Botox ile ilgili hemen herkes de bir ön bilgi ve duyum mevcut. Ne yazık ki bu ön bilgi ve duyumların birçoğu yanlış inanç ve bilgilerde içermek de. Bazen öyle ilginç taleplerle karşılaşıyoruz ki kulaklarımıza inanamıyoruz. ´´botox yaptırmak istiyorum ama bir hafta işe gitmemek gerekiyormuş bu benim için çok zor´´, ´´botox yaptırmak istiyorum ama içinde yılan zehir´i varmış bu bizi de zehirlemez mi?´´, ´´yüzümdeki lekelerden kurtulmak için botox yaptırmak istiyorum´´. Bu ve buna benzer o kadar çok ifadeyle karşılaşıyoruz ki şaşırmamak mümkün değil. Görüldüğü gibi kişi kendisi tanıyı koymuş, bu yetmemiş tedavi planını da belirlemiş estetik uzmanı bir doktor olarak sizden istediği şey işin teknisyenlik kısmı.
Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin ilgi alanına giren önemli konulardan biriside halk arasında tavşan dudak ya da kurtağzı olarak da adlandırılan Yarık dudak damak problemidir. Yarık dudak ya da damak bozukluğu ile karılaşma oranı oldukça sıktır. Yaklaşık her 700 canlı doğumda 1 yarık dudak ya da damak olgusu ile karşılaşılır. Yakın çevresinde bu tür bir durumla daha önce hiç karşılaşmamış aileler bu durumla karşılaştıklarında çok şaşırırlar ve şok yaşarlar. Başlangıçta bu durumu kabullenmekte zorlanır ve kendilerini suçlarlar. Nerede hata yaptık da bu durum başımıza geldi tarzında bir yaklaşım sergilerler. Bu ailelere bu konuda mutlaka ayrıntılı bilgi verilmeli ve ailenin olayı kabullenmesi ve hemen tedavisi konusunda arayışın içerisine çekilmelidir. Bu problem ile doğan çocuklarda her zaman klinik tablo aynı değildir. Klinik tablo yalnızca dudakta hafif bir çentiklenmenin olduğu hafif vakalardan ağız ve burun boşluğunun tamamen tek bir boşluk halinde olduğu ileri düzeyde dudak ve damak yarıklarına kadar değişir. Genellikle dudak ve damak yarığı birlik de görülebilmesine rağmen bazen yalnızca dudak yarığı ya da yalnızca damak yarığı olarak karşımıza çıkabilmektedir.
Göğüsler bir kadın için en önemli organlardan birisidir. Dişiliğin en önemli simgelerindendir. Bir kadında göğüslerin olmaması vücut imajı açısından çok önemli bir eksikliktir. 
Çenelerimiz belki farkında değiliz ama günlük hayatımızda yaptığımız birçok faaliyetin olmazsa olmaz parçalarındandır. Yeme, içme, konuşma, duygularımızı ifade etmede yardımcı olma gibi birçok fizyolojik ihtiyaçların giderilmesinde çenelerimizi kullanmak zorundayız. Çene dendiği zaman tabiî ki kemik ve diğer yumuşak dokular birlikte değerlendirilir ama esas iskelet parçasının sorunları, neticede dışarıya olan yansıması nedeniyle son derece önemlidir.
Çene bölgesi aynı zamanda insan yüzünün estetik görüntüsüne en fazla katkı yapan bölgelerinden birisidir. Çene alt ve üst olmak üzere 2 kısımdan oluşmakta olup üst çene hareketsiz olarak orta yüz bölgesinin ve kafatasının ilgili kemiklerine tamamen kaynaşmış durumdadır. Üst çene bu nedenle bağımsız olarak hareket kabiliyetine sahip değildir.
Alt çene ise tek bir parça kemiğin çok özel bir yapılandırma ve şekilde diğer baş ve yüz kemiklerine monte edilmesiyle yukarıda sayılan görevlerin yerine getirilmesinde çok önemli bir rol oynar. Asıl hareketli olan alt çenedir.
Kısaca çene bölgesi gerek yaptığı ya da katıldığı fonksiyonları itibariyle, gerekse yüzün estetik görüntüsüne olan katkısı nedeniyle son derece önemlidir.
Birçok nedenden dolayı insanlarda çene gelişimi olumsuz olarak etkilenebilir ve neticede çenede farklı şekil bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu nedenler arasında;
Ailesel nedenler,
Genetik problemler nedeniyle farklı bozuklukları birlikte olduğu durumlar,
Gebelik sırasında annenin geçirdiği hastalıklar yada alkol vs gibi nedenler,
Doğum sırasında yada hayatın sonraki dönemlerinde çene bölgesine travma, enfeksiyon…vs en sık akla gelen nedenler arasındadır.
Bu nedenler dışında çene gelişimin tamamlandığı 18-20 yaş sonrası dönemlerde karşılaşılan yüz yaralanmaları, kazalar, ateşli silah yaralanmaları, çenenin yine enfeksiyonları, kistleri, tümör yada kanserleri vs çenenin hem estetik ve hem de fonksiyonel problemlerini ortaya çıkarır.
Bazen de kişilerin yüz üzerinde başka bir bölgesinin estetik yönden değerlendirilmesi sırasında çene bölgesinde bazı estetik kusurlar ortaya çıkarılabilir. Örneğin burun estetiği olmak amacıyla estetik plastik cerrahi kliniklerine müracaat eden bir çok kimsede uzman hekim yaptığı değerlendirme sonrasında problemin yalnızca burunda olmadığını aynı zamanda çenenin de estetik anlamda bir probleme sahip olduğunu ortaya koyabilir.
O ana kadar çenesindeki problemin hiç farkında olmamasına rağmen plastik cerrahi uzmanının fark etmesiyle çenedeki estetik kusur fark edilir ve çoğu zamanda hasta ikna edilerek estetik burun operasyonu ile birlikte bir estetik çene operasyonu da beraberinde yapılır. Böylece yalnızca bir estetik burun operasyonu ile elde edilen pozitif kozmetik sonucun ötesinde çok daha iyi bir sonuç elde edilir ve kişinin yüzünde ortaya çıkan değişiklik hem hasta ve hem de plastik cerrahi uzmanı açısından çok daha tatmin edici olur.
Çene bölgesine yapılan estetik yada fonksiyonel amaçlı cerrahi müdahalelerin şiddeti ve uzunluğu problemim şiddeti ile doğru orantılı olup, bazen yalnızca bir miktar yağ yada doku kokteyli enjeksiyonu ile çok kısa sürede tatmin edici sonuçlar alınabilir. Yalnızca birkaç mm lik çenenin dolgunlaştırılmasını gerektiren küçük problemlerde sorunun çözümü oldukça kolay ve kısa sürede yapılabilmesine rağmen daha komplike ve her iki çenenin de müdahalesini gerektiren durumlarda operasyon süresi çok daha uzun ve operasyonda o oranda komplike olabilir. Mevcut her problemin tedavisi farklı bir yaklaşımı gerektirir.
Çenesinde estetik yada işlevsel anlamda problemi olan kimselerin mutlaka bir estetik plastik cerrahi uzmanına müracat ederek ayrıntılı bilgi almasında yarar vardır. Bazen problemlerin çözümünde yalnızca plastik cerrahi değil aynı zamanda diş hekimliği ve ortodonti gibi farklı branşlarında tedavi sürecine katılması gerekli olmaktadır.
Kendimizde, ya çocuğumuzda, ailemizin herhangi bir ferdinde çeşitli sebeplerle ortaya çıkmış yara izleri mevcuttur. Bu izlerin sebepleri yanıklar, kazalar, birçok nedenden dolayı ortaya çıkan yaralanmalar, ameliyatlar, geçirilmiş olan sivilceler, bazen yapılan bir iğne ya da aşılar vücudumuzda normalin çok üzerinde belirgin olan ve rahatsız edici boyutta izlere yol açabilir. Bunlardan özellikle yüz bölgesi gibi vücudumuzun açıkta kalan ve görünür olanları çok daha rahatsız edici olup bu şekilde problemleri olan kimselerin psikolojik olarak ta derin etkilenmelerine yol açar.
Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin uğraşı alanlarından biriside genital bölge anomalileri olarak bilinen cinsel organ gelişim problemleridir. Gerek kız ve gerekse erkek çocuklarda doğuştan mevcut olan birçok cinsel organ oluşum ve gelişim problemleri mevcut olabilir. Bu problemlerden bir tanesi de erkek çocuklarda görülen ve tıbbi dilde hipospadias olarak bilinen durumdur.
Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin uygulama alanlarından biriside el ayak bölgesindeki şekil bozuklukları, yapışıklıklar vs dir.
Burun; yüzümüze anlam veren, yüz karakteristiğimizi belirleyen, hem estetik görünümümüzü artırma ve hem de soluduğumuz havayı süzüp temizleyerek sağlıklı bir havanın Akciğerlerimize gitmesini sağlayan önemli bir organımızdır.
Memeler kadının beden görünümde fiziği tamamlayan çok önemli hem fonksiyonel ve hemde estetik önemi olan aksesuar yapılardır. Omuz genişliği, göğüs çevresi, bel ve kalça çevresi ölçümlerinde meme hacmi önemli bir yer tutar . Bu ölçümler içinde meme hacmi küçük olduğu zaman vücut kontur görünümü eksik kalır . Memeler, yapısal olarak değişik nedenlerle küçük olabilir. Biri diğerinden daha küçük, asimetrik olabilir. Doğumsal olarak bir tanesi hiç olmayabilir. Her iki memenin eşit hale getirilmesi ya da hacminin arttırılması için, günümüzde, silikon protezler dışında başka seçenek yoktur. Kişinin kendi dokuları ile meme büyütme ameliyatları denenmiş, ancak sonuç vermemiştir. her ne kadar son zamanlarda yağ enjeksiyonları yada vakumlu sistemlerle meme büyültme konusunda çalışmalar olmasına rağmen henüz yaygın kabul görmemiştir. Meme protezlerinde esas madde protezin dış yüzeyinde yer alan silikondur. Sadece dolgu maddesi farklı olabilir. Her protezin kendine göre avantaj ve dezavantajları mevcuttur. Bunlar ameliyattan önce detaylı olarak konuşulmalı ve hangisinin kullanılacağına birlikte karar verilmelidir. 
Karın bölgesinin fonksiyonları nelerdir?
Karın bölgesi içerdiği kas ve diğer destek dokuları vasıtasıyla ayakta dik durmamızı, düzgün yürümemizi, cisimleri rahat kaldırmamızı sağlayan, anatomik görünümüyle de güzel bir vücut imajının tamamlayıcı bir parçasıdır.
Karın estetiği nedir?
Estetik bir operasyonla karın bölgesinin eski düzgün, gergin ve güzel görünümünü yeniden kazandırmak amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir.
Karın da şekil bozukluğu nedenleri nelerdir?
Gövdemizin ön-alt kısmını oluşturan karın bölgesi doğumlar, kilo alıp vermeler, yaşlanma vb nedenlerle deforme olabilirler. Genetik-yapısal farklılıklardan dolayı ortaya çıkan şekil bozuklukları herkeste farklı olmaktadır. Her ne sebeple oluşursa oluşsun karın bölgesinde oluşan sarkmalar, çatlaklıklar ve diğer kusurlar özellikle kadınlarda, fakat daha az sıklıkla olmakla birliktede erkeklerde de estetik sorunlara yol açar. Kişi artık vücudunu beğenmemeye aynada kendisini görmekten rahatsızlık duymaya başlar.
Estetik karın ameliyatını kim yapar ve nerede yapılır?
Bu ameliyatın mutlaka bir Plastik Cerrah tarafından yapılması gerekir. Başka branştan meslektaşlarımızın bu operasyonu yapması hem tıbben doğru değildir ve hemde etik değildir. Ameliyatın mutlaka hastane ortamında ameliyathanede yapılması gerekir.
Operasyonun süresi nedir ve hastanede kalmayı gerektirir mi?
Operasyon yaklaşık 2-4 saat kadar sürer ve en az 1 gün hastanede kalmayı gerektirir.
Ne tip anestezi altında uygulanır?
Operasyon genel anestezi altında yada spinoepidural anestezi altında yapılabilir. Spinoepidural anestezi sırasında hasta uyanık olup hiç ağrı hissetmez. Anestezinin seçiminde cerrahın ve hastanın tercihleri dikkate alınır.
Estetik karın ameliyatı yapılırken, karında yada göbekte fıtık problemi de varsa aynı anda düzeltilebilir mi?
Evet. Karın estetiği cerrahisi sırasında önceki doğumlara vs bağlı karın bölgesindeki fıtıklaşmalar rahatlıkla düzeltilebilir.
Yaş sınırlaması var mıdır?
Cerrahiye engel bir sağlık problemi olmayan kadın erkek herkese eğer karın germeyi yada estetiğini gerektirecek bir problemi varsa bu işlem yapılabilir.
Ameliyat öncesi hazırlıklar nelerdir?
