SAMSUN TIP MERKEZI
istanbul kliniğimiz
batum kliniğimiz
baku kliniğimiz
stuttgart kliniğimiz
Loading

organ

Makalelerde ara

  • BOTOX
  • MEME YOKLUĞU VE ŞEKİL BOZUKLUKLARI
  • HİPOSPADİAS
  • YÜZ ŞEKİL BOZUKLUKLARI
  • KRONİK İYİLEŞMEYEN YARALAR
  • BURUN ESTETİĞİ
  • GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ
  • DUDAK KALINLAŞTIRMA
  • LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK
  • LAZER İLE HEMANJİOM
  • ESTETİK AMELİYAT GÜNAHMIDIR?
  • ESTETİK KAYGILARIN BİR KISMI PSİKOLOJİK MİDİR?
  • LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?
  • OZON TERAPİ



  • BOTOXBotox ile ilgili hemen herkes de bir ön bilgi ve duyum mevcut. Ne yazık ki bu ön bilgi ve duyumların birçoğu yanlış inanç ve bilgilerde içermek de. Bazen öyle ilginç taleplerle karşılaşıyoruz ki kulaklarımıza inanamıyoruz. ´´botox yaptırmak istiyorum ama bir hafta işe gitmemek gerekiyormuş bu benim için çok zor´´, ´´botox yaptırmak istiyorum ama içinde yılan zehir´i varmış bu bizi de zehirlemez mi?´´, ´´yüzümdeki lekelerden kurtulmak için botox yaptırmak istiyorum´´. Bu ve buna benzer o kadar çok ifadeyle karşılaşıyoruz ki şaşırmamak mümkün değil. Görüldüğü gibi kişi kendisi tanıyı koymuş, bu yetmemiş tedavi planını da belirlemiş estetik uzmanı bir doktor olarak sizden istediği şey işin teknisyenlik kısmı.

    Bu gün hakkında en fazla bilgiye sahip olunan ´tabiî ki yanlış bilgiye´ ilaç botox dersem hiç de abartmış sayılmam, çünkü medyada adından en sık bahsettiren en meşhur! Estetik malzemesidir o. Bu yazıyı yazmak için beni motive eden olay dün akşam tesadüfen bir sahnesine göz atma fırsatı bulduğum çok izlenen bir televizyon dizisi. İzlediğim kadarıyla zaman zaman daha güzel olmak için kendisine botox yaptıran dizi kahramanı botox unu yaptırmış ve eve dönmüştür. Bu kişi olayı evdekilere anlatırken çok acı çektiğini yüzünün her tarafının şiştiğini vs anlatır ve bu yüzle ertesi günü insanların karşısına nasıl çıkacağından yakınır. Gerçekten oyuncunun yüzü makyajla çok dramatik hale getirilmiş yanakları vs çok kırmızı ve şiş bir hale sokulmuş. Benim ya da bu diziyi izleyenlerin alacakları mesaj açıktır. ´Botox sanıldığı ya da düşünüldüğü kadar çok masum ya da çok kolay yaptırılacak bir işlem değildir. İnsana hem acı verir ve hem de onu bir müddet sosyal hayattan alıkoyar.´

    Botox ile ilgili öne sürülen bu yargı doğru değildir. Fakat bunun tam tersi olan bir yargı, yani ´botox yaptırmak çok basit sıradan bir makyaj yaptırmak gibidir, mesai saatleri içinde 3-5 dakika içinde estetik uzmanı olmayanların bile kolayca yapabilecekleri basit bir işlemdir´ tarzı bir yargıda kesinlikle doğru değildir.

    Botox ile ilgili temel doğrulardan bir kısmını burada aktarmak istiyorum; Botox Clostridium Botulinum adlı bir mikroorganizmadan laboratuar ortamında elde edilmiş toksindir. 1960´lı yılardan beri birçok nörolojik orijinli hastalığın tedavisinde FDA onaylı tıbbi amaçlı kullanılmış ve halende kullanılmaktadır. Uygulandığı bölgede sinir iletimini durdurarak kasların fonksiyonunu geçici süreyle engeller ki bu süre ortalama 3-6 aydır. Botox´un meşhur olması onun daha çok estetik amaçlı kullanımı sayesinde olmuştur. 1990´lı yıllardan beri özellikle Amerika da olmak üzere tüm Dünyada ve ülkemizde çok yaygın olarak kırışıklıkların yok edilmesinde, kaşların kaldırılmasında vs kullanılmıştır. Bugünde en yaygın kullanıldığı yer özellikle göz çevresi kazayağı denilen kırışıklıkların ve yüzün diğer kısımları alın, ağız çevresi vs kırışıklıklarının giderilmesi ve kaşların bir miktar yükseltilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Estetik amaç dışında özellikle aşırı terlemelerin önemli sorunlara yol açabildiği koltuk altı ya da avuç içi gibi bölgelerde bu terlemelerin ortadan kaldırılması amacıylada sık kullanılmaktadır. Bu ilaç bu konuda deneyimli bir Plastik Cerrah ya da Dermatolog tarafından uygulandığı takdirde oldukça güvenli ve sonuçları çok yüz güldürücüdür. Özellikle üst yüz bölgesinde çok bariz gençleşme oluşturur. Uzman ellerde yan etki yok denecek kadar azdır.

    Kısaca botox hakkındaki bilgileri özetlemek gerekirse bu konuda bilgi almak isteyen herkes mutlaka bir uzman doktora müracaat etmelidir. Sağlıklı bilgiler ancak konunun uzmanından alınabilir. Diğer türlü eksik ya da yanlış alınan bilgiler hatalı ya da istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Uygulama mutlaka bir Plastik Cerrah ya da Dermatoloji uzmanınca veya onların gözetim ya da denetiminde yapılmalıdır. Botox un etki mekanizması, etki süresi ve hakkındaki tüm bilgiler bunu talep edenlerin anlayacağı bir şekilde açıklanmalıdır. Uygulamayı talep eden kişi konu ile ilgili akla gelen her türlü soruyu doktoruna sormalıdır.

    Uygun ellerde ve endikasyonlarda kullanıldığı zaman gerçekten kişinin güzelliğini ve mutluluğunu artırır



     MEME YOKLUĞU VE ŞEKİL BOZUKLUKLARIGöğüsler bir kadın için en önemli organlardan birisidir. Dişiliğin en önemli simgelerindendir. Bir kadında göğüslerin olmaması vücut imajı açısından çok önemli bir eksikliktir.

    Göğüsler doğum sonrası ergenlik dönemine kadar herhangi bir gelişim göstermezler. Bu dönemden itibaren dişilik hormonlarının etkisiyle gelişmeye ve normal hacimlerini kazanmaya başlarlar. Genellikle 18 yaşına kadar memeler normal büyüklüklerine ulaşırlar.

    Göğüs gelişiminin normal yada anormal olması kadınlarda psikolojik açıdan son derece önemlidir. Herhangi bir nedenden dolayı yetersiz göğüs gelişimi yada şekil bozukluğuna sahip olan kadınlarda çoğunlukla problemin şiddetiyle doğru orantılı olan bir psikolojik rahatsızlık söz konusudur. Bu problem yine kıyafet seçiminde sosyal yaşantısında kişiler için bir stres kaynağıdır.

    Meme yokluğu yada şekil bozuklukları nedenleri ;

    1- Doğuştan olan nedenler,

    2- Sonradan ortaya çıkan nedenler olarak ayrılabilir.

    Doğuştan bu problemlere sahip olan kız çocuklarında problem çok değişik şekillerde kendisini gösterebilir yada ergenlik dönemine kadar bu durum hiç fark edilemeyebilir.
    Meme başının her bir memede birden fazla olması, yada meme başı bölgesinin olması gerektiği yerin dışında başka bir lokalizasyonda olması, koltuk altı yada kasık gibi, muhtemel sorunlar olarak karşılaşılabilir. Memelerden birisinin yada ikisinin olmaması, gelişmemesi, yada şeklinin normalden farklı olması yine karşılaştığımız problemlerdendir.

    Sonradan farklı nedenlerle de meme şekil problemleri ortaya çıkabilir. Bu problemlerden en sık karşılaşılanlar kız çocuklarında meme bölgesinde özellikle bilinçsiz kimselerce yapılan süt boşaltmalar, abse boşaltmalar, enfeksiyonlar, meme bölgesini etkileyen yanıklar ve travmalar.

    Hangi nedenle ortaya çıkmış olursa olsun meme de meydana gelen bir şekil bozukluğu yada gelişim eksikliği mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin de en sıklıkla uğraştığı ve tedavi ettiği problemlerdendir.

