağ fazlalıkları cerrahi yöntemlerle düzeltilebilir problemlerdir. Problemin şiddetine ve şekline göre yapılacak tedavi yönteminde de farklılıklar olabilir.

    Kol bölgesinde sarkmalar yada yağ fazlalıkları durumunda en sıklıkla kullanılan yöntemler cerrahi olarak fazlalıkların çıkarılmasını içeren brakiplasti ve cerrahi olarak herhangi bir doku çıkarılmasını gerektirmeyen ve yalnızca fazla olan yağ dokularının vakumla boşaltılmasını sağlayan liposakşın yöntemidir.

    Bu yöntemler bazen birlikte kombine de kullanılabilir.

    Hangi yöntemin tercih edileceğine estetik cerrah ve müracat eden kimse birlikte karar verir. Eğer kol derisinde belirgin gevşeklik ve sarkıklık var ise yapılacak işlem sarkan dokuların uygun bir planlama ve cerrahi yöntemle ortadan kaldırılmasıdır.

    Eğer cilt yada doku sarkması yok fakat normalden ve olması gerekenden fazla bir yağ doku fazlalığı varsa yapılacak işlem liposakşın denilen yöntemle o bölgedeki fazlalıkların ortadan kaldırılmasıdır.

    Aslında sonuç olarak her iki yöntemde bir ameliyat yöntemi olup her birinin diğerine üstünlük yada dezavantajları vardır. Bu yöntemlerin her birinin diğerine göre en bariz üstünlük ya da dezavantajı ameliyat sonrası ortaya çıkan ameliyat izleridir.

    Sarkmalar yada gevşekliklerin fazla olduğu durumlarda bu dokuların ortadan kaldırılması için mutlaka fazlalıkların kesilerek ortadan kaldırılması gerekir. Kesilen yerler mutlaka izle iyileşecektir. Estetik Cerrah ortaya çıkacak olan izlerin çok fazla dikkat çekmemesi ve görünürlüğünü azaltmak için izin kolun iç kısmında kalacak şekilde planlamasını yapar. Ama her halükarda iz olacaktır. Ortaya çıkan iz bazı kimselerde çok az ve ince olmasına rağmen bazı kimselerde bir miktar bariz ve rahatsız edici olabilir. Oluşacak olan izin şiddetini belirleyen şey problemin şiddeti ve kişisel farklıklardır. İz bu yöntemin en önemli handikabı olmasına rağmen kolun ameliyat sonrası aldığı şekil oldukça iyi olacaktır. Ameliyatı yapan plastik cerrahi uzmanı ortaya çıkacak olan izi gizleyerek fark edilirliğini azaltmak için en uygun tekniği seçecek ve planlamayı ona göre yapacaktır.

    Deri sarkmasının fazla olmadığı ve sorunun daha ziyade yağ fazlalığı olduğu durumlarda ise liposakşın yöntemiyle fazla yağların boşaltılması en makul yol olacaktır. Burada herhangi bir ameliyat izi olamayıp yalnızca ince kanüllerin girmesi için 3- 4 mm lik delikler açılır ve işlem buradan yapılır. Bu yöntem sırasında ortaya çıkan çok küçük izler ameliyat izi olarak kabul edilmez çünkü hem çok küçük ve hemde gizlenebilirdir..

    Bu ameliyatların hangi tür anestezi ve nerede yapılacağı sorusu akla gelebilir. Kol estetiği amacıyla cerrahi müdahale yada liposakşın işlemleri mutlaka ameliyatane ortamında yapılmalıdır. Anestezi olarak aksiler anestezi yani koltuk altından ve yalnızca kolun uyuşturularak yapıldığı anestezi türü yada genel anestezi tercih edilebilir.

    Hangi anestezinin tercih edileceğini doktorun deneyim ve tecrübeleri ile hastanın istekleri belirler.




    ÇENE ESTETİĞİ

    Çene yüz üzerinde en önemli anatomik yapılardan olup alt ve üst çene olmak üzere 2 komponenti vardır. Üst çeneyi oluşturan temel yapı maksilla denen kemik iskelet olup bunun dışında mukoza, deri, kas yağ ve bağ dokuları iskeleti saran yumuşak doku yapılarıdır. Alt çeneyi oluşturan temel iskelet yapısı ise mandibula adı verilen sağlam kemik yapıdır ve 2 adet eklem ile kafatasına bağlantı sağlar. Yine bununda etrafını yukarıda olduğu gibi yumuşak dokular sarar.

    Alt ve üst çeneyi oluşturan dokuların gelişimi aşamasında ortaya çıkan eksiklikler ya da fazlalıklar nedeniyle çenelerde şekil bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Çenenin asıl fonksiyonu çiğneme ve beslenme fonksiyonu olmasına rağmen estetik yönden de son derece önemlidir. Alt ve üst çene içerdiği dişler ve bunların birbirleri ile ilişkisi yönünden de son derece önemlidir. Çenenin yapısında meydana gelen bozukluklar üzerindeki diş dizilimini de olumsuz etkileyerek dişlerin görünümünde bozuk olmasına yol açar.

    Çene kemiklerinin anormal gelişimlerinden kaynaklanan problemler ortognatik cerrahi ya da çene cerrahisi veya maksillofasiyal cerrahi olarak adlandırılan ve Plastik cerrahinin de ana konularından biri olan problemlerdir. Bu gibi durumlarda Plastik Cerrahinin başkanlığında diş hekimliği ve ortodonti işbirliği ile gerekli hazırlıklar ve müdahaleler yapılır.

    Çok farklı ameliyat yöntemleri ile daha önceden ortodonti uzmanlarınca incelemeleri ve hesaplamaları yapılan çene problemlerinde düzeltmeler sağlanır. Hem fonksiyonel yönden çenenin düzeltilmesi sağlanmış olur ve hem de estetik yönden daha uyumlu ve güzel bir yüz elde edilmiş olur.

    Bazen de temel olarak alt ve üst çenede çok önemli bir bozukluk olmamasına rağmen yalnızca alt çenede mevcut olan küçüklük yada büyüklük nedeniyle estetik sorunlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda sadece alt çenede yapılacak cerrahi müdahalelerle diş dizilimini de değiştirmeden alt yüz bölgesinin görünümünde çok önemli düzelmeler sağlar. Alt çenede yapılan küçük cerrahi müdahalelerle elde edilen sonuç yalnızca genel yüz görünümünü düzeltmekle kalmaz aynı zamanda boyun yüz ilişkisini de düzeltir. Boyun çene açısını derinleştirir yada ihtiyaca göre daraltır.

    Çenenin küçültülmesi yalnızca alt çene kemiğine yapılan cerrahi müdahalelerle mümkündür. Yapılacak cerrahi müdahaleler genel anestezi altında yada sedasyon altında lokal anestezi ile yapılabilir. Makrogeni olarak da adlandırılan çenenin büyük olduğu durumların tedavisi yalnızca cerrahi yöntemlerle mümkündür. Cerrahi işlemler deneyimli Plastik Cerrahi uzmanlarınca yapılığı takdirde yok denecek kadar azdır.

    Çene küçüklüğü yada Mikrogeni düzeltme işlemi ise kemikte herhangi bir işlem yapmadan üzerine konulan çene protezleri ile yapılabilir yada çeşitli dolgu malzemeleri kullanılarak yumuşak doku büyültmesi volüm artırılması sağlanabilir.

    Çene üzerinde yapılan bu işlemlerle estetik görünüm düzeltilir ve yüz bölgesinde bulunan anatomik yapıların birbirleri ile ilişkisi daha uyumlu hale getirilir.




    LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

    İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.

    Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.

    Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,

    Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,

    Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.

    Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.

    Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.

    Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.

    Soru şu;

    Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?

    Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.

    Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.

    Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.

    Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.

    Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.

    Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.

    Birinci yöntem;

    Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.

    İkinci yöntem;

    Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.

    Üçüncü yöntem;

    Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır.  Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.

    Sonuç:

    Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.




     LAZERLER İLE LEKE TEDAVİSİ

    Lazerler tıpta bir çok amaçla başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

    Lazerlerin başarılı bir şekilde kullanıldığı alanlardan biriside leke tedavisidir.

    Lekeler denildiğinde elbetteki tek bir çeşit sorun yada problem kastedilmez ama ama çoğunlukla anlatılmak istenen yada anlaşılan şeyler şunlardır.

    İnsan bedeninde doğuştan olan yada hayatın herhangi bir aşamasında ortaya çıkan ve renk olarak da normal deri renginin dışında olan problemler kısaca leke olarak adlandırılabilir.

    İnsan vücudunda olan ve onları hem estetik açıdan rahatsız eden ve hem de zaman zaman fonksiyonel sorunlara yol açan lekeler doğuştan yada sonradan ortaya çıkabilir.

    Doğuştan mevcut olan lekeler;

    Koyu siyah-kahverengi yada ara renklerde olan lekeler:

    benler,

    nevuslar….

    Kırmızı-mavi yada ara renkde olan damarsal orijinli olan lekeler:

    hemanjiomlar,

    kırmızı şarap lekeleri…

    Sonradan ortaya çıkan lekeler:

    Güneş lekeleri,

    yaşlılık lekeleri…

    Burada ifade etmediğimiz bir çok farklı leke türü yine çeşitli şekilde karşımıza çıkabilir.

    Örneğin dövmeler vs bu gruba örnektir.

    Bu lekelerin bir çoğunda lazerler ile tedavi mümkün olup bazılarında ise tedavide yetersiz kalabilir.

    Lekelerin beden üzerinde en fazla yerleşik olduğu bölge vücudun baş boyun bölgesi ve güneş gören diğer bölgelerdir. Bu durumda ister istemez bu durumlarda estetik

    Önemli olan şudur;

    Herhangi yapıda bir leke nedeniyle şikayeti olan bir kimse bunun tedavi seçeneneklerinden birisininde günümüzde lazer uygulamaları olduğunu bilmesi gerekir.

    Bu amaçla en çok kullanılan lazerler;

    Pulsed dye lazer,

    Nd Yag Lazer,

    Erb Yag Lazer,

    Diode Lazer,

    Fraksel Lazer,

    Olup, hangi tür leke tedavisinde hangi lazerin ve hangi şekilde kullanılacağına bu konuda deneyimli plastik cerrahi uzmanı yada dermatolog karar verecektir.

    Sonuç;

    Herhangi bir nedenle oluşmuş olan cilt lekelerinin tedavi yöntemlerinden birisinin ve belki de en önemlisinin lazer tedavisi olduğu unutulmamalıdır. Ve yine unutulmamalıdır ki bazı cilt lekelerinin lazer ile tedavisi oldukça kolay ve yüz güldürücü olmasına rağmen bazen de cilt lekelerinin tedavisi oldukça inatçı yada zor olabilir. Bu tür bir probleme sahip olan bir kimsenin yapması gereken şey bu konuda yeterli donanıma sahip bir klinik ve deneyimli bir plastik cerrahi uzmanı yada dermatoloji uzmanı ile iletişime geçerek kendi özel durumu ve tedavisi konusunda birinci elden ayrıntılı bilgi alması gerekir.