Rutin ameliyat öncesi tetkik ve tahlilleri yapılır. Hasta ameliyata aç olarak gelir. En az 10 saat öncesinden yeme içme kesilir. Sigara içiyorsa bırakır. Aspirin türü kanamayı artırıcı ilaç kullanıyorsa doktorunu önceden bilgilendirir ve bırakır
Ameliyat sonrası normal hayata ne zaman dönülebilir?
Ameliyat sonrası 2-3 hafta içerisinde normal yaşantıya dönülebilir. 2 ay içerisinde sportif faaliyetlere başlayabilir.
Estetik karın ameliyatları risklimidir?
Tecrübeli ellerde risk oldukça düşüktür, ama yinede bir operasyon, olup her operasyonda oluşabilecek enfeksiyon, kanama, normalden fazla yara izi vs ender de olsa oluşabilir
Ameliyatın maliyeti?
Maliyet ameliyatı yapan cerraha, anestezinin tipine, ameliyatın yapıldığı hastane ortamına göre değişebilir. Bizim önerimiz: Her ne sebeple oluşursa oluşsun karın bölgesinde oluşan gevşeme, sarkma ve çatlaklıklar özellikle kadınlarda çok önemli bir estetik kusur olarak ortaya çıkar. Vücut imajı bozulur ve kişinin kendine olan güveni kaybolur. Kişi istediği kıyafeti giyemez ve eşinin yanında kendisini rahat hissetmez. Karın germe ameliyatı gerçekten sonuçları oldukça yüz güldürücü olan estetik ameliyatlardan olup ihtiyaç hisseden herkes bu operasyonu rahatlıkla yaptırabilir. En ince ayrıntıya kadar cerrahınızla görüşmenizi ve tatmin olmanız halinde operasyonu yaptırmanızı öneririz.

Liposuction yöntemiyle yağ alma ve vücut şekillendirme en sık yapılan estetik operasyonlardan birisidir. Kilo alma, doğumlardan sonra, yada yapısal nedenlerle vücudun bazı bölgelerinde normalden daha fazla yağ birikmesi ve tümseklikler ortaya çıkabilir. Bazen kişi normalden daha zayıf olmasına rağmen bazı bölgelerindeki çıkıntılı ve tümseklikler belirgin olabilir ve estetik açıdan rahatsız edici bir durum olarak karışımıza çıkabilir.
Liposuction yada vakumla yağ alma yöntemi çok eskilerden beri bilinmesine rağmen özellikle 1960’lı yıllardan sonra dahada populer hale gelmiştir. Bu yöntemin uygulanması için en uygun vakalar kilo fazlalığı olmamasına rağmen vücudun belli bölgelerinde yağ fazlalığına bağlı vücut şekil bozukluklarıdır. Bazen kilo fazlalığı olan kimselerde bu işlem yapılabilir ve hatta kişiyi zayıflatmak amacıylada bu yöntemi uygulayan estetik cerrahlar olmuştur. Bize göre bu yöntemin uygulanması için en uygun hastalar ise genç ve orta yaşlı derisi henüz gerginliğini koruyan ve genellikle vücudun belli bölgelerinde yağ toplanmaları olan bayan ve erkek hastalardır.
Liposuction yöntemiyle vücutta hemen her bölgeden yağ alma ve şekillendirme yapmak mümkündür. Yüz bölgesi, boyun bölgesi, göğüs bölgesi ve memeler, karın bölgesi ve basenler, sırt bölgeleri, kalçalar, uyluklar, bacaklar ve kollar sıklıkla liposuction yapılan bölgelerdir.
Liposuction yöntemiyle vücut şekillendirme hem kadınlarda ve hemde erkelerde yapılmasına rağmen olguların % 90 kadarı kadınlardır ve daha ziyade genç ve orta yaş cilt gerginliği iyi olan kadınlardır. Kadınlarda yağ dağılımı özelliği, yapısal ve hormonal farklılıklar ve doğumlar sonrası yeterli kilo verememe nedeniyle liposuctiontion ihtiyacı erkeklerden daha fazladır.
Erkeklerde de özellikle bir miktar yada fazla oranda kiloları olan yada uzun süreli alkol kullanımı olan erkeklerde gerek karın bölgelerinde ve gerekse göğüs üst kısımlarında memeler civarında normalden fazla yağ toplanması ve jinekomasti ortaya çıkabilmektedir. Bu durumların tedavisinde de liposuction son derece faydalı ve etkili bir yöntemdir.
Liposuction ile yağ alma işlemi yapılacak alanın büyüklüğüne ve hastanın tercihine göre lokal anestezi ile yada belden uyuşturma ile (spinal yada epidural anestezi) veya tamamen uyutularak genel anestezi altında yapılabilir.
Liposuction yaparken yalnızca birkaç milimetrelik küçük delikle ve genelliklede gizlenebilir yerlere denk getirildiği için neredeyse hiç iz kalmaz. Uygulama sonrası bir süre korse kullanılması son derece yayarlı olur. Genellikle küçük ve orta büyüklükteki olgularda hastane yatışı gerekmez ya da en fazla 1 gece yatarlar.
Liposuction işleminin maliyeti uygulamanın genişliğine, anestezinin tipine, yapan cerraha ve uygulama yapılan ortama göre farklılıklar gösterebilir.
Yan etkileri nadiren olabilmesine rağmen en önemli komplikasyonları; sonuçtan tatmin olmama, enfeksiyon, çoğunlukla gecici sinir uyuşuklukları, tekniğe uygun yapılmayan olgularda pürüzlülük şeklinde kendini gösterebilir.
Sonuç: Liposuction ile vücut şekillendirme ve yağ alma günümüzde en etkili ve sonuçları en iyi olan yöntemdir. Hiçbir yöntemle aynı düzeyde başarı elde etmek mümkün değildir. Deri esnekliğinin devam ettiği, diyet ya da sportif faaliyetlerle ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı, bölgesel yağ toplanması olgularında en etkili tedavi olup bazen genel olarak vücut ağırlığı azaltılması ve şekillendirilmesi amacıylada kullanılabilmektedir. Gerçek endikasyonları olan hastalarda bizim rahatlıkla önerdiğimiz bir yöntemdir. Uygulama öncesi uygulamayı yaptıracak kimse ve Plastik Cerrah ayrıntılı bir şekilde görüşmeli ve 2 tarafta mutabık kalmalıdır. Uygulamayı yaptıracak kişi bilinçli ve beklentileri gerçekçi olmalı, operasyonu yapacak Plastik Cerrah ise hastasına güven vermelidir.

Yüz gençleştirme ameliyatının bir diğer adı facelift dir. Yüz germe ameliyatı ile yüz ve boyun derisindeki ve deri altı yağ ve bağ dokusundaki sarkıklık ortadan kaldırılır, yüze daha canlı ve genç bir görünüm kazandırılır.
Genellikle 40 yaş üstü yüz bölgesinde yaşlanma belirtilerinin daha bariz olduğu erkek ve kadınlar bu operasyon için aday olmalarına rağmen bazen çok daha erken yaşlarda güz gençleştirme ameliyatına ihtiyaç hissedenler olabilir.
Böyle bir operasyona ihtiyaç duyduğunu hisseden bir kimsenin bu konuda deneyimli bir Plastik cerrahi uzmanına müracaat etmesi ve operasyon hakkında bilgi alması gerekir. Doktor eğer gerek görürse bu operasyona karar verecektir. Operasyon öncesi mutlaka işlem ile ilgili ayrıntılı bilgi alınmalı ve beklentiler gerçekçi olmalıdır. Eğer beklentiler gerçekçi olursa ve uygun yöntemler kullanılarak yapılırsa yaklaşık 5-20 yaş daha genç görünmek mümkün olabilmektedir.
Ameliyata karar verilirse normal ameliyat öncesi hazırlıklar ve tetkikler yapılır ve varsa aspirin alınımı ya da sigara kullanımı en azından bir süre durdurulur. Ameliyat hastane ortamında ve sedasyon altında lokal anestezi altında rahatlıkla yapılabilir. Gerekirse genel anestezi altında da yapılabilir. Buna hasta ve cerrah birlikte karar verirler. Operasyon yaklaşık 2-4 saat sürer. Operasyon sonrası hasta evine dönebilir yada en fazla 1 gece hastanede kalması yeterlidir.
Ameliyat sonrası bazen diren gerekli olabilir ve amaç kan birikmesini engellemektir. Ameliyat sonrası genellikle geçici sinir etkilenmesine bağlı asimetriler ve morarmalar olabilir. Ağız ve burun açıkta kalacak şekilde hafif baskılı pansuman yapılır. Genelde 2. gün pansumanlar çıkarılır ve direnler varsa çıkarılır. Dikişler varsa 5-7 günde alınır.
Kişilerin normal hayata dönüşü kişilere bağlı değişiklik göstermesine rağmen genelde 1 hafta sonra işlerine dönebilirler ama tamamen yüzün normalleşmesi ve iyileşmesini tamamlaması haftalar alabilir ama kişinin sosyal hayata yeniden dönmesi kısa sürede mümkündür.
Riskli bir ameliyat mıdır?
Yüz gençleştirme ameliyatının riski deneyimli ellerde yapıldığı takdir de çok düşüktür ve çoğu da geri dönüşümlüdür. Ameliyat öncesi hasta ile hekim olabilecek muhtemel risk ve komplikasyonlar konusunda ayrıntılı bir şekilde görüşmelidirler.
Sonuç: Yaşlanma duygusu hem kadınlarda ve hemde erkeklerde oldukça rahatsız edici duygulara neden olmakta ve netice olarak etkilenen herkes bunu geriye döndürmeye en azından engellemeye yönelik arayışlara yönelmektedir. Bu amaçlarla bir çok ilaçlar, kremler ve sayısız güzellik ürünleri piyasada satılmakta ve kullanılmaktadır. Ne yazık ki kullanılan hiçbir ürün yada ilaç istenen ve beklenen sonucu sağlamamakta sadece geçici ve kamuflaj etki ile sınırlı kalmaktadır. Özellikle yüz bölgesinde kişilerin daha genç kendileri ile daha barışık ve fiziki anlamda daha mutlu olmalarının bugün için en etkili yolu yüz gençleştirme ameliyatıdır.
Yaklaşık 60 yaşlarında ofisime gelen bir hastamın bana ifadesi şu olmuştu ´´ Doktor bey ben fiziksel olarak 60 yaşındayım ama ruhsal olarak ise 20 yaşındayım. Bu sebeple fiziksel yaşım ile ruhsal yaşım arasında bir kavga var ve ben bu kavgadan dolayı çok mutsuzum´´ Netice olarak hastamızı muayene ettik ve gerçekten de yüz gençleştirme ameliyatı ile bu kişinin fiziksel olarak çok değişeceğine karar verdikten sonra gerekli tüm operasyon hazırlıklarımı yaptık ve operasyonu da başarıyla gerçekleştirdik. Birkaç ay sonra bu hastamızın bize ifade ettiği şu sözü de hiç unutamam. ´´Doktor bey size çok teşekkür ederim, siz benim bedenim ile ruhumu barıştırdınız ve şimdi ben kendimi çok mutlu hissediyorum´´
Yüz gençleştirme ameliyatı doğru endikasyonlarda ve deneyimli ellerde yapıldığı takdirde gerçekten inanılmaz derecede kişinin görünümünü değiştirmekte ve kişiyi daha genç ve mutlu yapmaktadır.

Gözlerimizin en önemli fonksiyonu görmektir elbette ama onun yüzümüze kattığı mana, ifade, özgünlük ve estetik de çok önemlidir günlük yaşantımızda. Gözlerimizin hem fonksiyon anlamında hem de estetik anlamında en önemli tamamlayıcı unsurlarından birisi ise göz kapaklarımız. Tıpkı bir yorgan ya da bir araba sileceği gibi sürekli çalışarak asıl görme fonksiyonlarımızı sağlayan kısımların korunmasını ve görevini en iyi şekilde yerine getirmesini sağlar.
Göz kapakları da zamanla yani yaşın ilerlemesi ile, bir takım genetik faktörler nedeniyle, ırksal nedenlerle ve çeşitli çevresel faktörlerin etkisiyle değişime uğrar. Bu durum kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda meydana gelir. Kadınlar genellikle görünümlerine erkeklere göre daha fazla dikkat ettikleri için onları daha fazla etkiler.Ortaya çıkan bu değişiklikler kişilerin görünümlerinde, bakışlarında farklılıklar oluşturur. Önceleri canlı, dinamik ve çekici olan gözler özellikle göz kapaklarındaki kırışma, sarkma, hareketlerindeki yavaşlama ve renk değişikliklerinin etkisiyle kişilerin daha yorgun, cansız, anlamsız ve olduğundan daha yaşlı görünmelerine sebep olur. Hatta bazen bu belirtiler o kadar şiddetli olabilir ki özellikle üst kapaklardaki sarkmalar kişinin normal görmesini engelleyecek kadar ileri seviyelerde olabilir. Bilindiği gibi her iki gözümüzde iki alt ve iki üst olmak üzere toplam dört kapak mevcuttur.