    Meme yokluğu yada şekil bozukluğu durumunda tedavi yöntemleri nelerdir?
    Mevcut probleme göre tedavi prensipleri ve yöntemleri değişir. Meme yokluğu tek taraflı yada iki taraflı olarak söz konusu olduğunda yapılacak işlem genellikle meme protezi kullanımıdır. Protezler kullanılarak göğüsler normal şekil ve büyüklüğüne getirilir.

    Göğüslerden birisinde yada her ikisinde farklı natürlerde şekil bozukluğu olduğunda problemin şekli ve şiddetine göre uygulanacak olan tedavi yöntemi farklı olacaktır. Normalden büyük olan göğüslerde küçültme işlemi yapılırken normalden küçük göğüslerde büyültme işlemi yapılacaktır. Her iki göğüsten yalnızca birisinde problem olduğunda problemli olan göğüs normal olan göğse cerrahi olarak benzetilmeye çalışılır.

    Sonuç: Göğüs gelişim problemi olan kadınların ve ergenlik dönemini tamamlamış genç kızların yapması gereken şey ilk iş olarak bir Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi uzmanına müracat etmektir. Plastik Cerrahi uzmanı gerekli muayene ve tetkik işlemlerini tamamladıktan sonra gerek görürse ilgili diğer, Endokrinoloji yada Jinekoloji gibi, branşlardan da değerlendirme isteyebilir. Eğer herhangi bir hormonal yada ileri tetkik gerektiren başka bir problem sözkonusu değilse probleme yönelik olarak tedavi planlamasını yapacaktır. Günümüzde gelişen tıbbi ve teknolojik birikim sayesinde son derece başarılı ve tatmin edici sonuçlar elde edilebilmektedir. Ameliyat ile elde edilen sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür.

    Bu konuda ayrıntılı bilgi için mutlaka Plastik Cerrahi uzmanlarına müracat edilmelidir.



    HİPOSPADİASEstetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin uğraşı alanlarından biriside genital bölge anomalileri olarak bilinen cinsel organ gelişim problemleridir. Gerek kız ve gerekse erkek çocuklarda doğuştan mevcut olan birçok cinsel organ oluşum ve gelişim problemleri mevcut olabilir. Bu problemlerden bir tanesi de erkek çocuklarda görülen ve tıbbi dilde hipospadias olarak bilinen durumdur.

    Halk arasında peygamber sünneti olarak bilinen durum erkeklerde sık olarak karşılaşılan ve doğumsal olarak görülen bir problemdir. Bu probleme sahip olan erkek çocuklar doğduklarında, normalde penislerinin en uç kısmında olması gereken işeme deliği (urethral açıklık), penis alt yüzünde daha gerilerde bir yerde bulunur. Olayın şiddetine göre bu açıklığın yeri çok gerilere gider ve hatta çok ileri durumlarda açıklık testis torbası üzerinde bir yerde olabilir.

    Netice olarak bu probleme sahip erkek çocuklar ayakta karşıya doğru idrar yapma yani işeme fonksiyonunu yapamazlar ve oturarak işemek zorundadırlar. Bu durum ise bu çocuklarda diğer arkadaşları gibi işeyememe nedeniyle utanmaya ve erkeklik duygusunda zedelenmeye neden olur. Yine bu çocuklarda eğer zamanında ve uygun bir şekilde tedavi edilmezlerse erişkinlik döneminde cinsel fonksiyonlarını yerine getirmekte sıkıntılara yol açabilir.

    Bu tür problem ile doğan erkek çocuklarda problemin tanısı doğar doğmaz hekim tarafından konabilmesine rağmen bazen özellikle hafif şiddetteki durumlarda gözden kaçabilir ve ailede durumu fark edemeyebilir. Bu durumlarda genellikle sünnet derisi de yeterince gelişmemiş ve eksik olduğu için halk arasında doğuştan sünnetli ya da peygamber sünneti şeklinde adlandırılıp ihmal edilebilmektedir. Bu şekilde olayın ihmal edilmesi ve farkına varılamaması sonucunda çoğunlukla aileler bu çocukların zaten çok az gelişmiş olan sünnet derisini de sünnet ettirmekte ve ileride bu çocukların tedavisi sırasında çok faydalı olabilecek bir dokunun da zayi olmasına neden olabilmektedir.

    Bu şekilde bir problemin erkeklerde görülme sıklığı yaklaşık 300 canlı erkek doğumunda bir olup niçin meydana geldiği konusunda çeşitli etkenler suçlamaktadır. Bu olaya sebep olan faktörler olarak

    1- Genetik ve ailevi nedenler,

    2- Hormonal nedenler,

    3- Çevresel faktörler, olarak belirtilmektedir.

    Her ne sebeple oluşmuş olursa olsun bu şekilde bir probleme sahip olan çocuklar bu problemin yanında çocukta başka bir problemde var mı diye araştırılmalıdır. Bu problem ile doğan çocuklar fark edilir fark edilmez mutlaka bir Plastik Cerrahi, Çocuk Cerrahisi yada bir Üroloji uzmanına muayene ettirilmeli ve bundan sonraki takip ve tedavileri de aynı ekip tarafından yönlendirilmeli ve yapılmalıdır. Muayene eden hekim mutlaka ileri tetkik ve inceleme sonrasında, ek başka bir problemin var olup olmadığını ve eğer mevcutsa bu problemlerinde teşhis ve tedavisini temin edecektir.

    Hipospadias adı verilen bu durumun tedavisi erkek çocuklar için son derece önemli olup mümkünse 1 yaş civarında bu tedavi yapılmalı ve çocuğun bu problemin oluşturacağı fiziksel ve ruhsal travmayı yaşaması engellenmelidir. Yapılacak olan tedavi cerrahi bir tedavidir ve yapılan cerrahi müdahale ile idrar yolu açıklığı olması gereken yere yani penisin uç kısmına taşınır.

    Penis erkek çocuklar için hem fonksiyonel açıdan ve hemde estetik açıdan son derece önemli bir organ olup bu şekilde problem ile doğmuş erkek çocuklara sahip olan aileler bu durumu kesinlikle ihmal etmemelidirler.



    YÜZ ŞEKİL BOZUKLUKLARIEstetik Plastik cerrahi uzmanlığı içerisine giren ve bizlere tedavi amacıyla başvuran hasta gruplarından birisini de yüz bölgesinde şekil bozuklukları olan kimselerdir.

    Yüz bölgesi insan bedeninin en önemli bölgelerinden birisi olup en dikkat çekici bölgesidir. Yüz bölgesi bir insan için çok önemli olan ağız, burun, göz, kulaklar vs gibi beslenme ve duyu organlarını içermesinin yanında alın bölgesi, kaşlar, yanaklar, çene ve dudaklar gibi estetik olarak çok önemli temel yapıları da içerisinde barındırmaktadır.

    Bu bölge bir bütün olarak insan hayatında hem fonksiyonel olarak ve hem de estetik olarak çok önemli ve olmazsa olmaz bir rol oynamaktadır. Bu bölgede doğuştan yada sonradan ortaya çıkan bir nedenden dolayı meydana gelen bir değişiklik insan hayatını çok olumsuz olarak etkiler.

    Yüzümüz gerek bireysel günlük yaşantımızda gerekse toplumsal ilişkilerimizde bizim için çok şey ifade eder. Aynaya baktığımızda yüzümüzde gördüğümüz en ufak bir sıra dışı değişiklik bizleri rahatsız eder. Yüzünde sivilceler çıkmış bir gencin psikolojisini düşünmek bile olayın önemini vurgular.

    Basit bir sivilcenin bile insanı çok etkileyebildiğini düşünürsek bu bölgede meydana gelen şekil bozukluklarının kişileri ne kadar olumsuz etkileyebileceğini düşünmek zor değildir.

    Yüz bölgesinde doğuştan bir takım şekil bozuklukları olabilir. Bunlardan bazıları yüz üzerindeki bazı organlarımızın tamamen yada kısmen gelişiminin olmamasıdır. Yüz bölgesinde var olan şekil bozuklukları esas olarak 2 gruba ayrılır.

    Doğuştan var olan yüz şekil bozukluklarından bazıları;
    Kulakların hiç gelişmemiş ya da az gelişmiş olması,
    Yüzün bir tarafının yada iki tarafının birden gelişiminin yetersiz olması,
    Çene gelişiminin yetersiz ve asimetrik olması,
    Yüz bölgesinde gelişen simetri bozuklukları,
    Torti colllis (boyun eğriliği) e bağlı yüz simetri bozuklukları,
    Yüzün cildinde yada damarsal yapılarında oluşmuş hemanjiomlar, nörofibromatozisler, küçük yada dev nevuslar, lenf sistemi hastalıkları,

    Gözkapağı problemleri, Göz kapağı düşüklüğü (pitozis), gözkapakları açıklığının yetersizliği ve yapışıklığı (blefarofimozis) vs.
    yüz yumuşak dokularında genetik nedenlerle ortaya çıkmış olan erken yaşlanma belirtileri ve sarkmalar.

