SAMSUN TIP MERKEZI
istanbul kliniğimiz
batum kliniğimiz
baku kliniğimiz
stuttgart kliniğimiz
Loading

boyun estetiği

Makalelerde ara

  • ÇENE ŞEKİL BOZUKLUKLARI
  • YÜZ ŞEKİL BOZUKLUKLARI
  • KRONİK İYİLEŞMEYEN YARALAR
  • BURUN ESTETİĞİ
  • MEME KÜÇÜLTME
  • KARIN ESTETİĞİ
  • LİPOSUCTION
  • YÜZ GENÇLEŞTİRME
  • GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ
  • DUDAK KALINLAŞTIRMA
  • KOL ESTETİĞİ (Brachioplasty)
  • ÇENE ESTETİĞİ
  • LAZERLER İLE LEKE TEDAVİSİ
  • LAZER İLE HEMANJİOM
  • DOLGU
  • ESTETİK AMELİYAT GÜNAHMIDIR?
  • ''SAKIN ESTETİK YAPTIRMAYIN!''
  • ESTETİK CERRAHİDE MALPRAKTİS VE KOMPLİKASYON LAR
  • OT İLE GELEN GÜZELLİK!
  • ESTETİK GÖĞÜS AMELİYATI KONUSUNDA BİLİNMESİ GEREKENLER
  • DİŞ HEKİMLİĞİNDE ESTETİK
  • Platelet Rich Plazma PRP UYGULAMALARI ve BİLLİNMESİ GEREKENLER
  • ESTETİK PROTEZ UYGULAMALARI
  • OZON TERAPİ
  • İMPLANTOLOJİ
  • PROTEZ
  • ESTETİK UYGULAMALAR
  • PRP HAKIINDA BİLİNMESİ GEREKENLER
  • DERMAROLLER
  • İPEK KİRPİK İLE KİRPİK UZATMA



  • ÇENE ŞEKİL BOZUKLUKLARI

    Çenelerimiz belki farkında değiliz ama günlük hayatımızda yaptığımız birçok faaliyetin olmazsa olmaz parçalarındandır. Yeme, içme, konuşma, duygularımızı ifade etmede yardımcı olma gibi birçok fizyolojik ihtiyaçların giderilmesinde çenelerimizi kullanmak zorundayız. Çene dendiği zaman tabiî ki kemik ve diğer yumuşak dokular birlikte değerlendirilir ama esas iskelet parçasının sorunları, neticede dışarıya olan yansıması nedeniyle son derece önemlidir.

    Çene bölgesi aynı zamanda insan yüzünün estetik görüntüsüne en fazla katkı yapan bölgelerinden birisidir. Çene alt ve üst olmak üzere 2 kısımdan oluşmakta olup üst çene hareketsiz olarak orta yüz bölgesinin ve kafatasının ilgili kemiklerine tamamen kaynaşmış durumdadır. Üst çene bu nedenle bağımsız olarak hareket kabiliyetine sahip değildir.

    Alt çene ise tek bir parça kemiğin çok özel bir yapılandırma ve şekilde diğer baş ve yüz kemiklerine monte edilmesiyle yukarıda sayılan görevlerin yerine getirilmesinde çok önemli bir rol oynar. Asıl hareketli olan alt çenedir.

    Kısaca çene bölgesi gerek yaptığı ya da katıldığı fonksiyonları itibariyle, gerekse yüzün estetik görüntüsüne olan katkısı nedeniyle son derece önemlidir.

    Birçok nedenden dolayı insanlarda çene gelişimi olumsuz olarak etkilenebilir ve neticede çenede farklı şekil bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu nedenler arasında;

    Ailesel nedenler,

    Genetik problemler nedeniyle farklı bozuklukları birlikte olduğu durumlar,

    Gebelik sırasında annenin geçirdiği hastalıklar yada alkol vs gibi nedenler,

    Doğum sırasında yada hayatın sonraki dönemlerinde çene bölgesine travma, enfeksiyon…vs en sık akla gelen nedenler arasındadır.

    Bu nedenler dışında çene gelişimin tamamlandığı 18-20 yaş sonrası dönemlerde karşılaşılan yüz yaralanmaları, kazalar, ateşli silah yaralanmaları, çenenin yine enfeksiyonları, kistleri, tümör yada kanserleri vs çenenin hem estetik ve hem de fonksiyonel problemlerini ortaya çıkarır.

    Bazen de kişilerin yüz üzerinde başka bir bölgesinin estetik yönden değerlendirilmesi sırasında çene bölgesinde bazı estetik kusurlar ortaya çıkarılabilir. Örneğin burun estetiği olmak amacıyla estetik plastik cerrahi kliniklerine müracaat eden bir çok kimsede uzman hekim yaptığı değerlendirme sonrasında problemin yalnızca burunda olmadığını aynı zamanda çenenin de estetik anlamda bir probleme sahip olduğunu ortaya koyabilir.

    O ana kadar çenesindeki problemin hiç farkında olmamasına rağmen plastik cerrahi uzmanının fark etmesiyle çenedeki estetik kusur fark edilir ve çoğu zamanda hasta ikna edilerek estetik burun operasyonu ile birlikte bir estetik çene operasyonu da beraberinde yapılır. Böylece yalnızca bir estetik burun operasyonu ile elde edilen pozitif kozmetik sonucun ötesinde çok daha iyi bir sonuç elde edilir ve kişinin yüzünde ortaya çıkan değişiklik hem hasta ve hem de plastik cerrahi uzmanı açısından çok daha tatmin edici olur.

    Çene bölgesine yapılan estetik yada fonksiyonel amaçlı cerrahi müdahalelerin şiddeti ve uzunluğu problemim şiddeti ile doğru orantılı olup, bazen yalnızca bir miktar yağ yada doku kokteyli enjeksiyonu ile çok kısa sürede tatmin edici sonuçlar alınabilir. Yalnızca birkaç mm lik çenenin dolgunlaştırılmasını gerektiren küçük problemlerde sorunun çözümü oldukça kolay ve kısa sürede yapılabilmesine rağmen daha komplike ve her iki çenenin de müdahalesini gerektiren durumlarda operasyon süresi çok daha uzun ve operasyonda o oranda komplike olabilir. Mevcut her problemin tedavisi farklı bir yaklaşımı gerektirir.

    Çenesinde estetik yada işlevsel anlamda problemi olan kimselerin mutlaka bir estetik plastik cerrahi uzmanına müracat ederek ayrıntılı bilgi almasında yarar vardır. Bazen problemlerin çözümünde yalnızca plastik cerrahi değil aynı zamanda diş hekimliği ve ortodonti gibi farklı branşlarında tedavi sürecine katılması gerekli olmaktadır.    




    YÜZ ŞEKİL BOZUKLUKLARIEstetik Plastik cerrahi uzmanlığı içerisine giren ve bizlere tedavi amacıyla başvuran hasta gruplarından birisini de yüz bölgesinde şekil bozuklukları olan kimselerdir.

    Yüz bölgesi insan bedeninin en önemli bölgelerinden birisi olup en dikkat çekici bölgesidir. Yüz bölgesi bir insan için çok önemli olan ağız, burun, göz, kulaklar vs gibi beslenme ve duyu organlarını içermesinin yanında alın bölgesi, kaşlar, yanaklar, çene ve dudaklar gibi estetik olarak çok önemli temel yapıları da içerisinde barındırmaktadır.

    Bu bölge bir bütün olarak insan hayatında hem fonksiyonel olarak ve hem de estetik olarak çok önemli ve olmazsa olmaz bir rol oynamaktadır. Bu bölgede doğuştan yada sonradan ortaya çıkan bir nedenden dolayı meydana gelen bir değişiklik insan hayatını çok olumsuz olarak etkiler.

    Yüzümüz gerek bireysel günlük yaşantımızda gerekse toplumsal ilişkilerimizde bizim için çok şey ifade eder. Aynaya baktığımızda yüzümüzde gördüğümüz en ufak bir sıra dışı değişiklik bizleri rahatsız eder. Yüzünde sivilceler çıkmış bir gencin psikolojisini düşünmek bile olayın önemini vurgular.

    Basit bir sivilcenin bile insanı çok etkileyebildiğini düşünürsek bu bölgede meydana gelen şekil bozukluklarının kişileri ne kadar olumsuz etkileyebileceğini düşünmek zor değildir.

    Yüz bölgesinde doğuştan bir takım şekil bozuklukları olabilir. Bunlardan bazıları yüz üzerindeki bazı organlarımızın tamamen yada kısmen gelişiminin olmamasıdır. Yüz bölgesinde var olan şekil bozuklukları esas olarak 2 gruba ayrılır.

    Doğuştan var olan yüz şekil bozukluklarından bazıları;
    Kulakların hiç gelişmemiş ya da az gelişmiş olması,
    Yüzün bir tarafının yada iki tarafının birden gelişiminin yetersiz olması,
    Çene gelişiminin yetersiz ve asimetrik olması,
    Yüz bölgesinde gelişen simetri bozuklukları,
    Torti colllis (boyun eğriliği) e bağlı yüz simetri bozuklukları,
    Yüzün cildinde yada damarsal yapılarında oluşmuş hemanjiomlar, nörofibromatozisler, küçük yada dev nevuslar, lenf sistemi hastalıkları,

    Gözkapağı problemleri, Göz kapağı düşüklüğü (pitozis), gözkapakları açıklığının yetersizliği ve yapışıklığı (blefarofimozis) vs.
    yüz yumuşak dokularında genetik nedenlerle ortaya çıkmış olan erken yaşlanma belirtileri ve sarkmalar.

    Burada saymış olduklarımızın dışında onlarca farklı yüzde şekil bozukluklarına neden olan neden vardır.

    Yüz bölgesinde hayatın sonraki aşamalarında ortaya çıkan şekil bozuklukları;
    Trafik kazaları yada diğer travmalara bağlı yüz bölgesinde yüz kemik ve yumuşak dokularını içeren şekil bozuklukları,
    Yanıklara bağlı yüz bölgesinde şekil bozuklukları,
    Yüz bölgesini tutan kanserler ve onların tedavileri sonrası ortaya çıkan şekil bozuklukları,
    Yüz bölgesindeki yağ dokusu ve diğer yumuşak dokularda zamanla erimeye bağlı zayıflıklar çökükler vs. (Örn: hemifasiyal atrofi), bunlardan yalnızca bazılarıdır.

    Sonuç: Yüz bölgesinde çeşitli nedenlerle şekil bozuklukları mevcut olabilir. Bu durum kişileri yalnızca fonksiyonel yani normal günlük hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilme konusunda sıkıntılı yapmakla kalmaz aynı zamanda estetik olarak kişilerde önemli problemlerin kaynağı olabilir. Bu tür problemlere sahip olan kimselerin müracat etmeleri gereken yer Estetik Plastik ve Rekonstruktif cerrahi uzmanlarıdır.

    Günümüzde estetik plastik cerrahinin ulaşmış olduğu gelişme seviyesi bu tür sorunlara sahip olan kimselerin çok daha kaliteli ve mutlu bir hayat sürmelerine olanak sağlamaktadır.



    KRONİK İYİLEŞMEYEN YARALARŞeker hastalığı ile estetiğin ne alakası var diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahinin ne kadar geniş ve kapsamlı bir branş olduğundan bundan önceki bazı yazılarımızda bahsetmiştik. Bunlar içerisinde uzun süre devam eden ve bilinen klasik yöntemlerle tedavisi mümkün olmayan kronik yaralarında bu branşın konularından olduğunu ifade etmiştik. İşte bu kronik yani uzun süre devam eden ve tedavisi oldukça zor olan yaralardan biriside şeker hastalığına bağlı ayak yaralarıdır. Genellikle toplumda bu konudaki bilinç yeterli düzeyde olmadığı için şeker hastalığına bağlı ayak yaraları hep ihmal edilir ve neticede telafisi imkânsız çok kötü sonuçlar ortaya çıkar ki, olabilecek en kötü sonuç yaralı ayağın ve hatta bazen bacağın kesilmesidir.

    Netice olarak bugün anlatacağımız konu son derece önemli ve hayati bir konudur. Mutlaka hepimizin çevresinde eşimiz, dostumuz akrabamız ya da yakın ya da uzak çevremizde bu türlü bir probleme sahip birçok insan olabilir. İnanıyorum ki bu tür konuların bu köşelerde anlatılması toplumun çok önemli sağlık konularında daha bilinçli olarak davranması ve sağlıklı bir toplum olma konusunda katkısı olacaktır.

    Şeker hastalığı olarak bilinen diabetes mellitus toplumda oldukça sık rastlanan bir hastalık olup yaklaşık olarak her 100 kişiden 6’sında bu hastalığın mevcut olduğu söylenebilir. Şeker hastalığına sahip olan her 100 hastanın ise yaklaşık 60 kişisinde şeker hastalığına bağlı ayağında yara ortaya çıkmaktadır. Bu kadar sık ortaya çıkan problem konusunda mutlaka bazı şeyleri çok iyi bilmeliyiz.

    Ayağının herhangi bir yerinde çok küçükte olsa bir sıyrık, su toplanması ya da yara olan bir şeker hastası, bunun çok büyük bir felaketin öncü habercisi olabileceğini kabul etmeli ve hemen bir doktora müracat etmelidir. Müracat edilecek en uygun branş bu aşamada Plastik cerrahi, Dermatoloji yada Ortopedi bölümü olacaktır. İlgili doktorlar bu aşamada mutlaka gerekeni yapacak ve yaranın büyümeden önlenmesi sağlanacaktır. Ayaklarının herhangi bir yerinde yara olan şeker hastaları bilmeliler ki çok ciddi bir durumla karşı karşıyadırlar ve bu aşamada yapılacak yanlışlıklar ve ihmaller telafisi çok zor sonuçlara yol açacaktır. Başlangıç aşamasında iyi bir sıhhi ortamın o bölgede sağlanması ve gerekli ilaçların kullanılması, pansuman ve küçük müdahalelerin yapılması ayağın ve yaranın tamamen iyileşmesini sağlayacaktır.

    Maalesef zamanında müdahale yapılmayan, uzun süreli olan ve gittikçe büyüyerek kemiklere ve eklemelere kadar ulaşan yaralar tedavisi çok zor yaralar olup bu tür yaraların tedavisi mutlaka özel yara bakım ünitelerinin olduğu merkezlerde yapılması gereklidir.

    Samsunda da bu tür bir merkez OMU Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı bünyesinde bulunmaktadır. Yrd Doç Dr Ahmet Demir tarafından yönetilen bu ünite özellikle başlangıç aşamasını geçirmiş ve ilerlemiş yaraların tedavisinde son derece önemli bir görevi üstlenmektedir. Kronik yara tedavisi ile ilgili teknik ve bilimsel alt yapının da olduğunu düşündüğüm bu merkez ilerlemiş şeker hastalığına bağlı ayak yaralarının olduğu durumlarda yararlı hizmetler vermektedir.

    Şeker hastalığının toplumda çok yaygın bir hastalık olduğunu biliyoruz. Bu hastalığın eğer iyi takip ve kontrol edilirse gerekli diyet ve ilaç tedavilerine dikkat edilirse vücuda zararı oldukça sınırlı kalacaktır. Aksi takdirde eğer bu hastalık yeterince önemsenmez ihmal edilirse telafisi son derece zor ve hatta imkânsız sonuçlar doğurabilir. İhmal edilmiş ve tedavi ve takibi yetersiz bir şeker hastalığı vücutta hemen her doku üzerinde zararlı ve olumsuz etkilere sahiptir. Bu köşede bu hastalığın vücutta yaptığı tahribatların hepsinden bahsedebilmek zaman ve yer kısıtlılığından dolayı mümkün değil ve bu nedenle özellikle bu hastaların yada hastalık adaylarının çok dikkat etmeleri gereken konulardan kısa kısa bahsetmek istiyorum.

    Şeker hastalığı ile biz Plastik Cerrahların ilgisi özellikle uzun süreli şeker hastalıklarında özellikle ortaya çıkan ve klasik bilinen yöntemleri tedavisi çok zor olan kronik yaralardır. Özellikle ayak bölgesinde ortaya çıkan yaralar bizlerin ilgi alanındadır.

    Yine şeker hastalığı ile biz Plastik Cerrahların çok ilgili olduğu bir diğer konu bu hastaların bizlere bir estetik operasyon geçirmek için müracaat etmeleri konusudur. ‘’Şeker hastaları estetik ameliyatları yaptırabilirlermi?’’, Yada ‘’bu durumdaki kimselerde Plastik Cerrahinin yaklaşımı nasıl olmaktadır’’ bu başka bir yazının konusu olacaktır muhtemelen.

    Şeker hastalığı ile mutlaka bilinmesi gerekenler ;

    Uzman önerilerine sıkı bir şekilde uyulduğu takdirde şeker hastalığı tehlikeli bir hastalık değildir ve ömrü kısaltmaz.

    Ailesinde şeker hastalığı olan birisi en azından diğer insanlara göre daha fazla şeker hastalığına yakalanma şansına sahiptir ve mutlaka dönem dönem kan tahlilleri ile kontrolden geçmelidir.

    Her normal insan en azından senede 1 kez genel bir sağlık muayenesinden geçmeli ve yalnızca şeker değil diğer karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, tiroid fonksiyon testleri gibi tahlilleri yaptırmalıdır.

    Kendisinde şeker hastalığı olduğu ortaya çıkan bir kişi kesinlikle strese girmemeli ve toplumda kendisi gibi milyonlarca insan olduğunu ve bunlarında büyük çoğunluğunun tamamen normal bir hayat sürdürdüğünü bilmelidir.

    Şeker hastalığı teşhisi konulduğu anda vücudun diğer ilgili organları kontrolden geçirilmeli göz, böbrek, sinir sistemi, kalp ve tansiyon yönünden tam bir incelemeden geçmelidir.

    Kişi eğer normalden fazla kiloya sahip ise mutlaka normal bir kiloya gelebilmek için uzman gözetim ve denetimde diyet ve sportif faaliyetlerinde katkısıyla çaba sarf etmelidir.

    Şeker hastalığı tanısı almış bir kişi hijyen kurallarına herkes den daha fazla dikkat etmelidir.

    Özellikle ayaklarına çok fazla özen göstermeli, tırnak kesimlerini çok dikkatli yapmalı. Çok derin kesilen tırnakların kolayca tırnak batması ve ayak yaralarına dönüşebileceğini unutmamalıdır.

    Ayaklarını nemli ve ıslak bırakmamalıdır. Çorapsız dolaşmamalı ve mutlaka ayaklarına uygun ayakkabı giymelidir. Bol yada dar olmamalıdır. Bu konuda bir Dahililiye, Dermatoloji yada Plastik Cerrahi uzmanından daha ayrıntılı bilgiler almalıdır.

    Ayaklarını özellikle kışın soba yada kalorifer peteklerine çok fazla temas ettirmemelidir çünkü duyusunda meydana gelen bozukluk nedeniyle oluşabilecek yanıkları fark etmeyebilir.

    Eğer bir kişi şeker hastası olduğunu bilir, kabullenir ve gereğini de yaparsa kesinlikle tamamen normal ve konforlu normal bir hayat yaşar. Aksi takdirde onları oldukça sıkıntılı ve zor bir hayat beklemektedir.



    BURUN ESTETİĞİBurun; yüzümüze anlam veren, yüz karakteristiğimizi belirleyen, hem estetik görünümümüzü artırma ve hem de soluduğumuz havayı süzüp temizleyerek sağlıklı bir havanın Akciğerlerimize gitmesini sağlayan önemli bir organımızdır.

    Çeşitli nedenlerle burunun görünümünde ortaya çıkan bozuklukların düzeltilerek, anatomik olarak normal, kişinin yüzü ile uyumlu ve kişinin yüzüne yakışan bir burun tipinin cerrahi yöntem kullanılarak oluşturulmasıdır.
    Ailesel ve genetik nedenler, düşme ve çarpma gibi incinme, trafik kazaları ve buna benzer birçok nedenden dolayı burun görünümünde normalden sapmalar olabilir. Bu nedenlerden hiç birisi olmasa bile bazen kişi daha güzel bir burun yapısına sahip olmak isteyebilir.

    Bu ameliyatları Plastik Rekonstuktif ve Estetik Cerrahi uzmanları yapar ve operasyonu bir hastanede ya da ameliyathane şartlarını içeren bir ofiste yapılabilir. Lokal anestezi ile yapılan operasyonlar ofis ameliyathanesinde yapılabilirken, genel anestezi ile planlanan ameliyatların mutlaka hastane koşullarında yapılması gerekir.