    LAZER EPİLASYONLAZER EPİLASYON NEDİR?
    Lazer teknolojisinin günlük hayatımızın hemen her sahasına girdiği, otomotive sektöründen fotoğrafçılığa kadar birçok alanda uygulama alanı olduğu bilinmektedir. Sağlık alanında da bu teknolojinin girmediği yada uygulama alanı bulmadığı branş yok denebilir. İnsanların önemli sorunlarında birisi olan istenmeyen kıllarından yada normalde olan fakat aşırı olduğu için rahatsızlık yaratan kıllarından kurtulması içinde bu teknoloji 1980 li yıllardan beri kullanılagelmektedir. Lazer ile epilasyon işleminin 1970 li yıların sonunda keşfi kaza ile bir bilim adamının kendi koluna lazer uygulanması ve cilt üzerindeki kılların bu esnada yanması şeklinde olmuştur. Aradan aylar geçmesine rağmen lazer ile temas etmiş olan bölgede kılların tekrar çıkmaması ve o bölgenin kel olarak kalması bu bilim adamlarını araştırmaya sevk etmiş ve kısa süre sonrada FDA lazerin bu etkisini onaylamıştır.

    Epilasyon vücutta herhangi bir bölgede, herhangi bir nedenle oluşmuş istenmeyen kılların ortadan kaldırılması işlemine verilen isimdir. Beden üzerinde normalde bir kıllanma paterni hem kadınlarda hemde erkeklerde mevcut olup bazen normalden fazla olur ve kadın ya da erkek herkesi bu durum rahatsız edebilir. Bu yazımızda özellikle kadınlarda lazer epilasyon konusundan bahsedeceğiz.

    İstenmeyen kılların yada tüylerin varlığı kadınlar için gerçekten de önemli bir problemdir. Hemen hemen bütün kadınlar bir şekilde bu istenmeyen tüylerinden kurtulmak için çeşitli yöntemler kullanırlar. Ağda olarak ta adlandırılan yöntemlerle sorunlarını çözerler ya da iğneli epilasyon işlemini tercih ederler ya da bazıları kıl dökücü bazı kremleri tercih ederler. Bu saymış olduğumuz yöntemler kadınların hemen hemen tamamı tarafından bilinir ve uygulanır. Bu yöntemlerin dışında bu amaçla kullanılan bir diğer yöntem Lazer epilasyon yöntemi olmasına ve yaklaşık 20 yıldır Dünyada kullanılan bir yöntem olmasına rağmen ne bizim ükemizde kadınların büyük çoğunluğu böyle bir yöntemin varlığından haberdar değildir. Özellikle 2000 li yıllardan sonra lazer epilasyon merkezlerinin sayısının tüm büyük şehirlerde ve bu arada Samsunda da artmasıyla bu konu bu tür sorunu olanların gündemine girmiş ve ilgi alanı olmaya başlamıştır.

    Lazer epilasyon gelişmiş lazer teknolojisi kullanılarak vücutta mevcut olan kılların, onların büyümesini sağlayan follikül yapılarını tahrip ederek ortadan kaldırılması esasına göre çalışan bir epilasyon yöntemidir. Lazer ile epilasyon kalıcı kıl tahribatı yaparak kişilerin istenmeyen tüylerinden kalıcı olarak kurtulmalarını sağlar. Lazer ile epilasyon yönteminin kalıcı bir şekilde kıl köklerini tahrip ederek istenmeyen tüylerden vücudu arındırdığı bilimsel olarak da ispatlanmış ve yukarıda da bahsettiğimiz gibi FDA tarafından onaylanmıştır.

    Lazer ile epilasyon işlemi yapan birbirinden farklı lazer tipleri vardır. Uygulanan lazerler farklı olmasına rağmen epilasyon amacıyla kullanılan lazerlerde etki mekanizması genelde aynıdır. Lazer cihazından fiberoptik bir sistemle epilasyon yapılacak bölgeye ulaştırılan lazer enerjisi kıl köklerinde bulunan ve kıla koyu rengini veren melanin pigmenti tarafından emilir ve bu esnada ortaya çıkan ısının etkisiyle kıl kökünde kıl üretimi yapan hücrelerde tahribata yol açar. Farklı lazerdeki farklı dalga boyu ve enerjiden dolayı lazerlerin etkileri arasında bazı farklılıklar olabilir. Ayrıca soğutma sistemleri ve uygulama problarıda farklılıklar gösterebilir.

    Lazer ile epilasyon, istenmeyen tüyleri olan ve bunlardan kurtulmak isteyen kadınlar için gerçekten çok önemli bir yöntemdir.



     LAZER İLE HEMANJİOM

    Hemanjiomlar çoğunlukla doğuştan olmasına rağmen bazen de hayatın başka bir safhasında ortaya çıkan içerisi damarsal yapılar ile dolu kitlelerdir.

    Doğuştan damarsal kitlelerin adlandırılması yada sınıflandırılması farklı şeklilerde olmasına rağmen okuyucuların kafalarının karışmaması amacıyla hepsine birden hemenjiom demeyi daha uygun buldum.

    Hemanjiomlar vücudun hemen her bölgesinde ve hatta iç organlarımızın içinde bile bulunabilmesine rağmen çoğunlukla baş ve boyun bölgesinde karşımıza çıkarlar.

    Bu lezyonlar çoğunlukla kırmızı renkli ve deriden kabarık şişlikler şeklinde karşımıza çıkabilmesine rağmen bazen deri ile aynı seviyede yada farklı renk ve yapılar şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir.

    Özellikle doğum aşamasında karşımıza çıkan yada doğumdan sonraki günler yada haftalar içerisinde karşımıza çıkan hemenjiom yani kırmızı kitleler zaman zaman bebeklerin yada çocukların görünümlerini bozmaları yanında onların yeme içme, görme, nefes alma, işitme gibi fonksiyonlarını da olumsuz yönde etkileyebilirler.

    Bazen de hiçbir fiziksel rahatsızlığa yol açmamalarına rağmen yalnızca görünümleri nedeniyle estetik açıdan bu çocukları yada onların ailelerini rahatsız edebilirler.

    Hemanjiomlar şişlikleri, yada kırmızı şarap lekesi olarak da adlandırılan düz hemenjiom lekeleri lazer tedavisinden oldukça yarar gören problemlerdir.

    Özellikle;

    Pulsed Dye Lazerler,

    Nd Yag Lazerler,

    Bu problemlerin tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

    Tedavi seanslar şeklinde yapılmaktadır,

    Ortalama ayda 1 kez olmak üzere 5-10 seans lazer uygulaması tatmin edici sonuç almak için gerekli olmaktadır.

    Lazere başarılı cevap verme konusunda uygulanan lazer ve uygulayan plastik cerrahi uzmanı yada Dermatoloji uzmanının deneyimi yanında hastanın sahip olduğu bu hemenjiom dokusunun histolojik yani yapısal özellikleri de etkili olmaktadır.

    Sonuç;

    Hemanjiom nedeniyle tedavi araştıran kimselerin bilmesi gereken şeylerden biriside bu problemlerin tedavisinde lazerlerinde oldukça yararlı olduklarıdır.

    Özellikle seçilmiş olgularda kullanıldıklarında diğer hiçbir tedavi yöntemi ile elde edilemeyecek başarılı ve yüz güldürücü sonuçlar elde edilecektir.

    Elbette ki çok daha ayrıntılı bilgiler hekim ile direkt görüşmede hekim tarafından hastaya yada ailesine verilmesi gerekir.




    LAZER İLE KİTLE ÇIKARMA

    LAZER İLE KİTLE ÇIKARMA

     Lazerlerin plastik cerrahide kullanım amaçlarından biriside özellikle cilt üzerinde bulunan iyi huylu kitlelerin çıkartılmasıdır. Bir çok insanın vücudunun farklı yerlerinde çoğunlukla hayatın ileri aşamalarında ortaya çıkan iyi huylu küçük cilt kitleleri mevcuttur. Farklı özelliklere ve görünümlere sahip olan bu lezyon yada kitleler çoğu zaman hiçbir problem yaratmadan kişi ile birlikte mezara kadar gider. Ancak zaman zaman bu kitleler özellikle estetik anlamda rahatsızlık yaratırlar.
    Halk arasında da polip yada et beni, veya benler olarak adlandırılan bu kitleler rahatsızlık kaynağı olduklarında mutlaka çıkarılmaları gerekir. Bu tür problemlerin cerrahi olarak çıkarılmaları her zaman mümkün olmasına rağmen özellikle yüz bölgesinde olanlar veya vücudun diğer bölgelerinde olan ve fazla sayıda olan bu kitlelerin cerrahi ile değil de lazer ile çıkarılmaları hem daha pratik ve hem de iz yönünden daha avantajlı olmaktadır.
     
    Lazer ile çıkarılan iyi huylu kitlelerin çıkarılması sonrasında ortaya çıkan yara izleri yani skar dokusu cerrahi olarak çıkarılanlar ile kıyaslandığında çok daha azdır ve hatta bazen iz hemen hemen hiç oluşmaz. Lazer ile kitle çıkarılması işlemi çoğu zaman anestezi uygulaması gerektirmeden yapılmasına rağmen bazen de çok hafif bir lokal anestezi gerekli olabilir, Bu amaçla kullanılan lazerler, CO2 lazerler, Erb Yag Lazerlerdir. Sonuç;
     
     Lazer tedavisi ile vücudundaki herhangi bir kitleden kurtulmak isteyen bir kimse mutlaka bir plastik cerrahi uzmanı yada dermatoloji uzmanı tarafından uygulama öncesi dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu kitlenin iyi huylu bir kitle olduğuna ve bir kötü huy karakteri taşımadığına kesin kanaat getirdikten sonra deneyimli plastik cerrahi uzmanı yada dermatoloji uzmanınca lazer uygulaması ile kitle çıkarılmalıdır.
     
    Bu uygulama klasik cerrahi uygulama ile kıyaslandığında son derece basit bir uygulama olup, Uygulama sonrası ortaya çıkan iz ise kıyaslanamayacak kadar az yada hiç fark edilemeyecek kadar sınırlıdır.
     
    Lazer Epilasyon fiyatlarımızı öğrenmek için  444 1 326 nolu telefonu arayabilir. info@fbmestetik.com adresine mail gönderebilirsiniz.



    LAZERLE VARİS TEDAVİSİÖzellikle kadınlarda ve ayakta çok durmayı gerektiren meslek gruplarında varisler sıklıkla ortaya çıkan patolojik durumlardır. Varis denildiğinde normal ebatlarından daha fazla genişlemiş toplardamar yapıları anlaşılmaktadır.

    Varisler derin ve yüzeyel olarak 2 ana gruba ayrılır ve ana sebep bir çok nedenden dolayı toplardamar kapakçıklarının ve duvar elastikiyetinin fonksiyonel bozukluğudur.

    Bu nedenlerden dolayı özellikle bacağın en alt kısımlarından yukarıya yani kalp seviyesine doğru normalde olması gereken toplardamar kan akımı yönü bozulur ve kan aşağılarda damar içerisinde göllenmeye başlar.

    Buraya kadar anlatılan varis konusu estetik olarakta önemli bir sorun olmasına rağmen daha ziyade fonksiyonel bir problemdir. Ortaya çıkardığı ağrı ve kramplar, kronik yorgunluklar önemli şikayetlerdir.