Bazen yalnızca alt kapaklarda ya da yalnızca üst kapaklarda değişiklikler dikkat çekici olabilir. Bu değişikliklerin etkisiyle kişiler kendilerini daha yaşlı, yorgun ve tükenmiş hissederler. Kendilerine olan güvenleri azalır. İş ortamında ve aile ortamındaki üretkenliklerinde azalma görülür. Bu ifadeler abartılı düşünülmesin çünkü bize göz kapaklarındaki değişiklilerle ilgili tedavi maksadıyla başvuranların kendi duygularını ifade ederken kullandıkları bazı terimler çok daha dramatik ve vurgulayıcı. Göz kapaklarında oluşan bu değişiklikler Estetik cerrahide sık yapılan yüz gençleştirme operasyonlarının en önemli tamamlayıcı unsurlarından birisi olmasına rağmen yalnızca göz kapağı estetiği ile sonuçlar kişi için çok olumlu olmaktadır.
Estetik cerrahi dışında bazı kremlerle vs ancak kısmi düzelme elde edilebilir ve bu uygulamalar cerrahinin alternatifi değildir. Bazen yapılan bir göz kapağı estetiği kişi üzerinde diğer pozitif etkilerin yanında 5-10 yaş daha genç gözükmesine yol açabilmektedir. Göz kapağı estetiği, estetik cerrahide en sık yapılan ameliyatlardan birisi olup bu operasyon mutlaka bir Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrah tarafından yapılmalıdır. Genellikle lokal anestezi yani sınırlı uyuşturma altında yapılır. Operasyon bölgesinin sinirleri geçici olarak uyuşturulduğu için kişi rahatsızlık hissetmez ve kolay tolere eder. Kişinin hastanede yatmasını gerektirmez ve ameliyat sonrası kişi kısa süreli bir dinlenme sonrası evine gidebilir.
Bazı durumlarda göz kapağı estetiği operasyonunun bir hastane ortamında yapılması ve hastanın 1 gece hastane ortamında kalması gerekli olabilir. Bu duruma ameliyatı yapacak Plastik cerrah hastayı ayrıntılı bir şekilde muayene ettikten ve tetkiklerini değerlendirdikten sonra karar verecektir. Göz kapağı estetiği ameliyatı uzman ellerde uygun koşullarda yapıldığı takdirde riskli bir operasyon değildir. Ameliyat sonrası 3 günlük bir dinlenmeden sonra kişi normal hayatına dönebilir. Genelde dikişler ortalama 3 günde alınır ve kişiyi rahatsız edecek bir ameliyat izi oluşmaz. Tabiî ki şişliklerin, morlukların daha da düzelmesi için 1-2 haftaya ihtiyaç vardır.Göz kapağı estetiği düşünen herkes konuyla ilgili ayrıntılı bir görüşmeyi Plastik Cerrahı ile yapmalı, kafasındaki tüm soruları ayrıntılı bir şekilde sormalı ve cevabını almalıdır. Tabiî ki kişinin beklentileri aynı zamanda gerçekçi olmalıdır. Yapılacak bir göz kapağı estetiği sonrası yüzünün tamamen değişeceğini 10-20 yaş genç görüneceğini düşünen kimselerle karşılaşabiliyoruz. Böyle bir beklenti gerçekçi değildir. Bu beklentiye total bir yüz gençleştirme ameliyatı cevap verebilir ama unutulmamalıdır ki uygun endikasyonu olan bir kimsede yapılan bir estetik göz kapağı ameliyatı kişinin yüzünü ve bakışlarını çok olumlu yönde değiştirir, kişinin kendine olan güvenini artırır ve kendisini daha güzel ve mutlu hissetmesini sağlar.

Dudaklar estetik ve fonksiyonel açıdan önemli organlarımızdandır. Dudakları oluşturan temel yapılar; dudaklarımızın rengini ve ıslaklığını veren mukoza denen kısım, dudakları dış ortama ve çevre organlara birleştiren deri, bu iki dokunun arasında kalan ve asıl dudağın hem fonksiyonlarında ve hem de dolgun ya da zayıf gözükmesinde önemli rolü olan kaslar, yağ ve bağ dokularıdır.
Dudaklar estetik olarak çok önemli bir estetik ünitedir. Yüz üzerinde en dikkat çekici yapılardandır. Bazı kimselerde normalden daha kalın gözükmesine rağmen bazı kimselerde daha ince gözükürler. Dudakların daha estetik bir görünüm kazanmasında kendisinin anatomik olarak normal olmasının yanında çene burun ve diğer yüz yapılarının da birbirleri ile oran ve uyumu da önem taşır.
Dudakların ince yada kalın olması; dudakları oluşturan anatomik yapıların gelişim eksikliklerine yada anomalilerine, ailesel yada genetik nedenlerle inceliklere, yada aslında normal oranlarda olmasına rağmen kişilerin yada eşlerinin daha kalın dudaklardan hoşlanması nedeniyle mevcut dudakların ince olarak algılanması nedeniyle sorun olarak karşımıza gelebilir.
Her ne sebeple olursa olsun dudaklarının ince olduğunu düşünen, yada kalın olduğunu düşünen bir kadın yada erkek hastada Plastik Cerrahi uzmanı çok dikkatli bir şekilde dudakları incelemeli ve gerçekten bir problemin olup olmadığına kendisi karar vermelidir. Cerrah hastanın beklentilerinin gerçekçi olduğu konusunda mutlaka tatmin olmalıdır. Aksi halde ne işlem yapılırsa yapılsın hasta mutlu olmayabilir. Bazen hastalar tanınmış bir film yıldızının resmini doktora getirirler ve bunun aynısından istiyorum diye istek de bulunabilirler. Doktor olabilecekler ve olamayacaklar ile ilgili hastayı ayrıntılı bilgilendirmelidir.
Dudak kalınlaştırma işlemi 3 şekilde yapılabilir.
1-Otojen madde kullanılarak yapılan dudak kalınlaştırma işlemleri; Kişinin kendi vücudundan doku alınarak yapılan kalınlaştırma işlemidir. Yağ dokusu enjeksiyonları, dermal ve fascial doku implantasyonu.
2-Kalıcı protezler kullanılarak dudak kalınlaştırma işlemleri
3-Dolgu malzemeleri kullanılarak yapılan dudak kalınlaştırma işlemleri.
Bu yöntemlerim her birinin diğerine bazı üstünlükleri ve eksiklikleri olabilir. Hangi yöntemin tercih edileceğine hasta ve doktor birlikte karar verirler.
Dudak inceltme işlemi ise cerrahi olarak yapılan bir uygulamadır. Lokal anestezi altında ameliyathane şartlarını taşıyan bir ofiste rahatlıkla yapılabilir. Ameliyat sonrası ilk günlerde bir miktar ödem morarama vs olabilir. Birkaç gün içerisinde kabul edilebilir bir büyüklüğe ulaşır.
Gerek dudak kalınlaştırma ve gerekse dudak inceltme bazen hem alt ve üst dudakta birlikte yapılır. Bazen de yalnızca üst ya da alt dudak ince yada kalın olabilir ve yalnızca birisine müdahale gerekir.
Dudakların kalınlaştırılması ya da inceltilmesi yüz estetiği üzerine çok pozitif katkılarda bulunur ve kişinin kendisini çok daha iyi hissetmesini sağlar.

Çene yüz üzerinde en önemli anatomik yapılardan olup alt ve üst çene olmak üzere 2 komponenti vardır. Üst çeneyi oluşturan temel yapı maksilla denen kemik iskelet olup bunun dışında mukoza, deri, kas yağ ve bağ dokuları iskeleti saran yumuşak doku yapılarıdır. Alt çeneyi oluşturan temel iskelet yapısı ise mandibula adı verilen sağlam kemik yapıdır ve 2 adet eklem ile kafatasına bağlantı sağlar. Yine bununda etrafını yukarıda olduğu gibi yumuşak dokular sarar.
Alt ve üst çeneyi oluşturan dokuların gelişimi aşamasında ortaya çıkan eksiklikler ya da fazlalıklar nedeniyle çenelerde şekil bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Çenenin asıl fonksiyonu çiğneme ve beslenme fonksiyonu olmasına rağmen estetik yönden de son derece önemlidir. Alt ve üst çene içerdiği dişler ve bunların birbirleri ile ilişkisi yönünden de son derece önemlidir. Çenenin yapısında meydana gelen bozukluklar üzerindeki diş dizilimini de olumsuz etkileyerek dişlerin görünümünde bozuk olmasına yol açar.
Çene kemiklerinin anormal gelişimlerinden kaynaklanan problemler ortognatik cerrahi ya da çene cerrahisi veya maksillofasiyal cerrahi olarak adlandırılan ve Plastik cerrahinin de ana konularından biri olan problemlerdir. Bu gibi durumlarda Plastik Cerrahinin başkanlığında diş hekimliği ve ortodonti işbirliği ile gerekli hazırlıklar ve müdahaleler yapılır.
Çok farklı ameliyat yöntemleri ile daha önceden ortodonti uzmanlarınca incelemeleri ve hesaplamaları yapılan çene problemlerinde düzeltmeler sağlanır. Hem fonksiyonel yönden çenenin düzeltilmesi sağlanmış olur ve hem de estetik yönden daha uyumlu ve güzel bir yüz elde edilmiş olur.
Bazen de temel olarak alt ve üst çenede çok önemli bir bozukluk olmamasına rağmen yalnızca alt çenede mevcut olan küçüklük yada büyüklük nedeniyle estetik sorunlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda sadece alt çenede yapılacak cerrahi müdahalelerle diş dizilimini de değiştirmeden alt yüz bölgesinin görünümünde çok önemli düzelmeler sağlar. Alt çenede yapılan küçük cerrahi müdahalelerle elde edilen sonuç yalnızca genel yüz görünümünü düzeltmekle kalmaz aynı zamanda boyun yüz ilişkisini de düzeltir. Boyun çene açısını derinleştirir yada ihtiyaca göre daraltır.
Çenenin küçültülmesi yalnızca alt çene kemiğine yapılan cerrahi müdahalelerle mümkündür. Yapılacak cerrahi müdahaleler genel anestezi altında yada sedasyon altında lokal anestezi ile yapılabilir. Makrogeni olarak da adlandırılan çenenin büyük olduğu durumların tedavisi yalnızca cerrahi yöntemlerle mümkündür. Cerrahi işlemler deneyimli Plastik Cerrahi uzmanlarınca yapılığı takdirde yok denecek kadar azdır.
Çene küçüklüğü yada Mikrogeni düzeltme işlemi ise kemikte herhangi bir işlem yapmadan üzerine konulan çene protezleri ile yapılabilir yada çeşitli dolgu malzemeleri kullanılarak yumuşak doku büyültmesi volüm artırılması sağlanabilir.
Çene üzerinde yapılan bu işlemlerle estetik görünüm düzeltilir ve yüz bölgesinde bulunan anatomik yapıların birbirleri ile ilişkisi daha uyumlu hale getirilir.
LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?
İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.
Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.
Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,
Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,
Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.
Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.
Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.
Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.
Soru şu;
Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?
Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.
Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.
Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.
Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.
Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.
Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.
Birinci yöntem;
Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.
İkinci yöntem;
Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.
Üçüncü yöntem;
Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır. Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.
Sonuç:
Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.

Lazerler tıpta bir çok amaçla başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.
Lazerlerin başarılı bir şekilde kullanıldığı alanlardan biriside leke tedavisidir.
Lekeler denildiğinde elbetteki tek bir çeşit sorun yada problem kastedilmez ama ama çoğunlukla anlatılmak istenen yada anlaşılan şeyler şunlardır.
İnsan bedeninde doğuştan olan yada hayatın herhangi bir aşamasında ortaya çıkan ve renk olarak da normal deri renginin dışında olan problemler kısaca leke olarak adlandırılabilir.
İnsan vücudunda olan ve onları hem estetik açıdan rahatsız eden ve hem de zaman zaman fonksiyonel sorunlara yol açan lekeler doğuştan yada sonradan ortaya çıkabilir.
Doğuştan mevcut olan lekeler;
Koyu siyah-kahverengi yada ara renklerde olan lekeler:
benler,
nevuslar….
Kırmızı-mavi yada ara renkde olan damarsal orijinli olan lekeler:
hemanjiomlar,
kırmızı şarap lekeleri…
Sonradan ortaya çıkan lekeler:
Güneş lekeleri,
yaşlılık lekeleri…
Burada ifade etmediğimiz bir çok farklı leke türü yine çeşitli şekilde karşımıza çıkabilir.
Örneğin dövmeler vs bu gruba örnektir.
Bu lekelerin bir çoğunda lazerler ile tedavi mümkün olup bazılarında ise tedavide yetersiz kalabilir.
Lekelerin beden üzerinde en fazla yerleşik olduğu bölge vücudun baş boyun bölgesi ve güneş gören diğer bölgelerdir. Bu durumda ister istemez bu durumlarda estetik
Önemli olan şudur;
Herhangi yapıda bir leke nedeniyle şikayeti olan bir kimse bunun tedavi seçeneneklerinden birisininde günümüzde lazer uygulamaları olduğunu bilmesi gerekir.