    Bilgisayar animasyonları ile hasta fotoğrafları üzerinde değişiklikler yapılıp ameliyat sonrası oluşacak şekil konusunda hastayı yönlendirmek bazen çok dramatik hayal kırıklıkları, mutsuzluklar ve bazende hukuki sorunlar oluşturabilir. Hastaya ameliyat sonrası oluşacak burun şeklini göstermek onda şartlanma ve o fotoğrafa fiske olma yaratabilir. Ameliyat sonrası çok güzel bir burun bile olsa kendi kafasına yerleştirmiş olan fotoğraftan sapma hastayı mutsuz edebilir. Bu uygulamaları ticari olarak doğru olabilir ama tıbbi olarak doğru değildir.

    Ortalama 1-2 saat kadar sürer ve genelde hastanede kalmayı gerektirmez ya da en fazla 1 gece gerekebilir.

    Burunda şekil bozukluğu olan hastaların çoğunda aynı zamanda burunun fonksiyonlarında da yetersizlik vardır. Plastik cerrahlar estetik amaçlı burun ameliyatı yaparken mutlaka onada dikkat ederler ve varsa burunda obstruksiyon ya da tıkanıklık yapan kıkırdak ya da kemik eğriliklerini, düzensizliklerini düzeltirler.

    Genellikle burun normal gelişimini tamamladıktan sonra estetik amaçlı burun operasyonları önerilir fakatbazı özel durumlarda erken yaşlarda da gerekebilir? Buna ameliyatı yapacak olan hekim karar verir. 16-18 yaş civarlarında bu operasyonlar yapılabilir.

    Cerrah gerek gördüğü bazı tetkikleri isteyebilir. Sigara içiminin bırakılması hastanın lehinedir. Aspirin türü kanamayı artırma ihtimali olan ilaçların alınmasının durdurulması gerekir.

    Operasyon genelde genel anestezi bazen de lokal anestezi ile yapılabilir. Burun delikleri içerisinden girilerek yapıldığında hiçbir iz kalmaz (kapalı teknik). Kolümelledan yapılan küçük bir kesi ile yapılırsa çok zor anlaşılan küçük bir iz oluşur ama hastayı rahatsız etmez (açık teknik). Hangi tekniğin kullanılacağına cerrah hasta ile konuşarak karar verir. Ameliyattan sonra burun delikleri içine birer adet tampon ve burun dışarısına burunu şekillendirmek için bir atel konur. Atel ya da alçı 1 hafta burunda kalır. Tamponlar genelde 2. gün çıkarılır. Burun ameliyatları sonrası kişilerin yapısal farklılıklarına bağlı olarak göz civarlarında şişme ya da morarma olabilir. Bazen de çok az olabilir ya da hiç olmayabilir. Burun ameliyatları ağrılı değildir. Hastalar ağrıdan şikâyet etmezler.

    Ameliyat sonrası hastalar hemen normal yaşantılarına döner ve kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılarlar. İşlerine dönmeleri için 1-2 haftalık süre yeterlidir.

    Tecrübeli ellerde yapıldığı taktirde riskli ameliyat olarak değerlendirilemez ama yinede bir operasyondur ve her operasyonda olabilecek bazı enfeksiyon, kanama yada yeni burun şeklinden tam tatmin olmama gibi komplikasyonlar olabilir.

    Maliyet ameliyatı yapan cerraha, anestezinin tipine, ameliyatın yapıldığı hastane ortamına göre değişebilir.

    Bizim Önerimiz:

    Estetik amaçlı burun ameliyatı düşünen bir kimsede önce bu konuda motivasyon tam olmalıdır. Ameliyat kararını bir başkasını memnun etmek için değil sadece kendiniz için vermelisiniz. Bu operasyon kişinin yüz görünümünde oldukça pozitif değişiklikler oluşturarak kendine olan güvenini artıran yüz güldürücü bir operasyondur. Ameliyat kararı verdikten sonra doktorunuzu seçin ve onunla operasyon hakkında ayrıntılı olarak konuşun. Aklınıza takılan her şeyi sorun. Doktorunuz sizi yeterince aydınlattı ve sizde ikna oldu iseniz rahatlıkla bu operasyonu yaptırabilirsiniz.r söylenebilir. Ameliyatın fiyatını ameliyattan kompleksliği, süresi, ameliyatın lokal yada genel anestezi ile yapılması, ameliyatın yapıldığı hastanenin kendi ücretleri vs etkilemektedir. Rakamlar ülkeden ülkeye ve aynı ülkede şehirden şehre ve aynı şehirde bile cerrahlar arasında farklılıklar gösterebilmektedir.
    Doktorumuz Hayati Akbaş'a burun estetiği ile ilgili her türlü soruyu sorabilirsiniz.
     
    444 1 326



    MEME KÜÇÜLTME

    Memelerin normal boyutlarından daha büyük olması kadınlar için hem fonksiyonel ve hem de önemli bir estetik problemdir. Bilindiği gibi kadınlarda meme ergenlik döneminden itibaren büyümeye ve gelişmeye başlar ve genellikle ergenlik döneminin sonunda da normal bir boyuta ulaşır. Bazı kadınlarda ise bu büyüme normalden çok daha fazla olur. Bunun dışında da gebelikler sonrasında da memelerde bir miktar daha büyümeler oluşabilir.

    Meme büyüklüğü ailesel ve yapısal, hormonal bazı bozukluklar sonrası, aşırı kilo almalar sonrası vb nedenlerle göğüslerde aşırı büyüklükler oluşabilir.

    Göğüslerde büyüklüğe bağlı fazı fiziksel rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu rahatsızlıklar arasında vucut ağırlık merkezinin öne doğru kayması nedeniyle sırt ağrısı, bel ağrısı, boyun ağrısı ve omuz ağrısı ortaya çıkabilir. Göğüslerdeki büyüklüğe bağlı birbirine temas etmesi ve sürtünmesi neticesinde kıvrım yerlerinde ve temas yerlerinde pişikler, kızarıklıklar ve kokulu sulanmalar oluşabilir. Yine vücut aksında oluşan sapma ve iri göğüslerin gizlenmesine yönelik vücut hareketi nedeniyle hantal ve kamburumsu duruş bozukluğu ortaya çıkar.

    Memelerin normalden büyük olması yukarıda saydığımız bazı fiziksel rahatsızlıkların dışında kadınlarda kıyafet seçimi ve uygun iç çamaşırı seçimi konusunda da sıkıntılar yaşatır. Bu kimseler istedikleri kıyafeti seçememenin sıkıntısını sürekli yaşadıklarını ifade ederler. Bunu dışında tabiî ki meme büyüklüğü çok önemli bir estetik kusurdur aynı zamanda. Bu şekilde problemi olan kadınlar göğüslerini sürekli saklama ihtiyacı hissederler. Sportif ve sosyal faaliyetlere katılmak konusunda sürekli tereddütler yaşarlar

    Göğüs iriliği kadınlarda çok genç yaşlarda ve hatta ergenlik döneminde de problem olabilir. Yine bu dönemde dev meme büyüklüğü denilen aşırı meme büyüklükleri ortaya çıkabilir. Bunların mutlaka hormonal yönden incelenmesi gerekmektedir.

    Meme büyüklüğü hafif orta ve ileri düzeylerde olabilir ve genellikle büyüklüğün yanında memede sarkmada olaya eşlik eder.

    Meme büyüklüğünün tedavisinde yapılması gereken şey cerrahi operasyonla memelerin hacmini ve görünümünü normale getirmektir. Hem hacim olarak memelerin boyutları küçülecek ve hem de memeler göğüs üzerinde olması gerektiği pozisyonda olacaktır. Ameliyat genel anestezi altında yapılır ve ameliyat sonrası genelde 1 gece hastanede kalmak gereklidir. Normal şartlar altında riskli ameliyat grubundan bir operasyon olmamasına rağmen enderde olsa hematoma, enfeksiyon, meme şeklinin idealin altında olması giribi istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir.

    Meme küçültme ameliyatında kullanılan birçok değişik teknik mevcuttur. Kullanılacak teknik memelerin büyüklüğüne, cerrahın tercihine ve deneyimine, hastanın ameliyat sonrası iz konusundaki beklentilerine göre değişiklikler gösterebilir.

    Ameliyatın masrafı ameliyatı yapan cerraha, operasyonun yapıldığı hastaneye, ve ameliyatın büyüklüğüne göre farklılıklar gösterebilir.

    Sonuç : Meme büyüklüğü kadınlar için çok önemli bir problem olup cerrahi olarak tedavisi mümkün olan bir problemdir. Ameliyat sonrası göğüsler normal hacimlerine ve olması gereken pozisyonlarına dönerler hastalar hem fiziksel olarak çok rahatlarlar ve estetik olarak memelerin görünümlerinin eskisiyle kıyaslanmayacak kadar güzel olması nedeniyle psikolojik olarak ta bu kadınlar kendilerini çok mutlu hissederler. Bu şekilde problemleri mevcut olan kadınların Plastik Cerrahi uzmanına müracat ederek sorunlarını ayrıntılı bir şekilde doktorları ile konuşmalarını eğer doktor da kendileri üzerinde yeterli güveni oluşturdu ise bu operasyonu yaptırmalarını öneririm.




     KARIN ESTETİĞİ

    Karın bölgesinin fonksiyonları nelerdir?

    Karın bölgesi içerdiği kas ve diğer destek dokuları vasıtasıyla ayakta dik durmamızı, düzgün yürümemizi, cisimleri rahat kaldırmamızı sağlayan, anatomik görünümüyle de güzel bir vücut imajının tamamlayıcı bir parçasıdır.

    Karın estetiği nedir?

    Estetik bir operasyonla karın bölgesinin eski düzgün, gergin ve güzel görünümünü yeniden kazandırmak amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir.

    Karın da şekil bozukluğu nedenleri nelerdir?

    Gövdemizin ön-alt kısmını oluşturan karın bölgesi doğumlar, kilo alıp vermeler, yaşlanma vb nedenlerle deforme olabilirler. Genetik-yapısal farklılıklardan dolayı ortaya çıkan şekil bozuklukları herkeste farklı olmaktadır. Her ne sebeple oluşursa oluşsun karın bölgesinde oluşan sarkmalar, çatlaklıklar ve diğer kusurlar özellikle kadınlarda, fakat daha az sıklıkla olmakla birliktede erkeklerde de estetik sorunlara yol açar. Kişi artık vücudunu beğenmemeye aynada kendisini görmekten rahatsızlık duymaya başlar.

    Estetik karın ameliyatını kim yapar ve nerede yapılır?

    Bu ameliyatın mutlaka bir Plastik Cerrah tarafından yapılması gerekir. Başka branştan meslektaşlarımızın bu operasyonu yapması hem tıbben doğru değildir ve hemde etik değildir. Ameliyatın mutlaka hastane ortamında ameliyathanede yapılması gerekir.

    Operasyonun süresi nedir ve hastanede kalmayı gerektirir mi?

    Operasyon yaklaşık 2-4 saat kadar sürer ve en az 1 gün hastanede kalmayı gerektirir.

    Ne tip anestezi altında uygulanır?

    Operasyon genel anestezi altında yada spinoepidural anestezi altında yapılabilir. Spinoepidural anestezi sırasında hasta uyanık olup hiç ağrı hissetmez. Anestezinin seçiminde cerrahın ve hastanın tercihleri dikkate alınır.

    Estetik karın ameliyatı yapılırken, karında yada göbekte fıtık problemi de varsa aynı anda düzeltilebilir mi?

    Evet. Karın estetiği cerrahisi sırasında önceki doğumlara vs bağlı karın bölgesindeki fıtıklaşmalar rahatlıkla düzeltilebilir.

    Yaş sınırlaması var mıdır?

    Cerrahiye engel bir sağlık problemi olmayan kadın erkek herkese eğer karın germeyi yada estetiğini gerektirecek bir problemi varsa bu işlem yapılabilir.

    Ameliyat öncesi hazırlıklar nelerdir?

    Rutin ameliyat öncesi tetkik ve tahlilleri yapılır. Hasta ameliyata aç olarak gelir. En az 10 saat öncesinden yeme içme kesilir. Sigara içiyorsa bırakır. Aspirin türü kanamayı artırıcı ilaç kullanıyorsa doktorunu önceden bilgilendirir ve bırakır

    Ameliyat sonrası normal hayata ne zaman dönülebilir?

    Ameliyat sonrası 2-3 hafta içerisinde normal yaşantıya dönülebilir. 2 ay içerisinde sportif faaliyetlere başlayabilir.

    Estetik karın ameliyatları risklimidir?

    Tecrübeli ellerde risk oldukça düşüktür, ama yinede bir operasyon, olup her operasyonda oluşabilecek enfeksiyon, kanama, normalden fazla yara izi vs ender de olsa oluşabilir

    Ameliyatın maliyeti?

    Maliyet ameliyatı yapan cerraha, anestezinin tipine, ameliyatın yapıldığı hastane ortamına göre değişebilir. Bizim önerimiz: Her ne sebeple oluşursa oluşsun karın bölgesinde oluşan gevşeme, sarkma ve çatlaklıklar özellikle kadınlarda çok önemli bir estetik kusur olarak ortaya çıkar. Vücut imajı bozulur ve kişinin kendine olan güveni kaybolur. Kişi istediği kıyafeti giyemez ve eşinin yanında kendisini rahat hissetmez. Karın germe ameliyatı gerçekten sonuçları oldukça yüz güldürücü olan estetik ameliyatlardan olup ihtiyaç hisseden herkes bu operasyonu rahatlıkla yaptırabilir. En ince ayrıntıya kadar cerrahınızla görüşmenizi ve tatmin olmanız halinde operasyonu yaptırmanızı öneririz.




    LİPOSUCTION

    Liposuction yöntemiyle yağ alma ve vücut şekillendirme en sık yapılan estetik operasyonlardan birisidir. Kilo alma, doğumlardan sonra, yada yapısal nedenlerle vücudun bazı bölgelerinde normalden daha fazla yağ birikmesi ve tümseklikler ortaya çıkabilir. Bazen kişi normalden daha zayıf olmasına rağmen bazı bölgelerindeki çıkıntılı ve tümseklikler belirgin olabilir ve estetik açıdan rahatsız edici bir durum olarak karışımıza çıkabilir.

    Liposuction yada vakumla yağ alma yöntemi çok eskilerden beri bilinmesine rağmen özellikle 1960’lı yıllardan sonra dahada populer hale gelmiştir. Bu yöntemin uygulanması için en uygun vakalar kilo fazlalığı olmamasına rağmen vücudun belli bölgelerinde yağ fazlalığına bağlı vücut şekil bozukluklarıdır. Bazen kilo fazlalığı olan kimselerde bu işlem yapılabilir ve hatta kişiyi zayıflatmak amacıylada bu yöntemi uygulayan estetik cerrahlar olmuştur. Bize göre bu yöntemin uygulanması için en uygun hastalar ise genç ve orta yaşlı derisi henüz gerginliğini koruyan ve genellikle vücudun belli bölgelerinde yağ toplanmaları olan bayan ve erkek hastalardır.

    Liposuction yöntemiyle vücutta hemen her bölgeden yağ alma ve şekillendirme yapmak mümkündür. Yüz bölgesi, boyun bölgesi, göğüs bölgesi ve memeler, karın bölgesi ve basenler, sırt bölgeleri, kalçalar, uyluklar, bacaklar ve kollar sıklıkla liposuction yapılan bölgelerdir.

    Liposuction yöntemiyle vücut şekillendirme hem kadınlarda ve hemde erkelerde yapılmasına rağmen olguların % 90 kadarı kadınlardır ve daha ziyade genç ve orta yaş cilt gerginliği iyi olan kadınlardır. Kadınlarda yağ dağılımı özelliği, yapısal ve hormonal farklılıklar ve doğumlar sonrası yeterli kilo verememe nedeniyle liposuctiontion ihtiyacı erkeklerden daha fazladır.

    Erkeklerde de özellikle bir miktar yada fazla oranda kiloları olan yada uzun süreli alkol kullanımı olan erkeklerde gerek karın bölgelerinde ve gerekse göğüs üst kısımlarında memeler civarında normalden fazla yağ toplanması ve jinekomasti ortaya çıkabilmektedir. Bu durumların tedavisinde de liposuction son derece faydalı ve etkili bir yöntemdir.

    Liposuction ile yağ alma işlemi yapılacak alanın büyüklüğüne ve hastanın tercihine göre lokal anestezi ile yada belden uyuşturma ile (spinal yada epidural anestezi) veya tamamen uyutularak genel anestezi altında yapılabilir.

    Liposuction yaparken yalnızca birkaç milimetrelik küçük delikle ve genelliklede gizlenebilir yerlere denk getirildiği için neredeyse hiç iz kalmaz. Uygulama sonrası bir süre korse kullanılması son derece yayarlı olur. Genellikle küçük ve orta büyüklükteki olgularda hastane yatışı gerekmez ya da en fazla 1 gece yatarlar.

    Liposuction işleminin maliyeti uygulamanın genişliğine, anestezinin tipine, yapan cerraha ve uygulama yapılan ortama göre farklılıklar gösterebilir.

    Yan etkileri nadiren olabilmesine rağmen en önemli komplikasyonları; sonuçtan tatmin olmama, enfeksiyon, çoğunlukla gecici sinir uyuşuklukları, tekniğe uygun yapılmayan olgularda pürüzlülük şeklinde kendini gösterebilir.

    Sonuç: Liposuction ile vücut şekillendirme ve yağ alma günümüzde en etkili ve sonuçları en iyi olan yöntemdir. Hiçbir yöntemle aynı düzeyde başarı elde etmek mümkün değildir. Deri esnekliğinin devam ettiği, diyet ya da sportif faaliyetlerle ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı, bölgesel yağ toplanması olgularında en etkili tedavi olup bazen genel olarak vücut ağırlığı azaltılması ve şekillendirilmesi amacıylada kullanılabilmektedir. Gerçek endikasyonları olan hastalarda bizim rahatlıkla önerdiğimiz bir yöntemdir. Uygulama öncesi uygulamayı yaptıracak kimse ve Plastik Cerrah ayrıntılı bir şekilde görüşmeli ve 2 tarafta mutabık kalmalıdır. Uygulamayı yaptıracak kişi bilinçli ve beklentileri gerçekçi olmalı, operasyonu yapacak Plastik Cerrah ise hastasına güven vermelidir.




    YÜZ GENÇLEŞTİRME

    Yüz gençleştirme ameliyatının bir diğer adı facelift dir. Yüz germe ameliyatı ile yüz ve boyun derisindeki ve deri altı yağ ve bağ dokusundaki sarkıklık ortadan kaldırılır, yüze daha canlı ve genç bir görünüm kazandırılır.

    Genellikle 40 yaş üstü yüz bölgesinde yaşlanma belirtilerinin daha bariz olduğu erkek ve kadınlar bu operasyon için aday olmalarına rağmen bazen çok daha erken yaşlarda güz gençleştirme ameliyatına ihtiyaç hissedenler olabilir.

    Böyle bir operasyona ihtiyaç duyduğunu hisseden bir kimsenin bu konuda deneyimli bir Plastik cerrahi uzmanına müracaat etmesi ve operasyon hakkında bilgi alması gerekir. Doktor eğer gerek görürse bu operasyona karar verecektir. Operasyon öncesi mutlaka işlem ile ilgili ayrıntılı bilgi alınmalı ve beklentiler gerçekçi olmalıdır. Eğer beklentiler gerçekçi olursa ve uygun yöntemler kullanılarak yapılırsa yaklaşık 5-20 yaş daha genç görünmek mümkün olabilmektedir.

    Ameliyata karar verilirse normal ameliyat öncesi hazırlıklar ve tetkikler yapılır ve varsa aspirin alınımı ya da sigara kullanımı en azından bir süre durdurulur. Ameliyat hastane ortamında ve sedasyon altında lokal anestezi altında rahatlıkla yapılabilir. Gerekirse genel anestezi altında da yapılabilir. Buna hasta ve cerrah birlikte karar verirler. Operasyon yaklaşık 2-4 saat sürer. Operasyon sonrası hasta evine dönebilir yada en fazla 1 gece hastanede kalması yeterlidir.