    Bu problemlerin teşhisi ve tedavisi estetik plastik cerrahi değil kalp ve damar cerrahisinin esas uğraşı alanıdır. Bu tip problemleri olan kimseler özellikle ve öncelikle vasküler cerrahi uzmanlarına müracat etmelidir.

    Biz estetik cerrahi uzmanlarına daha ziyade yalnızca küçük damar varisleri olarak adlandırabileceğimiz çok yüzeyel varisleri olan kimseler müracat etmektedirler. Bu durumda asıl problem estetiktir. Bacaklarındaki özellikle mavi renkli ve birkaç mm çaplı küçük yılankavi damarlar kişiyi estetik olarak rahatsız eder.

    Bu kişilerde problemin lazerle tedavisi gündeme gelmektedir.

    Çeşitli vasküler etkili lazerle kullanılarak bu küçük çaplı damar yapılarını ortadan kaldırmak seçilmiş vakalarda mümkün olabilmektedir.

    Lazer ışını alana uygun dozlarda uygulanmakta ve damar içerisindeki kromofob hücrelerce emilen lazer ışını ortamda bir ısı oluşumuna ve koagülasyona neden olmaktadır.

    Kısaca oluşan ısının etkisi ile küçük damar yapılarında yani varislerde tahribata yol açmakta ve daha sonra kan dolaşında bulunan özel sindirim hücreleri bölgeye gelerek tahrip olmuş vasküler yapıların ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır.

    Yüzeyel varisleri olan fakat yapılan analizlerle derin toplardamar sistemlerinde problem olmayan kimselerde eğer uygun vasküler lazerler uygun dozlarda kullanılırsa tatmin edici sonuçlar elde edilebilir.

    Bazen 1 yada 2 seans netice almak için yeterli olabilirken bazen daha fazla seans gerekebilir.

    Ayrıntılı ve tatmin edici bilgi için mutlaka lazer uygulamasını yapacak olan plastik cerrahi uzmanı yada konunun uzmanı dermatoloji uzmanı kişiyi değerlendirmeli varisi değerlendirmeli ve olası muhtemel sonuçları kişiye ayrıntılı bir şekilde anlatmalıdır.

    Yüzeyel varis tedavisinde lazer uygulamaları günümüzde uygulanan ve başarılı sonuçları olan uygulamalardır.



    Microgreft Megasession Yöntemi ile Saç ekimi ve tedavisi

    Saç dökülmesi sonrası ortaya çıkan kellik hem kadınlarda ve hem de erkeklerde önemli bir kozmetik sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu problemin çözümüne yönelik çaba ve arayışlar bu problemin yaşı ile aynı dönemde başlamıştır diye ifade edebiliriz. Çünkü saç her dönemde çok önemli bir aksesuar olmuştur insanlar için.

    1940 li yıllarda ilk başarılı saç nakli yada ekimi uygulamaları başladıktan sonra bu konudaki çalışmalar hız kazanmış ve gittikçe daha da başarılı sonuçlar elde edilmeye başlanmıştır. Fakat bu dönemde yapılan saç nakilleri şerit şeklinde yada çok fazla sayıda saç içeren punch graft olarak adlandırdığımız parçalar şeklinde ekim yapılıyordu. Tabiî ki kişinin kendisinden alınan saçlar bu amaçla kullanıldı. Fakat ilk başta heyecan verici olmasına rağmen ortaya çıkan sonuçlar tatmin edici olmaktan uzaktı. Bir seans operasyonda 50-300 arası graft ekimi yapılabiliyordu. Sonuçta ekim olduğu çok kolay bir şekilde anlaşılan planlama yönünden de zayıf neticeler ile karşılaşıldı.

    Mikrograft megasession yöntemi nedir?

    Eski klasik saç ekimi yöntemleriyle elde edilen sonuçların tatmin edici olmaktan uzak olması nedeniyle bu konudaki bilisel çalışmalar ve teknikteki iyileştirmeler devam etti. Günümüze kadar devam eden bu arayışlar neticesinde ilk kez 1990 lı yılların başında mikrograft megasession yöntemiyle saç nakli yada saç ekimi uygulamaya girmiş ve o zamana kadarki en başarılı ve tatmin edici sonuçlar bu yöntem ile elde edilmeye başlanmıştır. Bir seans da 1000 ve üzeri graft ekimini sağlayan ve ortalama 2000-6000 arası saç naklini mümkün kılan bir yöntemdir mikrograft megasession yöntemi.
    Elbetteki bazı durumlarda daha fazla sayıda yada daha az sayıda graft ve saç sayısı mümkündür.

    Mikrograft Megasession Yöntemi Kimlere Uygulanır?

    Bu yöntem günümüze ülkemizde bir çok klinikte ve diğer ülkelerde çok sık uygulanan bir yönyemdir. Ülkemizde FUE yöntemi son yıllarda daha fazla sıklıkla tercih edilmekte olup bazı merkezlerde sadece bu teknik yani FUE kullanılmaktadır. Bu teknik özel bazı durumlarda mutlaka uygulanması gereken bir yöntemdir. Çeşitli nedenlerden dolayı saçının çok kısa kesilmesini kabul etmeyen kimselerde mutlaka bu yöntem kullanılmalıdır. Bunun dışında FUE yöntemi ile graftlerin alınması sırasında kök hasarının fazla olduğunun düşünüldüğü durumlarda yine işlem FUE ile işlem sırasında bu yönteme geçmek zorunluluğu ortaya çıkabilir. Bir diğer özel durum FUE yöntemi ile yeterli deneyime sahip olmayan ekipler mecburen bu yöntemi kullanmak durumundadır. 

     Elde edilen sonuçların eski yöntemlerden farkı nedir?

    Bu yöntemle saç ekimi de diğer yöntemlerle olduğu gibi lokal anestezi altında yapılır ve başın saç dökülmesine karşı genetik dirençli olan arka bölgesinden alınan şerit şeklinde saçlı deriden elde edilen saç kökleri ekim amacıyla kullanılır. Ekim yapılan graft dokuları mini ve mikrograft şeklinde küçük parçalara ayrılarak ekim gerçekleştirilir. İşlem mikro olarak adlandırılan küçük cerrahi aletler kullanılarak gerçekleştirilir.

    Mini ya da Mikrograft ne demektir?

    Ekim sırasında köklerin ayrıştırılması aşamasında 1 yada 2 saç içeren parçalar mikrograft olarak adlandırılır. Yine aynı işlem sırasında her bir parça 3 yada 4 adet saç teli içeriyorsa minigraft olarak adlandırılır. Bu şekilde mini yada mikrograft olarak parçalara ayrılmış saçlı deri ekim yapılacak kel alana uygun bir planlama ve sıklıkta ekildiği zaman ortaya çıkan saç görüntüsü tamamen doğal bir görünümde olup ekim olduğu anlaşılmayacaktır. 1-2 saç içeren mikrograftler başın ön kısmına ekilerek ön saç çizgisi doğal bir şekilde oluşturulur ve daha geri kısımlarda ise çoğunlukla 3-4 saç içeren mini graftler ekim yapılacaktır.

    Bu yöntemde saç kökleri ayrımı yapılırken mikroskop kullanımı zorunlumdur?

    Operasyon sırasında kök ayrıştırması amacıyla mikroskop kullanımı uygulamayı yapan kişinin tercihine ve tecrübesine bağlıdır. Mikroskop kullanımı zorunlu olmayıp bu konuda kişisel yetenekler daha ön planda yer almaktadır. Bazı kimseler hiç mikroskop kullanmadan çok daha kısa sürede daha fazla sayıda saç ekimini gerçekleştirebilir.

    Bu yöntem ile saç ekimi nerede ve kimler tarafından yapılmalıdır?

    Mikrograft megasession yöntemiyle saç ekimi bu konuda yeterli deneyime sahip olan bir plastik cerrahi uzmanının denetim ve kontrolünde olan bir klinikte yapılabilir. Ekim yapılan ortam ameliyatane koşulları olmalıdır.

    Sonuç: Mikrograft megasession yöntemiyle saç ekimi günümüzde bazı kliniklerde hala tercih edilen ve bazı durumlarda da FUE yöntemi ile saç alınmasının yeterli olmadığı durumlarda mutlaka tercih edilmesi gereken ve sonuçları tatmin edici olan bir yöntemdir.

    Fbm Estetik Klinik
    444 1 326



    Scalp Redüksiyonu ile saç tedavisi Kelliğin tedavisiKelliğin tedavisinde günümüzde en geçerli ve sonuçları en kesin olan yöntem İngilizce hair replantation denilen saç ekimi yöntemidir. Bunun dışında birçok isimle ve tanımlamayla, yapılan işlem anlatılabilmektedir. Saç yenileme cerrahisi de denilmektedir. Fakat saç yenileme cerrahisi tabiri daha genel bir tabir olup her zaman yalnız saç ekimi anlamına gelmez. Erkeklerde bu konu daha çok populer bir konu olmasına rağmen anlatılan şeyler konudan muzdarip bayanlar içinde geçerlidir.

    Saç yenileme cerrahisi ya da daha Türkçe ve anlaşılır bir ifadeyle her ne sebeple oluşmuş olursa olsun kelliğin cerrahi yöntemler kullanılarak tedavisi estetik cerrahide günümüzde en sık yapılan operasyondur denilebilir. Bu operasyonun birçok farklı yöntemi vardır ve bunlardan bir tanesi de scalp redüksiyonu denilen başın kel olan bölgesinin cerrahi yöntem kullanılarak daraltılması ve başın saçlı olan bölgesinin ise genişletilerek daha geniş bir alanı örtmesinin sağlanmasıdır. Bu durum en sıklıkla iki şekilde yapılabilir. Başın kel olan alanı ki özellikle başın tepe kısmı ve tepeye yakın arka kısmı için bu yöntem uygun hastalarda kullanılabilir. Birinci yöntemde uygun şekilde işaretlenmiş olan kel alan başın derisinin gevşekliğinden ve esnekliğinden faydalanarak çıkarılır ve ortaya çıkan açık yara bölgesi kenar saçlı deriler birbirlerine yaklaştırılarak kapatılır. Böylece toplam saçsız alan yani kel alan daraltılmış buna karşılık ise saçlı deri bölgesi birbirine yaklaştırılarak gerilmiş ve daha geniş bir alana yayılmış olur. Kel alan daraltılmış saçlı alan genişletilmiştir. Toplam baştaki saç sayısı değişmemiştir yine aynı sayıda saç vardır kafada fakat mevcut saçlı deri daha geniş bir alana yayılmıştır.

    Bu işlem belli zaman aralıkları ile birkaç kez tekrarlanarak çok daha geniş kel bölge çıkartılmış ve mevcut saçlı alan ise daha geniş bir alana yayılmış olur. İşlemi en az 3 ay arayla tekrarlamak bazen mümkün olabilir bazen ise 1 yıl kadar bile beklemek gerekebilir ikinci bir daraltma işlemi için. Bu süreyi belirleyen temel faktör ise o kişinin yara iyileşme özellikleri ve baş saçlı derisinin kişiye özel temel özellikleridir.