    Burada saymış olduklarımızın dışında onlarca farklı yüzde şekil bozukluklarına neden olan neden vardır.

    Yüz bölgesinde hayatın sonraki aşamalarında ortaya çıkan şekil bozuklukları;
    Trafik kazaları yada diğer travmalara bağlı yüz bölgesinde yüz kemik ve yumuşak dokularını içeren şekil bozuklukları,
    Yanıklara bağlı yüz bölgesinde şekil bozuklukları,
    Yüz bölgesini tutan kanserler ve onların tedavileri sonrası ortaya çıkan şekil bozuklukları,
    Yüz bölgesindeki yağ dokusu ve diğer yumuşak dokularda zamanla erimeye bağlı zayıflıklar çökükler vs. (Örn: hemifasiyal atrofi), bunlardan yalnızca bazılarıdır.

    Sonuç: Yüz bölgesinde çeşitli nedenlerle şekil bozuklukları mevcut olabilir. Bu durum kişileri yalnızca fonksiyonel yani normal günlük hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilme konusunda sıkıntılı yapmakla kalmaz aynı zamanda estetik olarak kişilerde önemli problemlerin kaynağı olabilir. Bu tür problemlere sahip olan kimselerin müracat etmeleri gereken yer Estetik Plastik ve Rekonstruktif cerrahi uzmanlarıdır.

    Günümüzde estetik plastik cerrahinin ulaşmış olduğu gelişme seviyesi bu tür sorunlara sahip olan kimselerin çok daha kaliteli ve mutlu bir hayat sürmelerine olanak sağlamaktadır.



    KRONİK İYİLEŞMEYEN YARALARŞeker hastalığı ile estetiğin ne alakası var diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin ne kadar geniş ve kapsamlı bir branş olduğundan bundan önceki bazı yazılarımızda bahsetmiştik. Bunlar içerisinde uzun süre devam eden ve bilinen klasik yöntemlerle tedavisi mümkün olmayan kronik yaralarında bu branşın konularından olduğunu ifade etmiştik. İşte bu kronik yani uzun süre devam eden ve tedavisi oldukça zor olan yaralardan biriside şeker hastalığına bağlı ayak yaralarıdır. Genellikle toplumda bu konudaki bilinç yeterli düzeyde olmadığı için şeker hastalığına bağlı ayak yaraları hep ihmal edilir ve neticede telafisi imkânsız çok kötü sonuçlar ortaya çıkar ki, olabilecek en kötü sonuç yaralı ayağın ve hatta bazen bacağın kesilmesidir.

    Netice olarak bugün anlatacağımız konu son derece önemli ve hayati bir konudur. Mutlaka hepimizin çevresinde eşimiz, dostumuz akrabamız ya da yakın ya da uzak çevremizde bu türlü bir probleme sahip birçok insan olabilir. İnanıyorum ki bu tür konuların bu köşelerde anlatılması toplumun çok önemli sağlık konularında daha bilinçli olarak davranması ve sağlıklı bir toplum olma konusunda katkısı olacaktır.

    Şeker hastalığı olarak bilinen diabetes mellitus toplumda oldukça sık rastlanan bir hastalık olup yaklaşık olarak her 100 kişiden 6’sında bu hastalığın mevcut olduğu söylenebilir. Şeker hastalığına sahip olan her 100 hastanın ise yaklaşık 60 kişisinde şeker hastalığına bağlı ayağında yara ortaya çıkmaktadır. Bu kadar sık ortaya çıkan problem konusunda mutlaka bazı şeyleri çok iyi bilmeliyiz.

    Ayağının herhangi bir yerinde çok küçükte olsa bir sıyrık, su toplanması ya da yara olan bir şeker hastası, bunun çok büyük bir felaketin öncü habercisi olabileceğini kabul etmeli ve hemen bir doktora müracat etmelidir. Müracat edilecek en uygun branş bu aşamada Plastik cerrahi, Dermatoloji yada Ortopedi bölümü olacaktır. İlgili doktorlar bu aşamada mutlaka gerekeni yapacak ve yaranın büyümeden önlenmesi sağlanacaktır. Ayaklarının herhangi bir yerinde yara olan şeker hastaları bilmeliler ki çok ciddi bir durumla karşı karşıyadırlar ve bu aşamada yapılacak yanlışlıklar ve ihmaller telafisi çok zor sonuçlara yol açacaktır. Başlangıç aşamasında iyi bir sıhhi ortamın o bölgede sağlanması ve gerekli ilaçların kullanılması, pansuman ve küçük müdahalelerin yapılması ayağın ve yaranın tamamen iyileşmesini sağlayacaktır.

    Maalesef zamanında müdahale yapılmayan, uzun süreli olan ve gittikçe büyüyerek kemiklere ve eklemelere kadar ulaşan yaralar tedavisi çok zor yaralar olup bu tür yaraların tedavisi mutlaka özel yara bakım ünitelerinin olduğu merkezlerde yapılması gereklidir.

    Samsunda da bu tür bir merkez OMU Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı bünyesinde bulunmaktadır. Yrd Doç Dr Ahmet Demir tarafından yönetilen bu ünite özellikle başlangıç aşamasını geçirmiş ve ilerlemiş yaraların tedavisinde son derece önemli bir görevi üstlenmektedir. Kronik yara tedavisi ile ilgili teknik ve bilimsel alt yapının da olduğunu düşündüğüm bu merkez ilerlemiş şeker hastalığına bağlı ayak yaralarının olduğu durumlarda yararlı hizmetler vermektedir.

    Şeker hastalığının toplumda çok yaygın bir hastalık olduğunu biliyoruz. Bu hastalığın eğer iyi takip ve kontrol edilirse gerekli diyet ve ilaç tedavilerine dikkat edilirse vücuda zararı oldukça sınırlı kalacaktır. Aksi takdirde eğer bu hastalık yeterince önemsenmez ihmal edilirse telafisi son derece zor ve hatta imkânsız sonuçlar doğurabilir. İhmal edilmiş ve tedavi ve takibi yetersiz bir şeker hastalığı vücutta hemen her doku üzerinde zararlı ve olumsuz etkilere sahiptir. Bu köşede bu hastalığın vücutta yaptığı tahribatların hepsinden bahsedebilmek zaman ve yer kısıtlılığından dolayı mümkün değil ve bu nedenle özellikle bu hastaların yada hastalık adaylarının çok dikkat etmeleri gereken konulardan kısa kısa bahsetmek istiyorum.

    Şeker hastalığı ile biz Plastik Cerrahların ilgisi özellikle uzun süreli şeker hastalıklarında özellikle ortaya çıkan ve klasik bilinen yöntemleri tedavisi çok zor olan kronik yaralardır. Özellikle ayak bölgesinde ortaya çıkan yaralar bizlerin ilgi alanındadır.

    Yine şeker hastalığı ile biz Plastik Cerrahların çok ilgili olduğu bir diğer konu bu hastaların bizlere bir estetik operasyon geçirmek için müracaat etmeleri konusudur. ‘’Şeker hastaları estetik ameliyatları yaptırabilirlermi?’’, Yada ‘’bu durumdaki kimselerde Plastik Cerrahinin yaklaşımı nasıl olmaktadır’’ bu başka bir yazının konusu olacaktır muhtemelen.

    Şeker hastalığı ile mutlaka bilinmesi gerekenler ;

    Uzman önerilerine sıkı bir şekilde uyulduğu takdirde şeker hastalığı tehlikeli bir hastalık değildir ve ömrü kısaltmaz.

    Ailesinde şeker hastalığı olan birisi en azından diğer insanlara göre daha fazla şeker hastalığına yakalanma şansına sahiptir ve mutlaka dönem dönem kan tahlilleri ile kontrolden geçmelidir.

    Her normal insan en azından senede 1 kez genel bir sağlık muayenesinden geçmeli ve yalnızca şeker değil diğer karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, tiroid fonksiyon testleri gibi tahlilleri yaptırmalıdır.

    Kendisinde şeker hastalığı olduğu ortaya çıkan bir kişi kesinlikle strese girmemeli ve toplumda kendisi gibi milyonlarca insan olduğunu ve bunlarında büyük çoğunluğunun tamamen normal bir hayat sürdürdüğünü bilmelidir.

    Şeker hastalığı teşhisi konulduğu anda vücudun diğer ilgili organları kontrolden geçirilmeli göz, böbrek, sinir sistemi, kalp ve tansiyon yönünden tam bir incelemeden geçmelidir.