    Ameliyat sonrası bazen diren gerekli olabilir ve amaç kan birikmesini engellemektir. Ameliyat sonrası genellikle geçici sinir etkilenmesine bağlı asimetriler ve morarmalar olabilir. Ağız ve burun açıkta kalacak şekilde hafif baskılı pansuman yapılır. Genelde 2. gün pansumanlar çıkarılır ve direnler varsa çıkarılır. Dikişler varsa 5-7 günde alınır.

    Kişilerin normal hayata dönüşü kişilere bağlı değişiklik göstermesine rağmen genelde 1 hafta sonra işlerine dönebilirler ama tamamen yüzün normalleşmesi ve iyileşmesini tamamlaması haftalar alabilir ama kişinin sosyal hayata yeniden dönmesi kısa sürede mümkündür.

    Riskli bir ameliyat mıdır?

    Yüz gençleştirme ameliyatının riski deneyimli ellerde yapıldığı takdir de çok düşüktür ve çoğu da geri dönüşümlüdür. Ameliyat öncesi hasta ile hekim olabilecek muhtemel risk ve komplikasyonlar konusunda ayrıntılı bir şekilde görüşmelidirler.

    Sonuç: Yaşlanma duygusu hem kadınlarda ve hemde erkeklerde oldukça rahatsız edici duygulara neden olmakta ve netice olarak etkilenen herkes bunu geriye döndürmeye en azından engellemeye yönelik arayışlara yönelmektedir. Bu amaçlarla bir çok ilaçlar, kremler ve sayısız güzellik ürünleri piyasada satılmakta ve kullanılmaktadır. Ne yazık ki kullanılan hiçbir ürün yada ilaç istenen ve beklenen sonucu sağlamamakta sadece geçici ve kamuflaj etki ile sınırlı kalmaktadır. Özellikle yüz bölgesinde kişilerin daha genç kendileri ile daha barışık ve fiziki anlamda daha mutlu olmalarının bugün için en etkili yolu yüz gençleştirme ameliyatıdır.

    Yaklaşık 60 yaşlarında ofisime gelen bir hastamın bana ifadesi şu olmuştu ´´ Doktor bey ben fiziksel olarak 60 yaşındayım ama ruhsal olarak ise 20 yaşındayım. Bu sebeple fiziksel yaşım ile ruhsal yaşım arasında bir kavga var ve ben bu kavgadan dolayı çok mutsuzum´´ Netice olarak hastamızı muayene ettik ve gerçekten de yüz gençleştirme ameliyatı ile bu kişinin fiziksel olarak çok değişeceğine karar verdikten sonra gerekli tüm operasyon hazırlıklarımı yaptık ve operasyonu da başarıyla gerçekleştirdik. Birkaç ay sonra bu hastamızın bize ifade ettiği şu sözü de hiç unutamam. ´´Doktor bey size çok teşekkür ederim, siz benim bedenim ile ruhumu barıştırdınız ve şimdi ben kendimi çok mutlu hissediyorum´´

    Yüz gençleştirme ameliyatı doğru endikasyonlarda ve deneyimli ellerde yapıldığı takdirde gerçekten inanılmaz derecede kişinin görünümünü değiştirmekte ve kişiyi daha genç ve mutlu yapmaktadır.




    GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ

    Gözlerimizin en önemli fonksiyonu görmektir elbette ama onun yüzümüze kattığı mana, ifade, özgünlük ve estetik de çok önemlidir günlük yaşantımızda. Gözlerimizin hem fonksiyon anlamında hem de estetik anlamında en önemli tamamlayıcı unsurlarından birisi ise göz kapaklarımız. Tıpkı bir yorgan ya da bir araba sileceği gibi sürekli çalışarak asıl görme fonksiyonlarımızı sağlayan kısımların korunmasını ve görevini en iyi şekilde yerine getirmesini sağlar.

    Göz kapakları da zamanla yani yaşın ilerlemesi ile, bir takım genetik faktörler nedeniyle, ırksal nedenlerle ve çeşitli çevresel faktörlerin etkisiyle değişime uğrar. Bu durum kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda meydana gelir. Kadınlar genellikle görünümlerine erkeklere göre daha fazla dikkat ettikleri için onları daha fazla etkiler.Ortaya çıkan bu değişiklikler kişilerin görünümlerinde, bakışlarında farklılıklar oluşturur. Önceleri canlı, dinamik ve çekici olan gözler özellikle göz kapaklarındaki kırışma, sarkma, hareketlerindeki yavaşlama ve renk değişikliklerinin etkisiyle kişilerin daha yorgun, cansız, anlamsız ve olduğundan daha yaşlı görünmelerine sebep olur. Hatta bazen bu belirtiler o kadar şiddetli olabilir ki özellikle üst kapaklardaki sarkmalar kişinin normal görmesini engelleyecek kadar ileri seviyelerde olabilir. Bilindiği gibi her iki gözümüzde iki alt ve iki üst olmak üzere toplam dört kapak mevcuttur.

    Bazen yalnızca alt kapaklarda ya da yalnızca üst kapaklarda değişiklikler dikkat çekici olabilir. Bu değişikliklerin etkisiyle kişiler kendilerini daha yaşlı, yorgun ve tükenmiş hissederler. Kendilerine olan güvenleri azalır. İş ortamında ve aile ortamındaki üretkenliklerinde azalma görülür. Bu ifadeler abartılı düşünülmesin çünkü bize göz kapaklarındaki değişiklilerle ilgili tedavi maksadıyla başvuranların kendi duygularını ifade ederken kullandıkları bazı terimler çok daha dramatik ve vurgulayıcı. Göz kapaklarında oluşan bu değişiklikler Estetik cerrahide sık yapılan yüz gençleştirme operasyonlarının en önemli tamamlayıcı unsurlarından birisi olmasına rağmen yalnızca göz kapağı estetiği ile sonuçlar kişi için çok olumlu olmaktadır.

    Estetik cerrahi dışında bazı kremlerle vs ancak kısmi düzelme elde edilebilir ve bu uygulamalar cerrahinin alternatifi değildir. Bazen yapılan bir göz kapağı estetiği kişi üzerinde diğer pozitif etkilerin yanında 5-10 yaş daha genç gözükmesine yol açabilmektedir. Göz kapağı estetiği, estetik cerrahide en sık yapılan ameliyatlardan birisi olup bu operasyon mutlaka bir Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrah tarafından yapılmalıdır. Genellikle lokal anestezi yani sınırlı uyuşturma altında yapılır. Operasyon bölgesinin sinirleri geçici olarak uyuşturulduğu için kişi rahatsızlık hissetmez ve kolay tolere eder. Kişinin hastanede yatmasını gerektirmez ve ameliyat sonrası kişi kısa süreli bir dinlenme sonrası evine gidebilir.

    Bazı durumlarda göz kapağı estetiği operasyonunun bir hastane ortamında yapılması ve hastanın 1 gece hastane ortamında kalması gerekli olabilir. Bu duruma ameliyatı yapacak Plastik cerrah hastayı ayrıntılı bir şekilde muayene ettikten ve tetkiklerini değerlendirdikten sonra karar verecektir. Göz kapağı estetiği ameliyatı uzman ellerde uygun koşullarda yapıldığı takdirde riskli bir operasyon değildir. Ameliyat sonrası 3 günlük bir dinlenmeden sonra kişi normal hayatına dönebilir. Genelde dikişler ortalama 3 günde alınır ve kişiyi rahatsız edecek bir ameliyat izi oluşmaz. Tabiî ki şişliklerin, morlukların daha da düzelmesi için 1-2 haftaya ihtiyaç vardır.Göz kapağı estetiği düşünen herkes konuyla ilgili ayrıntılı bir görüşmeyi Plastik Cerrahı ile yapmalı, kafasındaki tüm soruları ayrıntılı bir şekilde sormalı ve cevabını almalıdır. Tabiî ki kişinin beklentileri aynı zamanda gerçekçi olmalıdır. Yapılacak bir göz kapağı estetiği sonrası yüzünün tamamen değişeceğini 10-20 yaş genç görüneceğini düşünen kimselerle karşılaşabiliyoruz. Böyle bir beklenti gerçekçi değildir. Bu beklentiye total bir yüz gençleştirme ameliyatı cevap verebilir ama unutulmamalıdır ki uygun endikasyonu olan bir kimsede yapılan bir estetik göz kapağı ameliyatı kişinin yüzünü ve bakışlarını çok olumlu yönde değiştirir, kişinin kendine olan güvenini artırır ve kendisini daha güzel ve mutlu hissetmesini sağlar.




    DUDAK KALINLAŞTIRMA

    Dudaklar estetik ve fonksiyonel açıdan önemli organlarımızdandır. Dudakları oluşturan temel yapılar; dudaklarımızın rengini ve ıslaklığını veren mukoza denen kısım, dudakları dış ortama ve çevre organlara birleştiren deri, bu iki dokunun arasında kalan ve asıl dudağın hem fonksiyonlarında ve hem de dolgun ya da zayıf gözükmesinde önemli rolü olan kaslar, yağ ve bağ dokularıdır.

    Dudaklar estetik olarak çok önemli bir estetik ünitedir. Yüz üzerinde en dikkat çekici yapılardandır. Bazı kimselerde normalden daha kalın gözükmesine rağmen bazı kimselerde daha ince gözükürler. Dudakların daha estetik bir görünüm kazanmasında kendisinin anatomik olarak normal olmasının yanında çene burun ve diğer yüz yapılarının da birbirleri ile oran ve uyumu da önem taşır.

    Dudakların ince yada kalın olması; dudakları oluşturan anatomik yapıların gelişim eksikliklerine yada anomalilerine, ailesel yada genetik nedenlerle inceliklere, yada aslında normal oranlarda olmasına rağmen kişilerin yada eşlerinin daha kalın dudaklardan hoşlanması nedeniyle mevcut dudakların ince olarak algılanması nedeniyle sorun olarak karşımıza gelebilir.

    Her ne sebeple olursa olsun dudaklarının ince olduğunu düşünen, yada kalın olduğunu düşünen bir kadın yada erkek hastada Plastik Cerrahi uzmanı çok dikkatli bir şekilde dudakları incelemeli ve gerçekten bir problemin olup olmadığına kendisi karar vermelidir. Cerrah hastanın beklentilerinin gerçekçi olduğu konusunda mutlaka tatmin olmalıdır. Aksi halde ne işlem yapılırsa yapılsın hasta mutlu olmayabilir. Bazen hastalar tanınmış bir film yıldızının resmini doktora getirirler ve bunun aynısından istiyorum diye istek de bulunabilirler. Doktor olabilecekler ve olamayacaklar ile ilgili hastayı ayrıntılı bilgilendirmelidir.

    Dudak kalınlaştırma işlemi 3 şekilde yapılabilir.

    1-Otojen madde kullanılarak yapılan dudak kalınlaştırma işlemleri; Kişinin kendi vücudundan doku alınarak yapılan kalınlaştırma işlemidir. Yağ dokusu enjeksiyonları, dermal ve fascial doku implantasyonu.

    2-Kalıcı protezler kullanılarak dudak kalınlaştırma işlemleri

    3-Dolgu malzemeleri kullanılarak yapılan dudak kalınlaştırma işlemleri.

    Bu yöntemlerim her birinin diğerine bazı üstünlükleri ve eksiklikleri olabilir. Hangi yöntemin tercih edileceğine hasta ve doktor birlikte karar verirler.

    Dudak inceltme işlemi ise cerrahi olarak yapılan bir uygulamadır. Lokal anestezi altında ameliyathane şartlarını taşıyan bir ofiste rahatlıkla yapılabilir. Ameliyat sonrası ilk günlerde bir miktar ödem morarama vs olabilir. Birkaç gün içerisinde kabul edilebilir bir büyüklüğe ulaşır.

    Gerek dudak kalınlaştırma ve gerekse dudak inceltme bazen hem alt ve üst dudakta birlikte yapılır. Bazen de yalnızca üst ya da alt dudak ince yada kalın olabilir ve yalnızca birisine müdahale gerekir.

    Dudakların kalınlaştırılması ya da inceltilmesi yüz estetiği üzerine çok pozitif katkılarda bulunur ve kişinin kendisini çok daha iyi hissetmesini sağlar.

     




    KOL ESTETİĞİ (Brachioplasty)

    Estetik Plastik Cerrahinin uğraşı alanlarından biriside kol bölgesinin estetik problemleridir. Kol bölgesinde estetik problemleri dendiğinde akla en sıklıkla gelen ve en bilinenler yaşın ilerlemesi ve kilo alıp vermelerle ortaya çıkan cilt ve yağ fazlalıklarıdır.

    Bir çok insan özellikle yukarıda saydığımız nedenlerle kollarında sarkmalar, cilt fazlalıkları yada aşırı yağlanma nedeniyle estetik cerrahi uzmanlarına müracat ederler. Bu tür probleme sahip olan kimseler genellikle kıyafet seçiminde zorlandıklarını, yada istediği kıyafeti giyemediklerini, vücutlarının diğer kısımları ile bir orantısızlık hissettiklerini, kollarının genel olarak görünümlerinden de rahatsızlık duyduklarını ifade ederler.

    Bu durum hem kadınlar ve hem de erkekler için önemli bir estetik problemdir.

    Kol estetiği dendiğinde yukarıdaki saydığımız değişiklikler dirsek ile omuz arasındaki kol bölgesini içerir.

    Bu bölgedeki sarkmalar yada yağ fazlalıkları cerrahi yöntemlerle düzeltilebilir problemlerdir. Problemin şiddetine ve şekline göre yapılacak tedavi yönteminde de farklılıklar olabilir.

    Kol bölgesinde sarkmalar yada yağ fazlalıkları durumunda en sıklıkla kullanılan yöntemler cerrahi olarak fazlalıkların çıkarılmasını içeren brakiplasti ve cerrahi olarak herhangi bir doku çıkarılmasını gerektirmeyen ve yalnızca fazla olan yağ dokularının vakumla boşaltılmasını sağlayan liposakşın yöntemidir.

    Bu yöntemler bazen birlikte kombine de kullanılabilir.

    Hangi yöntemin tercih edileceğine estetik cerrah ve müracat eden kimse birlikte karar verir. Eğer kol derisinde belirgin gevşeklik ve sarkıklık var ise yapılacak işlem sarkan dokuların uygun bir planlama ve cerrahi yöntemle ortadan kaldırılmasıdır.

    Eğer cilt yada doku sarkması yok fakat normalden ve olması gerekenden fazla bir yağ doku fazlalığı varsa yapılacak işlem liposakşın denilen yöntemle o bölgedeki fazlalıkların ortadan kaldırılmasıdır.

    Aslında sonuç olarak her iki yöntemde bir ameliyat yöntemi olup her birinin diğerine üstünlük yada dezavantajları vardır. Bu yöntemlerin her birinin diğerine göre en bariz üstünlük ya da dezavantajı ameliyat sonrası ortaya çıkan ameliyat izleridir.

    Sarkmalar yada gevşekliklerin fazla olduğu durumlarda bu dokuların ortadan kaldırılması için mutlaka fazlalıkların kesilerek ortadan kaldırılması gerekir. Kesilen yerler mutlaka izle iyileşecektir. Estetik Cerrah ortaya çıkacak olan izlerin çok fazla dikkat çekmemesi ve görünürlüğünü azaltmak için izin kolun iç kısmında kalacak şekilde planlamasını yapar. Ama her halükarda iz olacaktır. Ortaya çıkan iz bazı kimselerde çok az ve ince olmasına rağmen bazı kimselerde bir miktar bariz ve rahatsız edici olabilir. Oluşacak olan izin şiddetini belirleyen şey problemin şiddeti ve kişisel farklıklardır. İz bu yöntemin en önemli handikabı olmasına rağmen kolun ameliyat sonrası aldığı şekil oldukça iyi olacaktır. Ameliyatı yapan plastik cerrahi uzmanı ortaya çıkacak olan izi gizleyerek fark edilirliğini azaltmak için en uygun tekniği seçecek ve planlamayı ona göre yapacaktır.

    Deri sarkmasının fazla olmadığı ve sorunun daha ziyade yağ fazlalığı olduğu durumlarda ise liposakşın yöntemiyle fazla yağların boşaltılması en makul yol olacaktır. Burada herhangi bir ameliyat izi olamayıp yalnızca ince kanüllerin girmesi için 3- 4 mm lik delikler açılır ve işlem buradan yapılır. Bu yöntem sırasında ortaya çıkan çok küçük izler ameliyat izi olarak kabul edilmez çünkü hem çok küçük ve hemde gizlenebilirdir..

    Bu ameliyatların hangi tür anestezi ve nerede yapılacağı sorusu akla gelebilir. Kol estetiği amacıyla cerrahi müdahale yada liposakşın işlemleri mutlaka ameliyatane ortamında yapılmalıdır. Anestezi olarak aksiler anestezi yani koltuk altından ve yalnızca kolun uyuşturularak yapıldığı anestezi türü yada genel anestezi tercih edilebilir.

    Hangi anestezinin tercih edileceğini doktorun deneyim ve tecrübeleri ile hastanın istekleri belirler.




    ÇENE ESTETİĞİ

    Çene yüz üzerinde en önemli anatomik yapılardan olup alt ve üst çene olmak üzere 2 komponenti vardır. Üst çeneyi oluşturan temel yapı maksilla denen kemik iskelet olup bunun dışında mukoza, deri, kas yağ ve bağ dokuları iskeleti saran yumuşak doku yapılarıdır. Alt çeneyi oluşturan temel iskelet yapısı ise mandibula adı verilen sağlam kemik yapıdır ve 2 adet eklem ile kafatasına bağlantı sağlar. Yine bununda etrafını yukarıda olduğu gibi yumuşak dokular sarar.

    Alt ve üst çeneyi oluşturan dokuların gelişimi aşamasında ortaya çıkan eksiklikler ya da fazlalıklar nedeniyle çenelerde şekil bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Çenenin asıl fonksiyonu çiğneme ve beslenme fonksiyonu olmasına rağmen estetik yönden de son derece önemlidir. Alt ve üst çene içerdiği dişler ve bunların birbirleri ile ilişkisi yönünden de son derece önemlidir. Çenenin yapısında meydana gelen bozukluklar üzerindeki diş dizilimini de olumsuz etkileyerek dişlerin görünümünde bozuk olmasına yol açar.

    Çene kemiklerinin anormal gelişimlerinden kaynaklanan problemler ortognatik cerrahi ya da çene cerrahisi veya maksillofasiyal cerrahi olarak adlandırılan ve Plastik cerrahinin de ana konularından biri olan problemlerdir. Bu gibi durumlarda Plastik Cerrahinin başkanlığında diş hekimliği ve ortodonti işbirliği ile gerekli hazırlıklar ve müdahaleler yapılır.

    Çok farklı ameliyat yöntemleri ile daha önceden ortodonti uzmanlarınca incelemeleri ve hesaplamaları yapılan çene problemlerinde düzeltmeler sağlanır. Hem fonksiyonel yönden çenenin düzeltilmesi sağlanmış olur ve hem de estetik yönden daha uyumlu ve güzel bir yüz elde edilmiş olur.

    Bazen de temel olarak alt ve üst çenede çok önemli bir bozukluk olmamasına rağmen yalnızca alt çenede mevcut olan küçüklük yada büyüklük nedeniyle estetik sorunlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda sadece alt çenede yapılacak cerrahi müdahalelerle diş dizilimini de değiştirmeden alt yüz bölgesinin görünümünde çok önemli düzelmeler sağlar. Alt çenede yapılan küçük cerrahi müdahalelerle elde edilen sonuç yalnızca genel yüz görünümünü düzeltmekle kalmaz aynı zamanda boyun yüz ilişkisini de düzeltir. Boyun çene açısını derinleştirir yada ihtiyaca göre daraltır.

    Çenenin küçültülmesi yalnızca alt çene kemiğine yapılan cerrahi müdahalelerle mümkündür. Yapılacak cerrahi müdahaleler genel anestezi altında yada sedasyon altında lokal anestezi ile yapılabilir. Makrogeni olarak da adlandırılan çenenin büyük olduğu durumların tedavisi yalnızca cerrahi yöntemlerle mümkündür. Cerrahi işlemler deneyimli Plastik Cerrahi uzmanlarınca yapılığı takdirde yok denecek kadar azdır.