    Bazı kimselerde baş saçlı derisi esnekliği çok fazla değilken bazı kimselerde ise tam tersine bu esneklik çok fazladır. Esnekliğin ve gevşekliğin çok fazla olduğu durumlarda bu özellikten yararlanılarak kel alanın daraltılması işlemi daha kolay yapılır ve yine bu özelliğe sahip kellik olgularında iki daraltma işlemi arasındaki süre 3 aya kadar düşebilir. Tabiî ki bunun terside doğrudur yani esneklik ve gevşeklik ne kadar az ise o kadar fazla sayıda cerrahi işlem gerekir. İki işlem arası mesafe o kadar uzundur bazen 1 yıl kadar sürebilir.

    Bu yöntemin kellik tedavisinde kullanılabilmesini belirleyen bir diğer durum yine o9 kişinin yara iyileşme özelliği sonucu oluşan yara izi farklılığıdır. Cerrahi işlem sonrası bazın kimselerde normalden çok fazla yara izi ya da ameliyat izi kalır. Hipertrofik skar ya da bazen keloid denecek kadar fazla olan bu yara izleri çok rahatsız edici bir durumdur ve kolay tolere edilemez. Öyküsünde bu tür şikâyetleri olan kimselerde ya da bu potansiyeli taşıyan kimselerde yine bu işlemi yapmak doğru değildir.

    Sonuç olarak bazı seçilmiş ve durumu uygun kellik problemi olan olgularda saç onarım cerrahisi olarak başvurulacak yöntemlerden biriside aşamalı scalp reduksiyonu denilen yöntemdir. Bu yöntemin kullanılması sınırlı sayıda kişide mümkündür ve bunun kararını verecek olanda bu konuda deneyimi olan bir Plastik Cerrahi uzmanıdır. Seçilmiş hastalarda oldukça iyi sonuçlar elde edilebilir. Bir sonraki yazımızda ise yine aynı amaçla kullanılan bir başka yöntemden bahsedeceğiz.



     Saç Mezoterapisi ile Saç tedavisiSaç dökülmesi gerek erkeklerde ve gerekse kadınlarda çok önemli bir sorundur. Saç dökülmesi nedenleri konusunda bir çok farklı görüş ve teoriler olmasına rağmen en sık ve bilinen neden androjenik alopesi denilen erkeklik hormonunun etkisine bağlı saç dökülmesidir. Bu durum farklı kimselerde kendisini farklı şiddette gösterebilir yani bazı kimselerde saç dökülmesi ve kellik hafif şiddette olmasına rağmen bazılarında neredeyse saçlı kafa derisinin tamamı etkilenmiştir.

    Kellik tahmin edildiğinin ötesinde kişileri etkiler. Biraz önce ifade ettiğimiz gibi bu sorun yalnızca erkeklerin değil aynı zamanda kadınlarında önemli sorunlarındandır. Kadınlardaki saç dökülmesinin en sık nedeni de yine erkek tipi kellik yani androjenik alopesidir.

    Peki bu problemin çözümü var mıdır? Ne yazık ki günümüzde saç dökülmesi ve kelliğin saç ekimi dışında radikal ve kesin bir çözümü yoktur. Mutlaka bir çok kez saç dökülmesini önleyici ve hatta kelliği sorun olmaktan çıkarıcı olduğu iddia edilen bir çok ilaç ve şampuanın reklâmları yapılmaktadır. Bunların tamamına yakını en azından aşırı abartı içeren ve gerçek çi olmayan reklamlardır. Ne yazıkki günümüzde saç dökülmesi ve kelliğin ilaç ve benzeri yöntemlerle tedavisi mümkün değildir.

    Saç dökülmesi ve kelliğin tedavisine yönelik Dünyada binlerce ilaç şampuan yada benzeri kozmetik ürünün üretim ve satışı yapılmasına rağmen gerçekte bilimsel olarak etkinliği ispatlanmış ilaç sayısı yalnızca birkaç adettir. Bu etkinliği ispatlanmış ilaçlarında etkisi son derece sınırlı olup hiçbir zaman saç dökülmesi yada kelliğe çözüm tarzında lanse edilemez.

    Saç üzerinde olumlu etkisi olan sınırlı sayıdaki ilaçların kullanılması yalnızca kıl folliküleri üzerine olan etki ile saçların bir miktar daha canlı hale gelmesini, henüz hayatiyetini yitirmemiş fakat ölmek üzere olan saç köklerini kuvvetlendirici etki gösterebilir ve bu etkiler klinik anlamda hiçbir zaman tatmin edici olmaz.

    Saç mezoterapisi saçlı derinin orta tabakasına yani kıl köklerinin bulunduğu tabakaya saç kökleri üzerine direk etkili olan etkin ilaçların mineraller, vitaminler ve kan dolaşımını artırıcı ilaçlarla birlikte injekte edilmesidir. Baş saçlı deri içerisine zerkedilen bu ilaçların saç dökülmesini durdurduğu, zayıf saç köklerini güçlendirdiği kabul edilir. İğne ile ilaçların zerkedilmesi sırasında bir miktar acı olabilir fakat rahatlıkla tolere edilebilir. Bazı kimselerde ağrı çok az hissedilir bu durum ağrı eşiğinin kişiler arasında farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Kullanılan iğneler oldukça ince ve bu amaç için yapılmış son derece ince uçlu iğnelerdir.

    İşlem sırasında kullanılan ilaç karışımları ve protokoller farklı kliniklerde farklılıklar içerebilir. Yalnızca vitamin içeren karışımların bu amaçla kullanılması durumunda istenen sonucun alınması mümkün değildir. Uygulanan protokollerin içerisinde mutlaka saç üzerine etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış aktif maddeler yeterli oranda bulunmalıdır. Uygulama mutlaka hijyenik koşullarda yapılmalıdır.

    Saç mezoterapisi uygulamaları genellikle haftalık seanslar halinde ve mümkünse 10 seans şeklinde önerilmektedir fakat farklı yerlerde farklı protokollerle ve farklı uygulama sıklıkları ile yapılabilmektedir.

    Kimlere saç mezoterapisi önerilir?

    Saç dökülmesi yada saçlarda zayıflık şikayeti olan kadın yada erkek herkes de saç mezoterapisi uygulanabilir. Bunun dışında saç ekimi uygulaması yaptırmış olanlarda ekim sonrası dönemde destekleyici amaçla aynı uygulama yapılabilir.

    Saç mezoterapisi uygulamaları nerelerde yapılmaktadır konusu da önemlidir. Bu tür uygulamaların bir Plastik Cerrahi uzmanı yada Dermatoloji uzmanı tarafından yönetilen kliniklerde ve onların gözetim ve denetimi altında yapılmalıdır.



     PEELİNG Peeling derinin yüzeysel tabakasının çeşitli kimyasal maddeler kullanılarak soyulması ve bu soyulan derinin yerine daha düzgün, pürüzsüz ve lekesiz bir cildin ortaya çıkmasıdır.

    Gerek Plastik cerrahi uzmanlarınca ve gerekse Dermatoloji uzmanlarınca zaman zaman endikasyonu olan kimselere uygulanmakta olan kimyasal peeling yöntemi uygun hastada ve uygun kimyasal formüller kullanıldığı takdirde oldukça iyi ve yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

    Kimyasal peeling işlemi kimlere uygulanmaktadır?

    Yaşlanmaya bağlı olarak özellikle yüz bölgesinde ortaya çıkan yaşlılık lekeleri, uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmaya bağlı olarak yine özellikle yüz bölgesinde ortaya çıkan güneş lekeleri sıklıkla karşılaşılan problemlerden olup bunların tedavisinde kimyasal peeling özellikle yararlı olmaktadır. Yine bir çok nedenlerle ortaya çıkabilen yüz bölgesi lekelenmelerinin dışında yüz bölgesinde ortaya çıkan ince kırışıklıkların tedavisinde de oldukça yüz güldürücü sonuçlar verebilir.

    Kimyasal peeling işlemlerinin çeşitleri var mıdır?

    Evet. Kimyasal peeling işlemleri ana hatlarıyla 3 sınıfa ayrılarak incelenebilir.

    1- Yüzeysel kimyasal peeling: düşük asit konsantrasyonu içeren solüsyonlarla yapılan kimyasal peeling işleminde peeling işlemi hafiftir. Güzellik merkezlerinde ve salonlarında doktor dışında bu konuda deneyimli uzman personel tarafından da yapılabilir. İşlem sonrası yüz bölgesinde çok bariz bir değişiklik olmaz ve kişi hemen normal yaşantısına ve faaliyetlerine dönebilir. Haftalık seanslar halinde 4 yada 8 seans uygulanabilir. Derinin yüzeysel tabakasında çok yavaş bir dökülme ve yenilenme oluşur.

    2- Orta derinlikte kimyasal peeling: Daha yüksek asit konsatrasyonu içeren solüsyonlarla yapılır. Uygulama sonrası hemen yüz üzerinde renk değişikliği ve yanık oluşur. Uygulama sonrası kişinin birkaç gün ev istirahati zorunludur. Yüzünde oluşan yüzeysel yanığın kabul edilebilir seviyeye gelmesi için 3-5 gün gerekir. Kabukların dökülmesi ile daha düzgün ve lekesiz bir cilt ortaya çıkar. Kırmızılığın tamamen geçmesi ise haftalar alabilir ama normal yaşantısını etkilemez. Bu şekilde bir peeling işlemi mutlaka bir Plastik cerrahi uzmanı yada Dermatoloji uzmanınca yapılmalıdır.

    3- İleri düzeyde kimyasal peeling: Çok kuvvetli ve yüksek konsantrasyonlu asidik solüsyonlarla yapılan peeling işlemidir. Mutlaka bu konuda çok deneyimli plastik Cerrahi yada Dermatoloji uzmanlarınca yapılmalıdır. Bir ameliyat işlemi olarak düşünülmeli ve ameliyathane ortamında yapılmalıdır. Uygulama sonrası hastanede kalmayı gerektirebilir. En az 10-15 gün günlük yaşamdan uzak kalmayı gerektirebilir. Sonuçları en iyi olan peeling tipidir.

    Kimyasal peeling işleminin riskleri var mıdır?

    Kimyasal peeling işleminin derinliği arttıkça etkinliği de o oranda artmaktadır fakat aynı oranda riskleri de artmaktadır. Deneyimli ellerde çok riskli olmamasına rağmen cilt renginde değişiklikler, enfeksiyon, nekroz yada yara izi gibi istenmeyen komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

    Yüzünde yaşlılık yada güneş lekesi gibi şikayetleri olan kimselerde uygulanabilecek olan ve oldukça iyi sonuçlar alınan bu yöntem mutlaka tecrübeli kimseler tarafından yapılmalı ve uygulamayı yaptıracak olanlar uygulama öncesi doktorundan ayrıntılı bilgi almalı ve tatmin olmalıdır.