Bu amaçla en çok kullanılan lazerler;
Pulsed dye lazer,
Nd Yag Lazer,
Erb Yag Lazer,
Diode Lazer,
Fraksel Lazer,
Olup, hangi tür leke tedavisinde hangi lazerin ve hangi şekilde kullanılacağına bu konuda deneyimli plastik cerrahi uzmanı yada dermatolog karar verecektir.
Sonuç;
Herhangi bir nedenle oluşmuş olan cilt lekelerinin tedavi yöntemlerinden birisinin ve belki de en önemlisinin lazer tedavisi olduğu unutulmamalıdır. Ve yine unutulmamalıdır ki bazı cilt lekelerinin lazer ile tedavisi oldukça kolay ve yüz güldürücü olmasına rağmen bazen de cilt lekelerinin tedavisi oldukça inatçı yada zor olabilir. Bu tür bir probleme sahip olan bir kimsenin yapması gereken şey bu konuda yeterli donanıma sahip bir klinik ve deneyimli bir plastik cerrahi uzmanı yada dermatoloji uzmanı ile iletişime geçerek kendi özel durumu ve tedavisi konusunda birinci elden ayrıntılı bilgi alması gerekir.

Hemanjiomlar çoğunlukla doğuştan olmasına rağmen bazen de hayatın başka bir safhasında ortaya çıkan içerisi damarsal yapılar ile dolu kitlelerdir.
Doğuştan damarsal kitlelerin adlandırılması yada sınıflandırılması farklı şeklilerde olmasına rağmen okuyucuların kafalarının karışmaması amacıyla hepsine birden hemenjiom demeyi daha uygun buldum.
Hemanjiomlar vücudun hemen her bölgesinde ve hatta iç organlarımızın içinde bile bulunabilmesine rağmen çoğunlukla baş ve boyun bölgesinde karşımıza çıkarlar.
Bu lezyonlar çoğunlukla kırmızı renkli ve deriden kabarık şişlikler şeklinde karşımıza çıkabilmesine rağmen bazen deri ile aynı seviyede yada farklı renk ve yapılar şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir.
Özellikle doğum aşamasında karşımıza çıkan yada doğumdan sonraki günler yada haftalar içerisinde karşımıza çıkan hemenjiom yani kırmızı kitleler zaman zaman bebeklerin yada çocukların görünümlerini bozmaları yanında onların yeme içme, görme, nefes alma, işitme gibi fonksiyonlarını da olumsuz yönde etkileyebilirler.
Bazen de hiçbir fiziksel rahatsızlığa yol açmamalarına rağmen yalnızca görünümleri nedeniyle estetik açıdan bu çocukları yada onların ailelerini rahatsız edebilirler.
Hemanjiomlar şişlikleri, yada kırmızı şarap lekesi olarak da adlandırılan düz hemenjiom lekeleri lazer tedavisinden oldukça yarar gören problemlerdir.
Özellikle;
Pulsed Dye Lazerler,
Nd Yag Lazerler,
Bu problemlerin tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.
Tedavi seanslar şeklinde yapılmaktadır,
Ortalama ayda 1 kez olmak üzere 5-10 seans lazer uygulaması tatmin edici sonuç almak için gerekli olmaktadır.
Lazere başarılı cevap verme konusunda uygulanan lazer ve uygulayan plastik cerrahi uzmanı yada Dermatoloji uzmanının deneyimi yanında hastanın sahip olduğu bu hemenjiom dokusunun histolojik yani yapısal özellikleri de etkili olmaktadır.
Sonuç;
Hemanjiom nedeniyle tedavi araştıran kimselerin bilmesi gereken şeylerden biriside bu problemlerin tedavisinde lazerlerinde oldukça yararlı olduklarıdır.
Özellikle seçilmiş olgularda kullanıldıklarında diğer hiçbir tedavi yöntemi ile elde edilemeyecek başarılı ve yüz güldürücü sonuçlar elde edilecektir.
Elbette ki çok daha ayrıntılı bilgiler hekim ile direkt görüşmede hekim tarafından hastaya yada ailesine verilmesi gerekir.

LAZER İLE KİTLE ÇIKARMA
Özellikle kadınlarda ve ayakta çok durmayı gerektiren meslek gruplarında varisler sıklıkla ortaya çıkan patolojik durumlardır. Varis denildiğinde normal ebatlarından daha fazla genişlemiş toplardamar yapıları anlaşılmaktadır.
Saç ekimi günümüz en sık yapılan estetik operasyonların başında gelmektedir. cErişkin çağı erkek nüfusunun yaklaşık yarısı kellik sorununu yaşamaktadır. Saçsızlık yani kellik erkeklerin çoğunda psikolojik yönden bir rahatsızlık kaynağı olmakta, bazıları ise bu sorunu çok daha abartılı bir şekilde günlük hayatına yansıtmaktadır. Bazı kimseler bu durumu normal olarak kabullenip normal yaşantılarına yansıtmamaya çalış salarda bazıları çok yoğun bir şekilde adeta takıntı derecesinde bu durumlardan etkilenmektedir. Kellik sadece erkelerde bir sorun olarak karşımıza çıkmamak da kadınlarda da görülebilmektedir. Erkeklerle kıyaslandığında, kadınlarda kellik sorunu çok daha nadir olarak görülür.
Saç ekimi çok uzun zamandır bilinen ve uygulanan bir yöntemdir ve saçsızlığın yani kelliğin tedavisinde sonuçları en kesin olan yöntemdir. Çeşitli ilaçları, merhemleri, spreyleri, kozmetikleri ya da şampuanları kullanarak saçsızlığa ya da kelliğe kalıcı çözüm henüz mümkün değil. Bu konularda yapılan bilimsel çalışmalardan ümit verici sonuçlar elde edildiğinde mutlaka Plastik Cerrahi uygulamaları arasındaki yerini alacaktır.
Birçok insan yüzünde, boynunda, bacaklarında, elinde ya da başka bir vücut bölgesinde var olan derin çizgilerden, inceliklerden yada zayıflıklardan şikayetçi olabilmekte ve tedavi konusunda arayışa girebilmektedir. Geçmişte ve günümüzde bu tür şikayetlerin tedavisinde kısaca ‘’dolgu’’ olarak adlandırılan tıbbi malzemeler kullanılmış ve halende kullanılmaktadır
Peeling derinin yüzeysel tabakasının çeşitli kimyasal maddeler kullanılarak soyulması ve bu soyulan derinin yerine daha düzgün, pürüzsüz ve lekesiz bir cildin ortaya çıkmasıdır.
MEZOTERAPİ
KARBOKSİTERAPİ İLE ZAYIFLAMA VE VÜCUT ŞEKİLLENDİRME MÜMKÜNMÜDÜR? 


Estetik kaygı nedir?
Bir kimsenin herhangi bir vücut bölgesini kısmen ya da tamamen benimseyememesidir.
Başka şekillerde de tarif edilebilir.
Kadın ya da erkek bir kimsenin bir görünür organını beğenmemesidir?
Mesela 18 yaşındaki genç bir kızın burnunun büyük olduğunu düşünmesidir.
Orta yaşlı bir bayanın kaşlarının düşük olduğunu düşünmesi,
54 yaşındaki bir beyefendinin artık eskisi kadar yakışıklı olmadığı gibi bir yargıya varması estetik kaygıdır.
Her yaştan ya da cinsten bireyin yüzündeki güneş lekelerinden rahatsızlık duyması,
Zamana bağlı ya da mimiklerin fazla kullanımına bağlı kaz ayakları ya da yüz kırışıklıklarından şikâyetçi olması bir estetik kaygıdır.
Yüzün yaşlanması, sarkması kişiyi rahatsız ediyorsa bu bir estetik kaygıdır.
Göbeklenme, yağlanma, orantısız yağ dağılımı, kadın ya da erkek için bir dert olarak algılanıyorsa,
Doğumlar sonrası bir bayanda karın ya da göğüslerde ortaya çıkan değişiklikler, çatlaklar ya da sarkmalar sorun olarak kabul ediliyorsa,
Bunların hepsi estetik kaygıdır.
Bu duruma yüzlerce farklı örnek verilebilir.
Birçok erkek için saçların olmaması ciddi bir estetik kaygıdır.
Bütün kaygılar gerçek cimidir?
Bir kısmı psikolojik midir?
Estetik kaygılar nedeniyle bize başvuran her erkek ya da bayanın fiziksel kusur algılamasında bir psikolojik boyut mutlaka vardır.
Başka bir ifade ile bütün estetik kaygılar psikolojik sorun yaratır insanlarda.
Ama bazen de öyle talepler ile karşılaşırız ki olay tamamen psikolojiktir.
Burnunda hiçbir sorunu olmadığı halde burnunun estetik anlamda çok kusurlu olduğunu düşünen ve bu yüzden kendisini çirkin bulduğunu söyleyen kimseler gelir zaman zaman.
Yada aslında güzel olduğunu ama eğer bazı estetik uygulamalar kendisine yapılırsa kusursuz olacağına inanan kadın hastalarımız olur bazen.
Dudakları bizim kriterlerimize göre oldukça normal olmasına rağmen, daha kalın dudaklara sahip olmak için bize başvuran kimseler çok da nadir değildir.
Örnekler çoğaltılabilir.
Estetik cerrahlar zaman zaman öyle absurd talepler ile karşılaşırlar ki onlar bile bu talep karşısında şaşkınlığa uğrarlar.
Örnek, bir genç kızın gelip kendisini güzel bulmadığını ve Japon kızları gibi çekik gözlü olmak istediğini ifade etmesi ve bunu estetik cerrahtan ciddi bir şekilde talep etmesi karşılaşılan bir olgudur.
Estetik kaygı aslında herkes de vardır.
Bir kadın ya da erkek de estetik kaygının olması değil olmaması patolojiktir aslında.
Psikoloji bu olayın tam ortasındadır.
Bütün estetik kaygılar psikolojiktir de.
Estetik ile psikoloji arasında çok hassas bir denge ve çizgi vardır.
Bunlar birbiri ile iç içedir ama orantısal değildir.
Yani bir kimsenin estetik kusurunun şiddeti ile psikolojik etkilenimi paralel değildir.
Çok az bir estetik sorunu olan bir kimsenin psikolojik etkilenimi düşünüldüğünden çok fazla olabilir.
Aslında estetik kaygıların bir kısmı değil tamamı psikolojiktir ama bu psikolojik soruna yaklaşım nasıl olacak sorusu bazen zor bir sorudur.
Soruna yaklaşım aslında 4 şekilde olabilir.
1- Telkinle,
2- İlaçla,
3-Neşter ile
4-Bunların kombinasyonu ile.
Estetik kaygılara bir estetik cerrahın yaklaşımı ne olmalıdır.
Bir sonraki yazıda devam edelim.
‘’Estetik yaptırmayın’’ ifadesi yetmemiş,
Yanına kuvvetli vurgu ifadesi ‘’sakın’’ eklenmiş.
Laf olsun diye koymadım yazının başlığını ve de o kuvvetlendirme vurgusunu.
Samimi olarak söylüyorum.
Eğer gerçekten bir ihtiyacınız yoksa yaptırmayın.
‘’Estetik’’ derken neyi kastettiğimiz belli.
Vücudunuzun herhangi bir bölgesinde güzelleşmek adına ya da daha güzel olmak adına bir cerrahi yada cerrahi dışı müdahale burada kastedilen.
Yalnızca birkaç örnek vererek konuyu daha anlaşılır hale getirmek istiyorum;
Örneğin bayansınız ve evlisiniz.
Kendiniz ile de son derece barışıksınız.
Burnunuz ile ilgili o güne kadar da hiçbir estetik kaygı taşımadınız.
Ama bir gün eşiniz geldi ve size dedi ki;
‘’Karıcığım ben seni bu şekilde de çok seviyorum ama senden bir ricam olacak. Senin burun estetiği ameliyatı olmanı istiyorum.’’
Özellikle falanca sanatçının burnu gibi burnun olsun istiyorum.
Dudaklarını biraz kalınlaştırmanı istiyorum
Filanca mankenin dudakları gibi dudakların olsun istiyorum.
İstekler çok farklı boyutlarda olabilir.
Sakın ha;
‘’tabiî ki kocacığım madem sen öyle istiyorsun bende gidip burun estetiği olurum yada dudaklarımı kalınlaştırırım. Pardon hangi sanatçıya benzememi istiyordun?’’
Demeyin.
Hemen gidip estetik yaptırmayın.
İkinci bir örnek sanat dünyasından yada şov dünyasından olan insanlar için olsun.
Patronunuz yada yönetmeniniz sizden yüzünüzü, göz kapaklarınızı, burnunuzu, kulaklarınızı, göğüslerinizi, bacaklarınızı vs estetik operasyon ile değiştirmenizi isteyebilir.
Hani imaj olsun için!
Farklı bir tip ve imaj yaratmak için.
İş icabı yani!