    Kişi eğer normalden fazla kiloya sahip ise mutlaka normal bir kiloya gelebilmek için uzman gözetim ve denetimde diyet ve sportif faaliyetlerinde katkısıyla çaba sarf etmelidir.

    Şeker hastalığı tanısı almış bir kişi hijyen kurallarına herkes den daha fazla dikkat etmelidir.

    Özellikle ayaklarına çok fazla özen göstermeli, tırnak kesimlerini çok dikkatli yapmalı. Çok derin kesilen tırnakların kolayca tırnak batması ve ayak yaralarına dönüşebileceğini unutmamalıdır.

    Ayaklarını nemli ve ıslak bırakmamalıdır. Çorapsız dolaşmamalı ve mutlaka ayaklarına uygun ayakkabı giymelidir. Bol yada dar olmamalıdır. Bu konuda bir Dahililiye, Dermatoloji yada Plastik Cerrahi uzmanından daha ayrıntılı bilgiler almalıdır.

    Ayaklarını özellikle kışın soba yada kalorifer peteklerine çok fazla temas ettirmemelidir çünkü duyusunda meydana gelen bozukluk nedeniyle oluşabilecek yanıkları fark etmeyebilir.

    Eğer bir kişi şeker hastası olduğunu bilir, kabullenir ve gereğini de yaparsa kesinlikle tamamen normal ve konforlu normal bir hayat yaşar. Aksi takdirde onları oldukça sıkıntılı ve zor bir hayat beklemektedir.



    BURUN ESTETİĞİBurun; yüzümüze anlam veren, yüz karakteristiğimizi belirleyen, hem estetik görünümümüzü artırma ve hem de soluduğumuz havayı süzüp temizleyerek sağlıklı bir havanın Akciğerlerimize gitmesini sağlayan önemli bir organımızdır.

    Çeşitli nedenlerle burunun görünümünde ortaya çıkan bozuklukların düzeltilerek, anatomik olarak normal, kişinin yüzü ile uyumlu ve kişinin yüzüne yakışan bir burun tipinin cerrahi yöntem kullanılarak oluşturulmasıdır.
    Ailesel ve genetik nedenler, düşme ve çarpma gibi incinme, trafik kazaları ve buna benzer birçok nedenden dolayı burun görünümünde normalden sapmalar olabilir. Bu nedenlerden hiç birisi olmasa bile bazen kişi daha güzel bir burun yapısına sahip olmak isteyebilir.

    Bu ameliyatları Plastik Rekonstuktif ve Estetik Cerrahi uzmanları yapar ve operasyonu bir hastanede ya da ameliyathane şartlarını içeren bir ofiste yapılabilir. Lokal anestezi ile yapılan operasyonlar ofis ameliyathanesinde yapılabilirken, genel anestezi ile planlanan ameliyatların mutlaka hastane koşullarında yapılması gerekir.

    Bilgisayar animasyonları ile hasta fotoğrafları üzerinde değişiklikler yapılıp ameliyat sonrası oluşacak şekil konusunda hastayı yönlendirmek bazen çok dramatik hayal kırıklıkları, mutsuzluklar ve bazende hukuki sorunlar oluşturabilir. Hastaya ameliyat sonrası oluşacak burun şeklini göstermek onda şartlanma ve o fotoğrafa fiske olma yaratabilir. Ameliyat sonrası çok güzel bir burun bile olsa kendi kafasına yerleştirmiş olan fotoğraftan sapma hastayı mutsuz edebilir. Bu uygulamaları ticari olarak doğru olabilir ama tıbbi olarak doğru değildir.

    Ortalama 1-2 saat kadar sürer ve genelde hastanede kalmayı gerektirmez ya da en fazla 1 gece gerekebilir.

    Burunda şekil bozukluğu olan hastaların çoğunda aynı zamanda burunun fonksiyonlarında da yetersizlik vardır. Plastik cerrahlar estetik amaçlı burun ameliyatı yaparken mutlaka onada dikkat ederler ve varsa burunda obstruksiyon ya da tıkanıklık yapan kıkırdak ya da kemik eğriliklerini, düzensizliklerini düzeltirler.

    Genellikle burun normal gelişimini tamamladıktan sonra estetik amaçlı burun operasyonları önerilir fakatbazı özel durumlarda erken yaşlarda da gerekebilir? Buna ameliyatı yapacak olan hekim karar verir. 16-18 yaş civarlarında bu operasyonlar yapılabilir.

    Cerrah gerek gördüğü bazı tetkikleri isteyebilir. Sigara içiminin bırakılması hastanın lehinedir. Aspirin türü kanamayı artırma ihtimali olan ilaçların alınmasının durdurulması gerekir.

    Operasyon genelde genel anestezi bazen de lokal anestezi ile yapılabilir. Burun delikleri içerisinden girilerek yapıldığında hiçbir iz kalmaz (kapalı teknik). Kolümelledan yapılan küçük bir kesi ile yapılırsa çok zor anlaşılan küçük bir iz oluşur ama hastayı rahatsız etmez (açık teknik). Hangi tekniğin kullanılacağına cerrah hasta ile konuşarak karar verir. Ameliyattan sonra burun delikleri içine birer adet tampon ve burun dışarısına burunu şekillendirmek için bir atel konur. Atel ya da alçı 1 hafta burunda kalır. Tamponlar genelde 2. gün çıkarılır. Burun ameliyatları sonrası kişilerin yapısal farklılıklarına bağlı olarak göz civarlarında şişme ya da morarma olabilir. Bazen de çok az olabilir ya da hiç olmayabilir. Burun ameliyatları ağrılı değildir. Hastalar ağrıdan şikâyet etmezler.

    Ameliyat sonrası hastalar hemen normal yaşantılarına döner ve kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılarlar. İşlerine dönmeleri için 1-2 haftalık süre yeterlidir.

    Tecrübeli ellerde yapıldığı taktirde riskli ameliyat olarak değerlendirilemez ama yinede bir operasyondur ve her operasyonda olabilecek bazı enfeksiyon, kanama yada yeni burun şeklinden tam tatmin olmama gibi komplikasyonlar olabilir.

    Maliyet ameliyatı yapan cerraha, anestezinin tipine, ameliyatın yapıldığı hastane ortamına göre değişebilir.

    Bizim Önerimiz:

    Estetik amaçlı burun ameliyatı düşünen bir kimsede önce bu konuda motivasyon tam olmalıdır. Ameliyat kararını bir başkasını memnun etmek için değil sadece kendiniz için vermelisiniz. Bu operasyon kişinin yüz görünümünde oldukça pozitif değişiklikler oluşturarak kendine olan güvenini artıran yüz güldürücü bir operasyondur. Ameliyat kararı verdikten sonra doktorunuzu seçin ve onunla operasyon hakkında ayrıntılı olarak konuşun. Aklınıza takılan her şeyi sorun. Doktorunuz sizi yeterince aydınlattı ve sizde ikna oldu iseniz rahatlıkla bu operasyonu yaptırabilirsiniz.r söylenebilir. Ameliyatın fiyatını ameliyattan kompleksliği, süresi, ameliyatın lokal yada genel anestezi ile yapılması, ameliyatın yapıldığı hastanenin kendi ücretleri vs etkilemektedir. Rakamlar ülkeden ülkeye ve aynı ülkede şehirden şehre ve aynı şehirde bile cerrahlar arasında farklılıklar gösterebilmektedir.
    Doktorumuz Hayati Akbaş'a burun estetiği ile ilgili her türlü soruyu sorabilirsiniz.
     
    444 1 326



    GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ

    Gözlerimizin en önemli fonksiyonu görmektir elbette ama onun yüzümüze kattığı mana, ifade, özgünlük ve estetik de çok önemlidir günlük yaşantımızda. Gözlerimizin hem fonksiyon anlamında hem de estetik anlamında en önemli tamamlayıcı unsurlarından birisi ise göz kapaklarımız. Tıpkı bir yorgan ya da bir araba sileceği gibi sürekli çalışarak asıl görme fonksiyonlarımızı sağlayan kısımların korunmasını ve görevini en iyi şekilde yerine getirmesini sağlar.

    Göz kapakları da zamanla yani yaşın ilerlemesi ile, bir takım genetik faktörler nedeniyle, ırksal nedenlerle ve çeşitli çevresel faktörlerin etkisiyle değişime uğrar. Bu durum kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda meydana gelir. Kadınlar genellikle görünümlerine erkeklere göre daha fazla dikkat ettikleri için onları daha fazla etkiler.Ortaya çıkan bu değişiklikler kişilerin görünümlerinde, bakışlarında farklılıklar oluşturur. Önceleri canlı, dinamik ve çekici olan gözler özellikle göz kapaklarındaki kırışma, sarkma, hareketlerindeki yavaşlama ve renk değişikliklerinin etkisiyle kişilerin daha yorgun, cansız, anlamsız ve olduğundan daha yaşlı görünmelerine sebep olur. Hatta bazen bu belirtiler o kadar şiddetli olabilir ki özellikle üst kapaklardaki sarkmalar kişinin normal görmesini engelleyecek kadar ileri seviyelerde olabilir. Bilindiği gibi her iki gözümüzde iki alt ve iki üst olmak üzere toplam dört kapak mevcuttur.