     MEZOTERAPİ MEZOTERAPİ
    Mezoterapi, uzun zamandan beri estetik tıpta en sık talep konusu olan lipodistrofi veya selülit konusunda en seçkin tedavi biçimini oluşturmaktadır. İlk kez 1952´de Dr. Michel Pistor tarafından uygulanmıştır. 1987´de Fransız Tıp Akademisi tarafından geleneksel tıbbın bir parçası olarak kabul edilmiştir. Fransa´ da ortalama 15.000 doktor, günde 60.000 den fazla hastayı mezoterapi yöntemi ile tedavi etmektedir. Uluslararası Mezoterapi Derneğine üye olan Avrupa, Afrika ve Güney Amerika´da 14 ülkede yöntem başarı ile uygulanmaktadır.Mezoterapinin kelime anlamı orta deri tedavisidir. Temeli, tedavi edilecek bölgeye 4-6 mm uzunluğunda çok ince iğneler kullanılarak çok küçük miktarlarda ilaçları lokal olarak enjekte etmeye dayanan tamamen tıbbi bir eylemdir. Endikasyona göre değişen çeşitli ilaç karışımları 5-10 dakika gibi bir süre içerisinde deri altına enjekte edilir.

    Hangi Durumlarda Uygulanır?

    Estetik Kullanımları

    1- Sellülit
    2- Saç Dökülmesi
    3- Ergenlik ve Hamilelikte Oluşan Çatlaklar
    4- Yüz Gençleştirme
    5- Yara İzleri, (skatrisler)

    DİĞER Kullanım Alanları

    1- Romatoloji
    2- Dolaşım Problemleri (varis, varis ülserleri)
    3- Migren
    4- Spor Hekimliği

    Mezoterapi seans aralıkları minimum 1 hafta olmalıdır. Bir seansta enjekte edilen ilaç dozu 10 cc yi aşmamalıdır. Mezoterapide ortaya çıkan yan etkiler genellikle seans aralığı ya da dozaja dikkat edilmedi ise görülmektedir.

    Uygulanmaması Gereken Durumlar

    1- Kalp Yetmezliği
    2- Diyabet
    3- Böbrek Rahatsızlıklarında
    4- Antikuagülan Tedavi Altındaki Hastalarda

    Sonuç : Mezoterapi, Bir çok ülkede uygulanıyor olması, her gün binlerce doktorun hastalarına uygulaması, yararlı bir yöntem olduğunun en güçlü kanıtıdır. Hasta ile hekim arasında etkin bir dialoğun olması sonuçların biran önce ve en iyi şekilde elde edilmesi için gereklidir. Ancak mezoterapiden, her zaman çok kısa sürelerde sonuç alıp, mucize bir düzelme de beklenmemelidir.



    KARBOKSİTERAPİKARBOKSİTERAPİ İLE ZAYIFLAMA VE VÜCUT ŞEKİLLENDİRME MÜMKÜNMÜDÜR?

    Karboksiterapi uzun yıllardan beri bazı Avrupa ülkeleri doktorlarınca çeşitli amaçlarca kullanılmış ve özellikle son yıllarda da kozmetik amaçlı kullanılmaya başlanmış bir tekniktir.Biz bu yazıda karbondioksit gazının başka amaçlarla kullanımından ziyade onun estetik ve kozmetik amaçlı kullanımından bahsedeceğiz.
    Bu teknikte yapılan işlem karbondioksit gazının özel ve basınçlı bazı aletler yardımıyla vücudun özellikle normalden fazla yağlı ve çıkıntılı bombeli olan bölgelerine injekte edilmesidir. Bu karbondioksit gazının özellikle vücudun yağlı bölgelerindeki yağ dokusu içerisine ve deri altına injekte edilmesi sonrasında o bölgedeki yağların eritilmesine katkı yaptığına ve yine aynı zamanda o bölgeye olan lokal kan akımında artışa yol açarak bölgenin şekillenmesine kakı sağladığına inanılmaktadır.
    Özellikle kadınlarda daha fazla olmak üzere vücudun orantısız kilo alması ve yağlanma estetik konturları bozmakta vücudun çekiciliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Yine aynı şekilde kıyafet seçiminde de bazı zorluklara yol açabilmektedirler. Bu ve buna benzer sorunların çözümü amacıyla yüzyıllardır arayışlar süregelmiş ve halende arayışlar devam emektedir. Günümüzde bu amaçla kullanılan en etkili ve sonuçları en iyi yöntem liposuction yani yağların özel vakumlu cihazlar yardımıyla boşaltılmasıdır. Bu yöntem en etkili ve sonuçları en garantili yöntem olmasına rağmen ve diğer cerrahi yöntemlerle karşılaştırıldığında riski yok denecek kadar az olmasına rağmen karboksiterapi vb yöntemlere kıyasla bir miktarda pahalı bir yöntem olması nedeniyle bazı kimseler cerrahi olmayan yöntemleri tercih etmektedirler.
    Çeşitli nenlerden dolayı liposuction yaptıramayan kimselerde,alternatif zayıflama ve bölgesel incelme başta karboksiterapi yöntemi olmak üzere diğer bazı yöntemlerle elde edilmeye çalışılmaktadır. Bu tür şikayetleri olan kimselerde mutlaka bir Plastik Cerrahi yada Dermatoloji uzmanınca değerlendirme yapıldıktan sonra eğer herhangi bir engelleyici durum söz konusu değilse karboksiterapi işlemi önerilebilir ve yapılabilir.
    Bu teknikte yapılan işlem yazının başında ifade ettiğimiz gibi özel cihazlar yardımıyla karbondioksit gazının deri altına ve yağ dokusu içerisine injekte edilmesidir. Bu işeme başlamadan önce kişi muayene edilir problemler teşhis ve tespit edilir. Uygulama bölgeleri belirlenir ve gerekli ölçümler yapıldıktan sonra hastanın laboratuar değerleri gözden geçirilir. Her şey normal olarak bulunur ve kişinin motivasyonuda iyi ise tedaviye başlanabilir. Karboksiterapi işlemi sırasında çok ince özel iğneler yardımıyla karbondioksit gazı verilir. Kişiden kişiye değişmekle birlikte işlem çok ağrılı değildir ve genellikle kişiler tarafından kolay tolere edilir. İşlem uygulanacak bölgenin genişliğine göre birkaç dakika ile 1 saat arasında değişebilir. En sık karşılaşılan problem injeksiyon işlemi sırasında kılcal damarlara rastlama sonucu geçici morlukların oluşmasıdır. Bu tedavi yönteminde tatmin edici sonuçlar almak için tedavinin en az 10 seans civarında olması gerektiği kabul edilir. Genellikle 10-20 seans arasında uygulanmaktadır ve haftada 2 seans şeklinde uygulanabilir. Bu tedavi yönteminin etkinliği konusunda bilimsel literatürde bazı çalışmalar mevcuttur.
    Bu yöntem kendi başına ve diğer yöntemlerle kombine edilmeden de kullanılabildiği gibi mezoterapi, pressoterapi vb yöntemlerle de kombine edilebilmekte ve böylece etkinliğin dahada artırılabildiğine inanlmaktadır.
    Liposuction benzeri bir yöntem ile vücut şekillendirme ve bölgesel zayıflama düşünmeyen kimselerde bu yönteme alternatif karboksiterapi yöntemi önerilebilir. Bu uygulamayı yaptırmayı düşünenlerin uygulama öncesi Plastik Cerrahi uzmanı yada Dermatoloji Uzmanınca ayrıntılı bir şekilde yöntem ve sonuçları hakkında bilgilendirilmeleri gerekmektedir.



    PROFESYONEL CİLT BAKIMI
    Sadece estetik açıdan değil, sağlık açısından da cildimizin bakımına özen göstermek yaşımız ilerledikçe oluşacak kırışıklık ve deformasyon gibi problemlerin önlenmesi bakımından çok faydalıdır. Aksi takdirde UV ışınları, makyaj, serbest radikaller, sigara, stres, hava değişimleri ve yanlış beslenme cildimizi olumsuz yönde etkiler ve genç yaşta olmamıza rağmen yorgun ve yaşlı görünmemize neden olur.
           Cildimizin canlılığı, parlaklığı ve diriliği en önemli sağlık göstergelerindendir. . Cilt bakımı yaparken doğru ürün seçimi çok önemlidir.  Cilt bakımı doğru uzman ve doğru ürünlerle yapıldığı sürece hiçbir riski ve yan etkisi yoktur.
           Kliniğimizde klasik ve spesifik bakımlar olmak üzere her tip cilt sorununa yönelik farklı uygulamalar mevcuttur.
           Cilt bakımı işlemi ortalama1,5-2  saat sürer ve bu süre içinde sırası ile süt ve tonik ile temizleme, peeling, buhar, serum , yüz masajı, maske, yüksek frekans ve kremleme işlemleri uygulanır. Bu uygulamalar ile cilt temizlenir, tıkalı gözenekler açılır, kan dolaşımı hızlandırılır, cilt ölü hücreler ve siyah noktalardan arındırılır. Nem depo edici ve hücre yenileyici işlemlerle taptaze canlı bir görünüm ortaya çıkar.
    MERKEZİMİZDE YAPILAN CİLT BAKIM UYGULAMALARI:
    *Klasik Cilt Bakımı
    *Akneli/Problemli Cilt Bakımı
    *Özel Maske Uygulamaları
    *DermaTheraphy
    *Enerpeel EL (Göz ve dudak çevresindeki bölge için özel peeling formülasyonudur)



    OT İLE GELEN GÜZELLİK!

    Televizyon programlarında zaman zaman bende karşılaşıyorum.

    Yada gazete veya dergi sayfalarında.

    Bazen bir bitki bilimci olduğunu söyleyen kişi konuşuyor.

    Bazen gıda bilimcisi yada mühendisi olduğunu söyleyen bir kişi.

    Bazen ilkokulu dahi okumamış ama aileden bitki bilimci olduğunu ifade eden bir kimse.

    Daha ilginci bazen de Dr titri olan bir kimse konuşuyor. 

    Tabiî ki herkes konuşabilir.

    Kimse kimsenin konuşmasını engelleyemez ama konu sağlık olunca biraz daha dikkatli olmak durumundayız.

    Neden?

    Çünkü sağlık konusu hayatımızda her şeyden daha önemli bir konu.

    ‘’Şu bitkinin yaprağını kaynatır ve suyunu sabah aç karnına birde yatmadan önce içerseniz mide kanseri diye bir problem ile hiç karşılaşmazsınız!!!’’

    ‘’Şu meyvenin kabuğunu önce rendeleyip sonra kaynatıp sonra suyunu içerseniz astım denen bir sorununuz kesinlikle olmayacaktır!!!’

    ‘’Bademcikleriniz sürekli iltihaplanıyor diye sakın onları aldırmayın. Doktor dese bile aldırmayın. O bitkinin kökünü iyice temizledikten sonra yiyin. Aç ya da tok fark etmez ama günde 3 kez bir ay boyunca yiyin. Göreceksiniz artık bademcikleriniz hiç iltihap olmayacak ve sizde gereksiz yere bademciklerinizi aldırmamış olacaksınız’’

    Bu tür konuşmalara ben televizyonlarda defalarca rastladım.

    Bu konuşmaların farklı versiyonlarını defalarca izledim.

    Hatta aynı televizyon programlarında benimde konuk olduğum canlı yayınlarda diğer konuklardan benzer şeyleri defalarca tüm Türkiye ile birlikte ben de izledim.

    Ben Doktorum.

    Sağlıkla ilgili söylenen her şey benim ilgimi ve dikkatimi çeker.

    Ayrıca ben Estetik Plastik Cerrahi Doktoruyum.