Sakın ha;
‘’Tabiî ki patron emredersiniz. Bildiğiniz bir estetik cerrah var mı yoksa ben mi araştırayım’’ yaklaşımına girmeyin.
Bu örnekler o kadar da artırılabilir ki!
Bu köşenin boyutları yetersiz kalır o zaman.
Sizden;
Kocanız,
Karınız,
Patronunuz,
Arkadaşınız, vs
Estetik amaçlı bir işlem geçirmenizi isterse sakın ola ki hemen koşarak estetik cerrahın yolunu tutmayın.
Bizlere gelmeyin.
‘’Sakın estetik yaptırmayın!’’
Eğer bedeninizle barışıksanız!
Eğer kendinizde bir fiziksel kusur görmüyor iseniz!
Sırf başkasını mutlu etmek yada tatmin etmek için estetik yaptırmayın!
O kişi sizin kocanız, karınız, arkadaşınız, patronunuz olsa bile.

Televizyonda izliyorum.
Adının yanında doktor titri var.
Heyecanlı bir şekilde şişman hastalarını nasıl zayıflattığını anlatıyor.
Sadece anlatmakla kalmıyor onların resimlerini reklâm katalogu şeklinde hazırlamış canlı yayında herkese gösteriyor.
Şişman bir kadın resmi ve hemen yanındaki sayfada aynı kadının zayıflamış halinin görüntüsü.
Gerçekten de dramatik fark var resimler arasında.
Çok zayıflamışlar.
Önceki halinde
Doktor rakamları açıyor.
Her insanı her ay kilosunun % 15 i kadar rahatlıkla zayıflatabildiğini söylüyor.
Bunları kendi özel yöntemiyle yaptığını anlatıyor.
Tabi bu arada sorular geliyor.
Bu kadar sürede bu kadar çok kilo verilirse sarkma olmaz mı diye soruyorlar doktora.
Hayır diyor doktor.
‘’Benim yöntemimle zayıflarsanız kesinlikle sarkma olmaz’’.
Bu arada kırışıklıklardan bahsediyor.
Yüzdeki.
Onlardan kurtulma yöntemlerini anlatıyor.
Anlattığı şeyleri burada tekrarlamak istemiyorum.
Ama şunu söylemek istiyorum.
Anlattığı şeylerin hiçbiri doğru değil.
Doğru değil.
Çünkü doktor hiç bir konuda uzman değil.
Ama stüdyoda hiç kimse itiraz etmiyor, edemiyor.
Nasıl etsinler ki konuşan bir doktor.
Konu ne olursa olsun. Neticede bir doktor konuşuyor ve mutlaka bu doktorun bir bildiği vardır.
Söylediği şeyler doğrudur diye düşünülüyor.
Oysa öyle değil.
Bazı meslektaşlarımız ne yazık ki doğru yapmıyorlar.
Uzmanlık alanları dışında ve bilgi sahibi olmadıkları konularda fikir yürütüyorlar.
İnsanlara yanlış bilgi veriyorlar.
Bunun faturası ise yalnızca bu bilgileri kullanan kimselere yada bu meslektaşlarımıza değil bütün doktorlara kesiliyor.
Güven erozyonu oluyor.
Peki bunun çözümü nedir?
Çözümü şu;
Hiçbir meslektaşım kendi uzmanlık alanı dışında iddialı açıklamalarda bulunmayacak.
Televizyonlar hangi konuda halkı aydınlatmak ya da bilgilendirmek istiyorlarsa o konunun uzmanı meslektaşlarımıza ulaşacak.
Onlar konuşacak.
Bütün doktorlar kendi uzmanlık alanları dışında en iyimser şekli ile yarım bilgiye sahiptir, tam değil.
Hepimizin ‘’yarım imam dinden, yarım doktor candan eder’’ lafını hiç unutmaması lazım.
Hiçbir medyatik doktorun görevi insanları candan etmek olmamalıdır çünkü.
Medyatik de olsalar doktorların ilk görevi insanlara zarar vermemektir!

Hasta doktoruna gider.
Bayan randevusunu almış, sırasını beklemiş ve doktorun yanında çalışan personel buyurun sıra sizin dediğinde de muayene odasına geçer.
Amaç muayene olmaktır.
Doktoru hastasını muayene eder.
Muayene sırasında özellikle karın bölgesini değerlendirirken doktorun yüz ifadesi değişmiştir.
Karın bölgesindeki ameliyat izleri dikkatini çeker.
Belli ki doktor bir şeylerden rahatsız olmuştur.
Hastasına sorar, ‘’hangi dangalak doktor seni bu hale getirdi’’ der.
Bayan çok şaşırır!
‘’Neden öyle söylediniz doktor’’ der.
Ve cevabını beklemeden ‘’Siz yapmıştınız doktor bey’’ der.
Bu olay bana bir hastamın kendi başına gelen bir olayı bire bir anlatmasından ibarettir.
Hayal mahsulü değil.
Yaşanmış bir olay.
Olay aslında kısaca şu.
Bir meslektaşımız kendisinin herkesten daha iyi bir doktor olduğunu hastasına anlatmaya çalışırken baltayı taşa vurmuştur amiyane tabirle.
Daha önceden hemde birkaç kez ameliyat ettiği hastasını tanımamıştır.
Başka meslektaşlarını kötülemek isterken kendisi çok zor bir duruma düşmüştür.
Doktorlarda insandırlar elbette,
Onlarda hata yapabilirler.
Buradaki yanlış birden fazla ama ne yazık ki hala bu şekilde düşünen ve davranan meslektaşlarımız var.
Bazıları kendi kazdıkları kuyuya düşüyorlar ama yinede bu şekilde davrananlar var içimizde.
Bir doktorun başka bir doktoru hastalarının gözünde zor duruma düşürecek tavır ve tutumlardan kesinlikle kaçınması gerekir.
Aslında bu tür davranışlar hemen her meslek grubunda yaygın bir şekilde mevcut.
Kuaför başka kuaförün yapmış olduğu saç ta kusurlar bularak müşterisinin gözünde prim yapmaya çalışır.
Tabiî ki sözüm tüm kuaförleri kapsamıyor.
Öğretmen başka bir öğretmenin öğretim metodunu eleştirerek kendisinin daha iyi bir yönteme sahip olduğunu vurgulamak ister.
Yine tabiî ki sözüm sadece bu şekilde davranan öğretmenleri kapsıyor.
Televizyon sunucusu bir başka program sunucusunun ne kadar yetersiz olduğunu ve kendisinin çok daha iyi olduğunu düşünür ve bunu başkalarına da anlatır.
Oradan bir prim elde etmeye çalışır.
Yine bütün sunucular sakın alınmasın.
Örnekler her meslek grubuna yaygınlaştırılabilir.
Ben doktor olduğum için kendi meslektaşlarımın yaptıkları beni daha fazla ilgilendiriyor.
Sevgili doktorlar!
Lütfen başka meslektaşlarınızın yaptığı işleri, ameliyatları vs eleştirirken çok insaflı ve dikkatli olunuz.
En doğrusu başka meslektaşlarınızın yaptıklarını eleştirmek yerine kendi işinizi düzgün yapınız.
Aksi taktirde yaptığınız kötü niyetli eleştiriler döner ve sizi zor durumda bırakır birgün.
İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.
Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.
Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,
Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,
Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.
Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.
Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.
Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.
Soru şu;
Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?
Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.
Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.
Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.
Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.
Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.
Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.
Birinci yöntem;
Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.
İkinci yöntem;
Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.
Üçüncü yöntem;
Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır. Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.
Sonuç:
Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.

Dövmeler çok eski çağlardan günümüze insanlar tarafından çeşitli nedenler ile kendi bedenleri üzerinde yaptıkları figürler, resimler, yazılar vs olarak adlandırılabilir.
Dövmelerin yapılma nedenleri arasında dini ve kültürel nedenler,
Sosyal nedenler, arkadaşlık ilişkileri yada kişilerin kendilerini ifade etmek amacıyla başta olmak üzere birçok nedenden dolayı olabilir.
Her ne sebeple yapılmış olurlar ise olsunlar bir çok insan hayatlarının herhangi bir evresinde bu dövmelerinden kurtulmak isteyebilirler.
Ve bu dövmelerinden kurtulmak amacıyla biz estetik plastik cerrahi uzmanlarına müracaat ederler.
Dövmelerin tamamen silinmesi yada mevcut bir dövmeden kurtulmak mümkün mü?
Burada bu dövmelere sahip olan insanların beklentileri de yaklaşımda son derece önemlidir.
İlginç bir şekilde vücut üzerinde hemen her bölgeye dövme yapılabilmektedir.
Dövme ile yüz bölgesi başta olmak üzere vücut üzerinde figür yapmak yada resim yapmak yada bir yazı veya isim yazmak mümkündür ve aslında son derecede kolaydır.
Tabiî ki bu işin uygun olmayan ortamlarda ve steril olmayan koşullarda yapılmasının ortaya koyacağı yan etki ve sakıncalar daima akılda tutulmalıdır.
Dövme işleminde mekanizma çeşitli enstrumanlar kullanarak çeşitli renklerdeki boya maddelerini derinin belirli bölgelerine enjekte etmek yani yerleştirmektir.
Dolayısıyla günün birinde bu figürlerden kişi kurtulmak isterse yapılacak işlem boyalı maddelerin enjekte edildiği ortamlardan bu maddelerin uzaklaştırılmasını sağlanmak ve figür ve şekillerin ortadan kaldırılmasını sağlamaktır.
Hayatının herhangi bir evresinde vücuduna dövme yaptırmış olan bir insanın bu dövmelerinden kurtulmak istediğinde yapılması gereken şey bir plastik cerrahi uzmanına yada Dermatoloji uzmanına müracaat etmektir.
Dövme giderme yada silme konusunda günümüzde kullanılan yöntemler
1-Lazer
2-Dermabrazyon
3-Cerrahi
Bu yöntemlerin her birisinin gerekli ve faydalı olduğu dövme durumları olabilir.
Dövmenin lokalizasyonu, genişliği, kişinin beklentisi, doktorun tecrübesi ve sahip olduğu teknolojik imkânlar vs kullanılacak yöntemi belirler.
Günümüzde en çok tercih edilen yöntemlerin başında Lazer ile dövme silme gelmektedir.
Bu amaçla özellikle Q Switch Lazerler olarak bilinen Lazerler kullanılmaktadır.
Lazer ile dövme gidermede belirleyici olan faktörlerden birisi dövme amacı ile kullanılmış olan dövmenin rengi bir diğeri ise birden fazla sayıda renkli boya pigment maddelerinin kullanılmış olmasıdır.
Günümüzde lazer ile dövme silme tüm Dünyada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.
Ülkemizde de dövme silme amaçlı kullanılan lazer teknolojileri özellikle İstanbul Ankara İzmir ve Samsun gibi Büyükşehirlerdeki merkezlerde bulunmaktadır.
Bir dövmenin lazer ile silinmesine karar verilirken dövmesi olan kimse bu konuda doktorundan mutlaka ayrıntılı bilgi almalı ve kafasında mevcut olan her soruyu da doktoruna sormalıdır.
Lazer ile dövme tedavisi kaç seans gerektirir ve hangi sıklıkta yapılmalıdır?
Lazer İle dövme sildirmenin yan etkileri yada sakıncaları var mıdır?
Lazer İle dövme silmenin diğer yöntemlere kıyasla avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Bu ve buna benzer soruların cevabını da bir başka yazımızda cevaplandırmamız yararlı olacaktır.
Diş macunları günümüzde diş hekimliği alanı içerisinde sadece estetik amaçlarla değil içerdiği etken maddeler sayesinde nerdeyse bir ilaç gibi kullanılır preparatlar haline gelmiştir.Burada bilinmesi gereken bu etken maddelerin ne işe yaradığı ve ona göre diş macunu kullanımıdır.
Toplumlarda insanların çoğu dişlerini fırçalarken genelde estetik amaçlı dişlerini fırçalamaktadırlar. Burada da bakarız ki genelde hep ön grup dişler arka gruba göre daha iyi fırçalanmaktadır . Bunun sebebine gelince görülmüştür ki: bunun nedeni ön dişlerin arka dişlere göre daha kolay fırçalanabilir konumda olmaları değil kişilerin estetik olarak ön dişlerinin daha güzel görünmesinin olduğu için dişlerini fırçaladığı saptanmıştır. Diş Hekimliği araştırıcılarıda bu tür sonuçları tesbit ederek diş macunlarının içerisine tedavi edici ajanları katmaya başlamışlardır
İyi Bir Diş Macunu Nasıl Olmalıdır?
Bakteri plağını temizleyebilmeli yumuşak aşındırıcılar ihtiva etmeli tüm bileşenleri zararsız olmalı higroskopik olmalı ağız mukozasında irritan etki göstermemeli çürük önleyici etkide hoş kokulu homojen olmalı ve herkesin alabileceği uygun fiyatta olmalıdır.
Bir Diş Macununun İçerisinde Neler Olmalıdır?
Mekanik temizleyiciler tatlandırıcılar koku maddeleri köpük yapıcı ajanlar nemlendiriciler ve özel katkı maddeleri olmalıdır
Burada koruyucu diş hekimliği alanı içerisine özel katkı maddeleri girmektedir.