    Bazen yalnızca alt kapaklarda ya da yalnızca üst kapaklarda değişiklikler dikkat çekici olabilir. Bu değişikliklerin etkisiyle kişiler kendilerini daha yaşlı, yorgun ve tükenmiş hissederler. Kendilerine olan güvenleri azalır. İş ortamında ve aile ortamındaki üretkenliklerinde azalma görülür. Bu ifadeler abartılı düşünülmesin çünkü bize göz kapaklarındaki değişiklilerle ilgili tedavi maksadıyla başvuranların kendi duygularını ifade ederken kullandıkları bazı terimler çok daha dramatik ve vurgulayıcı. Göz kapaklarında oluşan bu değişiklikler Estetik cerrahide sık yapılan yüz gençleştirme operasyonlarının en önemli tamamlayıcı unsurlarından birisi olmasına rağmen yalnızca göz kapağı estetiği ile sonuçlar kişi için çok olumlu olmaktadır.

    Estetik cerrahi dışında bazı kremlerle vs ancak kısmi düzelme elde edilebilir ve bu uygulamalar cerrahinin alternatifi değildir. Bazen yapılan bir göz kapağı estetiği kişi üzerinde diğer pozitif etkilerin yanında 5-10 yaş daha genç gözükmesine yol açabilmektedir. Göz kapağı estetiği, estetik cerrahide en sık yapılan ameliyatlardan birisi olup bu operasyon mutlaka bir Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrah tarafından yapılmalıdır. Genellikle lokal anestezi yani sınırlı uyuşturma altında yapılır. Operasyon bölgesinin sinirleri geçici olarak uyuşturulduğu için kişi rahatsızlık hissetmez ve kolay tolere eder. Kişinin hastanede yatmasını gerektirmez ve ameliyat sonrası kişi kısa süreli bir dinlenme sonrası evine gidebilir.

    Bazı durumlarda göz kapağı estetiği operasyonunun bir hastane ortamında yapılması ve hastanın 1 gece hastane ortamında kalması gerekli olabilir. Bu duruma ameliyatı yapacak Plastik cerrah hastayı ayrıntılı bir şekilde muayene ettikten ve tetkiklerini değerlendirdikten sonra karar verecektir. Göz kapağı estetiği ameliyatı uzman ellerde uygun koşullarda yapıldığı takdirde riskli bir operasyon değildir. Ameliyat sonrası 3 günlük bir dinlenmeden sonra kişi normal hayatına dönebilir. Genelde dikişler ortalama 3 günde alınır ve kişiyi rahatsız edecek bir ameliyat izi oluşmaz. Tabiî ki şişliklerin, morlukların daha da düzelmesi için 1-2 haftaya ihtiyaç vardır.Göz kapağı estetiği düşünen herkes konuyla ilgili ayrıntılı bir görüşmeyi Plastik Cerrahı ile yapmalı, kafasındaki tüm soruları ayrıntılı bir şekilde sormalı ve cevabını almalıdır. Tabiî ki kişinin beklentileri aynı zamanda gerçekçi olmalıdır. Yapılacak bir göz kapağı estetiği sonrası yüzünün tamamen değişeceğini 10-20 yaş genç görüneceğini düşünen kimselerle karşılaşabiliyoruz. Böyle bir beklenti gerçekçi değildir. Bu beklentiye total bir yüz gençleştirme ameliyatı cevap verebilir ama unutulmamalıdır ki uygun endikasyonu olan bir kimsede yapılan bir estetik göz kapağı ameliyatı kişinin yüzünü ve bakışlarını çok olumlu yönde değiştirir, kişinin kendine olan güvenini artırır ve kendisini daha güzel ve mutlu hissetmesini sağlar.




    DUDAK KALINLAŞTIRMA

    Dudaklar estetik ve fonksiyonel açıdan önemli organlarımızdandır. Dudakları oluşturan temel yapılar; dudaklarımızın rengini ve ıslaklığını veren mukoza denen kısım, dudakları dış ortama ve çevre organlara birleştiren deri, bu iki dokunun arasında kalan ve asıl dudağın hem fonksiyonlarında ve hem de dolgun ya da zayıf gözükmesinde önemli rolü olan kaslar, yağ ve bağ dokularıdır.

    Dudaklar estetik olarak çok önemli bir estetik ünitedir. Yüz üzerinde en dikkat çekici yapılardandır. Bazı kimselerde normalden daha kalın gözükmesine rağmen bazı kimselerde daha ince gözükürler. Dudakların daha estetik bir görünüm kazanmasında kendisinin anatomik olarak normal olmasının yanında çene burun ve diğer yüz yapılarının da birbirleri ile oran ve uyumu da önem taşır.

    Dudakların ince yada kalın olması; dudakları oluşturan anatomik yapıların gelişim eksikliklerine yada anomalilerine, ailesel yada genetik nedenlerle inceliklere, yada aslında normal oranlarda olmasına rağmen kişilerin yada eşlerinin daha kalın dudaklardan hoşlanması nedeniyle mevcut dudakların ince olarak algılanması nedeniyle sorun olarak karşımıza gelebilir.

    Her ne sebeple olursa olsun dudaklarının ince olduğunu düşünen, yada kalın olduğunu düşünen bir kadın yada erkek hastada Plastik Cerrahi uzmanı çok dikkatli bir şekilde dudakları incelemeli ve gerçekten bir problemin olup olmadığına kendisi karar vermelidir. Cerrah hastanın beklentilerinin gerçekçi olduğu konusunda mutlaka tatmin olmalıdır. Aksi halde ne işlem yapılırsa yapılsın hasta mutlu olmayabilir. Bazen hastalar tanınmış bir film yıldızının resmini doktora getirirler ve bunun aynısından istiyorum diye istek de bulunabilirler. Doktor olabilecekler ve olamayacaklar ile ilgili hastayı ayrıntılı bilgilendirmelidir.

    Dudak kalınlaştırma işlemi 3 şekilde yapılabilir.

    1-Otojen madde kullanılarak yapılan dudak kalınlaştırma işlemleri; Kişinin kendi vücudundan doku alınarak yapılan kalınlaştırma işlemidir. Yağ dokusu enjeksiyonları, dermal ve fascial doku implantasyonu.

    2-Kalıcı protezler kullanılarak dudak kalınlaştırma işlemleri

    3-Dolgu malzemeleri kullanılarak yapılan dudak kalınlaştırma işlemleri.

    Bu yöntemlerim her birinin diğerine bazı üstünlükleri ve eksiklikleri olabilir. Hangi yöntemin tercih edileceğine hasta ve doktor birlikte karar verirler.

    Dudak inceltme işlemi ise cerrahi olarak yapılan bir uygulamadır. Lokal anestezi altında ameliyathane şartlarını taşıyan bir ofiste rahatlıkla yapılabilir. Ameliyat sonrası ilk günlerde bir miktar ödem morarama vs olabilir. Birkaç gün içerisinde kabul edilebilir bir büyüklüğe ulaşır.

    Gerek dudak kalınlaştırma ve gerekse dudak inceltme bazen hem alt ve üst dudakta birlikte yapılır. Bazen de yalnızca üst ya da alt dudak ince yada kalın olabilir ve yalnızca birisine müdahale gerekir.

    Dudakların kalınlaştırılması ya da inceltilmesi yüz estetiği üzerine çok pozitif katkılarda bulunur ve kişinin kendisini çok daha iyi hissetmesini sağlar.

     




    LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

    İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.

    Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.

    Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,

    Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,

    Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.

    Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.

    Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.

    Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.

    Soru şu;

    Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?

    Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.

    Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.

    Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.

    Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.

    Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.

    Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.

    Birinci yöntem;

    Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.

    İkinci yöntem;

    Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.

    Üçüncü yöntem;

    Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır.  Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.

    Sonuç:

    Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.




     LAZER İLE HEMANJİOM

    Hemanjiomlar çoğunlukla doğuştan olmasına rağmen bazen de hayatın başka bir safhasında ortaya çıkan içerisi damarsal yapılar ile dolu kitlelerdir.

    Doğuştan damarsal kitlelerin adlandırılması yada sınıflandırılması farklı şeklilerde olmasına rağmen okuyucuların kafalarının karışmaması amacıyla hepsine birden hemenjiom demeyi daha uygun buldum.