    Çene küçüklüğü yada Mikrogeni düzeltme işlemi ise kemikte herhangi bir işlem yapmadan üzerine konulan çene protezleri ile yapılabilir yada çeşitli dolgu malzemeleri kullanılarak yumuşak doku büyültmesi volüm artırılması sağlanabilir.

    Çene üzerinde yapılan bu işlemlerle estetik görünüm düzeltilir ve yüz bölgesinde bulunan anatomik yapıların birbirleri ile ilişkisi daha uyumlu hale getirilir.




     LAZERLER İLE LEKE TEDAVİSİ

    Lazerler tıpta bir çok amaçla başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

    Lazerlerin başarılı bir şekilde kullanıldığı alanlardan biriside leke tedavisidir.

    Lekeler denildiğinde elbetteki tek bir çeşit sorun yada problem kastedilmez ama ama çoğunlukla anlatılmak istenen yada anlaşılan şeyler şunlardır.

    İnsan bedeninde doğuştan olan yada hayatın herhangi bir aşamasında ortaya çıkan ve renk olarak da normal deri renginin dışında olan problemler kısaca leke olarak adlandırılabilir.

    İnsan vücudunda olan ve onları hem estetik açıdan rahatsız eden ve hem de zaman zaman fonksiyonel sorunlara yol açan lekeler doğuştan yada sonradan ortaya çıkabilir.

    Doğuştan mevcut olan lekeler;

    Koyu siyah-kahverengi yada ara renklerde olan lekeler:

    benler,

    nevuslar….

    Kırmızı-mavi yada ara renkde olan damarsal orijinli olan lekeler:

    hemanjiomlar,

    kırmızı şarap lekeleri…

    Sonradan ortaya çıkan lekeler:

    Güneş lekeleri,

    yaşlılık lekeleri…

    Burada ifade etmediğimiz bir çok farklı leke türü yine çeşitli şekilde karşımıza çıkabilir.

    Örneğin dövmeler vs bu gruba örnektir.

    Bu lekelerin bir çoğunda lazerler ile tedavi mümkün olup bazılarında ise tedavide yetersiz kalabilir.

    Lekelerin beden üzerinde en fazla yerleşik olduğu bölge vücudun baş boyun bölgesi ve güneş gören diğer bölgelerdir. Bu durumda ister istemez bu durumlarda estetik

    Önemli olan şudur;

    Herhangi yapıda bir leke nedeniyle şikayeti olan bir kimse bunun tedavi seçeneneklerinden birisininde günümüzde lazer uygulamaları olduğunu bilmesi gerekir.

    Bu amaçla en çok kullanılan lazerler;

    Pulsed dye lazer,

    Nd Yag Lazer,

    Erb Yag Lazer,

    Diode Lazer,

    Fraksel Lazer,

    Olup, hangi tür leke tedavisinde hangi lazerin ve hangi şekilde kullanılacağına bu konuda deneyimli plastik cerrahi uzmanı yada dermatolog karar verecektir.

    Sonuç;

    Herhangi bir nedenle oluşmuş olan cilt lekelerinin tedavi yöntemlerinden birisinin ve belki de en önemlisinin lazer tedavisi olduğu unutulmamalıdır. Ve yine unutulmamalıdır ki bazı cilt lekelerinin lazer ile tedavisi oldukça kolay ve yüz güldürücü olmasına rağmen bazen de cilt lekelerinin tedavisi oldukça inatçı yada zor olabilir. Bu tür bir probleme sahip olan bir kimsenin yapması gereken şey bu konuda yeterli donanıma sahip bir klinik ve deneyimli bir plastik cerrahi uzmanı yada dermatoloji uzmanı ile iletişime geçerek kendi özel durumu ve tedavisi konusunda birinci elden ayrıntılı bilgi alması gerekir.




     LAZER İLE HEMANJİOM

    Hemanjiomlar çoğunlukla doğuştan olmasına rağmen bazen de hayatın başka bir safhasında ortaya çıkan içerisi damarsal yapılar ile dolu kitlelerdir.

    Doğuştan damarsal kitlelerin adlandırılması yada sınıflandırılması farklı şeklilerde olmasına rağmen okuyucuların kafalarının karışmaması amacıyla hepsine birden hemenjiom demeyi daha uygun buldum.

    Hemanjiomlar vücudun hemen her bölgesinde ve hatta iç organlarımızın içinde bile bulunabilmesine rağmen çoğunlukla baş ve boyun bölgesinde karşımıza çıkarlar.

    Bu lezyonlar çoğunlukla kırmızı renkli ve deriden kabarık şişlikler şeklinde karşımıza çıkabilmesine rağmen bazen deri ile aynı seviyede yada farklı renk ve yapılar şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir.

    Özellikle doğum aşamasında karşımıza çıkan yada doğumdan sonraki günler yada haftalar içerisinde karşımıza çıkan hemenjiom yani kırmızı kitleler zaman zaman bebeklerin yada çocukların görünümlerini bozmaları yanında onların yeme içme, görme, nefes alma, işitme gibi fonksiyonlarını da olumsuz yönde etkileyebilirler.

    Bazen de hiçbir fiziksel rahatsızlığa yol açmamalarına rağmen yalnızca görünümleri nedeniyle estetik açıdan bu çocukları yada onların ailelerini rahatsız edebilirler.

    Hemanjiomlar şişlikleri, yada kırmızı şarap lekesi olarak da adlandırılan düz hemenjiom lekeleri lazer tedavisinden oldukça yarar gören problemlerdir.

    Özellikle;

    Pulsed Dye Lazerler,

    Nd Yag Lazerler,

    Bu problemlerin tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

    Tedavi seanslar şeklinde yapılmaktadır,

    Ortalama ayda 1 kez olmak üzere 5-10 seans lazer uygulaması tatmin edici sonuç almak için gerekli olmaktadır.

    Lazere başarılı cevap verme konusunda uygulanan lazer ve uygulayan plastik cerrahi uzmanı yada Dermatoloji uzmanının deneyimi yanında hastanın sahip olduğu bu hemenjiom dokusunun histolojik yani yapısal özellikleri de etkili olmaktadır.

    Sonuç;

    Hemanjiom nedeniyle tedavi araştıran kimselerin bilmesi gereken şeylerden biriside bu problemlerin tedavisinde lazerlerinde oldukça yararlı olduklarıdır.

    Özellikle seçilmiş olgularda kullanıldıklarında diğer hiçbir tedavi yöntemi ile elde edilemeyecek başarılı ve yüz güldürücü sonuçlar elde edilecektir.

    Elbette ki çok daha ayrıntılı bilgiler hekim ile direkt görüşmede hekim tarafından hastaya yada ailesine verilmesi gerekir.




    DOLGU Birçok insan yüzünde, boynunda, bacaklarında, elinde ya da başka bir vücut bölgesinde var olan derin çizgilerden, inceliklerden yada zayıflıklardan şikayetçi olabilmekte ve tedavi konusunda arayışa girebilmektedir. Geçmişte ve günümüzde bu tür şikayetlerin tedavisinde kısaca ‘’dolgu’’ olarak adlandırılan tıbbi malzemeler kullanılmış ve halende kullanılmaktadır

    Estetik Plastik Cerrahinin ilgi alanlarından biriside özellikle yüz bölgesi başta olmak üzere boyun ve el gibi bölgelerde oluşmuş olan derin çizgilerin, doku gevşekliklerinin, çukurluklarının incelik ve zayıflıkların ya da doku eksikliklerinin tedavisinde, yumuşak dokulardaki eksikliği gidermek için kullanılan ve dolgu malzemeleri olarak adlandırılan malzemelerin kullanılmasıdır. Doğuştan yada sonradan ortaya çıkan bazı doku eksiklikleri veya yaşlılık, mimiklerin aşırı kullanılması gibi nedenlerle ortaya çıkan derin çizgilerin tedavisi amacıyla kullanılan yöntemlerden biridir dolgu kullanımı.

    Dolgu malzemeleri olarak adlandırdığımız bu malzemeler elde edildikleri kaynaklara göre farklı sınıflandırılırlar ve her birinin diğerlerine bazı avantaj yada dezavantajları olabilir.

    1- Kişilerin kendi vücudundan elde edilen dolgu malzemeleri: en bilineni yağ dokusudur. Kişinin kendi vücudundan yağ dokusu çıkarılır ve eksik olan başka bölgelere injekte edilir. Yağ dokusu dışında diğer yumuşak dokulardan da dolgu amaçlı faydalanılır ve doku kokteyli olarak da adlandırılan doku karışımları sıklıkla kullanılmaktadır.

    2- Hayvansal orijinli dolgu malzemeleri: Hayvanların yumuşak dokularından elde edilir. Kullanmadan önce allerji ihtimalini engellemek için test uygulaması gereklidir.

    3- İleri teknoloji laboratuar ortamında hazırlanmış dolgu malzemeleri. Bunlar belirttiğimiz gibi ileri teknoloji ortamında üretilmiş ve vücutla tamamen uyumlu malzemelerdir. Kimyasal düzeyde ve içerik anlamında birbirinden farklı çok sayıda ticari ürün mevcuttur.

    Ana hatlarıyla bu şekilde sınıflandırılan yumuşak doku tamamlama ürünleri yani dolgu malzemelerinin bir çok alt tipleri vardır. Bunlar aynı zamanda uygulandıkları bölgede kalma sürelerine göre geçici yada kalıcı dolgu malzemeleri olarak ta sınıflandırılırlar.

    Bazı dolgu malzemeleri uygulandıktan sonra kısa süre içerisinde etkisini kaybederler. Bazı dolgu malzemeleri ise uygulandıktan sonra birkaç ay daha etkisini sürdürürler ve ondan sonra vücut tarafından etkisizleştirirler. Yine bazı dolgu malzemeleri vardır ki kalıcıdırlar ve uygulandıkları şekilde kalırlar.

    Kişilerin kendisinden alınan yağ dokusu yada doku kokteyli olarak kullanılan diğer yumuşak dokuların önemli bir kısmı uygulandıkları bölgede vücut tarafından eritilirler. Bu erime ya da azalma oranı kişilere, uygulanan bölgelere ve uygulama tekniğine ve miktarına göre farklılıklar gösterebilir. Bu sebeple bu tür uygulama yapılan kişilerde kesin sonuç almak için uygulamaların tekrarlanması gerekir.

    Hayvansal orijinli dolgu malzemeleri günümüzde çok daha az tercih edilmektedir.

    En sık kullanılan dolgu malzemeleri ileri teknoloji laboratuar ortamında hazırlanmış ve vücut kimyası ile uyumlu dolgu malzemeleri ve kişinin kendisinde hazırlanan yağ dokusu gibi dolgu malzemeleridir.

    Yüzünde derin bir kırışıklık ya da çizgi, yine yanaklarında zayıflık ya da çöküklük, dudaklarında belirgin incelik, ellerinde kırışıklık ve deri altı yağ doku yetmezliği, bacaklarında incelik ve benzeri şikayeti olan kimselerde başvurulan tedavi yöntemlerinden birisi dolgu malzemeleri ile deri altı boşlukların doldurulmasıdır. Hangi bölgede hangi tür dolgu malzemesinin kullanılması gerektiğine Plastik Cerrahi ya da Dermatoloji uzmanı hastasıyla birlikte onunda beklentilerini dikkate alarak verecektir.



    ESTETİK AMELİYAT GÜNAHMIDIR?

    Biz estetik cerrahlara sorulan sorulardan biridir.
    ‘’Hocam sizler mutlaka araştırmışsınızdır. Estetik ameliyat olmak istiyorum ama diğer yandan da günah mıdır diye endişe ediyorum. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz’’
    Yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum.
    22 yaşında genç bayan estetik amaçlı burun ameliyatı olmak amacıyla bana geldiğini ifade ettikten sonra ilave etti. ‘’dr bey bu ameliyatı olmayı çok istiyorum ama diğer taraftan da Allah’ın verdiği bir organımı değiştiriyor muyum diye bir psikolojik sıkıntı içindeyim’’
    Belki de bu hastanın bizden beklediği, bu kararı verme konusunda bizim ortaya koyacağımız yorum.
    Yani bizden belki de şunu bekliyor.
    ‘’Merak etmeyin bu ameliyatı yaptırmak günah değil’’
    Bizler doktoruz.
    Estetik Cerrahız.
    Yaptığımız iş özellikle estetik amaçlı işlemlerde fiziksel anlamda değişiklik oluşturmak. Yani burun estetiği yapıyorsak mevcut burundan daha güzel bir burun yapmak.
    Yada kulak estetiği yapıyorsak görünüm olarak daha az dikkat çeken normale daha yakın bir kulak oluşturmak.
    Yada meme ameliyatı yapıyorsak gerek büyüklük ve gerekse şekil olarak kişinin beğeneceği ölçülerde bir göğüs oluşturmak.
    Bizim amacımız bu.
    Elbette ki estetik ameliyatların insan bedeninde oluşturduğu değişikliklerin o kimse için bir psikolojik, sosyolojik, dini karşılığı olabilir.
    Ameliyatı olan kişinin ruhsal yapısı üzerinde olumlu yada olumsuz etkisi, aile ve sosyal yaşantısı üzerine bir etkisi olacaktır.
    Biz estetik plastik cerrahlar bu etkiler olumlu olsun diye bu ameliyatları yaparız ama bazen de beklenenin tersi bir durumda ortaya çıkabilir.
    Televizyonlarda mutlaka izlemişizdir.
     ‘’bir estetik ameliyat oldum hayatım kaydı’’ ‘’Yağlarımı aldırdım vücudum deforme oldu’’ vs.
    Estetik ameliyatların insan psikolojisi vs üzerine etkileri olduğu gibi, insanların dini inançlarının da onların estetik ameliyat olma konusundaki dürtüleri üzerinde kuvvetli etkileri vardır.
    Gerçekten düzeltilebilir bir fiziksel kusuru olmasına ve kendisinin de bu durumdan çok rahatsız olmasına rağmen ‘’estetik olmak günah mıdır’’ sorusu ile estetikten uzak duran çok sayıda insan vardır toplumda.
    Sanılmasın ki bu kaygılar yalnızca bizim toplumumuzda var.
    Aynı kaygı Amerika Birleşik Devletlerinde de var. Fransada da var. Afganistanda da var. Sadece bir dinden de kaynaklanmıyor bu kaygı.
    Müslümanlıkta, Hıristiyanlıkta yada Yahudilikte.
    Farklı ülkelerde bulundum.
    Estetik Cerrah olduğum anlaşıldığında zaman zaman konu bu noktaya gelmiştir.
    ‘’Estetik ameliyat günah mıdır’’ anlamında konular hep tartışılmıştır.
     Bu konuda benim ne düşündüğüm sorulmuştur.
    Tıpkı yazının başında bahsettiğim bir hastamın bana sorduğu gibi.
    Bu konuda benim ne düşündüğümü bir sonraki yazıda ifade etmek istiyorum.




    ''SAKIN ESTETİK YAPTIRMAYIN!''P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt">Bir estetik uzmanının böyle bir ifade kullanması ilginç gelebilir.


    ‘’Estetik yaptırmayın’’ ifadesi yetmemiş,


    Yanına kuvvetli vurgu ifadesi ‘’sakın’’ eklenmiş.


    Laf olsun diye koymadım yazının başlığını ve de o kuvvetlendirme vurgusunu.


    Samimi olarak söylüyorum.


    Eğer gerçekten bir ihtiyacınız yoksa yaptırmayın.


    ‘’Estetik’’ derken neyi kastettiğimiz belli.


    Vücudunuzun herhangi bir bölgesinde güzelleşmek adına ya da daha güzel olmak adına bir cerrahi yada cerrahi dışı müdahale burada kastedilen.


    Yalnızca birkaç örnek vererek konuyu daha anlaşılır hale getirmek istiyorum;


    Örneğin bayansınız ve evlisiniz.


    Kendiniz ile de son derece barışıksınız.


    Burnunuz ile ilgili o güne kadar da hiçbir estetik kaygı taşımadınız.


    Ama bir gün eşiniz geldi ve size dedi ki;


    ‘’Karıcığım ben seni bu şekilde de çok seviyorum ama senden bir ricam olacak.  Senin burun estetiği ameliyatı olmanı istiyorum.’’


    Özellikle falanca sanatçının burnu gibi burnun olsun istiyorum.


    Dudaklarını biraz kalınlaştırmanı istiyorum


    Filanca mankenin dudakları gibi dudakların olsun istiyorum.


    İstekler çok farklı boyutlarda olabilir.


    Sakın ha;


     ‘’tabiî ki kocacığım madem sen öyle istiyorsun bende gidip burun estetiği olurum yada dudaklarımı kalınlaştırırım. Pardon hangi sanatçıya benzememi istiyordun?’’


    Demeyin.


    Hemen gidip estetik yaptırmayın.


    İkinci bir örnek sanat dünyasından yada şov dünyasından olan insanlar için olsun.


    Patronunuz yada yönetmeniniz sizden yüzünüzü, göz kapaklarınızı, burnunuzu, kulaklarınızı, göğüslerinizi, bacaklarınızı vs estetik operasyon ile değiştirmenizi isteyebilir.


    Hani imaj olsun için!


    Farklı bir tip ve imaj yaratmak için.


    İş icabı yani!


    Sakın ha;


    ‘’Tabiî ki patron emredersiniz. Bildiğiniz bir estetik cerrah var mı yoksa ben mi araştırayım’’ yaklaşımına girmeyin.


    Bu örnekler o kadar da artırılabilir ki!


    Bu köşenin boyutları yetersiz kalır o zaman.


    Sizden;


    Kocanız,


    Karınız,


    Patronunuz,


    Arkadaşınız, vs


    Estetik amaçlı bir işlem geçirmenizi isterse sakın ola ki hemen koşarak estetik cerrahın yolunu tutmayın.


    Bizlere gelmeyin.


    ‘’Sakın estetik yaptırmayın!’’


    Eğer bedeninizle barışıksanız!


    Eğer kendinizde bir fiziksel kusur görmüyor iseniz!


    Sırf başkasını mutlu etmek yada tatmin etmek için estetik yaptırmayın!


    O kişi sizin kocanız, karınız, arkadaşınız, patronunuz olsa bile.




    ESTETİK CERRAHİDE MALPRAKTİS VE KOMPLİKASYON LAR

    Öncelikle terminoloji anlaşılsın.

    Malpraktis nedir?

    Komplikasyon nedir?

    Aynı şeyler midir, farklı şeyler midir?

    Malpraktis İngilizce bir kelimenin Türkçeye uyarlanmış şekli olup, ‘’hatalı uygulama’’ anlamına gelmektedir.

    Komplikasyon ise yine İngilizce bir kelimenin Türkçeye uyarlanmış şekli olup kısaca ‘’risk’’ olarak tercüme edilebilir.

    Tıbbın bütün uygulamalarında bu iki kavram ortaya çıkabilir.

    Sağlık personelinin ve bir sağlık hizmeti alan herkesin bu iki kavramı genel hatları ile anlaması ve bilmesi gerekir.

    Tıbbın bütün uygulamalarında olduğu gibi estetik cerrahi amaçlı yapılan tıbbi uygulamalarda da malpraktis ve komplikasyon denilen durumlar ile karşılaşmak mümkündür.

    Burada doktorlara düşen görev yaptıkları uygulamalarda mümkün olduğunca bu kavramların ortaya çıkmasını önleyici bilgi, tecrübe ve dikkate sahip olmaktır.

    Bu alanda sağlık hizmeti alan kimselere düşen görev ise bu anlamda sahip oldukları hak ve yükümlülükleri asgari ölçüde de olsa bilmektir.

    Malpraktis ve Komplikasyonun ne olduğunu pratik örnekler ile anlatırsak çok daha açıklayıcı olur.

    Estetik amaçlı karın germe ameliyatı olan ya da meme küçültme ameliyatı olan bir kimsenin ameliyat sonrası ameliyat bölgesinde bir cerrahi alet unutulması bir malpraktis dir.

    Her ne sebep ile olursa olsun böyle bir durum ilke karşılaşan hastanın hem etik ve hemde yasal açıdan birçok hakları mevcuttur.

    Burada işlemi yapan hekimin dikkatsizliğinden kaynaklanan bir önemli sağlık sorunu ortaya çıkması sözkonusudur.

    Bir başka örnek, yine estetik amaçlı burun ameliyatı olan bir kimsenin ameliyat sırasında burunda eksik olan kemik ya da kıkırdak parçası yerine metal bir parça konulması.