Çeşitli firmalar bu noktada diş macunlarının içerisine sodyum florür stronsiyum florür
gibi maddeler ilave ederek diş çürüğünü azaltmaya yönelik çalışmalara yönelmişlerdir Hatta florürün etkisinide arttırmak için yapay tatlandırıcı olarak bildiğimiz xylitol ü de ilave etmişlerdir. Bunun yanında macunlara abrazivler yani aşındırıcılarda ilave edilmiştir ve aşındırıcıların oranı diş macunları içerisinde yaklaşık %40-50 ye yaklaşmaktadır ve her macun içerisinde bu aşındırıcı partiküllerin büyüklükleri ve özellikleri farklı olabilmektedir.Bu noktada görülmüş ki senelerce aynı diş macunu ve aynı tip fırça kullanan insanlar ile farklı diş macunu ve farklı diş fırçası kullanan insanların diş yüzeylerindeki zamana bağlı aşınma derecelerine bakılmış :aynı tip macun ve aynı tip fırça kullanan insanlarda diş mine yüzeylerinde daha çok aşınma olduğu tesbit edilmiştir.
Sonuç:: Biz Diş Hekimleri olarak bize gelen hastalarımıza hangi diş macunu kullanmalıyız? Gibi bir soruyla karşılaştığımızda ilk önce içerisinde çürüğü önleme açısından florür içeren bir diş macunu sonra o insanın ağız yapısına uygun olan uygun katkı maddeleri içeren macunları önermeliyiz
PRP (PLATELET RİCH PLAZMA ) ZENGİNLEŞTİRLMİŞ PLAZMA TROMBOSİT TEDAVİSİ
Modern tedavi tekniklerinin gelişmesiyle birlikte günümüzde Plazma tedavisiyle
kırışan, yıpranan, sarkan cilt dokusu artık bu dokuyu genç ve nemli tutan kollajenlerin üretiminin tetiklenmesiyle yenilenebilir. Kişinin kendi kanından elde edilen plazma yüze ve vücuda nakil ediğinde kök hücreleri uyararak kırışıklıkların giderilmesinden, yaraların iyileşmesine ve saç dökülmesine kadar alternatif bir yöntem olarak kullanılır. Hiçbir alerji riski taşımayan bu tedavide kendi kanınızdan elde edilen zenginleştirilmiş trombosit süspansiyonu uygulandığı sahada büyüme faktörlerini aktive ederek kök hücreleriyle yenilenip zamanı geriye döndürmek ve bebeksi cilde sahip olmak artık hayal olmaktan çıkmaktadır.Bu tedavinin kök hücre tedavilerden farklı olarak en önemli özelliği hücrelerin klinik ortamlarda çoğaltılıp sonradan aktive edilmemesi ve kişinin kendi damarından alınan az miktardaki kanın elemanlarına ayrılarak elde edilen plazmanın sorunlu bölgeye küçük miktarlarda yedirilerek uygulanması esasına dayanan yöntem kök hücreleri aktive ederek deride kollajen tabakayı uyararak cildin yenilenmesini sağlamasıdır. Son derece kolay uygulanan bu tedaviden hemen sonra günlük hayatınıza devam edebilirsiniz
PRP Plazma tedavisi yönteminde, hastanın kendi kanı alınarak; 8-9 dakika boyunca 1500-3000devir/dakika santrifüj edilir. Santrifüj sonucu, kırmızı kan hücrelerinden ayrışan plazma kısmı, mezoterapi veya dolgu yöntemi ile cilde uygulanır. PRP yönteminde elde edilen bu plazma yoğun trombosit (pıhtı hücreleri) içerir.Burada ortalama 1 cc plazmada 1 milyon trombosit bulunur. Ortamda bulunan lökositler (beyaz kan hücreleri) ve aktive olmuş pıhtı hücreleri, büyüme faktörleri salgılayıp kök hücrelerin aktive edilmesini sağlar. Böylece cildin dokusunda yenilenme meydana gelir. Bu yöntemin en önemli avantajı hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve kesinlikle herhangi bir alerji riski taşımamasıdır
Tedavi süresi
Ortalama 2 ile 4 haftalık aralıklarla yapılacak 2-4 arası tedavi seansı önerilir. Elbette hastanın ihtiyacına göre seanslar değişiklik gösterebilir. Klasik tedavi; 3 ay boyunca ayda 1 kez uygulanmasıdır. Her uygulama 15-30 dakika sürer.İster dermaroller le cilde direk uygulanırken sac ekiminde ekim yapılan alana enjekte edilerek yada dolgu olarak hastadan alınan yağ ile beraber dolgu alanına yada diğer dolgu maddeleriyle beraber enjekte edilebilir.Burada aktive olmuş trombositler ve lökositler büyüme faktörlerinin salgılanmasını başlatarak kök hücrelerini bu bölgeye çeker ve çoğalmalarını tetikler.O bölgede hücre yenilenmesi olur . Hastaya yapılan otojen doku nakilleri varsa(örn. Saç ekimi yağ enjeksiyonu kemiklerdeki deformitelerin doldurulması vb) bu dokuların tutması daha sağlıklı hale gelir
Tedavinin sürekliliği için yılda 1 kez tekrarlanabilir.
PRP uygulamasının en güzel yanlarından biride hastanın kendi kanından elde edildiği için herhangi bir hastalık bulaşmaması, ve alerjik reaksiyonların görülmemesidir.
.
PRP’de lazer, ışık tedavisi, dolgu enjeksiyonu veya Botox uygulaması ile birleşmesi önerilebilinir mi?
Hayır, eşzamanlı tedavi olarak uygulamak mümkündür. PRP uygulaması deri yenilenmesi sağlaması nedeniyle lazer veya ışık tedavisinden sonra yapılabilir. Bununla birlikte PRP ile dolgu veya Botox uygulamasının birleştirilmesine yönelik deneyim mevcut değildir. Uygulamanın dolgu uygulaması ile birleştirilmesi sakıncalı görülmemekle birlikte ; Botox uygulaması ile birleştirilmesi önerilmez.
Kontrendikasyonları:
1- tip I diabet
2- Lupus eritamatozis
3- Hasimato tiroidi
4-Spondilit gibi rahatsızlıklarda uygulanmamalıdır. tip II diabette uygulanabilir.
Nice sağlık mutluluk dolu günlerin sizlerle olması dileklerimle;
Dr Dr.Suhan SUNGUR
Vizajizm nasıl uygulanır?
İlk olarak hastanın yüzünün fotoğrafı çekilir
Hastayla kendi temel karakteri özellikleri ile ne istedigine dair arzu ve isteklerini ifade eden bir görüşme yapılır
3 boyutlu gülüş tekniği ile hastalar kendilerine uygun seçeneğe doktorlarıyla ortak karar verirler Gerekirse yüzünde 3 boyutlu görünütüsü üzerinde plastik cerrahlada konsültasyon yapılarak uygun alternatifler tesbit edilir bu bir harmonizasyondur. tek başına bir dişin diş tek basına bir burunun yada tek basına bir kepce kulağın duzeltilmesi bazen yeterli olmayabilir
Hastalar hakkında elde edilen tüm bilgiler yapılacak tedavide kullanılır.sonuç tüm ekiple hastayla paylasılır...
Haute couture' (kişinin özel beğenisine göre tasarlanmış, özel tasarım elbise anlamına gelen ve Fransızca'dan gelen bir moda terimidir. Tam karşılığı ise "ısmarlama"dır. ) calışmalarına benzetebiliriz
Bu calısmalar gösteriyorki estetik diş hekimligininde diş hekimliğinin icerisindeki diger bilim dalları gibi zaman icerisinde başlıbaşına bir bilim dalı olacağını; ve içerisinde hani yemeğe katılan bir tutam tuz yada bir ressamın tuvaline vuracağı son bir fırça darbesi gibi gülüşümüze yüzünüze katılacak bir rötuşun bile bize nasıl bir anlam kazandırdıgının farkında olmamızı saglayacaktır.
Sonucta.... yeni gelisen kişiye ozel vizajizm kavramı ;yuz uygulamaları: protezler; icerisinde ;diş doktorunun plastik cerrahın hastanın labratuvarın hemsirenin vb tum bu konuda calısanların katkısını içeren bir multidisipliner yaklaşım olduğu....burada amaç klasik standart herkeste aynı olan seyleri fabrika gibi yaratmak uygulamak aynı görünüşe sahip kişiler ordusu oluşturmak yerine ;kisinin mizacına yapısına ruh haline uygun onu o yönde motive edecek calışmaların ortaya çıkartılmasının sağlanmasıdır.
Tum güzelliklerin sizinle beraber olmasını dilerim
Saygılarımla;
Eğer kahkahalarınızı dudaklarınızın arasında kısıtlayan şey dişlerinizdeki renk bozukluğuysa sadece birkaç saatte/günde bundan kurtulmak elinizdedir. Beyazlatma işlemi özel olarak hazırlanmış bir jelin dişler üzerine sürülmesi ve çoğu teknikte bir ışık kaynağı ile reaksiyonun hızlandırılması şeklinde olur. Beyazlatma işleminin mekanizması bir oksidasyon-redüksiyon tepkimesi şeklindedir. Kullanılan maddeler oksijen açığa çıkarır.Dişlerde renkleşmeye neden olan maddeler renksiz substanslar ile yer değiştirir ve beyazlama meydana gelir.
Beyazlatma işlemi öncesinde,beyazlatma uygulanacak dişlerde herhangi bir çürük,dişeti çekilmesi,dişeti iltihabı,dişlerde aşınma olmamalıdır.Bu gibi durumlarda önce gerekli tüm tedaviler yapılır daha sonra beyazlatma işlemine geçilir.Beyazlatma işlemi öncesinde renkleşmenin sebebi belirlenmelidir.Hangi tip beyazlatmanın uygulanacağı buna göre seçilir.
Canlılığını yitirmiş dişlere uygulanır.Dişler daha öncesinde bir travmaya maruz kalmışsa veya kanal tedavisi sonrasında renkleşme meydana geldiyse dişlerin içine jel konulması yöntemiyle beyazlatma sağlanır.%35'lik perhidrol kanal tedavisi uygulanmış dişe yerleştirilir ve belli periyotlarla değiştirilerek yeterli beyazlık sağlandığında işleme son verilir.
Hekim tarafından dişlere sürülen beyazlatma patının ışık kaynağıyla aktiflenmesiyle uygulanır. Uygulanan jel süperoksol kostik bir maddedir. Bu yüzden çevre yumuşak dokularda geri dönüşümlü lekelenmeler oluşabilir.Bu nedenle işleme başlamadan önce dudaklar izole edilir ve dişetleri ışıkla sertleşen özel bir bariyerle örtülür.
Normal ışık cihazıyla yapılan beyazlatmalarda seanslar yaklaşık 30-45 dakika sürer ve sonuç hemen gözlenebilir.Tedavinin süresi dişte hasar meydana getirmeyecek ölçüde hekime ve hastanın istediği beyazlık derecesine bağlıdır.2 gün arayla bazen yaklaşık 3 seans gerekebilir
Işık cihazının lazer olduğu durumlarda ise yaklaşık 1 saat süren seans sonucu tek seferde sonuç alınır.
Beyazlatma işleminin dolgular ve kaplamalar üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.Bu nedenle elde edilen diş rengine göre yenilenmeleri gerekir.Beyazlatma işlemi zamana ve hastanın alışkanlıklarına bağlı olarak geri dönen bir işlemdir.Bu nedenle belli aralıklarla yenilenmesi gerekir.
Hasta ve hekim tarafından uygulaması gayet basit olan bu işlemin uzun vadede hiçbir komplikasyonu bulunmamıştır. Bu nedenle gülüşümüzü saklamak yerine böylesine kolay bir işlemle elde edilebilecek pırıl pırıl bir gülüşü sergilemek hepimizin hakkıdır.Nice saglık sıhhat mutluluk dolu gülümsemelere..
Yüz estetiğinin bir parçası olan dişlerin kaybı psikolojik ve sosyal problemlere neden olmasının yanı sıra beslenme, sindirim sorunları ve konuşma bozukluklarına da yol açmaktadır.
Diş eksiklikleri doğal dişlere bağlı köprü protezleri veya çıkarılıp takılan hareketli protezler gibi klasik yöntemlerle tamamlandığı gibi implant destekli protezlerle de yapılabilir.
Tek diş eksikliklerinin implant ile tedavi edilmesi, köprü ile restore edilmesine göre daha koruyucu bir tedavi şeklidir.
Köprü protezi yapılabilmesi için sağlıklı dişlerin küçültülerek üzerlerinin kaplanması gerekecektir ve bu köprünün belirli aralarla değiştirilmesi ekonomik olarak da bir yük getirecektir. Bunun yerine eksik diş veya dişlerin boşluğuna yerleştirilecek implantlar sayesinde yandaki dişlerde herhangi bir işleme gerek kalmadan yani sağlıklı dişlere zarar verilmeden tedavi edilebilir.