    Hemanjiomlar vücudun hemen her bölgesinde ve hatta iç organlarımızın içinde bile bulunabilmesine rağmen çoğunlukla baş ve boyun bölgesinde karşımıza çıkarlar.

    Bu lezyonlar çoğunlukla kırmızı renkli ve deriden kabarık şişlikler şeklinde karşımıza çıkabilmesine rağmen bazen deri ile aynı seviyede yada farklı renk ve yapılar şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir.

    Özellikle doğum aşamasında karşımıza çıkan yada doğumdan sonraki günler yada haftalar içerisinde karşımıza çıkan hemenjiom yani kırmızı kitleler zaman zaman bebeklerin yada çocukların görünümlerini bozmaları yanında onların yeme içme, görme, nefes alma, işitme gibi fonksiyonlarını da olumsuz yönde etkileyebilirler.

    Bazen de hiçbir fiziksel rahatsızlığa yol açmamalarına rağmen yalnızca görünümleri nedeniyle estetik açıdan bu çocukları yada onların ailelerini rahatsız edebilirler.

    Hemanjiomlar şişlikleri, yada kırmızı şarap lekesi olarak da adlandırılan düz hemenjiom lekeleri lazer tedavisinden oldukça yarar gören problemlerdir.

    Özellikle;

    Pulsed Dye Lazerler,

    Nd Yag Lazerler,

    Bu problemlerin tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

    Tedavi seanslar şeklinde yapılmaktadır,

    Ortalama ayda 1 kez olmak üzere 5-10 seans lazer uygulaması tatmin edici sonuç almak için gerekli olmaktadır.

    Lazere başarılı cevap verme konusunda uygulanan lazer ve uygulayan plastik cerrahi uzmanı yada Dermatoloji uzmanının deneyimi yanında hastanın sahip olduğu bu hemenjiom dokusunun histolojik yani yapısal özellikleri de etkili olmaktadır.

    Sonuç;

    Hemanjiom nedeniyle tedavi araştıran kimselerin bilmesi gereken şeylerden biriside bu problemlerin tedavisinde lazerlerinde oldukça yararlı olduklarıdır.

    Özellikle seçilmiş olgularda kullanıldıklarında diğer hiçbir tedavi yöntemi ile elde edilemeyecek başarılı ve yüz güldürücü sonuçlar elde edilecektir.

    Elbette ki çok daha ayrıntılı bilgiler hekim ile direkt görüşmede hekim tarafından hastaya yada ailesine verilmesi gerekir.




    ESTETİK AMELİYAT GÜNAHMIDIR?

    Biz estetik cerrahlara sorulan sorulardan biridir.
    ‘’Hocam sizler mutlaka araştırmışsınızdır. Estetik ameliyat olmak istiyorum ama diğer yandan da günah mıdır diye endişe ediyorum. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz’’
    Yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum.
    22 yaşında genç bayan estetik amaçlı burun ameliyatı olmak amacıyla bana geldiğini ifade ettikten sonra ilave etti. ‘’dr bey bu ameliyatı olmayı çok istiyorum ama diğer taraftan da Allah’ın verdiği bir organımı değiştiriyor muyum diye bir psikolojik sıkıntı içindeyim’’
    Belki de bu hastanın bizden beklediği, bu kararı verme konusunda bizim ortaya koyacağımız yorum.
    Yani bizden belki de şunu bekliyor.
    ‘’Merak etmeyin bu ameliyatı yaptırmak günah değil’’
    Bizler doktoruz.
    Estetik Cerrahız.
    Yaptığımız iş özellikle estetik amaçlı işlemlerde fiziksel anlamda değişiklik oluşturmak. Yani burun estetiği yapıyorsak mevcut burundan daha güzel bir burun yapmak.
    Yada kulak estetiği yapıyorsak görünüm olarak daha az dikkat çeken normale daha yakın bir kulak oluşturmak.
    Yada meme ameliyatı yapıyorsak gerek büyüklük ve gerekse şekil olarak kişinin beğeneceği ölçülerde bir göğüs oluşturmak.
    Bizim amacımız bu.
    Elbette ki estetik ameliyatların insan bedeninde oluşturduğu değişikliklerin o kimse için bir psikolojik, sosyolojik, dini karşılığı olabilir.
    Ameliyatı olan kişinin ruhsal yapısı üzerinde olumlu yada olumsuz etkisi, aile ve sosyal yaşantısı üzerine bir etkisi olacaktır.
    Biz estetik plastik cerrahlar bu etkiler olumlu olsun diye bu ameliyatları yaparız ama bazen de beklenenin tersi bir durumda ortaya çıkabilir.
    Televizyonlarda mutlaka izlemişizdir.
     ‘’bir estetik ameliyat oldum hayatım kaydı’’ ‘’Yağlarımı aldırdım vücudum deforme oldu’’ vs.
    Estetik ameliyatların insan psikolojisi vs üzerine etkileri olduğu gibi, insanların dini inançlarının da onların estetik ameliyat olma konusundaki dürtüleri üzerinde kuvvetli etkileri vardır.
    Gerçekten düzeltilebilir bir fiziksel kusuru olmasına ve kendisinin de bu durumdan çok rahatsız olmasına rağmen ‘’estetik olmak günah mıdır’’ sorusu ile estetikten uzak duran çok sayıda insan vardır toplumda.
    Sanılmasın ki bu kaygılar yalnızca bizim toplumumuzda var.
    Aynı kaygı Amerika Birleşik Devletlerinde de var. Fransada da var. Afganistanda da var. Sadece bir dinden de kaynaklanmıyor bu kaygı.
    Müslümanlıkta, Hıristiyanlıkta yada Yahudilikte.
    Farklı ülkelerde bulundum.
    Estetik Cerrah olduğum anlaşıldığında zaman zaman konu bu noktaya gelmiştir.
    ‘’Estetik ameliyat günah mıdır’’ anlamında konular hep tartışılmıştır.
     Bu konuda benim ne düşündüğüm sorulmuştur.
    Tıpkı yazının başında bahsettiğim bir hastamın bana sorduğu gibi.
    Bu konuda benim ne düşündüğümü bir sonraki yazıda ifade etmek istiyorum.




    ESTETİK KAYGILARIN BİR KISMI PSİKOLOJİK MİDİR?

     

     

    Estetik kaygı nedir?

    Bir kimsenin herhangi bir vücut bölgesini kısmen ya da tamamen benimseyememesidir.

    Başka şekillerde de tarif edilebilir.

    Kadın ya da erkek bir kimsenin bir görünür organını beğenmemesidir?

    Mesela 18 yaşındaki genç bir kızın burnunun büyük olduğunu düşünmesidir.

    Orta yaşlı bir bayanın kaşlarının düşük olduğunu düşünmesi,

    54 yaşındaki bir beyefendinin artık eskisi kadar yakışıklı olmadığı gibi bir yargıya varması estetik kaygıdır.

    Her yaştan ya da cinsten bireyin yüzündeki güneş lekelerinden rahatsızlık duyması,

    Zamana bağlı ya da mimiklerin fazla kullanımına bağlı kaz ayakları ya da yüz kırışıklıklarından şikâyetçi olması bir estetik kaygıdır.

    Yüzün yaşlanması, sarkması kişiyi rahatsız ediyorsa bu bir estetik kaygıdır.

    Göbeklenme, yağlanma, orantısız yağ dağılımı, kadın ya da erkek için bir dert olarak algılanıyorsa,

    Doğumlar sonrası bir bayanda karın ya da göğüslerde ortaya çıkan değişiklikler, çatlaklar ya da sarkmalar sorun olarak kabul ediliyorsa,

    Bunların hepsi estetik kaygıdır.

    Bu duruma yüzlerce farklı örnek verilebilir.

    Birçok erkek için saçların olmaması ciddi bir estetik kaygıdır.

    Bütün kaygılar gerçek cimidir?

    Bir kısmı psikolojik midir?

    Estetik kaygılar nedeniyle bize başvuran her erkek ya da bayanın fiziksel kusur algılamasında bir psikolojik boyut mutlaka vardır.

    Başka bir ifade ile bütün estetik kaygılar psikolojik sorun yaratır insanlarda.

    Ama bazen de öyle talepler ile karşılaşırız ki olay tamamen psikolojiktir.

    Burnunda hiçbir sorunu olmadığı halde burnunun estetik anlamda çok kusurlu olduğunu düşünen ve bu yüzden kendisini çirkin bulduğunu söyleyen kimseler gelir zaman zaman.

    Yada aslında güzel olduğunu ama eğer bazı estetik uygulamalar kendisine yapılırsa kusursuz olacağına inanan kadın hastalarımız olur bazen.

    Dudakları bizim kriterlerimize göre oldukça normal olmasına rağmen, daha kalın dudaklara sahip olmak için bize başvuran kimseler çok da nadir değildir.