    Güzellikle ya da estetik ile ilgili söylenen her şey benim daha da dikkatimi çeker.

    Aynı televizyon programlarında yada gazete sayfalarında defalarca şunları da izledim, gördüm yada okudum.

    ‘’Şu bitkinin yaprağını kaynatır suyunu bir çay bardağı ile günde 2 defa içerseniz cildiniz gençleşir, pürüzsüzleşir’’

    ‘’Şu bitkinin yaprağını kurutup sonra kaynatıp sonra suyunu içerseniz kırışıklıklarınız kaybolur. Günde 3 defa ve 1 ay boyunca içmeyi ihmal etmeyin’’

    ‘’bu bitkinin kabuğunu soyun, sonra kendisini ezin ve sonrada başınızın kel bölgelerine sürüp üzerini eşarp ile bağlayın. Bunu 2 ay boyunca her gece yatmadan önce yapın. Göreceksiniz artık sizin için saç dökülmesi yada kellik diye bir problem kalmayacaktır’’

    Bu ve buna benzer konuşmaların yapıldığı sayısız televizyon programlarına katıldım.

    Bu konuşmaları yapan kimselerin sözleri sıradan vatandaşlar tarafından dikkat ile izleniyor.

    İnanıyorum ki bu konuşmaların izlenme oranları da çok yüksek oluyor.

    Muhtemelen çok rating yaptıkları için bu tür kimseler televizyon programlarında çok fazla konuşuyor ve görüşlerini izleyiciye aktarıyorlar.

    Yine muhtemeldir ki bazı meslektaşlarımız yani doktorlarımızda benzer bir davranış içersine giriyorlar.

    Bitkilerin mucizelerinden bahsediyorlar!

    Bunların hastalıkların tedavisinde ne kadar faydalı ve yararlı olduklarından bahsediyorlar… vs.

    Netice olarak bütün bunlar bir realite.

    Her gün televizyon programlarında kanserin tedavisinde kesin! Etkili bitkiler,

    Güzelliğin ve sağlığın kesin çözümü bitkiler!

    Kelliğin tedavisinde kesin! Etkili bitkiler anlatılmaya devam ediliyor.

    Hem de ilginç bir şekilde bazen doktor olan kimseler tarafından da benzer açıklamalara devam ediliyor.

    Televizyon karşısında izleyen bir çık kimsede elinde kağıt ve kalem en ucuz yoldan yerinden bile kalkmadan en amansız hastalıkların yada çözümü ilaçla bile olmaz diye bilinen bütün ciddi sağlık problemlerinin çözümlerini not alıyorlar.

    Şu saat itibarı ile bunlar yaşanmaya devam ediliyor.

    Adına Alternatif Tıp vs gibi isimler de verilerek tıp kelimesi de uygun bir şekilde konuya iliştiriliyor.

    Peki bu durumda yanlış olanlar nedir?

    Doğru olanlar nedir?

    Kimlere inanacağız yada inanmayacağız?

    Bu programlara yada bu programlarda konuşanlara hangi açıdan yaklaşacağız?

    Halkın sağlığı ile direkt ilgili olan bu konularda doktorların pozisyonu ne olmalıdır?

    Bitki ile kanser tedavi edilir mi?

    Ot ile güzellik olur mu?

    Sorular uzun ve konular önemli olduğu için bir başka yazının konusu olabilir ancak.

     




    LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

     

     

    İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.

    Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.

    Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,

    Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,

    Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.

    Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.

    Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.

    Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.

    Soru şu;

    Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?

    Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.

    Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.

    Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.

    Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.

    Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.

    Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.

    Birinci yöntem;

    Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.

    İkinci yöntem;

    Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.

    Üçüncü yöntem;

    Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır.  Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.

    Sonuç:

    Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.

       

     




    ESTETİK GÖĞÜS AMELİYATI KONUSUNDA BİLİNMESİ GEREKENLER

     

    Kadın için göğüsler dişi vücut imajının en önemli tamamlayıcı unsurlarıdır.

    Normal büyüklükte, normal diklikte ve normal görünümde bir memeye sahip olmak her kadının arzusudur.

    Fakat ne yazık ki gerek doğuştan sahip olunan özellikler nedeniyle yada hayatın herhangi bir aşamasında çeşitli nedenler ile bir kadının meme yapısı değişebilir ve estetik anlamda cazibesini kaybedebilir.

    Meme mi göğüs mü demek daha doğrudur?

    Aslında meme tabiri daha doğrudur. Çünkü göğüs denildiğinde üst vücut bölgesinin tamamı anlaşılır ve göğüs kelimesi erkeklerde de kullanılan bir tabirdir.

    Bu nedenle meme estetiği kavramı daha anlaşılabilir ve doğrudur.

    Her ne sebeple olursa olsun yada hayatın herhangi aşamasında ortaya çıkarsa çıksın en sıklıkla biz estetik plastik cerrahi uzmanlarının karşılaştığı estetik meme problemleri,

    1-meme büyüklüğü,

    2-meme küçüklüğü,

    3-meme sarkması,

    Şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bazen bunların yalnızca biri bir kadında varken bazen  de birden fazla estetik problem aynı kadında bulunabilir.

    Örneğin;

    Bir kadın yalnızca memelerinin küçük olmasından şikayetçi olabilir.

    Yada aynı anda kadının memeleri hem normalden büyük hem de sarkık olabilir.  

    18 yaşını tamamlamış genç kızlarda genellikle meme gelişimi tamamlanmış tır.

    Bu yaştan itibaren hayatın herhangi bir aşamasında bir kadın memelerinde estetik probleme sahip olabilir.

    Bu durum bir kadın için çok önemlidir ve memenin estetik sorunları bazen yalnızca estetik sorun olarak kalmaz aynı anda bir sağlık problemine de dönüşür.

    Bir kadının memelerinin normalden küçük yada büyük olması yada sarkık olması yada birkaç probleme birden sahip olması çok önemli psikolojik sorunlara da yol açar.

    Hayatının herhangi bir aşamasında bir meme estetiği sorununa sahip olan bir kadın şunu bilmelidir ki bir çok problem günümüzde artık çözülebilir bir problemdir.

    Bu şekilde bir sorunu olan bir kadının yapması gereken şey mutlaka bir estetik plastik cerrahi uzmanına müracat etmektir.

    Günümüzde estetik plastik cerrahide ortaya çıkan gelişmeler meme estetiği konusunda önemli ilerlemelerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

    Meme estetiği operasyonları ile küçük bir memeyi normal ebat ve görünümüne kavuşturmak, yada büyük bir memeyi küçülterek normal boyutlarına getirmek, yada sarkmış olan bir memeyi normal pozisyonuna getirmek mümkün hale gelmiştir.

    Kadınlarda meme estetiği son derece önemlidir.

    Estetik anlamda bir eksikli kadının kendine olan güvenini yitirmesine ve psikolojik anlamda sıkıntı yaşamasına yol açmaktadır.

    Bu durum sadece kadınların değil aynı zamanda onların eşleri üzerinde de olumsuz etkilenmelere yol açmaktadır.

    Sonuç;

    Meme estetiği bir kadında çok önemlidir. Bir memenin normalden küçük, büyük yada sarkık olması en sık karşılaşılan estetik sorunlardır. Günümüzde bunların tedavisi son derece kolaylaşmıştır. Cerrahi ile elde edilen başarı oranları çok yüksektir. Bu tür bir sorunu olan kimsenin yapması gereken şey estetik plastik cerrahi uzmanı doktorlara müracat ederek daha kapsamlı bilgi almalarıdır. Operasyonun sonuçları sadece memelerin görünümü üzerine değil aynı zamanda hem bu kadınların ve hemde varsa onların eşleri üzerinde olumlu etkilere sahiptir. 




    OZON TERAPİ

    Ozon Terapi

    1.     OZON NEDİR?
    Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). İki atomlu normal atmosferik oksijenin (O2) çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Böylece bu iki çeşit molekülün yapıları birbirinden aşağıdaki gibi farklıdır:

    O3 oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gazdır. (fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilir). İsmi Yunanca "koklamak" manasına gelen ozein’den gelir. Alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein (1799-1868) tarafından 1840 yılında keşfedilmiştir. Zemin seviyelerine yakın yerlerde 10 milyon hava partikülü başına bir partikül O3 (= 0.1 ppm = 200 µ g/m³) konsantrasyonlarında duman şeklinde bulunur. 2000 metre yükseklikte, çok daha azalarak 0.03 - 0.04 ppm seviyelerine düşer.

    Çok güçlü okside etme ve çok etkili dezenfekte etme özelliği sayesinde, Dünya çapında içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde de mikrop öldürücü olarak kullanılır.

    2. OZON TERAPİ NEDİR?
    Tedavi amaçlı Ozon
    Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 – 5 %O3) arasında değişir. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve tıbbi endikasyona göre hastanın alacağı komple dozu belirler.

    Özellikleri ve etkisi
    Medikal ozonun iyi bilinen bacterisid(bakteri öldürücü), fungicid (mantar öldürücü) ve virutic (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle, enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.

    Kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır, ve organik fonksiyonların yeniden canlandırılmasında ozonu çok değerli kılar.

    Düşük dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır diğer bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder.

    Ozon sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak , vücudun bağışıklık hücreleri cytokin (interferon yada interleukin gibi önemli  adı özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca zincirleme bir şekilde pozitif değişiklikler yaratarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf olduğu veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında özellikle çok başarılı sonuçların alınmasına yol açar.

    Majör Otohemoterapi adıyla bilinen küçük miktarlarda uygulanan ozon sonuç olarak vücudun kendi oksidanlarını ve serbest radikalleri yok eden enzimleri aktive ederler. Kronik enflamatuar hastalıklarda ozonun neden kullanıldığı böylece anlaşılmaktadır.

    Endikasyonlar
    Seçici özellikleri sayesinde medikal ozon 6 temel alanda kullanılmaktadır :
    1. Dolaşım bozukluklarının tedavisi ve geriatride
    2. Virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde hepatitler, uçuklar (herpes).
    3. Zor iyileşen enfekte yaralarda ve enflamatuar hastalıklarda
    Enflamatuar barsak hastalıkları (kolit, Proktit vb)
    Yanıklar,  enfekte yaralar, mantar enfeksiyonları
    4. Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak ozon bağışıklık sistemini güçlendirici olarak düşük dozlarda "majör otohemoterapi" formunda veya "minör otohemoterapi" olarak kullanılır.
    5.Diş Tedavilerinde diş çürüğünü önlemede özel  aplikatörüyle

    6.Anti-aging(yaşlanmayı önlemede)


    Uygulama Yöntemleri
    UYARI: Ozon gazının direkt solunması akciğerlerde tahrişe sebep olduğundan sakıncalıdır. Yapılan klinik çalışmalar ışığında 6 uygulama şeklinin geçerliliği  ön görülmüştür
    1.Majör otohemoterapi (Hastadan kolundan kan alınarak tedavinin yapılması) geriatride (yaşa bağlı hastalıklar), dolaşım bozukluklarında yeniden canlanmayı sağlamak için, viral kökenli hastalıklarda ve genel bağışıklık sistemini aktive etmek için kullanılır.
    Bu uygulamada:, genelde 100 ml hastanın kanı alınır, ozon jeneratöründen tam olarak tesbit edilmiş belirli gamalardaki 100 cc ozonla karıştırıldıktan sonra hastaya aynı yoldan geri verilir. Burada steril ozona dayanıklı sarf malzemesi ve vakumlu şişeler antibakteriyel filtreler kullanılır. Ozon kırmızı ve beyaz kan hücreleriyle tamamen reaksiyona girer ve böylece vital aktivitelerini = metabolizmayı arttırır. İşte bu aktive edilmiş kan (ozon ya da oksijen değil!) hastaya hemen tekrar aynı kan alınan kolundan geri verilir.
    2. Minör otohemoterapi diye adlandırılan yöntemde ise ozonlanmış 2.5 -3 ml kan intramusküler yolla hastaya  koldan aşı yapar gibi geri verilir. Bu yöntemle spesifik olmayan bağışıklık sistem aktivasyonu yapılır: Alerjik hastalıklarda ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmekte kullanılır.