Eğer ağızda hiç diş kalmamışsa bulantı refleksi ve protezin tutuculuğunun yeterli olmaması nedeniyle hareketli protez kullanılamıyorsa implant destekli protezler hastaya konforunu iade etmektedir.
Üzerine protez yapılacak olan implantların ağız içi görüntüsü
İmplant multi disipliner bir yaklaşımla yapılır. İmplantı çene kemiği içine yerleştirecek cerrah veya diş hekimi uzmanı ile implant üstü protezi yapacak protez uzmanı birlikte çalışırlar.
İmplant ileri derecede kontrol edilemeyen diyabet gibi bazı sistemik hastalıkları olan kişilerin dışında herkese uygulanabilir. İmplantlar titanyumdan doğal diş kökü şeklini taklit ettikleri için doku uyumludurlar ve herhangi bir alerjik ve toksik rahatsızlığa neden olmazlar.
Muayene aşamasında detaylı bir ağız içi muayene ile dişetleri, alt ve üst çenenin ve dişlerin birbirleriyle ilişkileri gibi durumlar incelenir. Ölçü alınarak alçı modeller üzerinde de çalışılır. Klasik radyografilerin yanı sıra komplike vakalarda üç boyutlu tomografi alınarak özel bir cihazda çenenin aynı ölçüde modeli elde edilerek implantların yerleştirileceği bölgeler en az hatayla planlanır. Planlama ve bu planlamanın sonrasında yapılacak tedavi detayları hastalarla detaylı olarak konuşulur.
İyi bir tedavi için doğru bir planlama kuşkusuz en başta gelir. Daha sonrasında yapılacak operasyonun da yeterli ekipman ve deneyimli bir ekip tarafından yapılması kuşkusuz çok önemlidir. İmplantlar diğer diş tedavileri gibi lokal anestezi ile uygulanır. Fakat bazı vakalarda çene kemiğinin yeterli olmadığı ve greft dediğimiz doku ilavesinin gerekli olduğu uzun operasyonlarda veya aşırı stresli hastalarda genel anestezi veya sedasyon altında konforlu bir şekilde operasyon yapılır.
Ameliyattan sonra osseointegrasyon denilen implantın kemik yüzeyine bağlanması için bir süre beklenir. Bu süre kemiğin yapısına göre değişir. Genelde üst çene için 4 -6 ay alt çene için 3 -4 ay yeterlidirBu süre tamamlandıktan sonra üst yapı yapılır. Operasyondan sonra protezler yapılıncaya kadar estetik ve fonksiyonun devamı için geçici protezler yapılır.
Doğallıktan uzak, abartılı form ve renklerdeki yapay dişler, ilk bakışta amatör bir göz tarafından bile hemen farkedilir. Bu nedenle estetik diş hekimliğinde, titiz bir hazırlık ve planlama evresi gereklidir.
Klinik ve Radyolojik Muayene: Estetik çözümlere geçmeden önce ağız ve diş sağlığının değerlendirilmesi amacıyla genel bir ağız ve diş muayenesi yapılır. Hastanın tüm ağız rontgeni (Panoramik röntgen) alınarak nasıl bir yol izleneceğine karar verilir.
Model: Üst ve alt çeneden ölçüler alınarak dişlerin ve çevre dokuların modeli elde edilir. Ve modeller üzerinden değerlendirme yapılır.
Hastadan alınan fotoğraf ve modeller üzerinde dişlerin ve diş etlerinin estetik açıdan sorunlu olan bölgeleri tüm yüz bölgesi dü şünülerek değerlendirilir. Bu değerlendirmeler sırasında hastaya kendi fotoğrafları ve modelleri üzerinde estetik açıdan sorunlu olan sahaları gösterilir, sorunların nasıl giderilebileceği konusunda bilgi verilir ve hastanın estetik düzenlemesi ile ilgili tedavisinin planlaması yapılır. Eğer mevcut estetik sorunların gide-rilebilmesi için kapsamlı bir tedaviye ihtiyaç duyuluyorsa, diş eti hastalıkları ve ortodonti uzmanlarıyla beraber gerekli konsültasyonlar yapılır. Hastanın da beklentileri doğrultusunda yüz ve dudak yapısına uygun yeni bir gülüş tasarlanır. Ağzından alınan ölçüler ile laboratuvar ortamında oluşturulan modeller üzerinden tasarlanan gülüş hastaya gösterilebilir. Ayrıca önceden yapılmış gülüş tasarımları ile ilgili fotoğraflar da gösterilir. Bu sayede hasta benzer sıkıntıları yaşamış olan kişilerin ilk hallerini ve tedavi sonrasında elde edilen sonuçları görebilir.
Güldüğümüzde diş boylarının kısa olması nedeniyle diş etlerinin aşırı göründüğü veya dişetlerinin asimetrik olduğu durumlara sıkça rastlarız. Bu gibi durumlarda diş eti hastalıkları uzmanlarının yapacağı basit bir müdahale ile diş boyları uzatılabilir veya diş eti simetrik hale getirilebilir. Diş eti armonisi sağlandıktan sonra gerek duyulduğu hallerde protez uzmanlarının yapacağı müdahalelerle dişlerde çeşitli estetik düzenlemelere gidilebilir.
Diş rengi doğuştan koyu olan veya sonradan çeşitli nedenlerle diş rengi sararmış hastalarda uygulanabilir.
İki şekilde uygulanır:

1-PRP (Platelet Rich Plasma-Plateletten Zangin Plazma) Uygulaması hakkında Bilinmesi Gerekenler
PRP uygulaması plateletten zengin plasma veya trombositten zengin plasma olarak adlandırılan; kişinin kendi kanından özel setler ve işlemler ile ayrıştırılan plateletten zengin plasma kısmının, kişiye tekrar uygulanması olarak tanımlanır. Estetik amaçla yapılması durumunda cilde ve saçlı deriye küçük iğneler ile uygulamalar yapılmaktadır. Halk arasında tam olarak karşılığı olmamakla birlikte kök hücre tedavisi olarak tanımlanmaktadır.
PRP uygulaması çok uzun yıllardır, tıbbın birçok dalında özellikle ortopedi, spor hekimliği, plastik cerrahi, diş hastalıklarında ve veterinerlikte kullanılmaktadır. Estetik amaçla PRP uygulaması tüm dünyada 2-3 yıldır, Türkiye de 1 yıldır, hekimler tarafından yapılmaktadır.
PRP uygulaması kısaca kişinin kendi kanı ile estetik yönden iyileştirilmesidir.
İnsan vücudunda dolaşan kan içersinde eritrositler (alyuvarlar), lökositler (akyuvarlar) ve plateletler (trombositler) mevcuttur. İnsan vücudunda bir hasar veya yara meydana geldiğinde trombositler ve lökositler, hasar olan bölgeye göç ederler.Hasarlık bölgede salgıladıkları büyüme faktörleri ile hasar ve yaranın hızla iyileşmesini sağlarlar.
PRP uygulamasında da insan vücudunun bu hasra karşısında vermiş olduğu tedavi etme yeteneği harekete geçirilerek, estetik yönden iyileşme amaçlanır.Vücudun hasar varmış gibi cilt altında hasar düzeltme mekanizmaları harekete geçirilir.
PRP uygulaması prosedüründe özel işlemler ile kandan ayrıştırılan plateletler, kanın sıvı kısmı olan plasma içersinde sıkışmış olarak bulunacaktır.Plateletler normal kana göre daha az plasma kısmı içersinde bulunacağından, göreceli olarak normal kandaki sayısının (kanda normal seviyede 150,00-450,000 adet/ml bulunur), birkaç katı kadar sayıda (yaklaşık 1 milyon adet/ml) bulunacaktır.BU sayede az miktardaki plasma içersinde normalin birkaç katı platelet sayısı cilt içersinde verilebilecektir.
Kişi kanından ayrıştırılan plateletler, ince iğneler ile cilt altına ve veya saçlı deriye uygulandığında, sanki o bölgede hasar varmış gibi davranacak, bölgede büyüme faktörleri ve iyileştirici faktörleri salgılayarak, uygulama bölgesinde iyileştirici rol oynayacaktır.
PRP uygulaması saçlı deriye yapıldığında; saç kökleri etrafındaki damarlanmayı artıracak,saç köküne daha fazla miktarda kan, oksijen, vitamin taşınmasına olanak sağlarken; salgıladığı büyüme faktörleri ile saç kökü hücrelerini uyaracak, saç köklerinin saç üretim süreçlerini hızlandıracak ve saçların daha sağlıklı hale gelmesini sağlayacaktır.Saç dökülmesi olan bölgede , büyüme faktörlerinin saç köküne olan etkisi ile saç sökülmesi duracaktır.
Saçlı deride PRP uygulaması tamamen dökülmüş olan saçların tekrar çıkmasını sağlayamayacak; güçsüz, kırılmış, hasarlı saçları ve saç üretimi yeteneği durmuş olan saç köklerini uyararak, saç dökülmesini durduracak, saçların daha parlak, canlı görülmesini sağlayacaktır.PRP uygulaması sonrası ince güçsüz saç tellerinin canlanması ve kalibrasyonu artacağı için hastalar yeni saçlar çıkmış hissine kapılabilirler.
PRP uygulaması cilde yapıldığında; zaman içersinde cilt altında oluşan bazı dokuların kayıplarına bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklık ve çökmelerin olduğu bölgede,hasar iyileştirme mekanizması ile iyileşme sağlayacaktır.Uygulama bölgesinde salgıladığı büyüme faktörleri vasıtası ile destek dokudaki kayıplara bağlı ortaya çıkan kırışıklık ve çökmelerde iyileşme görülecektir.
Zaman içersinde cilt destek dokusu kolojen miktarında azalma ve kırılmalara bağlı olarak ortaya çıkan cilt sarkmalarında, bölgeye uygulanan plateletlerin salgıladığı büyüme faktörleri ile kollojenlerin yeniden yapılandırılması sağlanacak; cilt elastikiyetinin artması ve cilt sarkmalarının düzelmesi sağlanacaktır.
Cilt lekelerinde PRP uygulaması ile; plateletlerin salgıladığı büyüme faktörleri (MGF) ile ciltte renk oluşumunu sağlayan melanin hücrelerinin çalışma sistemini normal sınırlarda tutarak, cilt lekelerinin tedavisini sağlayacaktır.
Skar ve çatlaklarda PRP uygulamasında; ciltte herhangi sebep bağlı olarak ortaya çıkmış olan çatlaklar, izler, sivilce izleri,skarlar gibi lezyonların etrafında yara iyileştirici mekanizma ile çalışan plateletler, salgıladığı büyüme faktörleri ile lezyonların küçülmelerini daha az görünür hale gelmelerini sağlayacaktır.
2-PRP Uygulaması nasıl etki eder?
PRP uygulamasında; özel prosedürlerle elde edilen plateletten zengin plasma cilt içersine ve saçlı deriye verildiğinde; salgıladıkları büyüme faktörleri ile uygulama bölgesinde hasar iyileştirme mekanizmasını başlatırlar; verilen plasma da normal kandaki sayının birkaç katı sayıda platelet kullanıldığı için, normal kan ile oluşan iyileşme mekanizmasından daha etkili, daha hızlı, daha erken iyileşme sonuçları görülecektir.
Plateletler içersinde bulunan büyüme faktörleri;
PDGF(Platelet derived growth factor)- hücre büyümesi,kan damarı tamiri ve oluşumu, colojen üretimi
FGF(Fibroblast growth factor)-doku tamiri, cologen ve hyaluronic acid üretimi
EGF(Epithelial growth factor)-epitel hücre yapımı, yara iyileşmesi
TGF-beta-epitel ve damar epitelyum yara iyileşmesi
VEGF-yeni damar endotelial hücre üretimi
Plateletler den salınan büyüme faktörleri, uygulama bölgesinde hasra iyileştirici mekanizmaları harekete geçirerek, saçlı deri ve veya ciltteki sorunların iyileştirilmesinde görev alırlar.
3-PRP uygulaması kimlere uygulanır?
PRP uygulaması saçlı deride, saç dökülmesi, saçlarda kırıklık, cansızlık mat görünüş şikayeti olan kişilerde başarılı sonuçlar göstermektedir. Aynı zamanda cildin zaman içersinde azalan destek dokuların sonucu olarak ortaya çıkan kırışıklık, sarkma, cilt lekeleri sorunlarında oldukça etkin tedavi sonuçları sağlamaktadır.
PRP uygulaması saçlı deride saç dökülmesini durdurması yanında, saç köklerinin uyararak saç büyümesinin aktive eder.ince tüy şeklinde olan saçların büyümeleri aktive edildiğinde daha kalın, sağlıklı saç görünümüne kavuşurlar.
Saçlı deride cansız, parlaklığını yitirmiş,kırılmış, kuru, ince saçların saç kökleri büyüme faktörleri ile aktive olarak; daha canlı,parlak,sağlıklı saç görünümü PRP uygulamasının sonuçlarıdır.