    Örnekler çoğaltılabilir.

    Estetik cerrahlar zaman zaman öyle absurd talepler ile karşılaşırlar ki onlar bile bu talep karşısında şaşkınlığa uğrarlar.

    Örnek, bir genç kızın gelip kendisini güzel bulmadığını ve Japon kızları gibi çekik gözlü olmak istediğini ifade etmesi ve bunu estetik cerrahtan ciddi bir şekilde talep etmesi karşılaşılan bir olgudur.

    Estetik kaygı aslında herkes de vardır.

    Bir kadın ya da erkek de estetik kaygının olması değil olmaması patolojiktir aslında.

    Psikoloji bu olayın tam ortasındadır.

    Bütün estetik kaygılar psikolojiktir de.

    Estetik ile psikoloji arasında çok hassas bir denge ve çizgi vardır.

    Bunlar birbiri ile iç içedir ama orantısal değildir.

    Yani bir kimsenin estetik kusurunun şiddeti ile psikolojik etkilenimi paralel değildir.

    Çok az bir estetik sorunu olan bir kimsenin psikolojik etkilenimi düşünüldüğünden çok fazla olabilir.

    Aslında estetik kaygıların bir kısmı değil tamamı psikolojiktir ama bu psikolojik soruna yaklaşım nasıl olacak sorusu bazen zor bir sorudur.

    Soruna yaklaşım aslında 4 şekilde olabilir.

    1- Telkinle,

    2- İlaçla,

    3-Neşter ile

    4-Bunların kombinasyonu ile.

    Estetik kaygılara bir estetik cerrahın yaklaşımı ne olmalıdır.

    Bir sonraki yazıda devam edelim.




    LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

     

     

    İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.

    Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.

    Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,

    Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,

    Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.

    Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.

    Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.

    Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.

    Soru şu;

    Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?

    Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.

    Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.

    Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.

    Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.

    Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.

    Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.

    Birinci yöntem;

    Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.

    İkinci yöntem;

    Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.

    Üçüncü yöntem;

    Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır.  Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.

    Sonuç:

    Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.

       

     




    OZON TERAPİ

    Ozon Terapi

    1.     OZON NEDİR?
    Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). İki atomlu normal atmosferik oksijenin (O2) çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Böylece bu iki çeşit molekülün yapıları birbirinden aşağıdaki gibi farklıdır:

    O3 oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gazdır. (fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilir). İsmi Yunanca "koklamak" manasına gelen ozein’den gelir. Alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein (1799-1868) tarafından 1840 yılında keşfedilmiştir. Zemin seviyelerine yakın yerlerde 10 milyon hava partikülü başına bir partikül O3 (= 0.1 ppm = 200 µ g/m³) konsantrasyonlarında duman şeklinde bulunur. 2000 metre yükseklikte, çok daha azalarak 0.03 - 0.04 ppm seviyelerine düşer.

    Çok güçlü okside etme ve çok etkili dezenfekte etme özelliği sayesinde, Dünya çapında içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde de mikrop öldürücü olarak kullanılır.

    2. OZON TERAPİ NEDİR?
    Tedavi amaçlı Ozon
    Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 – 5 %O3) arasında değişir. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve tıbbi endikasyona göre hastanın alacağı komple dozu belirler.

    Özellikleri ve etkisi
    Medikal ozonun iyi bilinen bacterisid(bakteri öldürücü), fungicid (mantar öldürücü) ve virutic (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle, enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.

    Kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır, ve organik fonksiyonların yeniden canlandırılmasında ozonu çok değerli kılar.

    Düşük dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır diğer bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder.

    Ozon sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak , vücudun bağışıklık hücreleri cytokin (interferon yada interleukin gibi önemli  adı özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca zincirleme bir şekilde pozitif değişiklikler yaratarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf olduğu veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında özellikle çok başarılı sonuçların alınmasına yol açar.

    Majör Otohemoterapi adıyla bilinen küçük miktarlarda uygulanan ozon sonuç olarak vücudun kendi oksidanlarını ve serbest radikalleri yok eden enzimleri aktive ederler. Kronik enflamatuar hastalıklarda ozonun neden kullanıldığı böylece anlaşılmaktadır.

    Endikasyonlar
    Seçici özellikleri sayesinde medikal ozon 6 temel alanda kullanılmaktadır :
    1. Dolaşım bozukluklarının tedavisi ve geriatride
    2. Virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde hepatitler, uçuklar (herpes).
    3. Zor iyileşen enfekte yaralarda ve enflamatuar hastalıklarda
    Enflamatuar barsak hastalıkları (kolit, Proktit vb)
    Yanıklar,  enfekte yaralar, mantar enfeksiyonları
    4. Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak ozon bağışıklık sistemini güçlendirici olarak düşük dozlarda "majör otohemoterapi" formunda veya "minör otohemoterapi" olarak kullanılır.
    5.Diş Tedavilerinde diş çürüğünü önlemede özel  aplikatörüyle

    6.Anti-aging(yaşlanmayı önlemede)


    Uygulama Yöntemleri
    UYARI: Ozon gazının direkt solunması akciğerlerde tahrişe sebep olduğundan sakıncalıdır. Yapılan klinik çalışmalar ışığında 6 uygulama şeklinin geçerliliği  ön görülmüştür
    1.Majör otohemoterapi (Hastadan kolundan kan alınarak tedavinin yapılması) geriatride (yaşa bağlı hastalıklar), dolaşım bozukluklarında yeniden canlanmayı sağlamak için, viral kökenli hastalıklarda ve genel bağışıklık sistemini aktive etmek için kullanılır.
    Bu uygulamada:, genelde 100 ml hastanın kanı alınır, ozon jeneratöründen tam olarak tesbit edilmiş belirli gamalardaki 100 cc ozonla karıştırıldıktan sonra hastaya aynı yoldan geri verilir. Burada steril ozona dayanıklı sarf malzemesi ve vakumlu şişeler antibakteriyel filtreler kullanılır. Ozon kırmızı ve beyaz kan hücreleriyle tamamen reaksiyona girer ve böylece vital aktivitelerini = metabolizmayı arttırır. İşte bu aktive edilmiş kan (ozon ya da oksijen değil!) hastaya hemen tekrar aynı kan alınan kolundan geri verilir.
    2. Minör otohemoterapi diye adlandırılan yöntemde ise ozonlanmış 2.5 -3 ml kan intramusküler yolla hastaya  koldan aşı yapar gibi geri verilir. Bu yöntemle spesifik olmayan bağışıklık sistem aktivasyonu yapılır: Alerjik hastalıklarda ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmekte kullanılır.

    3.Eksternal tedavi  Ozon gazını kapalı bir sistemde özel bir plastik bot  içinde dolaştırarak ya da vücudun farklı bölgelerine uygun torbalar, içerisinde uygulayarak  gerçekleştirilir. Bu sarf malzemeleri ozona dayanıklı materyalden yapılır. Vücudun tedavi edilecek kısmı önceden su ile nemlendirilir, çünkü ozon  kuru bölgelere etki etmez. Bu uygulama ülserleri, yaraları, açık yaraları, ameliyat sonrası oluşan lezyonları, herpes ve enfekte olmuş alanları tedavi etmekte çok etkilidir. Diğer yöntemler ozonlu saf su  ve ozonlu saf medikal zeytin yağı cilt örneğin egzema, mantar, liken gibi enfeksiyonlarda kullanılır.

    4.Rektal Uygulama  Ozonun bu yolla uygulanması pek hoş görünmese de o kadar rahatsızlık verici değildir ( rektal insuflasyon ). Hasta hiçbir rahatsızlık hissetmez,  Ozon gazı direkt olarak hassas barsak cidarı (membranı) tarafından emilir; buna ek olarak tüp ve torbalar tek kullanımlık olduğundan tamamen hijyeniktir .Bu metot  genelde barsakların enflamatuar hastalıklarında endikedir ancak son zamanlarda daha az invaziv olmasından dolayı genel sağlık ve yeniden canlanma için kullanılmaktadır.

    5. Eklem içi Uygulama;(intra artikuler yolla ozon verilmesi); adından da anlaşılacağı gibi ozon gazı (eğitimli kişilerce), yavaşça eklem içine enjekte edilir.Bu metod  ağrılı enflamatuar hastalığı olan ekleme uygulanır (artrit,rekurren artroz, genel patolojik sertliklerde uygulanabilir)

    6.Diş Hekimliği Uygulamaları: Özel ozon gazı jeneratörleriyle çürük dişlerin üzerine özel uçlarıyla  uygulanarak çürüğün önlenmesinde  çeşitli konsantrasyon ve gamalarda ki ozon sularının ağızda gargara olarak kullanılmasıyla  bazı dişeti rahatsızlıklarının ve  ağız içi viral enfeksiyonların önlenmesi ve tedavisinde kullanılmaktadır

    3. GENEL OLARAK HANGİ HASTALIKLARDA OZON TEDAVİSİ YAPILABİLİR
    Ozon tedavisi ile birçok patolojik durum daha iyi hale gelir veya tamamen düzelir. Bu durum bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmıştır. Kural olarak hastalıkların tedavisinde ozon diğer tedavilere ek olarak uygulanır, tamamlayıcı tedavi grubuna girer.