    Bu durumlar malpraktis olarak değerlendirilir ve işlemi yapan doktoru etik ve yasal sorumluluk altına sokar.

    Burada doktorun dikkatsizliği, bilimsel gelişmelerden habersizliği vs söz konusudur.

    Bu durumlar ile karşılaşan hastaların ise yasal hakları söz konusudur.

    Komplikasyon ise daha farklı bir şeydir.

    Her tıbbi uygulamada olduğu gibi estetik amaçlı operasyonlarda da ameliyat sırasında ya da sonrasında beklenebilen yada beklenmeyen ama özünde ne doktor tarafından nede hasta tarafından hiç istenmeyen bazı gelişmeler ortaya çıkabilir.

    Örneğin ameliyat sırasında beklenmedik kanamalar, önemli damar ve sinirlerde yaralanmalar, ameliyat sonrasında yara bölgesi iltihapları, ameliyatın istenilen sonucu vermemesi vs gibi sorunlar ve riskler ortaya çıkabilir.

    Hasta ameliyat sonrası estetik amaçlı yaptırdığı burnunun şeklini yeterli bulmayabilir.

    Meme estetiği yaptırdı ise, yine sonucu yetersiz bulabilir yada gelişen enfeksiyon durumlarına yada hastanın bünyesel farklılığından kaynaklanan normalden fazla yara izi oluşumu vs olabilir.

    Bu durumlarda işlemi yapan doktorun bir dikkatsizliği ya da tecrübe eksikliği vs olmayabilir.

    Her şey bilinen standart kurallar içerisinde yapılmıştır fakat yine beklenmedik bazı sonuçlar ortaya çıkmıştır.

    Bu komplikasyondur.

    Her doktor yaptığı uygulamalar sırasında ya da sonrasında bazı komplikasyonlar ya da riskler ile karşılaşabilir.

    Bir doktorun sahip olduğu bilgi, dikkat ve deneyim elbette ki oransal olarak estetik operasyonlarda komplikasyon oluşmasını azaltır ama sıfırlayamaz.

    Bir doktorun sahip olduğu bilgi, dikkat ve deneyim ise orantısal olarak malpraktis ortaya çıkmasını sıfırlayabilir.

    Özellikle ülkemizin Avrupa Birliği üyesi olma yolundaki çaba ve çalışmalarının artması ile sağlık alanında da bu iki kavramın geniş halk kitleleri tarafından da daha sık kullanılır olduğunu göreceğiz.

    Hiç bir doktorun ve de estetik amaçlı operasyon geçiren hiçbir hastanın malpraktis ve komplikasyon durumları ile karşılaşmamasını dilerim.

    Her iki kavramda insan sağlığı açısından olumlu kavramlar değiller çünkü.




    OT İLE GELEN GÜZELLİK!

    Televizyon programlarında zaman zaman bende karşılaşıyorum.

    Yada gazete veya dergi sayfalarında.

    Bazen bir bitki bilimci olduğunu söyleyen kişi konuşuyor.

    Bazen gıda bilimcisi yada mühendisi olduğunu söyleyen bir kişi.

    Bazen ilkokulu dahi okumamış ama aileden bitki bilimci olduğunu ifade eden bir kimse.

    Daha ilginci bazen de Dr titri olan bir kimse konuşuyor. 

    Tabiî ki herkes konuşabilir.

    Kimse kimsenin konuşmasını engelleyemez ama konu sağlık olunca biraz daha dikkatli olmak durumundayız.

    Neden?

    Çünkü sağlık konusu hayatımızda her şeyden daha önemli bir konu.

    ‘’Şu bitkinin yaprağını kaynatır ve suyunu sabah aç karnına birde yatmadan önce içerseniz mide kanseri diye bir problem ile hiç karşılaşmazsınız!!!’’

    ‘’Şu meyvenin kabuğunu önce rendeleyip sonra kaynatıp sonra suyunu içerseniz astım denen bir sorununuz kesinlikle olmayacaktır!!!’

    ‘’Bademcikleriniz sürekli iltihaplanıyor diye sakın onları aldırmayın. Doktor dese bile aldırmayın. O bitkinin kökünü iyice temizledikten sonra yiyin. Aç ya da tok fark etmez ama günde 3 kez bir ay boyunca yiyin. Göreceksiniz artık bademcikleriniz hiç iltihap olmayacak ve sizde gereksiz yere bademciklerinizi aldırmamış olacaksınız’’

    Bu tür konuşmalara ben televizyonlarda defalarca rastladım.

    Bu konuşmaların farklı versiyonlarını defalarca izledim.

    Hatta aynı televizyon programlarında benimde konuk olduğum canlı yayınlarda diğer konuklardan benzer şeyleri defalarca tüm Türkiye ile birlikte ben de izledim.

    Ben Doktorum.

    Sağlıkla ilgili söylenen her şey benim ilgimi ve dikkatimi çeker.

    Ayrıca ben Estetik Plastik Cerrahi Doktoruyum.

    Güzellikle ya da estetik ile ilgili söylenen her şey benim daha da dikkatimi çeker.

    Aynı televizyon programlarında yada gazete sayfalarında defalarca şunları da izledim, gördüm yada okudum.

    ‘’Şu bitkinin yaprağını kaynatır suyunu bir çay bardağı ile günde 2 defa içerseniz cildiniz gençleşir, pürüzsüzleşir’’

    ‘’Şu bitkinin yaprağını kurutup sonra kaynatıp sonra suyunu içerseniz kırışıklıklarınız kaybolur. Günde 3 defa ve 1 ay boyunca içmeyi ihmal etmeyin’’

    ‘’bu bitkinin kabuğunu soyun, sonra kendisini ezin ve sonrada başınızın kel bölgelerine sürüp üzerini eşarp ile bağlayın. Bunu 2 ay boyunca her gece yatmadan önce yapın. Göreceksiniz artık sizin için saç dökülmesi yada kellik diye bir problem kalmayacaktır’’

    Bu ve buna benzer konuşmaların yapıldığı sayısız televizyon programlarına katıldım.

    Bu konuşmaları yapan kimselerin sözleri sıradan vatandaşlar tarafından dikkat ile izleniyor.

    İnanıyorum ki bu konuşmaların izlenme oranları da çok yüksek oluyor.

    Muhtemelen çok rating yaptıkları için bu tür kimseler televizyon programlarında çok fazla konuşuyor ve görüşlerini izleyiciye aktarıyorlar.

    Yine muhtemeldir ki bazı meslektaşlarımız yani doktorlarımızda benzer bir davranış içersine giriyorlar.

    Bitkilerin mucizelerinden bahsediyorlar!

    Bunların hastalıkların tedavisinde ne kadar faydalı ve yararlı olduklarından bahsediyorlar… vs.

    Netice olarak bütün bunlar bir realite.

    Her gün televizyon programlarında kanserin tedavisinde kesin! Etkili bitkiler,

    Güzelliğin ve sağlığın kesin çözümü bitkiler!

    Kelliğin tedavisinde kesin! Etkili bitkiler anlatılmaya devam ediliyor.

    Hem de ilginç bir şekilde bazen doktor olan kimseler tarafından da benzer açıklamalara devam ediliyor.

    Televizyon karşısında izleyen bir çık kimsede elinde kağıt ve kalem en ucuz yoldan yerinden bile kalkmadan en amansız hastalıkların yada çözümü ilaçla bile olmaz diye bilinen bütün ciddi sağlık problemlerinin çözümlerini not alıyorlar.

    Şu saat itibarı ile bunlar yaşanmaya devam ediliyor.

    Adına Alternatif Tıp vs gibi isimler de verilerek tıp kelimesi de uygun bir şekilde konuya iliştiriliyor.

    Peki bu durumda yanlış olanlar nedir?

    Doğru olanlar nedir?

    Kimlere inanacağız yada inanmayacağız?

    Bu programlara yada bu programlarda konuşanlara hangi açıdan yaklaşacağız?

    Halkın sağlığı ile direkt ilgili olan bu konularda doktorların pozisyonu ne olmalıdır?

    Bitki ile kanser tedavi edilir mi?

    Ot ile güzellik olur mu?

    Sorular uzun ve konular önemli olduğu için bir başka yazının konusu olabilir ancak.

     




    ESTETİK GÖĞÜS AMELİYATI KONUSUNDA BİLİNMESİ GEREKENLER

     

    Kadın için göğüsler dişi vücut imajının en önemli tamamlayıcı unsurlarıdır.

    Normal büyüklükte, normal diklikte ve normal görünümde bir memeye sahip olmak her kadının arzusudur.

    Fakat ne yazık ki gerek doğuştan sahip olunan özellikler nedeniyle yada hayatın herhangi bir aşamasında çeşitli nedenler ile bir kadının meme yapısı değişebilir ve estetik anlamda cazibesini kaybedebilir.

    Meme mi göğüs mü demek daha doğrudur?

    Aslında meme tabiri daha doğrudur. Çünkü göğüs denildiğinde üst vücut bölgesinin tamamı anlaşılır ve göğüs kelimesi erkeklerde de kullanılan bir tabirdir.

    Bu nedenle meme estetiği kavramı daha anlaşılabilir ve doğrudur.

    Her ne sebeple olursa olsun yada hayatın herhangi aşamasında ortaya çıkarsa çıksın en sıklıkla biz estetik plastik cerrahi uzmanlarının karşılaştığı estetik meme problemleri,

    1-meme büyüklüğü,

    2-meme küçüklüğü,

    3-meme sarkması,

    Şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bazen bunların yalnızca biri bir kadında varken bazen  de birden fazla estetik problem aynı kadında bulunabilir.

    Örneğin;

    Bir kadın yalnızca memelerinin küçük olmasından şikayetçi olabilir.

    Yada aynı anda kadının memeleri hem normalden büyük hem de sarkık olabilir.  

    18 yaşını tamamlamış genç kızlarda genellikle meme gelişimi tamamlanmış tır.

    Bu yaştan itibaren hayatın herhangi bir aşamasında bir kadın memelerinde estetik probleme sahip olabilir.

    Bu durum bir kadın için çok önemlidir ve memenin estetik sorunları bazen yalnızca estetik sorun olarak kalmaz aynı anda bir sağlık problemine de dönüşür.

    Bir kadının memelerinin normalden küçük yada büyük olması yada sarkık olması yada birkaç probleme birden sahip olması çok önemli psikolojik sorunlara da yol açar.

    Hayatının herhangi bir aşamasında bir meme estetiği sorununa sahip olan bir kadın şunu bilmelidir ki bir çok problem günümüzde artık çözülebilir bir problemdir.

    Bu şekilde bir sorunu olan bir kadının yapması gereken şey mutlaka bir estetik plastik cerrahi uzmanına müracat etmektir.

    Günümüzde estetik plastik cerrahide ortaya çıkan gelişmeler meme estetiği konusunda önemli ilerlemelerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

    Meme estetiği operasyonları ile küçük bir memeyi normal ebat ve görünümüne kavuşturmak, yada büyük bir memeyi küçülterek normal boyutlarına getirmek, yada sarkmış olan bir memeyi normal pozisyonuna getirmek mümkün hale gelmiştir.

    Kadınlarda meme estetiği son derece önemlidir.

    Estetik anlamda bir eksikli kadının kendine olan güvenini yitirmesine ve psikolojik anlamda sıkıntı yaşamasına yol açmaktadır.

    Bu durum sadece kadınların değil aynı zamanda onların eşleri üzerinde de olumsuz etkilenmelere yol açmaktadır.

    Sonuç;

    Meme estetiği bir kadında çok önemlidir. Bir memenin normalden küçük, büyük yada sarkık olması en sık karşılaşılan estetik sorunlardır. Günümüzde bunların tedavisi son derece kolaylaşmıştır. Cerrahi ile elde edilen başarı oranları çok yüksektir. Bu tür bir sorunu olan kimsenin yapması gereken şey estetik plastik cerrahi uzmanı doktorlara müracat ederek daha kapsamlı bilgi almalarıdır. Operasyonun sonuçları sadece memelerin görünümü üzerine değil aynı zamanda hem bu kadınların ve hemde varsa onların eşleri üzerinde olumlu etkilere sahiptir. 




    DİŞ HEKİMLİĞİNDE ESTETİK

      Günümüze kadar estetiğin birçok tanımı yapılmış. ve tarihte estetiğin tanımı doğala en yakın


    Olan  görüntü olarak belirlenmişti. Burada doğal görünüme uygun olarak yapılan düzeltmeler  tıbbın sınırları içerisinde kalmıştı. Bugün  beden sağlığı  gençlik güzellik gibi  kavramlar toplumlarda fiziksel özelliğin yanında ruhsal bir yeterlilik olarak ta  ön plana çıkmıştır.


            Hekimler  günümüzde toplum içerisinde kendisine gelen hastalarının bu taleplerini de görmemezlikten gelemezler.


           Burada  Diş Hekimliğine  baktığımızda  hekimlerin öğrendikleri bilgilerle  hastalarından gelen taleplerin bazen çakıştığını görürüz. Hekimler bu istekler karşısında eğer hastalarına tıp etiği içerisinde bulunmayan davranışlarda bulunup endikasyon seçeneği  olmayan tedavileri uygulamaya  çalışırlarsa farkında olmadan hem hastalarının fiziksel hem de ruhsal  yapılarını bozup tıp dışına çıkan davranışlarda bulunabilirler .Hasta, diş hekimliği koltuğuna oturduğunda,hekim hastasının fiziksel  ruhsal ya da sosyal durumunu değerlendirip  ,  hastaların bazen kendi taleplerini hekime doğru iletemeyebileceği ya da uygun olmayan taleplerde bulunabileceğini de  dikkate alarak davranmalıdır..


          Bu noktada biz hekimler ,   hastalarımızın estetik / kozmetik talepleri karşısında kendilerini bekleyen olumsuzlukları yada abartılı istekleri  mutlaka  o kişilere tıp etiği içerisinde anlatıp,ve olabilecek yanlışlıkları gösterip tıbbi endikasyonu olmayan istekleri sadece kozmetik amaçlı tedavi altında yapmamayı ilke edinmeliyiz


             Hekimler :tıbbi deontolojiye  bilimsel gereklere uygun olarak tanılarını koyup ve gereken tedaviyi hastalarına uygulamalıdırlar.


                                                                                                           Saygılarımla


                                                                                             Dr  S. SUNGUR



    Platelet Rich Plazma PRP UYGULAMALARI ve BİLLİNMESİ GEREKENLER


    PRP (PLATELET RİCH PLAZMA ) ZENGİNLEŞTİRLMİŞ PLAZMA TROMBOSİT TEDAVİSİ


     


               Modern tedavi tekniklerinin gelişmesiyle birlikte günümüzde Plazma tedavisiyle
    kırışan, yıpranan, sarkan cilt dokusu artık bu dokuyu genç ve nemli tutan kollajenlerin üretiminin tetiklenmesiyle yenilenebilir. Kişinin kendi kanından elde edilen plazma yüze ve vücuda nakil ediğinde kök hücreleri uyararak kırışıklıkların giderilmesinden, yaraların iyileşmesine ve saç dökülmesine kadar alternatif bir yöntem olarak kullanılır. Hiçbir alerji riski taşımayan bu tedavide kendi kanınızdan elde edilen zenginleştirilmiş trombosit süspansiyonu   uygulandığı sahada büyüme faktörlerini aktive ederek kök hücreleriyle yenilenip zamanı geriye döndürmek ve bebeksi cilde sahip olmak artık hayal olmaktan çıkmaktadır.Bu tedavinin  kök hücre tedavilerden farklı olarak en önemli özelliği hücrelerin klinik ortamlarda çoğaltılıp sonradan aktive edilmemesi ve kişinin kendi damarından alınan az miktardaki kanın elemanlarına  ayrılarak elde edilen plazmanın sorunlu  bölgeye  küçük miktarlarda yedirilerek uygulanması esasına dayanan yöntem kök hücreleri aktive ederek deride kollajen tabakayı uyararak cildin yenilenmesini sağlamasıdır. Son derece kolay uygulanan bu tedaviden hemen sonra günlük hayatınıza devam edebilirsiniz


           PRP Plazma tedavisi yönteminde, hastanın kendi kanı alınarak; 8-9 dakika  boyunca   1500-3000devir/dakika santrifüj edilir. Santrifüj sonucu, kırmızı kan hücrelerinden ayrışan plazma kısmı, mezoterapi veya dolgu yöntemi ile cilde uygulanır. PRP yönteminde elde edilen bu plazma yoğun trombosit (pıhtı hücreleri) içerir.Burada ortalama 1 cc  plazmada  1 milyon trombosit bulunur. Ortamda bulunan lökositler (beyaz kan hücreleri) ve aktive olmuş pıhtı hücreleri, büyüme faktörleri salgılayıp kök hücrelerin aktive edilmesini sağlar. Böylece cildin dokusunda yenilenme meydana gelir. Bu yöntemin en önemli avantajı hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve kesinlikle herhangi bir alerji riski taşımamasıdır


            Tedavi  süresi


    Ortalama 2 ile 4 haftalık aralıklarla yapılacak 2-4 arası tedavi seansı  önerilir. Elbette hastanın ihtiyacına göre seanslar değişiklik gösterebilir. Klasik tedavi;  3 ay boyunca ayda 1 kez uygulanmasıdır. Her uygulama 15-30 dakika sürer.İster dermaroller le cilde direk uygulanırken sac ekiminde ekim yapılan alana enjekte edilerek yada dolgu olarak hastadan alınan yağ ile beraber dolgu alanına yada diğer dolgu maddeleriyle beraber enjekte edilebilir.Burada aktive olmuş trombositler ve lökositler büyüme faktörlerinin salgılanmasını başlatarak kök hücrelerini bu bölgeye çeker ve  çoğalmalarını tetikler.O bölgede hücre yenilenmesi olur . Hastaya yapılan otojen doku nakilleri varsa(örn. Saç ekimi yağ enjeksiyonu kemiklerdeki deformitelerin doldurulması vb)  bu dokuların tutması daha sağlıklı hale gelir


    Tedavinin sürekliliği için yılda 1 kez tekrarlanabilir.


    PRP  uygulamasının en güzel yanlarından biride hastanın kendi kanından elde edildiği için  herhangi bir hastalık bulaşmaması, ve alerjik reaksiyonların görülmemesidir.


    .


            PRP’de lazer, ışık tedavisi, dolgu enjeksiyonu veya Botox uygulaması ile birleşmesi önerilebilinir mi?

     Hayır, eşzamanlı tedavi olarak uygulamak mümkündür. PRP uygulaması deri yenilenmesi sağlaması nedeniyle lazer veya ışık tedavisinden sonra yapılabilir. Bununla birlikte PRP ile dolgu veya Botox uygulamasının birleştirilmesine yönelik deneyim mevcut değildir. Uygulamanın dolgu uygulaması ile birleştirilmesi sakıncalı görülmemekle birlikte ; Botox  uygulaması ile birleştirilmesi önerilmez.



       Kontrendikasyonları
    :


    1- tip I diabet


    2- Lupus eritamatozis


    3- Hasimato tiroidi


    4-Spondilit gibi rahatsızlıklarda uygulanmamalıdır. tip II diabette uygulanabilir.



                 Nice sağlık mutluluk dolu günlerin sizlerle olması dileklerimle;


                                                                                           Dr    Dr.Suhan SUNGUR





    ESTETİK PROTEZ UYGULAMALARIDİŞ HEKİMLİGİNDE YENİ GELİŞEN KAVRAMLAR TRENDLER(VİZAJİZM)
     
     
     
              Vizajizm, anlamı Fransızca visage yani “yüz” kelimesinden geliyor.Bu kavram  İlk olarak 1930’lu yılların başında  mimarlar tarafından kullanılan  bir yontem olarak ortaya cikmistir. Yöntemin diş estetiğinde uygulanabileceğini ilk düşünen ise Brezilyalı diş hekimi Braulio Paolucci olmustur. Vizajizmle günümüzde uygulanan standart gülüş tekniğine karşın ,estetikle ilgili : kişinin sadece dış görünüşünün değil; psikolojik yapısının , davranış kalıplarının ve yerleşik alışkanlıkların da  bu çalışmalara dahil edilmesi gerekliliği bildirilmiştir.
     

              Vizajizm nasıl uygulanır?