PRP uygulaması ile zaman içersinde tamamen dökülmüş olan saçların yeniden çıkmasını sağlamaz, fakat PRP uygulaması sonucunda, mevcut saçların daha sağlıklı olması, dökülmenin durması, saçların daha sağlıklı hale gelmesi sağlanır.Ayrıca PRP uygulaması sonrası mevcut saçların kalibrasyonlarındaki artış, parlak ve canlı görünüm saçlarda sıklaşma ve yeni saçların çıktığı görünümü hissedilebilmektedir.
PRP uygulamasının saçlı deriye uygulanması en sık yapılan uygulamalardandır.
Zaman içersinde cilt altı destek dokuların azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan cilt elastikiyetinin azalması, kırışıklar, sarkmalar da PRP uygulaması başarılı sonuçlar sunmaktadır.
PRP uygulaması üst yüz bölgesinde alın, göz kenarı kırışıklıklarında, gözaltı çökmelerinde, elmacık kemiği çökmelerinde ve sarkmalarında başarı ile uygulanmaktadır.
Orta ve alt yüz bölgesinde burun kenarı çökmelerinde, çene köşeleri sarkmalarında, gıdı bölgesi sarkmalarında, boyun ve dekolte kırışıklık ve sarkmalarında PRP uygulaması sonucunda etkin sonuçlar alınmaktadır.
Ayrıca tüm vücut bölgelerinde kol sarkmaları, iç bacak sarkmaları, iç diz sarkmaları, karın bölgesi sarkmalarında PRP uygulaması yapılmaktadır.
Hamilelik, yaşlılık, güneş sebebi ile oluşmuş cilt lekelerinde ve ciltte oluşmuş skarlar, izler, çatlaklar da PRP uygulaması diğer uygulamaların daha ötesine geçmiştir.
4-PRP uygulaması hangi bölgelere uygulanır?
PRP uygulaması
• Saçlı deride; saç dökülmesi, saç kırıklıkları, cansız kuru ince saçların tedavilerinde
• Tüm yüz bölgesinde;alın, göz kenarı, burun kenarı kırışıklıklarında, sarkma ve çökmelerde, cilt lekeleri ve izlerin tedavisinde
• Boyun ve dekolte bölgesinde; kırışıklık,sarkma ve lekelerin tedavisinde
• Üst kol,karın,iç bacak,diz bölgeleri kırışıklık, sarkma, çatlak ve lekelerin tedavilerinde
• Tüm vücutta görülen sarkma, çatlaklar,izler,lezyonların giderilmesinde
başarı ile uygulanmakta, uygulama sonuçları tatmin edici düzeyde bulunmaktadır.
5-PRP uygulaması nasıl yapılır?
PRP uygulaması hastadan kan alımı işlemi ile başlar. Hastanın kolundan özel infüzyon seti ile (kan alma seti), 20 cc (yarım çay bardağı kadar)kan özel PRP hazırlama tüplerine alınır.
PRP hazırlama tüplerindeki kan özel santrifüj işleminden geçirilerek, plateletten zengin plasma kısmı ayrılır.Hastadan alınan 20 cc lik kandan yaklaşık 3 cc plateletten zengin plasma elde edilir.
Elde edilen plateletten zengin plasma enjektöre çekilerek, mezoterapi de kullanılan ince iğneler vasıtası ile cilt altına uygulanır. Uygulama da cilt ve saçlı deride ihtiyaç olan yerlere dolgu uygulamaya benzer olarak derin deri kısmına ve veya napaj (noktasal küçük dokunuşlar) yöntemi ile derinin yüzeysel tabakasına plasma verilir.
PRP uygulaması aynı zamanda dermaroller adı verilen(üzerinde çok ince iğnelerin olduğu, kendi etrafında dönen dairesel ürünler) ekipmaları ile birlikte uygulanabilir.Uygulama sonrası yüze maske uygulaması ile PRP uygulamasının etkinliği artırılabilir.
PRP uygulaması tek başına uygulanabildiği gibi bazı durumlarda, farksiyonel lazer cihazları ile birlikte uygulanarak kırışıklık, cilt sarkmaları çatlak ve lezyonların tedavisinde daha etkili ve hızlı sonuçlar elde edilmesi amaçlanır.Özellikle yüz bölgesi gençleştirme, sarkma ve kırışıklık tedavilerinde, cilt lekesi tedavilerinde, cilt çatlak, skarlar, iz tedavilerinde PRP uygulamasının Fraksiyonel lazer uygulaması ile birlikte yapılması tüm dünya hekimleri tarafından çok başarılı sonuçları nedeni ile önerilmeltedir.
6-PRP uygulaması güvenlimidir?
PRP uygulamasında kullanılan infüzyon setleri(kan alma setleri) ve PRP hazırlama tüpleri, sadece bu amaç uygulamalar için üretilmiş olan uygulama setleri şeklinde kullanılır. Uygulama setleri içersinde uygulama sırasında ihtiyaç olabilecek tüm malzemeler bulunmaktadır.
PRP uygulaması kapalı sistem içersinde hazırlanan plateletten zengin plasma ürünü ile yapılır, yani hastanın kanı dış ortamla ve başka malzemeler ile temas etmez. Hastanın kanı tek kullanımlık steril infüzyon setleri vasıtası ile yine tek kullanımlık steril vakumlu PRP hazırlama tüplerine alınır.
Santrifüj işlemi sonrası elde edilen plateletten zengin plasma tek kullanımlık steril enjektörlere çekilerek kullanılır.Tüm bu işlemler sırasında hasta kanı ve hazırlanan plasma dış ortamla temas etmez.
Uygulamalar sonrası kullanılan tüm malzemeler imha edilir.PRP hazırlama setlerinin tekrar kullanılması teknik olarak mümkün değildir.
PRP uygulaması, yukarıda anlatıldığı gibi kapalı sistem prosedürler ile elde edilen plasma kullanılarak yapıldığı için;
Uygulamada kan ile hastalık bulaşma riski yoktur. AIDS, Hepatit vb gibi kan ve kan ürünleri ile bulaşan hastalıkların PRP uygulamasında bulaşma riski söz konusu değildir.
PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.
7-PRP uygulaması ağrılı mıdır?
PRP uygulamasında plateletten zengin plasmanın cilt içersine verilirken kullanılan iğneler, mezoterapi uygulamalarında da kullanılan çok ince iğnelerdir. İğnelerin çapları 30G veya 27 G olabilir, uzunlukları değişmekle birlikte 6mm, 16mm veya daha uzun olabilir.
PRP uygulaması sırasında duyulan ağrı hissi; hastalar tarafından genel olarak ‘’hafif’’ olarak nitelendirilmektedir.
PRP uygulaması sırasında hastalar ciltlerinde çok ince iğnelerin girişlerini hissedebilmektedirler. Ağrıya duyarlı ve hassas hastalarda, uygulama sırasında ağrı duyusunu azaltıcı önlemler(kremler, soğuk uygulama…) ile duyulan ağrı hissi oldukça azaltılabilmektedir.
PRP uygulaması sırasında ciltte hafif sıcaklık, hafif yanma hissi ve gerilme hissi duyulabilmektedir.
8- PRP uygulamasının yan etkileri nedir?
PRP uygulamasında yan etkiler görülme riski hastanın kendi kullanıldığı için oldukça düşüktür.
Uygulama iğle ile yapılan uygulamalar grubunda bulunduğu için; iğnenin cilde giriş tekniğine bağlı olarak bazı yan etkiler görülebilir. İğne uygulamasına bağlı olarak bazı noktalarda küçük morarmalar görülebilir, bu morarmalar küçük çaplı olup birkaç gün içersinde tedaviye gerek duyulmadan iyileşir. Morarmaların iyileşme sürecini kısaltmaz için hekim tarafından bazı ürünler önerilebilir.
PRP uygulaması sırasında ciltte hafif kızarıklık görülür, ciltteki kızarıklık herhangi bir tedaviye gerek duyulmadan 30-40 dk içersinde kendiliğinden kaybolacaktır.uygulama sonrası ciltte hissedilen gerilme hissi 1-2 saat içersinde kaybolacaktır.
PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.
PRP uygulaması hekim tarafından yapılması gereken uygulamalar grubundadır.
9-PRP Uygulaması seans sayısı ve süresi nedir?
PRP uygulaması estetik yaklaşımla 2 amaca yönelik yapılmaktadır.
a- Belirlenmiş bir sorunu ortadan kaldırmaya yönelik olarak (ciltte oluşmuş sarkmaların düzeltilmesi, cilt kırışıklıklarının, cilt lekelerinin giderilmesi, skar ve çatlakların giderilmesi, saç dökülmesinin durdurulması, yeni saç gelişimin uyarılması…)
b- Mevcut durumu korumak, cildin zaman karşısındaki deformasyonunu önlemeye yönelik olarak.
PRP uygulaması belirli bir sorunu ortadan kaldırmaya yönelik amaçla yapılıyor ise ; genel olarak 1 aylık aralarla 2-3 seans uygulanır.Seanslar sonrasında belirlenmiş sorunlarda gözle görülür iyileşmeler beklenir.
PRP uygulaması sonrası etkileri uzun süreli olarak devam edecektir, etkilerini devam etmesini ve cildin zaman karşısındaki deformasyonunun önlenmesi amacıyla yılda 1 seans PRP uygulaması önerilir.
Genel tedavi protokolleri uyarında hastalara sorunların çözümü amacıyla 1 ay aralıklar da 2-3 seans PRP uygulaması sonrası, yılda 1 seans idame PRP uygulaması önerilmektedir.
10-PRP uygulaması seans ücretleri nedir?
PRP uygulamasında ücretlendirme seans ücreti olarak belirlenir.
PRP uygulaması seans ücreti belirlenmesinde; uygulama bölgesinin genişliği ve kullanılan PRP hazırlama seti sayısı önem arz etmektedir. Hastanın ihtiyaçları doğrultusunda 1 PRP hazırlama tüpü kullanılabildiği gibi, bazı hastalarda uygulama bölgelerinin genişliğine göre 2 veya daha fazla sayıda PRP hazırlama seti kullanılabilmektedir. Genel olarak tüm yüz uygulamaları için 1 adet PRP uygulama seti yeterli olmaktadır.
11-PRP Uygulaması kimlere yapılmaz?
PRP uygulaması herhangi bir sebepten dolayı kandaki platelet sayısının normal değerlerinin (platelet normal sayıları ortalama 150,000-450,000/ml dir) altında olan kişilere yapılmaz. aynı zamanda kanser hastalarına yapılmaz.
Pıhtılaşma sorunu olan, kan sulandırıcı ve diğer ilaç alan kişilerin uygulama öncesi ilaç bilgilerini hekime iletmeleri gerekir.
12-PRP Uygulaması sonrası öneriler
PRP uygulaması klinik ortamında yapılan uygulamalardır, uygulama sonrası kişi bazı önerilerle sosyal hayatına dönebilir.
Uygulama sonrasında bölgede kızarıklık ve gerilme hissi olacak, tedaviye gerek duymadan kendiliğinden iyileşecektir.
PRP uygulaması sonrası bölgeye bazı yatıştırıcı özelliği olan kremler kullanılır. Uygulama bölgesinin 4-6 saat süre ile yıkanmaması, temizlenmemesi önerilir.
PRP uygulamasında napaj tekniği ve dermaroller kullanım ı sonrası cilt yüzeyinde mikro düzeyde delikler oluşur, uygulama sırasında cilt üzerinde kalan plateletten zengin plasmanın zamanla cildin derinlerine ulaşması için, 4-6 saat cildin yıkanmaması bu sürede plasmanın cildin derinlerine ulaşması amaçlanır.
PRP uygulama sonrası 12-24 saat makyaj ürünleri kullanılması önerilmemektedir.
PRP uygulaması sonrası 12-24 saat havuz, denize girilmemesi gereklidir

Güzel ve uzun kirpikler yüz estetiğinin en önemli parçası olup tüm kadınların hayalini süslemektedir. Güzellik sektöründeki yenilikler sayesinde artık doğal görünen uzun ve güzel kirpiklere sahip olmak oldukça kolay.
İpek kirpik diğer takma kirpiklerden farklı olarak tek tek takılır ve doğal sonuç alabileceğiniz şekilde kirpik anatomisine uygun olarak dizayn edilir. İpek kirpik uygulamasıyla rutin kontrol seansları sonrası uzun süreli doğal gözüken, güçlü ve dolgun kirpiklere sahip olursunuz. Normalde doğal kirpikleriniz 60-90 gün arasında düşer yenileri çıkmaya başlar. Dolayısıyla bu süre sonunda rütuş yapılmasında fayda vardır. Ayda bir kişiden kişiye değişmekle beraber dökülenlerin yerine yenileri eklenebilir. Bu uygulamadan sonra mascaraya ihtiyaç duymayacaksınız. Kirpik kılı büyüme siklusunuza göre dayanıklılığı değişen ipek kirpik kullanımı oldukça rahat ve güvenlidir. Yüzerken, uyurken, egzersiz yaparken ya da duş alırken bile rahatlıkla kullanabileceksiniz.