    Tüm hastalar için, ozon tedavi ile ilgili en son yeniliklerin hızla öğrenilebilmesi için Avrupa da pek çok terapist bir araya gelip ”Medical Society for Ozone Application in Prevention and Therapy”, birliğini oluşturmuşlar , bu grubun amacı doktorlar ve hastaların bu konu hakkındaki bilgilerini geliştirmek ve ilerletmektir.Bilgi alış verişi seneler içinde daha da hızlanmış ve gelişmiştir.

    Medikal ozon kurallara uygun olarak uygulandığı taktirde tamamen güvenli, pratik, etkili ve ucuz bir tedavi yöntemidir

     Dolaşım bozuklukları
    Arteriel dolaşım bozukluklarında diğer semptomların yanı sıra bacaklarda hissedilen soğukluk, kısa yürüyüşler sonrasında ayaklarda hissedilen ağrı dolaşım bozukluğunun semptomlarındandır Bu durum ozon tedavisi için  önemli endikasyon oluşturur. Ozon tedavinin dolaşım bozukluklarındaki başarısı yapılmış birçok sayıda tıbbi çalışma ile kanıtlanmıştır. Ozon klasik tedaviye ek olarak veya tamamlayıcı olarak kombine kullanılabilmektedir

     Anti-aging ( geriye yaşlanma ) ve yeniden canlanma
    İş hayatındaki stres, yoğun çalışma temposu ,zihinsel ve bedensel yorgunluk ozon (O3) tedavisine çok iyi yanıt verir.Ozonun kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin metabolizma akivasyonunu arttırmasıyla  ile ilgili genel iyilik hali ile kişiler kendilerini yenilenmiş dinç zinde hissetmektedirler. Profesyonel sporcular ve kadınlar bu tedaviden oldukça faydalanmaktadırlar. Ozon  vücudun fiziksel dayanıklılığını arttırmaktadır.

     Yaşlı kişilerde tedavi (Geriatri)
    Yaşlı kişiler ozon tedavisine oldukça iyi yanıt verirler. Burada ozon  oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımını sağlar, bağışıklık sistemini harekete geçirir,ve vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikallere karşı savaşan hücrelerini harekete geçirir. Bunun ötesinde beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri mevcuttur Bu tür dolaşım bozukluklarında  fiziksel performansta azalma yürüme güçlüğü ve baş dönmesi gibi şikayetler görülebilir  Burada  ek olarak tamamlayıcı tedavi olarak kullanlılmakla birlikte ve bunun  yanısıra ozon tedavi yaşam kalitesini arttırmak için de kullanılmaktadır.

     Göz hastalıklarında ozon tedavi
    Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişiklikler aynı zamanda gözümüzü de etkilemektedir.Örneğin senil makuller dejenerasyon retina merkezinde gelişebilir.Bundan dolayı oluşan sekeller optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde görülebilir Yapılan klinik çalışmalarda  vizyonda iyileşmeler kaydedildiği görülmüştür.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmıştır.

     Kanser
    Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozonu İmmun sistemi  (bağışıklık sistemini) aktive etmekte kullanılır Düşük dozlarla. bağışıklık hücreleri – örneğin lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natürel killer hücreler (katil hücreler) - cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Aslında, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir İmmun bağışıklık sistemi reaksiyonu başlatılır, bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda bulunur.

     Cilt mantarları ve enfekte cilt lezyonları
    Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği, senelerdir içme suyunun arıtılmasında başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Bu özellikleri,  tıbbi ozonu çok etkili bir tedavi ajanı yapar, özellikle bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları, mukozaların fungal / mycotic enfeksiyonları ozona direnç gösteremezler

     Enfekte yaralar
    Enfeksiyonlu yaraların yerel tedavisi, mesela açık yatak yaraları (decubitus ülserleri), alt bacağın ülserleri (Ulcus cruris), şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi  hastalıklar ozonun klasik uygulama alanlarına girer. Burada öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bacterisid ve fungicid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulanarak iyileşme süreci hızlandırılır.

     Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
    Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olmaktadır.  

     Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
    Herpes simplex (facial herpes), herpes zoster  

     Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafından oluşur. Dudakların uçuğu (Herpes Labialis), sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla tıbbi ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.

    Herpes zosterde  ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.

     Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
    Karaciğerin Enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metotlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.

     Enflamasyonlu ve dejeneratif eklem hastalıkları
    Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz (diz eklemi enflamasyonu) ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara- spesifik egsersiz terapileri - ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanılır

     Artrit/Romatizmal Durumlar - Kronik poli artritler

    Romatizmalı durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalıkları içermektedir. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit kronik poliartrit de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullanılan etki anti enflamatuar etkidir.

     

    Diş Hekimliğinde:

    Diş Çürüğü: tanımlanırken, tedavi edilebilir önlenebilir bakteriyel bir rahatsızlıktır diye tanımlanır. Burada Diş Çürüğünü yapan 2 bakteri mevcuttur. Bunlar Streptococcus Mutans ve Lactobasiller dir. Ozon Gazı çürük başlamış bir dişin üzerine özel ozon jeneratöründen elde edilen ozon gazının dişe özel aplikatörüyle direk uygulanmasıyla birlikte o dişte çürüğün ilerlemesi önlenebilir ve durdurulabilir. Ozon gazı aynı zamanda çok eski senelerde gangrenli dişlerin kanallarının sterilizasyonunda da başarıyla kullanılmıştır. Bu arada ağızda oluşan bazı mantar enfeksiyonlarının ve dişeti rahatsızlıklarının önlenmesinde ek tedavi olarak ozon gargaraları ve suları da kullanılmaktadır

    4. HASTA OLARAK BİLMEM GEREKENLER NELER?
    Ozon tedavisinin herhangi bir şekli uygulanmadan önce ozon terapi uygulayacak doktora kullanılan ilaçlardan ve uygulanan özel diyetlerden yakın zamanda bitmişse bile bahsetmeyi unutmamalısınız. . Doktorunuz ayrıca kalıtımsal hastalıklardan, alerjilerden ve diğer şikâyetlerden ve geçmişte nasıl tedavi edildiğinden veya edilmekte olduğundan haberdar edilmelidir.
    OZONTERAPİNİN BİLİNEN HİÇBİR YAN ETKİSİ YOKTUR.  

    OZON TEDAVİSİ  YAPILMAMASI YADA DİKKATLİ YAPILASI GEREKEN DURUMLAR

    •Alyuvarlarda bir enzim(GL–6-F Dehidrogenaz)  eksikliğinde(FAVİZM),

    •Aşırı alkol kullananlarda,

    •Hipertirioidi (tiroidi bezi aşırı çalışanlarda),

    •İleri derecede kansızlık ve kanama-pıhtılaşma rahatsızlığı olanlarda,

    •Kronik ve tekrarlayıcı Pankreas bezi iltihapları (pankreatitler)de,

    •Yeni gelişmiş kalp enfarktüsü ve beyin kanamalarında,

    •Ozona karşı alerjisi veya intoleransı (tahammülsüzlüğü) olanlarda, ozon tedavisi  dikkatli ve kontrollü yapılmalıdır.

    Birçok ülkede ozon terapisi, özellikle Avrupa'nın dışında, her zaman, sağlık sigorta poliçeleri veya işyerlerinin tıbbi destek programları ile karşılanmaz.  Birçok ozon uygulaması, genelde 10 seans kadar uygulanır. Ama bazı durumlarda ikinci veya hatta üçüncü bir 10 seanslık tedavi zorunlu olabilir. Buna rağmen, şu anda alınacak küçük bir önlemin ilerde çok daha fazla pahalı tam ölçekli bir tedavi masrafından kurtarabildiğini hatırlamalısınız.

    Ozon terapi düşük riskli ve genellikle standart medikal tedavilerin eşliğinde tamamlayıcı, destekleyici ve yeniden yapılandırıcı bir metottur

    Tekrar başka bir yazıda görüşmek dileğimle

                                                                                                                            Saygılarımla

                                                                                   Dr Suhan SUNGUR

    .

     

     

     

     

     

     


    hayati akbaş köşe yazıları
    hülya ettekin
    kariyer başvurusu
    Üyelik girişi 
    Üye ol.
    şifremi unuttum?