    İlk olarak hastanın yüzünün fotoğrafı çekilir
    Hastayla  kendi temel karakteri özellikleri ile ne istedigine dair arzu ve isteklerini ifade  eden bir görüşme yapılır
    3 boyutlu gülüş tekniği ile hastalar kendilerine  uygun seçeneğe  doktorlarıyla ortak karar verirler Gerekirse yüzünde 3 boyutlu görünütüsü üzerinde plastik cerrahlada konsültasyon yapılarak  uygun alternatifler tesbit edilir bu bir harmonizasyondur. tek başına  bir dişin diş tek basına  bir burunun  yada tek basına bir kepce kulağın duzeltilmesi bazen yeterli  olmayabilir
    Hastalar  hakkında elde edilen tüm bilgiler  yapılacak tedavide kullanılır.sonuç tüm ekiple hastayla paylasılır...

     
             Bu tur calısmalarda yüzümüz ;yüzümüzün bölgeleri ;alın bölgemiz, burun bölgemiz, dudak bölgemiz, çene bölgemiz dislerdeki altın oranlar vb… buna benzer donelerin hepsi   sizin karakteriniz ve davranış kalıplarınızla ilgili ipuçlarını doktorunuza verir.Alına bir bakarsınız oranlamalar normaldir ama mimik kaslarınızı cok fazla kullanıyorsunuzdur  bu durum; belki sizin cok daha fazla yaslı gorunmenize sebep oluyordur..  Sonra neler olup bittigini  daha iyi anlamak icin  resimler modeller tartışmaya açılır . burada  diş hekimi , plastik cerrahınız ,hasta , hatta labratuvarınız,  herkes fikrini ortaya atar. ve sonucunda 3 boyutlu bizim ne istedigimize dair maketller ortaya cıkar...Burada amaç  sadece mekanik estetik değil ;kişinin ruhunu da yapısınıda içeren onu yansıtan protezlerin uygulamaların  kişilere yansıtılmasını amaçlanmasıdır.Bazen dr olarak sunuda hep dusunmusumdur. kisinin ruh ve karekterini anlamak icin belirli bir zamanda hastayla zaman gecirmek gibi. orneğin telefonda nasıl konusuyor. arkadaslarına hitap tarzı nasıl  giyimi mimik kaslarını nasıl kullanıyor  vb vb.  günlük hayatta onu fotograflamak  arşivlemek gibi.  bana hep önemli gelmiştir ...sadece salt klinikte fotograflamanın yanında    kişilerin günlük hayattaki  davranışlarınıda fotograf karelerine yansıtmak  arsivlemek bana biraz daha anlamlı gelmiştir......
             Örnegin:  inatçı biriyseniz diş tasarımınız bu özelliğinize göre  duzenlenir  daha agresif hatlar ortaya konur. Yada, “Aslında ben inatçı yönümü törpülemek ve daha ılımlı biri olarak görünmek istiyorum” diyorsanız farklı bir tasarıma sahip modeller  uygulamalar daha yumusatılmış hatlar iceren  modeller size uygulanır. Bu yöntemde önemli olan sizin hisleriniz hissetikleriniz ve duygularınızın yansıtılması.ve ekibinde bunu hissedebilmesidir
           Bu tur calısmaları aslında sanki  hani terzilerin  kişiye özel giysi diye uyguladıkları

      Haute couture'  (kişinin özel beğenisine göre tasarlanmış, özel tasarım elbise anlamına gelen ve Fransızca'dan gelen bir moda terimidir. Tam karşılığı ise "ısmarlama"dır. ) calışmalarına benzetebiliriz

           Bu calısmalar gösteriyorki   estetik diş hekimligininde  diş hekimliğinin  icerisindeki diger  bilim  dalları gibi zaman icerisinde başlıbaşına bir bilim  dalı olacağını; ve içerisinde hani yemeğe katılan bir tutam tuz yada bir ressamın tuvaline vuracağı son bir fırça darbesi gibi gülüşümüze  yüzünüze katılacak bir rötuşun bile bize nasıl bir anlam kazandırdıgının farkında  olmamızı saglayacaktır.

         Sonucta.... yeni gelisen  kişiye ozel  vizajizm kavramı ;yuz uygulamaları: protezler; icerisinde ;diş doktorunun   plastik cerrahın hastanın labratuvarın hemsirenin vb tum  bu konuda calısanların katkısını içeren  bir multidisipliner yaklaşım olduğu....burada amaç klasik standart herkeste aynı olan seyleri fabrika  gibi yaratmak  uygulamak aynı görünüşe sahip kişiler ordusu oluşturmak yerine ;kisinin mizacına yapısına ruh haline uygun onu o yönde motive edecek calışmaların ortaya çıkartılmasının  sağlanmasıdır.

                  Tum güzelliklerin sizinle  beraber olmasını dilerim

     

                                                                                                                                                                         Saygılarımla;

                                                                   Dr.Suhan SUNGUR






    OZON TERAPİ

    Ozon Terapi

    1.     OZON NEDİR?
    Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). İki atomlu normal atmosferik oksijenin (O2) çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Böylece bu iki çeşit molekülün yapıları birbirinden aşağıdaki gibi farklıdır:

    O3 oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gazdır. (fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilir). İsmi Yunanca "koklamak" manasına gelen ozein’den gelir. Alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein (1799-1868) tarafından 1840 yılında keşfedilmiştir. Zemin seviyelerine yakın yerlerde 10 milyon hava partikülü başına bir partikül O3 (= 0.1 ppm = 200 µ g/m³) konsantrasyonlarında duman şeklinde bulunur. 2000 metre yükseklikte, çok daha azalarak 0.03 - 0.04 ppm seviyelerine düşer.

    Çok güçlü okside etme ve çok etkili dezenfekte etme özelliği sayesinde, Dünya çapında içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde de mikrop öldürücü olarak kullanılır.

    2. OZON TERAPİ NEDİR?
    Tedavi amaçlı Ozon
    Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 – 5 %O3) arasında değişir. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve tıbbi endikasyona göre hastanın alacağı komple dozu belirler.

    Özellikleri ve etkisi
    Medikal ozonun iyi bilinen bacterisid(bakteri öldürücü), fungicid (mantar öldürücü) ve virutic (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle, enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.

    Kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır, ve organik fonksiyonların yeniden canlandırılmasında ozonu çok değerli kılar.

    Düşük dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır diğer bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder.

    Ozon sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak , vücudun bağışıklık hücreleri cytokin (interferon yada interleukin gibi önemli  adı özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca zincirleme bir şekilde pozitif değişiklikler yaratarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf olduğu veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında özellikle çok başarılı sonuçların alınmasına yol açar.

    Majör Otohemoterapi adıyla bilinen küçük miktarlarda uygulanan ozon sonuç olarak vücudun kendi oksidanlarını ve serbest radikalleri yok eden enzimleri aktive ederler. Kronik enflamatuar hastalıklarda ozonun neden kullanıldığı böylece anlaşılmaktadır.

    Endikasyonlar
    Seçici özellikleri sayesinde medikal ozon 6 temel alanda kullanılmaktadır :
    1. Dolaşım bozukluklarının tedavisi ve geriatride
    2. Virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde hepatitler, uçuklar (herpes).
    3. Zor iyileşen enfekte yaralarda ve enflamatuar hastalıklarda
    Enflamatuar barsak hastalıkları (kolit, Proktit vb)
    Yanıklar,  enfekte yaralar, mantar enfeksiyonları
    4. Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak ozon bağışıklık sistemini güçlendirici olarak düşük dozlarda "majör otohemoterapi" formunda veya "minör otohemoterapi" olarak kullanılır.
    5.Diş Tedavilerinde diş çürüğünü önlemede özel  aplikatörüyle

    6.Anti-aging(yaşlanmayı önlemede)


    Uygulama Yöntemleri
    UYARI: Ozon gazının direkt solunması akciğerlerde tahrişe sebep olduğundan sakıncalıdır. Yapılan klinik çalışmalar ışığında 6 uygulama şeklinin geçerliliği  ön görülmüştür
    1.Majör otohemoterapi (Hastadan kolundan kan alınarak tedavinin yapılması) geriatride (yaşa bağlı hastalıklar), dolaşım bozukluklarında yeniden canlanmayı sağlamak için, viral kökenli hastalıklarda ve genel bağışıklık sistemini aktive etmek için kullanılır.
    Bu uygulamada:, genelde 100 ml hastanın kanı alınır, ozon jeneratöründen tam olarak tesbit edilmiş belirli gamalardaki 100 cc ozonla karıştırıldıktan sonra hastaya aynı yoldan geri verilir. Burada steril ozona dayanıklı sarf malzemesi ve vakumlu şişeler antibakteriyel filtreler kullanılır. Ozon kırmızı ve beyaz kan hücreleriyle tamamen reaksiyona girer ve böylece vital aktivitelerini = metabolizmayı arttırır. İşte bu aktive edilmiş kan (ozon ya da oksijen değil!) hastaya hemen tekrar aynı kan alınan kolundan geri verilir.
    2. Minör otohemoterapi diye adlandırılan yöntemde ise ozonlanmış 2.5 -3 ml kan intramusküler yolla hastaya  koldan aşı yapar gibi geri verilir. Bu yöntemle spesifik olmayan bağışıklık sistem aktivasyonu yapılır: Alerjik hastalıklarda ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmekte kullanılır.

    3.Eksternal tedavi  Ozon gazını kapalı bir sistemde özel bir plastik bot  içinde dolaştırarak ya da vücudun farklı bölgelerine uygun torbalar, içerisinde uygulayarak  gerçekleştirilir. Bu sarf malzemeleri ozona dayanıklı materyalden yapılır. Vücudun tedavi edilecek kısmı önceden su ile nemlendirilir, çünkü ozon  kuru bölgelere etki etmez. Bu uygulama ülserleri, yaraları, açık yaraları, ameliyat sonrası oluşan lezyonları, herpes ve enfekte olmuş alanları tedavi etmekte çok etkilidir. Diğer yöntemler ozonlu saf su  ve ozonlu saf medikal zeytin yağı cilt örneğin egzema, mantar, liken gibi enfeksiyonlarda kullanılır.

    4.Rektal Uygulama  Ozonun bu yolla uygulanması pek hoş görünmese de o kadar rahatsızlık verici değildir ( rektal insuflasyon ). Hasta hiçbir rahatsızlık hissetmez,  Ozon gazı direkt olarak hassas barsak cidarı (membranı) tarafından emilir; buna ek olarak tüp ve torbalar tek kullanımlık olduğundan tamamen hijyeniktir .Bu metot  genelde barsakların enflamatuar hastalıklarında endikedir ancak son zamanlarda daha az invaziv olmasından dolayı genel sağlık ve yeniden canlanma için kullanılmaktadır.

    5. Eklem içi Uygulama;(intra artikuler yolla ozon verilmesi); adından da anlaşılacağı gibi ozon gazı (eğitimli kişilerce), yavaşça eklem içine enjekte edilir.Bu metod  ağrılı enflamatuar hastalığı olan ekleme uygulanır (artrit,rekurren artroz, genel patolojik sertliklerde uygulanabilir)

    6.Diş Hekimliği Uygulamaları: Özel ozon gazı jeneratörleriyle çürük dişlerin üzerine özel uçlarıyla  uygulanarak çürüğün önlenmesinde  çeşitli konsantrasyon ve gamalarda ki ozon sularının ağızda gargara olarak kullanılmasıyla  bazı dişeti rahatsızlıklarının ve  ağız içi viral enfeksiyonların önlenmesi ve tedavisinde kullanılmaktadır

    3. GENEL OLARAK HANGİ HASTALIKLARDA OZON TEDAVİSİ YAPILABİLİR
    Ozon tedavisi ile birçok patolojik durum daha iyi hale gelir veya tamamen düzelir. Bu durum bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmıştır. Kural olarak hastalıkların tedavisinde ozon diğer tedavilere ek olarak uygulanır, tamamlayıcı tedavi grubuna girer.

    Tüm hastalar için, ozon tedavi ile ilgili en son yeniliklerin hızla öğrenilebilmesi için Avrupa da pek çok terapist bir araya gelip ”Medical Society for Ozone Application in Prevention and Therapy”, birliğini oluşturmuşlar , bu grubun amacı doktorlar ve hastaların bu konu hakkındaki bilgilerini geliştirmek ve ilerletmektir.Bilgi alış verişi seneler içinde daha da hızlanmış ve gelişmiştir.

    Medikal ozon kurallara uygun olarak uygulandığı taktirde tamamen güvenli, pratik, etkili ve ucuz bir tedavi yöntemidir

     Dolaşım bozuklukları
    Arteriel dolaşım bozukluklarında diğer semptomların yanı sıra bacaklarda hissedilen soğukluk, kısa yürüyüşler sonrasında ayaklarda hissedilen ağrı dolaşım bozukluğunun semptomlarındandır Bu durum ozon tedavisi için  önemli endikasyon oluşturur. Ozon tedavinin dolaşım bozukluklarındaki başarısı yapılmış birçok sayıda tıbbi çalışma ile kanıtlanmıştır. Ozon klasik tedaviye ek olarak veya tamamlayıcı olarak kombine kullanılabilmektedir

     Anti-aging ( geriye yaşlanma ) ve yeniden canlanma
    İş hayatındaki stres, yoğun çalışma temposu ,zihinsel ve bedensel yorgunluk ozon (O3) tedavisine çok iyi yanıt verir.Ozonun kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin metabolizma akivasyonunu arttırmasıyla  ile ilgili genel iyilik hali ile kişiler kendilerini yenilenmiş dinç zinde hissetmektedirler. Profesyonel sporcular ve kadınlar bu tedaviden oldukça faydalanmaktadırlar. Ozon  vücudun fiziksel dayanıklılığını arttırmaktadır.

     Yaşlı kişilerde tedavi (Geriatri)
    Yaşlı kişiler ozon tedavisine oldukça iyi yanıt verirler. Burada ozon  oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımını sağlar, bağışıklık sistemini harekete geçirir,ve vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikallere karşı savaşan hücrelerini harekete geçirir. Bunun ötesinde beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri mevcuttur Bu tür dolaşım bozukluklarında  fiziksel performansta azalma yürüme güçlüğü ve baş dönmesi gibi şikayetler görülebilir  Burada  ek olarak tamamlayıcı tedavi olarak kullanlılmakla birlikte ve bunun  yanısıra ozon tedavi yaşam kalitesini arttırmak için de kullanılmaktadır.

     Göz hastalıklarında ozon tedavi
    Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişiklikler aynı zamanda gözümüzü de etkilemektedir.Örneğin senil makuller dejenerasyon retina merkezinde gelişebilir.Bundan dolayı oluşan sekeller optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde görülebilir Yapılan klinik çalışmalarda  vizyonda iyileşmeler kaydedildiği görülmüştür.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmıştır.

     Kanser
    Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozonu İmmun sistemi  (bağışıklık sistemini) aktive etmekte kullanılır Düşük dozlarla. bağışıklık hücreleri – örneğin lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natürel killer hücreler (katil hücreler) - cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Aslında, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir İmmun bağışıklık sistemi reaksiyonu başlatılır, bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda bulunur.

     Cilt mantarları ve enfekte cilt lezyonları
    Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği, senelerdir içme suyunun arıtılmasında başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Bu özellikleri,  tıbbi ozonu çok etkili bir tedavi ajanı yapar, özellikle bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları, mukozaların fungal / mycotic enfeksiyonları ozona direnç gösteremezler

     Enfekte yaralar
    Enfeksiyonlu yaraların yerel tedavisi, mesela açık yatak yaraları (decubitus ülserleri), alt bacağın ülserleri (Ulcus cruris), şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi  hastalıklar ozonun klasik uygulama alanlarına girer. Burada öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bacterisid ve fungicid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulanarak iyileşme süreci hızlandırılır.

     Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
    Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olmaktadır.  

     Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
    Herpes simplex (facial herpes), herpes zoster  

     Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafından oluşur. Dudakların uçuğu (Herpes Labialis), sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla tıbbi ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.

    Herpes zosterde  ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.

     Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
    Karaciğerin Enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metotlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.

     Enflamasyonlu ve dejeneratif eklem hastalıkları
    Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz (diz eklemi enflamasyonu) ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara- spesifik egsersiz terapileri - ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanılır

     Artrit/Romatizmal Durumlar - Kronik poli artritler

    Romatizmalı durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalıkları içermektedir. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit kronik poliartrit de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullanılan etki anti enflamatuar etkidir.

     

    Diş Hekimliğinde:

    Diş Çürüğü: tanımlanırken, tedavi edilebilir önlenebilir bakteriyel bir rahatsızlıktır diye tanımlanır. Burada Diş Çürüğünü yapan 2 bakteri mevcuttur. Bunlar Streptococcus Mutans ve Lactobasiller dir. Ozon Gazı çürük başlamış bir dişin üzerine özel ozon jeneratöründen elde edilen ozon gazının dişe özel aplikatörüyle direk uygulanmasıyla birlikte o dişte çürüğün ilerlemesi önlenebilir ve durdurulabilir. Ozon gazı aynı zamanda çok eski senelerde gangrenli dişlerin kanallarının sterilizasyonunda da başarıyla kullanılmıştır. Bu arada ağızda oluşan bazı mantar enfeksiyonlarının ve dişeti rahatsızlıklarının önlenmesinde ek tedavi olarak ozon gargaraları ve suları da kullanılmaktadır

    4. HASTA OLARAK BİLMEM GEREKENLER NELER?
    Ozon tedavisinin herhangi bir şekli uygulanmadan önce ozon terapi uygulayacak doktora kullanılan ilaçlardan ve uygulanan özel diyetlerden yakın zamanda bitmişse bile bahsetmeyi unutmamalısınız. . Doktorunuz ayrıca kalıtımsal hastalıklardan, alerjilerden ve diğer şikâyetlerden ve geçmişte nasıl tedavi edildiğinden veya edilmekte olduğundan haberdar edilmelidir.
    OZONTERAPİNİN BİLİNEN HİÇBİR YAN ETKİSİ YOKTUR.  

    OZON TEDAVİSİ  YAPILMAMASI YADA DİKKATLİ YAPILASI GEREKEN DURUMLAR

    •Alyuvarlarda bir enzim(GL–6-F Dehidrogenaz)  eksikliğinde(FAVİZM),

    •Aşırı alkol kullananlarda,

    •Hipertirioidi (tiroidi bezi aşırı çalışanlarda),

    •İleri derecede kansızlık ve kanama-pıhtılaşma rahatsızlığı olanlarda,

    •Kronik ve tekrarlayıcı Pankreas bezi iltihapları (pankreatitler)de,

    •Yeni gelişmiş kalp enfarktüsü ve beyin kanamalarında,

    •Ozona karşı alerjisi veya intoleransı (tahammülsüzlüğü) olanlarda, ozon tedavisi  dikkatli ve kontrollü yapılmalıdır.

    Birçok ülkede ozon terapisi, özellikle Avrupa'nın dışında, her zaman, sağlık sigorta poliçeleri veya işyerlerinin tıbbi destek programları ile karşılanmaz.  Birçok ozon uygulaması, genelde 10 seans kadar uygulanır. Ama bazı durumlarda ikinci veya hatta üçüncü bir 10 seanslık tedavi zorunlu olabilir. Buna rağmen, şu anda alınacak küçük bir önlemin ilerde çok daha fazla pahalı tam ölçekli bir tedavi masrafından kurtarabildiğini hatırlamalısınız.

    Ozon terapi düşük riskli ve genellikle standart medikal tedavilerin eşliğinde tamamlayıcı, destekleyici ve yeniden yapılandırıcı bir metottur

    Tekrar başka bir yazıda görüşmek dileğimle

                                                                                                                            Saygılarımla

                                                                                   Dr Suhan SUNGUR

    .

     

     

     




    İMPLANTOLOJİ

    İmplant, çeşitli nedenlerle kaybedilen dişlerin yerine onların işlev ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleridir.

    Yüz estetiğinin bir parçası olan dişlerin kaybı psikolojik ve sosyal problemlere neden olmasının yanı sıra beslenme, sindirim sorunları ve konuşma bozukluklarına da yol açmaktadır.

    Diş eksiklikleri doğal dişlere bağlı köprü protezleri veya çıkarılıp takılan hareketli protezler gibi klasik yöntemlerle tamamlandığı gibi implant destekli protezlerle de yapılabilir.

    İmplantların yapıldığı durumlar

    Tek veya daha fazla diş eksiklikleri:

    Tek diş eksikliklerinin implant ile tedavi edilmesi, köprü ile restore edilmesine göre daha koruyucu bir tedavi şeklidir.