    3.Eksternal tedavi  Ozon gazını kapalı bir sistemde özel bir plastik bot  içinde dolaştırarak ya da vücudun farklı bölgelerine uygun torbalar, içerisinde uygulayarak  gerçekleştirilir. Bu sarf malzemeleri ozona dayanıklı materyalden yapılır. Vücudun tedavi edilecek kısmı önceden su ile nemlendirilir, çünkü ozon  kuru bölgelere etki etmez. Bu uygulama ülserleri, yaraları, açık yaraları, ameliyat sonrası oluşan lezyonları, herpes ve enfekte olmuş alanları tedavi etmekte çok etkilidir. Diğer yöntemler ozonlu saf su  ve ozonlu saf medikal zeytin yağı cilt örneğin egzema, mantar, liken gibi enfeksiyonlarda kullanılır.

    4.Rektal Uygulama  Ozonun bu yolla uygulanması pek hoş görünmese de o kadar rahatsızlık verici değildir ( rektal insuflasyon ). Hasta hiçbir rahatsızlık hissetmez,  Ozon gazı direkt olarak hassas barsak cidarı (membranı) tarafından emilir; buna ek olarak tüp ve torbalar tek kullanımlık olduğundan tamamen hijyeniktir .Bu metot  genelde barsakların enflamatuar hastalıklarında endikedir ancak son zamanlarda daha az invaziv olmasından dolayı genel sağlık ve yeniden canlanma için kullanılmaktadır.

    5. Eklem içi Uygulama;(intra artikuler yolla ozon verilmesi); adından da anlaşılacağı gibi ozon gazı (eğitimli kişilerce), yavaşça eklem içine enjekte edilir.Bu metod  ağrılı enflamatuar hastalığı olan ekleme uygulanır (artrit,rekurren artroz, genel patolojik sertliklerde uygulanabilir)

    6.Diş Hekimliği Uygulamaları: Özel ozon gazı jeneratörleriyle çürük dişlerin üzerine özel uçlarıyla  uygulanarak çürüğün önlenmesinde  çeşitli konsantrasyon ve gamalarda ki ozon sularının ağızda gargara olarak kullanılmasıyla  bazı dişeti rahatsızlıklarının ve  ağız içi viral enfeksiyonların önlenmesi ve tedavisinde kullanılmaktadır

    3. GENEL OLARAK HANGİ HASTALIKLARDA OZON TEDAVİSİ YAPILABİLİR
    Ozon tedavisi ile birçok patolojik durum daha iyi hale gelir veya tamamen düzelir. Bu durum bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmıştır. Kural olarak hastalıkların tedavisinde ozon diğer tedavilere ek olarak uygulanır, tamamlayıcı tedavi grubuna girer.

    Tüm hastalar için, ozon tedavi ile ilgili en son yeniliklerin hızla öğrenilebilmesi için Avrupa da pek çok terapist bir araya gelip ”Medical Society for Ozone Application in Prevention and Therapy”, birliğini oluşturmuşlar , bu grubun amacı doktorlar ve hastaların bu konu hakkındaki bilgilerini geliştirmek ve ilerletmektir.Bilgi alış verişi seneler içinde daha da hızlanmış ve gelişmiştir.

    Medikal ozon kurallara uygun olarak uygulandığı taktirde tamamen güvenli, pratik, etkili ve ucuz bir tedavi yöntemidir

     Dolaşım bozuklukları
    Arteriel dolaşım bozukluklarında diğer semptomların yanı sıra bacaklarda hissedilen soğukluk, kısa yürüyüşler sonrasında ayaklarda hissedilen ağrı dolaşım bozukluğunun semptomlarındandır Bu durum ozon tedavisi için  önemli endikasyon oluşturur. Ozon tedavinin dolaşım bozukluklarındaki başarısı yapılmış birçok sayıda tıbbi çalışma ile kanıtlanmıştır. Ozon klasik tedaviye ek olarak veya tamamlayıcı olarak kombine kullanılabilmektedir

     Anti-aging ( geriye yaşlanma ) ve yeniden canlanma
    İş hayatındaki stres, yoğun çalışma temposu ,zihinsel ve bedensel yorgunluk ozon (O3) tedavisine çok iyi yanıt verir.Ozonun kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin metabolizma akivasyonunu arttırmasıyla  ile ilgili genel iyilik hali ile kişiler kendilerini yenilenmiş dinç zinde hissetmektedirler. Profesyonel sporcular ve kadınlar bu tedaviden oldukça faydalanmaktadırlar. Ozon  vücudun fiziksel dayanıklılığını arttırmaktadır.

     Yaşlı kişilerde tedavi (Geriatri)
    Yaşlı kişiler ozon tedavisine oldukça iyi yanıt verirler. Burada ozon  oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımını sağlar, bağışıklık sistemini harekete geçirir,ve vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikallere karşı savaşan hücrelerini harekete geçirir. Bunun ötesinde beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri mevcuttur Bu tür dolaşım bozukluklarında  fiziksel performansta azalma yürüme güçlüğü ve baş dönmesi gibi şikayetler görülebilir  Burada  ek olarak tamamlayıcı tedavi olarak kullanlılmakla birlikte ve bunun  yanısıra ozon tedavi yaşam kalitesini arttırmak için de kullanılmaktadır.

     Göz hastalıklarında ozon tedavi
    Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişiklikler aynı zamanda gözümüzü de etkilemektedir.Örneğin senil makuller dejenerasyon retina merkezinde gelişebilir.Bundan dolayı oluşan sekeller optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde görülebilir Yapılan klinik çalışmalarda  vizyonda iyileşmeler kaydedildiği görülmüştür.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmıştır.

     Kanser
    Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozonu İmmun sistemi  (bağışıklık sistemini) aktive etmekte kullanılır Düşük dozlarla. bağışıklık hücreleri – örneğin lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natürel killer hücreler (katil hücreler) - cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Aslında, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir İmmun bağışıklık sistemi reaksiyonu başlatılır, bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda bulunur.

     Cilt mantarları ve enfekte cilt lezyonları
    Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği, senelerdir içme suyunun arıtılmasında başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Bu özellikleri,  tıbbi ozonu çok etkili bir tedavi ajanı yapar, özellikle bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları, mukozaların fungal / mycotic enfeksiyonları ozona direnç gösteremezler

     Enfekte yaralar
    Enfeksiyonlu yaraların yerel tedavisi, mesela açık yatak yaraları (decubitus ülserleri), alt bacağın ülserleri (Ulcus cruris), şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi  hastalıklar ozonun klasik uygulama alanlarına girer. Burada öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bacterisid ve fungicid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulanarak iyileşme süreci hızlandırılır.

     Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
    Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olmaktadır.  

     Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
    Herpes simplex (facial herpes), herpes zoster  

     Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafından oluşur. Dudakların uçuğu (Herpes Labialis), sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla tıbbi ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.

    Herpes zosterde  ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.

     Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
    Karaciğerin Enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metotlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.

     Enflamasyonlu ve dejeneratif eklem hastalıkları
    Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz (diz eklemi enflamasyonu) ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara- spesifik egsersiz terapileri - ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanılır

     Artrit/Romatizmal Durumlar - Kronik poli artritler

    Romatizmalı durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalıkları içermektedir. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit kronik poliartrit de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullanılan etki anti enflamatuar etkidir.

     

    Diş Hekimliğinde:

    Diş Çürüğü: tanımlanırken, tedavi edilebilir önlenebilir bakteriyel bir rahatsızlıktır diye tanımlanır. Burada Diş Çürüğünü yapan 2 bakteri mevcuttur. Bunlar Streptococcus Mutans ve Lactobasiller dir. Ozon Gazı çürük başlamış bir dişin üzerine özel ozon jeneratöründen elde edilen ozon gazının dişe özel aplikatörüyle direk uygulanmasıyla birlikte o dişte çürüğün ilerlemesi önlenebilir ve durdurulabilir. Ozon gazı aynı zamanda çok eski senelerde gangrenli dişlerin kanallarının sterilizasyonunda da başarıyla kullanılmıştır. Bu arada ağızda oluşan bazı mantar enfeksiyonlarının ve dişeti rahatsızlıklarının önlenmesinde ek tedavi olarak ozon gargaraları ve suları da kullanılmaktadır

    4. HASTA OLARAK BİLMEM GEREKENLER NELER?
    Ozon tedavisinin herhangi bir şekli uygulanmadan önce ozon terapi uygulayacak doktora kullanılan ilaçlardan ve uygulanan özel diyetlerden yakın zamanda bitmişse bile bahsetmeyi unutmamalısınız. . Doktorunuz ayrıca kalıtımsal hastalıklardan, alerjilerden ve diğer şikâyetlerden ve geçmişte nasıl tedavi edildiğinden veya edilmekte olduğundan haberdar edilmelidir.
    OZONTERAPİNİN BİLİNEN HİÇBİR YAN ETKİSİ YOKTUR.  

    OZON TEDAVİSİ  YAPILMAMASI YADA DİKKATLİ YAPILASI GEREKEN DURUMLAR

    •Alyuvarlarda bir enzim(GL–6-F Dehidrogenaz)  eksikliğinde(FAVİZM),

    •Aşırı alkol kullananlarda,

    •Hipertirioidi (tiroidi bezi aşırı çalışanlarda),

    •İleri derecede kansızlık ve kanama-pıhtılaşma rahatsızlığı olanlarda,

    •Kronik ve tekrarlayıcı Pankreas bezi iltihapları (pankreatitler)de,

    •Yeni gelişmiş kalp enfarktüsü ve beyin kanamalarında,

    •Ozona karşı alerjisi veya intoleransı (tahammülsüzlüğü) olanlarda, ozon tedavisi  dikkatli ve kontrollü yapılmalıdır.

    Birçok ülkede ozon terapisi, özellikle Avrupa'nın dışında, her zaman, sağlık sigorta poliçeleri veya işyerlerinin tıbbi destek programları ile karşılanmaz.  Birçok ozon uygulaması, genelde 10 seans kadar uygulanır. Ama bazı durumlarda ikinci veya hatta üçüncü bir 10 seanslık tedavi zorunlu olabilir. Buna rağmen, şu anda alınacak küçük bir önlemin ilerde çok daha fazla pahalı tam ölçekli bir tedavi masrafından kurtarabildiğini hatırlamalısınız.