    Köprü protezi yapılabilmesi için sağlıklı dişlerin küçültülerek üzerlerinin kaplanması gerekecektir ve bu köprünün belirli aralarla değiştirilmesi ekonomik olarak da bir yük getirecektir. Bunun yerine eksik diş veya dişlerin boşluğuna yerleştirilecek implantlar sayesinde yandaki dişlerde herhangi bir işleme gerek kalmadan yani sağlıklı dişlere zarar verilmeden tedavi edilebilir.

    Tam dişsizlikler

    Eğer ağızda hiç diş kalmamışsa bulantı refleksi ve protezin tutuculuğunun yeterli olmaması nedeniyle hareketli protez kullanılamıyorsa implant destekli protezler hastaya konforunu iade etmektedir.

    Üzerine protez yapılacak olan implantların ağız içi görüntüsü

    İmplantın aşamaları

    Muayene ve planlama

    İmplant multi disipliner bir yaklaşımla yapılır. İmplantı çene kemiği içine yerleştirecek cerrah veya diş hekimi uzmanı ile implant üstü protezi yapacak protez uzmanı birlikte çalışırlar.

    İmplant ileri derecede kontrol edilemeyen diyabet gibi bazı sistemik hastalıkları olan kişilerin dışında herkese uygulanabilir. İmplantlar titanyumdan doğal diş kökü şeklini taklit ettikleri için doku uyumludurlar ve herhangi bir alerjik ve toksik rahatsızlığa neden olmazlar.

    Muayene aşamasında detaylı bir ağız içi muayene ile dişetleri, alt ve üst çenenin ve dişlerin birbirleriyle ilişkileri gibi durumlar incelenir. Ölçü alınarak alçı modeller üzerinde de çalışılır. Klasik radyografilerin yanı sıra komplike vakalarda üç boyutlu tomografi alınarak özel bir cihazda çenenin aynı ölçüde modeli elde edilerek implantların yerleştirileceği bölgeler en az hatayla planlanır. Planlama ve bu planlamanın sonrasında yapılacak tedavi detayları hastalarla detaylı olarak konuşulur.

    İmplantın yerleştirilmesi

    İyi bir tedavi için doğru bir planlama kuşkusuz en başta gelir. Daha sonrasında yapılacak operasyonun da yeterli ekipman ve deneyimli bir ekip tarafından yapılması kuşkusuz çok önemlidir. İmplantlar diğer diş tedavileri gibi lokal anestezi ile uygulanır. Fakat bazı vakalarda çene kemiğinin yeterli olmadığı ve greft dediğimiz doku ilavesinin gerekli olduğu uzun operasyonlarda veya aşırı stresli hastalarda genel anestezi veya sedasyon altında konforlu bir şekilde operasyon yapılır.

    Protezlerin yapılması:

    Ameliyattan sonra osseointegrasyon denilen implantın kemik yüzeyine bağlanması için bir süre beklenir. Bu süre kemiğin yapısına göre değişir. Genelde üst çene için 4 -6 ay alt çene için 3 -4 ay yeterlidirBu süre tamamlandıktan sonra üst yapı yapılır. Operasyondan sonra protezler yapılıncaya kadar estetik ve fonksiyonun devamı için geçici protezler yapılır.




    PROTEZ

    Beslenme tüm yaşam boyu devam eden en temel ihtiyacımızdır ve bu ihtiyacımızı yemek yiyerek, besinleri çiğneyerek sağlarız. Dişlerimiz çiğneme işlevinde büyük rol oynar. Yıllar vucudumuzun diğer bölgelerinde yaptığı harabiyeti dişlerimiz ve dişetlerimiz üzerinde de yapar ve diş kayıpları meydana gelebilir. Meydana gelen diş kayıpları oluşan kaybın miktarına göre farklı protez tipleri ile giderilir:

    1. Sabit Protezler
    2. Hareketli Protezler
    3. İmplant üstü protezler

    1.Sabit protezler

    Meydana gelen kayıpların dişler üzerine sabitlenen ve hastanın kendi dişi veya dişleri gibi algıladığı protez tipleridir. Tek bir diş üzerindeki madde kayıplarının giderildiği kuronlar veya diş eksikliklerinin tamamlandığı köprüler sabit protezler olarak adlandırılır.

    Kuron

    Çürük veya darbe sonucu dişte meydana gelen harabiyet, bazı durumlarda dişin büyük bir bölümünün kaybedilmesine ve dişin zayıflamasına yol açar. Bu durumlarda dolgu yeterli olmıyacaktır. Dişin direnç açısından metal-porselen veya porselen ile kaplanması gerekir. Dişin şeklini, rengini ve işlevini sağlayan bu kaplamaya kuron denilir.

    Köprüler

    Köprü yapımı diş eksikliğinin giderilmesinde kullanılan yöntemlerden birisidir. Eksik diş veya dişler komşu dişlerden destek alınarak yapılan köprülerle oluşturulmaya çalışılır. Bu nedenle komşu dişlerin küçültülmesini gerekir. Köprüler genellikle çiğneme kuvvetlerine dayanacak metalik bir alt yapı ve estetiği sağyayan porselenden oluşur. Ancak günümüz teknolojisinde bazı durumlarda sadece porselenle de köprü yapılması mümkün olmaktadır.

    2. Hareketli protezler

    Hareketli protezler eksik dişlerin tamamlanmasında sıklıkla kullanılan tedavi yöntemidir. Eksik diş sayısının sabit bir protezle telafi edilemiyeceği durumlarda uyğulanır. Protezin çene üzerindeki eksik bazı dişleri tamamlaması halinde –parsiyel protez, çenedeki dişlerin tümünün eksik olması durumunda ise total protez diye adlandırılır. Bazı kişiler protez kulanıldıklarının hemen fark edileceginden korkarlar. Ancak günümüz teknolojisinde, protezlerle doğal görüntüyü ve hastanın estetik beklentilerini sağlamak oldukça kolaylaşmıştır.z

    Eğer dişlerinizin tümünü veya bazı dişlerinizi kaybetmişseniz, protezler görünümünüzü, çiğnemenizi,ısırmanızı ve konuşmanızı düzeltir. Protez yapılmazsa, doğal dişler eksik dişlerin boşluğuna doğru eğilebilirler, alt dişler aşağı doğru yer değiştirir. Bu ise kalan dişlerinizin ısırma ve çiğneme işlevini yapmasını engeller. Protezler dişlerinizin çekiminden hemen sonra ağzınıza uygulanabilir, bu tip protezlere immediat protez denir . Protezleri hiçbir zaman kendi dişleriniz gibi hissetmiyeceksinizdir. Ve onlara alışmak zaman alacaktır. Eğer ilk kez protez kullanacaksanız diş hekiminiz size protez kullanımının zorlukları yanı sıra kullanım avantajlarını ve yeni protezinizle elde edeceğiniz görünümü anlatacaktır. Protez kullanımında, protezi kullanan kişinin motivasyonu çok önemlidir.

    Tam protezler akrilikten başarılı olarak yapılırlar. Parsiyel protezlerde akrilikten yapılabilinir. Parsiyel protezlerin bir kısmının hafif bir alaşımdan yapılması protezin kitlesini azaltır. Yani ağıza daha küçük bir protez uygulanır ayrıca kırılmalara karşı daha dirençli bir yapı oluşur. Bu biraz daha pahalı bir protezdir.

    Hareketli protezlerin temizlenmesi

    Eğer hareketli proteziniz varsa, onların temiz tutulması önemlidir. Protezlerin temizlenmesi doğal dişlerin temizlenmesinden daha kolaydır. Zira dışarı çıkarılıp rahatlıkla temizleyebilirseniz. Bazı tavsiyeler:

    Protezinizin kırılmaması için su dolu bir kap içinde yıkayın, böylece düşürürseniz kırılma olmaz.

    Orta sertlikte bir fırça ile her gün fırçalayın. Diş macunu veya sabun kullanabilirsiniz ama ağzınıza uygulamadan önce iyice durulayın.

    3. İmplant üstü protezler

    İmplantlar eksik dişlerin tamamlanmasında uygulanan bir yöntemdir. İmplantın bir parçası cerrahi işlemle kemik içine yerleştirildiği için, hastalar implantları gerçek dişler gibi hissederler ve kullanırlar.

    İmplantların birçok avantajı olmasına rağmen, herkes için uygun değildirler. Dişetlerinizin ve genel sağlığınızın iyi durumda olması gerekir. Ayrıca çene kemiğinizin implantı yerleştirecek hacimde olması gerekir. Bazı kronik hastalıklar, öneğin diabet, osteoporosis ve kronik sinüs problemleri iyileşmeyi etkiler ve implantın başarısız olmasına neden olur.

    Eğer implant yaptırmak istiyorsanız, cerahi bir işleme tabi olacaksınız ve tedaviniz birkaç ay sürecektir. İmplantlar ayrıca pahalı bir sistemdir.

    Hekiminiz size tedavinin süreci ile ilgili bilgi verecektir ve bazı durumlarda sizi bir uzmana yönlendirebilecektir.

    Hekim dişin eksik olduğu bölgedeki kemiği açığa çıkararak implantın yerleşeceği alana bir delik açacak ve deliğe implantı yerleştirecektir. Bu işlem genellikle lokal anestezi ile yapılır ancak bazı durumlarda sedasyon veya bir hastanede iseniz genel anestezi de uygulanabilir. Daha sonra dikiş atılır ve birkaç ay kemiğin implant üzerine büyüyerek implantın kemik içinde sağlamlaşması beklenir.

    Bu şürenin sonunda ikinci ama daha ufak ölçekli bir cerrahi işlemle implantın üst kısmı açığa çıkarılır ve implantın üst yapısı oluşturulur. Bu implantlar üzerine sabit veya hareketli protezler uygulanır.




    ESTETİK UYGULAMALAR

    Estetik

    Estetik diş hekimliğinde hedef, kişinin yüzüyle uyumlu, doğal görünümlü form ve zevkte yapay dişler yaratabilmektir.

    Doğallıktan uzak, abartılı form ve renklerdeki yapay dişler, ilk bakışta amatör bir göz tarafından bile hemen farkedilir. Bu nedenle estetik diş hekimliğinde, titiz bir hazırlık ve planlama evresi gereklidir.

    Klinik ve Radyolojik Muayene: Estetik çözümlere geçmeden önce ağız ve diş sağlığının değerlendirilmesi amacıyla genel bir ağız ve diş muayenesi yapılır. Hastanın tüm ağız rontgeni (Panoramik röntgen) alınarak nasıl bir yol izleneceğine karar verilir.

    Model: Üst ve alt çeneden ölçüler alınarak dişlerin ve çevre dokuların modeli elde edilir. Ve modeller üzerinden değerlendirme yapılır.

    Fotoğraflama

    Yüz, gülüş, profil ve ağız içi fotoğrafları alınarak her açıdan görüntü elde edilir.

    Planlama

    Hastadan alınan fotoğraf ve modeller üzerinde dişlerin ve diş etlerinin estetik açıdan sorunlu olan bölgeleri tüm yüz bölgesi dü şünülerek değerlendirilir. Bu değerlendirmeler sırasında hastaya kendi fotoğrafları ve modelleri üzerinde estetik açıdan sorunlu olan sahaları gösterilir, sorunların nasıl giderilebileceği konusunda bilgi verilir ve hastanın estetik düzenlemesi ile ilgili tedavisinin planlaması yapılır. Eğer mevcut estetik sorunların gide-rilebilmesi için kapsamlı bir tedaviye ihtiyaç duyuluyorsa, diş eti hastalıkları ve ortodonti uzmanlarıyla beraber gerekli konsültasyonlar yapılır. Hastanın da beklentileri doğrultusunda yüz ve dudak yapısına uygun yeni bir gülüş tasarlanır. Ağzından alınan ölçüler ile laboratuvar ortamında oluşturulan modeller üzerinden tasarlanan gülüş hastaya gösterilebilir. Ayrıca önceden yapılmış gülüş tasarımları ile ilgili fotoğraflar da gösterilir. Bu sayede hasta benzer sıkıntıları yaşamış olan kişilerin ilk hallerini ve tedavi sonrasında elde edilen sonuçları görebilir.

    Gingivektomi (Diş Eti Seviyelerinin Düzenlenmesi)

    Güldüğümüzde diş boylarının kısa olması nedeniyle diş etlerinin aşırı göründüğü veya dişetlerinin asimetrik olduğu durumlara sıkça rastlarız. Bu gibi durumlarda diş eti hastalıkları uzmanlarının yapacağı basit bir müdahale ile diş boyları uzatılabilir veya diş eti simetrik hale getirilebilir. Diş eti armonisi sağlandıktan sonra gerek duyulduğu hallerde protez uzmanlarının yapacağı müdahalelerle dişlerde çeşitli estetik düzenlemelere gidilebilir.

    Diş rengi doğuştan koyu olan veya sonradan çeşitli nedenlerle diş rengi sararmış hastalarda uygulanabilir.

    İki şekilde uygulanır:

    Home (ev) tipi

    Ağızdan alınan ölçüye göre ağız için özel plak hazırlanır. Hekim tarafından hastaya verilen özel jeli hasta belli periyotlarla kendisi uygular.

    Office (klinik) tipi

    Klinik ortamında diş etleri izole edildikten sonra dişlere sürülen özel bir jel ışık cihazıyla aktifleştirilir.

    (Yaprak Porselenler)

    Alışılagelmiş protez uygulamalarından farklı olarak dişin tümü küçültülmeden sadece dişin ön yüzünden hafif aşındırmalar yapılması yeterlidir. Uygulama esnasında ilgili dişlerin üzerinden 0.3-0.7 mm. diş dokusu kaldırılır ve ölçü alınır. Hazırlanan yaprak şeklindeki ince porselen tabaka diş üzerine yapıştırılır. Dişlerden çok az doku kaldırılmasından dolayı yapılan en konservatif (koruyucu) protez uygulamasıdır.

    Metal destekli porselen kaplamalar ne kadar estetik yapılmaya çalışılsa da, ışık, porselen kaplamanın hemen yüzeyinde geri yansır ve uygulandığı dişin diş etine ışık iletimini engeller. Bu durum doğal dişlere oranla daha yapay bir görünüme ve özelikle ön dişlerin diş eti bölgesinde gölgelenmelere neden olabilir. Üst ön keserler gibi estetiğin önemli olduğu dişlerde veya metal alerjisi olan hastalarda altyapısı da porselen  olan kaplamalar yapılarak bu sorunlar ortadan kaldırılıp son derece estetik sonuçlar ortaya çıkarılabilir.

    Porselen, diş ve diş etiyle en uyumlu malzemedir. Ayrıca, kompozit dolgularda yapıldıktan belli bir zaman sonra karşılaşılan renklenme durumu porselen inleylerde olmadığından, inleyler ilk yapıldığı andan itibaren sahip oldukları estetik ve koruyucu özelliklerini uzun yıllar muhafaza ederler.

     




    PRP HAKIINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

    1-PRP (Platelet Rich Plasma-Plateletten Zangin Plazma) Uygulaması hakkında Bilinmesi Gerekenler

    PRP uygulaması plateletten zengin plasma veya trombositten zengin plasma olarak adlandırılan; kişinin kendi kanından özel setler ve işlemler ile ayrıştırılan plateletten zengin plasma kısmının, kişiye tekrar uygulanması olarak tanımlanır. Estetik amaçla yapılması durumunda cilde ve saçlı deriye küçük iğneler ile uygulamalar yapılmaktadır. Halk arasında tam olarak karşılığı olmamakla birlikte kök hücre tedavisi olarak tanımlanmaktadır.

    PRP uygulaması çok uzun yıllardır, tıbbın birçok dalında özellikle ortopedi, spor hekimliği, plastik cerrahi, diş hastalıklarında ve veterinerlikte kullanılmaktadır. Estetik amaçla PRP uygulaması tüm dünyada 2-3 yıldır, Türkiye de 1 yıldır, hekimler tarafından yapılmaktadır.

    PRP uygulaması kısaca kişinin kendi kanı ile estetik yönden iyileştirilmesidir.

    İnsan vücudunda dolaşan kan içersinde eritrositler (alyuvarlar), lökositler (akyuvarlar) ve plateletler (trombositler) mevcuttur. İnsan vücudunda bir hasar veya yara meydana geldiğinde trombositler ve lökositler, hasar olan bölgeye göç ederler.Hasarlık bölgede salgıladıkları büyüme faktörleri ile hasar ve yaranın hızla iyileşmesini sağlarlar.

    PRP uygulamasında da insan vücudunun bu hasra karşısında vermiş olduğu tedavi etme yeteneği harekete geçirilerek, estetik yönden iyileşme amaçlanır.Vücudun hasar varmış gibi cilt altında hasar düzeltme mekanizmaları harekete geçirilir.

    PRP uygulaması prosedüründe özel işlemler ile kandan ayrıştırılan plateletler, kanın sıvı kısmı olan plasma içersinde sıkışmış olarak bulunacaktır.Plateletler normal kana göre daha az plasma kısmı içersinde bulunacağından, göreceli olarak normal kandaki sayısının (kanda normal seviyede 150,00-450,000 adet/ml bulunur), birkaç katı kadar sayıda (yaklaşık 1 milyon adet/ml) bulunacaktır.BU sayede az miktardaki plasma içersinde normalin birkaç katı platelet sayısı cilt içersinde verilebilecektir.

    Kişi kanından ayrıştırılan plateletler, ince iğneler ile cilt altına ve veya saçlı deriye uygulandığında, sanki o bölgede hasar varmış gibi davranacak, bölgede büyüme faktörleri ve iyileştirici faktörleri salgılayarak, uygulama bölgesinde iyileştirici rol oynayacaktır.

    PRP uygulaması saçlı deriye yapıldığında; saç kökleri etrafındaki damarlanmayı artıracak,saç köküne daha fazla miktarda kan, oksijen, vitamin taşınmasına olanak sağlarken; salgıladığı büyüme faktörleri ile saç kökü hücrelerini uyaracak, saç köklerinin saç üretim süreçlerini hızlandıracak ve saçların daha sağlıklı hale gelmesini sağlayacaktır.Saç dökülmesi olan bölgede , büyüme faktörlerinin saç köküne olan etkisi ile saç sökülmesi duracaktır.

    Saçlı deride PRP uygulaması tamamen dökülmüş olan saçların tekrar çıkmasını sağlayamayacak; güçsüz, kırılmış, hasarlı saçları ve saç üretimi yeteneği durmuş olan saç köklerini uyararak, saç dökülmesini durduracak, saçların daha parlak, canlı görülmesini sağlayacaktır.PRP uygulaması sonrası ince güçsüz saç tellerinin canlanması ve kalibrasyonu artacağı için hastalar yeni saçlar çıkmış hissine kapılabilirler.

    PRP uygulaması cilde yapıldığında; zaman içersinde cilt altında oluşan bazı dokuların kayıplarına bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklık ve çökmelerin olduğu bölgede,hasar iyileştirme mekanizması ile iyileşme sağlayacaktır.Uygulama bölgesinde salgıladığı büyüme faktörleri vasıtası ile destek dokudaki kayıplara bağlı ortaya çıkan kırışıklık ve çökmelerde iyileşme görülecektir.

    Zaman içersinde cilt destek dokusu kolojen miktarında azalma ve kırılmalara bağlı olarak ortaya çıkan cilt sarkmalarında, bölgeye uygulanan plateletlerin salgıladığı büyüme faktörleri ile kollojenlerin yeniden yapılandırılması sağlanacak; cilt elastikiyetinin artması ve cilt sarkmalarının düzelmesi sağlanacaktır.

    Cilt lekelerinde PRP uygulaması ile; plateletlerin salgıladığı büyüme faktörleri (MGF) ile ciltte renk oluşumunu sağlayan melanin hücrelerinin çalışma sistemini normal sınırlarda tutarak, cilt lekelerinin tedavisini sağlayacaktır.

    Skar ve çatlaklarda PRP uygulamasında; ciltte herhangi sebep bağlı olarak ortaya çıkmış olan çatlaklar, izler, sivilce izleri,skarlar gibi lezyonların etrafında yara iyileştirici mekanizma ile çalışan plateletler, salgıladığı büyüme faktörleri ile lezyonların küçülmelerini daha az görünür hale gelmelerini sağlayacaktır.

    2-PRP Uygulaması nasıl etki eder?