    Ozon terapi düşük riskli ve genellikle standart medikal tedavilerin eşliğinde tamamlayıcı, destekleyici ve yeniden yapılandırıcı bir metottur

    Tekrar başka bir yazıda görüşmek dileğimle

                                                                                                                            Saygılarımla

                                                                                   Dr Suhan SUNGUR

    .

     

     

     




    İMPLANTOLOJİ

    İmplant, çeşitli nedenlerle kaybedilen dişlerin yerine onların işlev ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleridir.

    Yüz estetiğinin bir parçası olan dişlerin kaybı psikolojik ve sosyal problemlere neden olmasının yanı sıra beslenme, sindirim sorunları ve konuşma bozukluklarına da yol açmaktadır.

    Diş eksiklikleri doğal dişlere bağlı köprü protezleri veya çıkarılıp takılan hareketli protezler gibi klasik yöntemlerle tamamlandığı gibi implant destekli protezlerle de yapılabilir.

    İmplantların yapıldığı durumlar

    Tek veya daha fazla diş eksiklikleri:

    Tek diş eksikliklerinin implant ile tedavi edilmesi, köprü ile restore edilmesine göre daha koruyucu bir tedavi şeklidir.

    Köprü protezi yapılabilmesi için sağlıklı dişlerin küçültülerek üzerlerinin kaplanması gerekecektir ve bu köprünün belirli aralarla değiştirilmesi ekonomik olarak da bir yük getirecektir. Bunun yerine eksik diş veya dişlerin boşluğuna yerleştirilecek implantlar sayesinde yandaki dişlerde herhangi bir işleme gerek kalmadan yani sağlıklı dişlere zarar verilmeden tedavi edilebilir.

    Tam dişsizlikler

    Eğer ağızda hiç diş kalmamışsa bulantı refleksi ve protezin tutuculuğunun yeterli olmaması nedeniyle hareketli protez kullanılamıyorsa implant destekli protezler hastaya konforunu iade etmektedir.

    Üzerine protez yapılacak olan implantların ağız içi görüntüsü

    İmplantın aşamaları

    Muayene ve planlama

    İmplant multi disipliner bir yaklaşımla yapılır. İmplantı çene kemiği içine yerleştirecek cerrah veya diş hekimi uzmanı ile implant üstü protezi yapacak protez uzmanı birlikte çalışırlar.

    İmplant ileri derecede kontrol edilemeyen diyabet gibi bazı sistemik hastalıkları olan kişilerin dışında herkese uygulanabilir. İmplantlar titanyumdan doğal diş kökü şeklini taklit ettikleri için doku uyumludurlar ve herhangi bir alerjik ve toksik rahatsızlığa neden olmazlar.

    Muayene aşamasında detaylı bir ağız içi muayene ile dişetleri, alt ve üst çenenin ve dişlerin birbirleriyle ilişkileri gibi durumlar incelenir. Ölçü alınarak alçı modeller üzerinde de çalışılır. Klasik radyografilerin yanı sıra komplike vakalarda üç boyutlu tomografi alınarak özel bir cihazda çenenin aynı ölçüde modeli elde edilerek implantların yerleştirileceği bölgeler en az hatayla planlanır. Planlama ve bu planlamanın sonrasında yapılacak tedavi detayları hastalarla detaylı olarak konuşulur.

    İmplantın yerleştirilmesi

    İyi bir tedavi için doğru bir planlama kuşkusuz en başta gelir. Daha sonrasında yapılacak operasyonun da yeterli ekipman ve deneyimli bir ekip tarafından yapılması kuşkusuz çok önemlidir. İmplantlar diğer diş tedavileri gibi lokal anestezi ile uygulanır. Fakat bazı vakalarda çene kemiğinin yeterli olmadığı ve greft dediğimiz doku ilavesinin gerekli olduğu uzun operasyonlarda veya aşırı stresli hastalarda genel anestezi veya sedasyon altında konforlu bir şekilde operasyon yapılır.

    Protezlerin yapılması:

    Ameliyattan sonra osseointegrasyon denilen implantın kemik yüzeyine bağlanması için bir süre beklenir. Bu süre kemiğin yapısına göre değişir. Genelde üst çene için 4 -6 ay alt çene için 3 -4 ay yeterlidirBu süre tamamlandıktan sonra üst yapı yapılır. Operasyondan sonra protezler yapılıncaya kadar estetik ve fonksiyonun devamı için geçici protezler yapılır.




    PROTEZ

    Beslenme tüm yaşam boyu devam eden en temel ihtiyacımızdır ve bu ihtiyacımızı yemek yiyerek, besinleri çiğneyerek sağlarız. Dişlerimiz çiğneme işlevinde büyük rol oynar. Yıllar vucudumuzun diğer bölgelerinde yaptığı harabiyeti dişlerimiz ve dişetlerimiz üzerinde de yapar ve diş kayıpları meydana gelebilir. Meydana gelen diş kayıpları oluşan kaybın miktarına göre farklı protez tipleri ile giderilir:

    1. Sabit Protezler
    2. Hareketli Protezler
    3. İmplant üstü protezler

    1.Sabit protezler

    Meydana gelen kayıpların dişler üzerine sabitlenen ve hastanın kendi dişi veya dişleri gibi algıladığı protez tipleridir. Tek bir diş üzerindeki madde kayıplarının giderildiği kuronlar veya diş eksikliklerinin tamamlandığı köprüler sabit protezler olarak adlandırılır.

    Kuron

    Çürük veya darbe sonucu dişte meydana gelen harabiyet, bazı durumlarda dişin büyük bir bölümünün kaybedilmesine ve dişin zayıflamasına yol açar. Bu durumlarda dolgu yeterli olmıyacaktır. Dişin direnç açısından metal-porselen veya porselen ile kaplanması gerekir. Dişin şeklini, rengini ve işlevini sağlayan bu kaplamaya kuron denilir.

    Köprüler

    Köprü yapımı diş eksikliğinin giderilmesinde kullanılan yöntemlerden birisidir. Eksik diş veya dişler komşu dişlerden destek alınarak yapılan köprülerle oluşturulmaya çalışılır. Bu nedenle komşu dişlerin küçültülmesini gerekir. Köprüler genellikle çiğneme kuvvetlerine dayanacak metalik bir alt yapı ve estetiği sağyayan porselenden oluşur. Ancak günümüz teknolojisinde bazı durumlarda sadece porselenle de köprü yapılması mümkün olmaktadır.

    2. Hareketli protezler

    Hareketli protezler eksik dişlerin tamamlanmasında sıklıkla kullanılan tedavi yöntemidir. Eksik diş sayısının sabit bir protezle telafi edilemiyeceği durumlarda uyğulanır. Protezin çene üzerindeki eksik bazı dişleri tamamlaması halinde –parsiyel protez, çenedeki dişlerin tümünün eksik olması durumunda ise total protez diye adlandırılır. Bazı kişiler protez kulanıldıklarının hemen fark edileceginden korkarlar. Ancak günümüz teknolojisinde, protezlerle doğal görüntüyü ve hastanın estetik beklentilerini sağlamak oldukça kolaylaşmıştır.z

    Eğer dişlerinizin tümünü veya bazı dişlerinizi kaybetmişseniz, protezler görünümünüzü, çiğnemenizi,ısırmanızı ve konuşmanızı düzeltir. Protez yapılmazsa, doğal dişler eksik dişlerin boşluğuna doğru eğilebilirler, alt dişler aşağı doğru yer değiştirir. Bu ise kalan dişlerinizin ısırma ve çiğneme işlevini yapmasını engeller. Protezler dişlerinizin çekiminden hemen sonra ağzınıza uygulanabilir, bu tip protezlere immediat protez denir . Protezleri hiçbir zaman kendi dişleriniz gibi hissetmiyeceksinizdir. Ve onlara alışmak zaman alacaktır. Eğer ilk kez protez kullanacaksanız diş hekiminiz size protez kullanımının zorlukları yanı sıra kullanım avantajlarını ve yeni protezinizle elde edeceğiniz görünümü anlatacaktır. Protez kullanımında, protezi kullanan kişinin motivasyonu çok önemlidir.

    Tam protezler akrilikten başarılı olarak yapılırlar. Parsiyel protezlerde akrilikten yapılabilinir. Parsiyel protezlerin bir kısmının hafif bir alaşımdan yapılması protezin kitlesini azaltır. Yani ağıza daha küçük bir protez uygulanır ayrıca kırılmalara karşı daha dirençli bir yapı oluşur. Bu biraz daha pahalı bir protezdir.

    Hareketli protezlerin temizlenmesi

    Eğer hareketli proteziniz varsa, onların temiz tutulması önemlidir. Protezlerin temizlenmesi doğal dişlerin temizlenmesinden daha kolaydır. Zira dışarı çıkarılıp rahatlıkla temizleyebilirseniz. Bazı tavsiyeler:

    Protezinizin kırılmaması için su dolu bir kap içinde yıkayın, böylece düşürürseniz kırılma olmaz.

    Orta sertlikte bir fırça ile her gün fırçalayın. Diş macunu veya sabun kullanabilirsiniz ama ağzınıza uygulamadan önce iyice durulayın.

    3. İmplant üstü protezler

    İmplantlar eksik dişlerin tamamlanmasında uygulanan bir yöntemdir. İmplantın bir parçası cerrahi işlemle kemik içine yerleştirildiği için, hastalar implantları gerçek dişler gibi hissederler ve kullanırlar.

    İmplantların birçok avantajı olmasına rağmen, herkes için uygun değildirler. Dişetlerinizin ve genel sağlığınızın iyi durumda olması gerekir. Ayrıca çene kemiğinizin implantı yerleştirecek hacimde olması gerekir. Bazı kronik hastalıklar, öneğin diabet, osteoporosis ve kronik sinüs problemleri iyileşmeyi etkiler ve implantın başarısız olmasına neden olur.

    Eğer implant yaptırmak istiyorsanız, cerahi bir işleme tabi olacaksınız ve tedaviniz birkaç ay sürecektir. İmplantlar ayrıca pahalı bir sistemdir.

    Hekiminiz size tedavinin süreci ile ilgili bilgi verecektir ve bazı durumlarda sizi bir uzmana yönlendirebilecektir.

    Hekim dişin eksik olduğu bölgedeki kemiği açığa çıkararak implantın yerleşeceği alana bir delik açacak ve deliğe implantı yerleştirecektir. Bu işlem genellikle lokal anestezi ile yapılır ancak bazı durumlarda sedasyon veya bir hastanede iseniz genel anestezi de uygulanabilir. Daha sonra dikiş atılır ve birkaç ay kemiğin implant üzerine büyüyerek implantın kemik içinde sağlamlaşması beklenir.

    Bu şürenin sonunda ikinci ama daha ufak ölçekli bir cerrahi işlemle implantın üst kısmı açığa çıkarılır ve implantın üst yapısı oluşturulur. Bu implantlar üzerine sabit veya hareketli protezler uygulanır.

     

    Haberlerde ara

     

     


    hayati akbaş köşe yazıları
    hülya ettekin
    kariyer başvurusu
    Üyelik girişi 
    Üye ol.
    şifremi unuttum?