    PRP uygulamasında; özel prosedürlerle elde edilen plateletten zengin plasma cilt içersine ve saçlı deriye verildiğinde; salgıladıkları büyüme faktörleri ile uygulama bölgesinde hasar iyileştirme mekanizmasını başlatırlar; verilen plasma da normal kandaki sayının birkaç katı sayıda platelet kullanıldığı için, normal kan ile oluşan iyileşme mekanizmasından daha etkili, daha hızlı, daha erken iyileşme sonuçları görülecektir.

    Plateletler içersinde bulunan büyüme faktörleri;

    PDGF(Platelet derived growth factor)- hücre büyümesi,kan damarı tamiri ve oluşumu, colojen üretimi

    FGF(Fibroblast growth factor)-doku tamiri, cologen ve hyaluronic acid üretimi

    EGF(Epithelial growth factor)-epitel hücre yapımı, yara iyileşmesi

    TGF-beta-epitel ve damar epitelyum yara iyileşmesi

    VEGF-yeni damar endotelial hücre üretimi

    Plateletler den salınan büyüme faktörleri, uygulama bölgesinde hasra iyileştirici mekanizmaları harekete geçirerek, saçlı deri ve veya ciltteki sorunların iyileştirilmesinde görev alırlar.

    3-PRP uygulaması kimlere uygulanır?

    PRP uygulaması saçlı deride, saç dökülmesi, saçlarda kırıklık, cansızlık mat görünüş şikayeti olan kişilerde başarılı sonuçlar göstermektedir. Aynı zamanda cildin zaman içersinde azalan destek dokuların sonucu olarak ortaya çıkan kırışıklık, sarkma, cilt lekeleri sorunlarında oldukça etkin tedavi sonuçları sağlamaktadır.

    PRP uygulaması saçlı deride saç dökülmesini durdurması yanında, saç köklerinin uyararak saç büyümesinin aktive eder.ince tüy şeklinde olan saçların büyümeleri aktive edildiğinde daha kalın, sağlıklı saç görünümüne kavuşurlar.

    Saçlı deride cansız, parlaklığını yitirmiş,kırılmış, kuru, ince saçların saç kökleri büyüme faktörleri ile aktive olarak; daha canlı,parlak,sağlıklı saç görünümü PRP uygulamasının sonuçlarıdır.

    PRP uygulaması ile zaman içersinde tamamen dökülmüş olan saçların yeniden çıkmasını sağlamaz, fakat PRP uygulaması sonucunda, mevcut saçların daha sağlıklı olması, dökülmenin durması, saçların daha sağlıklı hale gelmesi sağlanır.Ayrıca PRP uygulaması sonrası mevcut saçların kalibrasyonlarındaki artış, parlak ve canlı görünüm saçlarda sıklaşma ve yeni saçların çıktığı görünümü hissedilebilmektedir.

    PRP uygulamasının saçlı deriye uygulanması en sık yapılan uygulamalardandır.

    Zaman içersinde cilt altı destek dokuların azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan cilt elastikiyetinin azalması, kırışıklar, sarkmalar da PRP uygulaması başarılı sonuçlar sunmaktadır.

    PRP uygulaması üst yüz bölgesinde alın, göz kenarı kırışıklıklarında, gözaltı çökmelerinde, elmacık kemiği çökmelerinde ve sarkmalarında başarı ile uygulanmaktadır.

    Orta ve alt yüz bölgesinde burun kenarı çökmelerinde, çene köşeleri sarkmalarında, gıdı bölgesi sarkmalarında, boyun ve dekolte kırışıklık ve sarkmalarında PRP uygulaması sonucunda etkin sonuçlar alınmaktadır.

    Ayrıca tüm vücut bölgelerinde kol sarkmaları, iç bacak sarkmaları, iç diz sarkmaları, karın bölgesi sarkmalarında PRP uygulaması yapılmaktadır.

    Hamilelik, yaşlılık, güneş sebebi ile oluşmuş cilt lekelerinde ve ciltte oluşmuş skarlar, izler, çatlaklar da PRP uygulaması diğer uygulamaların daha ötesine geçmiştir.

    4-PRP uygulaması hangi bölgelere uygulanır?

    PRP uygulaması

    • Saçlı deride; saç dökülmesi, saç kırıklıkları, cansız kuru ince saçların tedavilerinde

    • Tüm yüz bölgesinde;alın, göz kenarı, burun kenarı kırışıklıklarında, sarkma ve çökmelerde, cilt lekeleri ve izlerin tedavisinde

    • Boyun ve dekolte bölgesinde; kırışıklık,sarkma ve lekelerin tedavisinde

    • Üst kol,karın,iç bacak,diz bölgeleri kırışıklık, sarkma, çatlak ve lekelerin tedavilerinde

    • Tüm vücutta görülen sarkma, çatlaklar,izler,lezyonların giderilmesinde

    başarı ile uygulanmakta, uygulama sonuçları tatmin edici düzeyde bulunmaktadır.

    5-PRP uygulaması nasıl yapılır?

    PRP uygulaması hastadan kan alımı işlemi ile başlar. Hastanın kolundan özel infüzyon seti ile (kan alma seti), 20 cc (yarım çay bardağı kadar)kan özel PRP hazırlama tüplerine alınır.

    PRP hazırlama tüplerindeki kan özel santrifüj işleminden geçirilerek, plateletten zengin plasma kısmı ayrılır.Hastadan alınan 20 cc lik kandan yaklaşık 3 cc plateletten zengin plasma elde edilir.

    Elde edilen plateletten zengin plasma enjektöre çekilerek, mezoterapi de kullanılan ince iğneler vasıtası ile cilt altına uygulanır. Uygulama da cilt ve saçlı deride ihtiyaç olan yerlere dolgu uygulamaya benzer olarak derin deri kısmına ve veya napaj (noktasal küçük dokunuşlar) yöntemi ile derinin yüzeysel tabakasına plasma verilir.

    PRP uygulaması aynı zamanda dermaroller adı verilen(üzerinde çok ince iğnelerin olduğu, kendi etrafında dönen dairesel ürünler) ekipmaları ile birlikte uygulanabilir.Uygulama sonrası yüze maske uygulaması ile PRP uygulamasının etkinliği artırılabilir.

    PRP uygulaması tek başına uygulanabildiği gibi bazı durumlarda, farksiyonel lazer cihazları ile birlikte uygulanarak kırışıklık, cilt sarkmaları çatlak ve lezyonların tedavisinde daha etkili ve hızlı sonuçlar elde edilmesi amaçlanır.Özellikle yüz bölgesi gençleştirme, sarkma ve kırışıklık tedavilerinde, cilt lekesi tedavilerinde, cilt çatlak, skarlar, iz tedavilerinde PRP uygulamasının Fraksiyonel lazer uygulaması ile birlikte yapılması tüm dünya hekimleri tarafından çok başarılı sonuçları nedeni ile önerilmeltedir.

    6-PRP uygulaması güvenlimidir?

    PRP uygulamasında kullanılan infüzyon setleri(kan alma setleri) ve PRP hazırlama tüpleri, sadece bu amaç uygulamalar için üretilmiş olan uygulama setleri şeklinde kullanılır. Uygulama setleri içersinde uygulama sırasında ihtiyaç olabilecek tüm malzemeler bulunmaktadır.

    PRP uygulaması kapalı sistem içersinde hazırlanan plateletten zengin plasma ürünü ile yapılır, yani hastanın kanı dış ortamla ve başka malzemeler ile temas etmez. Hastanın kanı tek kullanımlık steril infüzyon setleri vasıtası ile yine tek kullanımlık steril vakumlu PRP hazırlama tüplerine alınır.

    Santrifüj işlemi sonrası elde edilen plateletten zengin plasma tek kullanımlık steril enjektörlere çekilerek kullanılır.Tüm bu işlemler sırasında hasta kanı ve hazırlanan plasma dış ortamla temas etmez.

    Uygulamalar sonrası kullanılan tüm malzemeler imha edilir.PRP hazırlama setlerinin tekrar kullanılması teknik olarak mümkün değildir.

    PRP uygulaması, yukarıda anlatıldığı gibi kapalı sistem prosedürler ile elde edilen plasma kullanılarak yapıldığı için;

    Uygulamada kan ile hastalık bulaşma riski yoktur. AIDS, Hepatit vb gibi kan ve kan ürünleri ile bulaşan hastalıkların PRP uygulamasında bulaşma riski söz konusu değildir.

    PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.

    7-PRP uygulaması ağrılı mıdır?

    PRP uygulamasında plateletten zengin plasmanın cilt içersine verilirken kullanılan iğneler, mezoterapi uygulamalarında da kullanılan çok ince iğnelerdir. İğnelerin çapları 30G veya 27 G olabilir, uzunlukları değişmekle birlikte 6mm, 16mm veya daha uzun olabilir.

    PRP uygulaması sırasında duyulan ağrı hissi; hastalar tarafından genel olarak ‘’hafif’’ olarak nitelendirilmektedir.

    PRP uygulaması sırasında hastalar ciltlerinde çok ince iğnelerin girişlerini hissedebilmektedirler. Ağrıya duyarlı ve hassas hastalarda, uygulama sırasında ağrı duyusunu azaltıcı önlemler(kremler, soğuk uygulama…) ile duyulan ağrı hissi oldukça azaltılabilmektedir.

    PRP uygulaması sırasında ciltte hafif sıcaklık, hafif yanma hissi ve gerilme hissi duyulabilmektedir.

    8- PRP uygulamasının yan etkileri nedir?

    PRP uygulamasında yan etkiler görülme riski hastanın kendi kullanıldığı için oldukça düşüktür.

    Uygulama iğle ile yapılan uygulamalar grubunda bulunduğu için; iğnenin cilde giriş tekniğine bağlı olarak bazı yan etkiler görülebilir. İğne uygulamasına bağlı olarak bazı noktalarda küçük morarmalar görülebilir, bu morarmalar küçük çaplı olup birkaç gün içersinde tedaviye gerek duyulmadan iyileşir. Morarmaların iyileşme sürecini kısaltmaz için hekim tarafından bazı ürünler önerilebilir.

    PRP uygulaması sırasında ciltte hafif kızarıklık görülür, ciltteki kızarıklık herhangi bir tedaviye gerek duyulmadan 30-40 dk içersinde kendiliğinden kaybolacaktır.uygulama sonrası ciltte hissedilen gerilme hissi 1-2 saat içersinde kaybolacaktır.

    PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.

    PRP uygulaması hekim tarafından yapılması gereken uygulamalar grubundadır.

    9-PRP Uygulaması seans sayısı ve süresi nedir?

    PRP uygulaması estetik yaklaşımla 2 amaca yönelik yapılmaktadır.

    a- Belirlenmiş bir sorunu ortadan kaldırmaya yönelik olarak (ciltte oluşmuş sarkmaların düzeltilmesi, cilt kırışıklıklarının, cilt lekelerinin giderilmesi, skar ve çatlakların giderilmesi, saç dökülmesinin durdurulması, yeni saç gelişimin uyarılması…)

    b- Mevcut durumu korumak, cildin zaman karşısındaki deformasyonunu önlemeye yönelik olarak.

    PRP uygulaması belirli bir sorunu ortadan kaldırmaya yönelik amaçla yapılıyor ise ; genel olarak 1 aylık aralarla 2-3 seans uygulanır.Seanslar sonrasında belirlenmiş sorunlarda gözle görülür iyileşmeler beklenir.

    PRP uygulaması sonrası etkileri uzun süreli olarak devam edecektir, etkilerini devam etmesini ve cildin zaman karşısındaki deformasyonunun önlenmesi amacıyla yılda 1 seans PRP uygulaması önerilir.

    Genel tedavi protokolleri uyarında hastalara sorunların çözümü amacıyla 1 ay aralıklar da 2-3 seans PRP uygulaması sonrası, yılda 1 seans idame PRP uygulaması önerilmektedir.

    10-PRP uygulaması seans ücretleri nedir?

    PRP uygulamasında ücretlendirme seans ücreti olarak belirlenir.

    PRP uygulaması seans ücreti belirlenmesinde; uygulama bölgesinin genişliği ve kullanılan PRP hazırlama seti sayısı önem arz etmektedir. Hastanın ihtiyaçları doğrultusunda 1 PRP hazırlama tüpü kullanılabildiği gibi, bazı hastalarda uygulama bölgelerinin genişliğine göre 2 veya daha fazla sayıda PRP hazırlama seti kullanılabilmektedir. Genel olarak tüm yüz uygulamaları için 1 adet PRP uygulama seti yeterli olmaktadır.

    11-PRP Uygulaması kimlere yapılmaz?

    PRP uygulaması herhangi bir sebepten dolayı kandaki platelet sayısının normal değerlerinin (platelet normal sayıları ortalama 150,000-450,000/ml dir) altında olan kişilere yapılmaz. aynı zamanda kanser hastalarına yapılmaz.

    Pıhtılaşma sorunu olan, kan sulandırıcı ve diğer ilaç alan kişilerin uygulama öncesi ilaç bilgilerini hekime iletmeleri gerekir.

    12-PRP Uygulaması sonrası öneriler

    PRP uygulaması klinik ortamında yapılan uygulamalardır, uygulama sonrası kişi bazı önerilerle sosyal hayatına dönebilir.

    Uygulama sonrasında bölgede kızarıklık ve gerilme hissi olacak, tedaviye gerek duymadan kendiliğinden iyileşecektir.

    PRP uygulaması sonrası bölgeye bazı yatıştırıcı özelliği olan kremler kullanılır. Uygulama bölgesinin 4-6 saat süre ile yıkanmaması, temizlenmemesi önerilir.

    PRP uygulamasında napaj tekniği ve dermaroller kullanım ı sonrası cilt yüzeyinde mikro düzeyde delikler oluşur, uygulama sırasında cilt üzerinde kalan plateletten zengin plasmanın zamanla cildin derinlerine ulaşması için, 4-6 saat cildin yıkanmaması bu sürede plasmanın cildin derinlerine ulaşması amaçlanır.

    PRP uygulama sonrası 12-24 saat makyaj ürünleri kullanılması önerilmemektedir.

    PRP uygulaması sonrası 12-24 saat havuz, denize girilmemesi gereklidir




    DERMAROLLER

    Dermaroller Nedir ?
    Dermaroller: Mikro İğneler İle Kolay ve Güvenli Uygulama, Etkin Sonuçlar
    Dermaroller, Türkiye ve dünyada "mesoroller" ve "microneedling" isimleri ile de bilinmektedir. Silindirik bir tamburun üzerine dizilmiş son derece ince, özel olarak hazırlanmış 192 adet çelik iğneden oluşur. İğnelerin simetrisi, yapıldığı meteryal, silindirin üzerinde kalan ve deriye girecek olan kısmın derinliği, iğne sayısı önemli kriterlerdir.
    Dermaroller 2000'li yılların başından bu yana yaygın olarak kullanılan son derece etkin bir medikal alettir.
    Cilt üzerinde değişik endikasyonlara yönelik topikal ürünlerin Dermaroller ile kombine kullanılarak deriye geçişinin arttırılması Dermaterapi olarak adlandırılır.
    Dermaroller'ın başlıca Kullanım Alanları :
    1. Dermatolojide topikal formüllerin transdermal (deri altına) geçişini 200 kata kadar arttırır. Formülün derideki etkinliğini maksimuma ulaştırır. (Transdermal geçişin artırılması - Dermaterapi).
    2. Yeni kolajen, elastin, fibronektin, hyalüronik asit stimülasyonunu sağlayarak anti-aging etki sunar.
    3. Dermaroller, Melasma ve Hiperpigmentasyonda kullanılabilir.
    4. Dermaroller'ın akne skarları (ice pick, rolling, box car) üzerinde sonuçları vardır.
    5. Dermaroller geniş porlu cilt yapısının azaltılmasında yardımcı olur.
    Güvenlidir :
    • Dermaroller güneş hassasiyeti yaratmaz.
    • Dermaroller yaz aylarında dahi kullanımı güvenlidir. Cildin bariyer özelliğine zarar vermez.
    • Dermaroller, uygulama (dermaterapi) sonrası özel bakım gerektirmez.
    • Hastalar, Dermaroller uygulama sonrası günlük hayatlarına devam edebilirler.
    Dermaroller ile Cilt Geçirgenliğinin Artırılması
    Dermaterapi; büyüme faktörü, biomimetik peptid ve kök hücre ekstresi içeren topikal ürünlerinin Dermaroller adı verilen bir alet ile cilde uygulanması işlemİdir.

    Dermaroller; üzerinde 192 adet 0,2mm veya 0,5 mm iğneler olan bir tibbi alettir (medical device-CE). Dermaroller cilde uygulandığında silindirik tamburun üzerinde yer alan mikro iğneler cilt üzerinde mikrokanallar açar. Bu kanallar deri altına açılan bir tür geçitler gibi düşünülebilir. Dermaroller ile her bölgede ortalama olarak yanda görüldüğü gibi 6-10 kez yıldız şeklinde uygulama yapılır. Aynı bölgeden defalarca geçildiğinde 1cm2'de yaklaşık 250-300 adet mikrokanal açılır. Bu mikrokanalların açılması sırasında genellikle kanama söz konusu olmaz. Mikrokanallar yaklaşık 20 dakika içinde herhangi bir iz bırakmaksızın derinin kendi elastikiyeti ile kendiliğinden kapanır. Bir başka açıdan bakılır ise 20 dakika boyunca deri altına açık olan 1000'lerce kapı elde edilmiş olur.
    Dermaterapi işte bu mikrokanalların içlerinden derinin alt tabakalarına doğru büyüme faktörü, biomimetik peptid ve kök hücre ekstresi içeren ürünlerinin gönderilmesi işlemidir. Enjeksiyondan farklı olarak Dermaterapi, derinin üst bölgelerinde, kozmetik formüllerin en çok ihtiyaç duyulduğu bölgelere gerekli aktif içeriklerin yüksek yoğunlukta gönderilmesi mümkün olur.

    Dermaroller ile yapılan çalışmalarda kozmetik bir ürünün, Dermaroller'ın açtığı mikrokanallardan gönderildiklerinde normal bir uygulamaya göre 200 kat daha fazla cilde geçiş sağladıkları gözlenmiştir. Dermaterapi yöntemi ile kozmetik formüller cilde çok daha fazla nüfuz etmekte ve daha homojen bir şekilde deriye etki göstermektedir.

    Dermaterapi'nin bir başka faydası da Dermaroller'ın kendi etkisinden kaynaklanmaktadır. Dermaroller'ın açmış olduğu mikrokanallar deri tarafından sanki yara gibi algılanır. Ancak ortamda aslında yara olarak görülebilecek bir durum olmasa dahi deri kendi içinde bir tamir mekanizmasını başlatır. Bu mekanizmanın en önemli fonksiyonlarından biri deri içinde yine büyüme faktörlerinin salgılanması nedeni ile kollajen, hyalüronik asid, elastin fibriller gibi yapıların sentezlenmesidir. Ortamda gerçek anlamda bir yara olmaması nedeni ile üretilen tüm bu maddeler cilde anti-aging etki sağlar. İnce çizgi ve kırışlıklıkların azaldığı, ve akne skarlarının hafiflediğini görmek mümkün olur.

    Dermaroller etkisi ilebüyüme faktörlü ürünlerin eşsiz etkilerini bir araya getiren Dermaterapi,
    • İnce-derin çizgi ve kırışıklıklarda
    • Akne skarlarında
    • Lekede (melasma ve hiperpigmentasyon)
    • Göz altı morluklarında ve torbalarında
    güven ve mükemmel etkinlik ile uygulanabilir.
    Dermaroller C8-0.2 mm Kremin geçişini 200 kata kadar arttırarak homojen bir uygulama sağlar. 
    Dermaroller'ın ciltte açtığı mikrokanallar. 
    Tüm cilt tiplerine uygun olan bu yöntemin uygulanmasından sonra ortaya çıkan kızarıklık genellikler 30 dakika ile 2 saat arasında sona erer. Dermaterapi'nin en önemli avantajlarından biri ise güneş hassasiyetine neden olmadığı için yaz aylarında da rahatlıkla kullanılabilmesidir. Ancak cilde yapılan her tür uygulamadan sonra mutlaka en az SPF 30+ düzeyinde koruma sağlayan Güneş Koruyucu kullanılması önerilmektedir.
    Dermaroller deride 5-15 dakikada kendiliğinden kapanan ve iz bırakmayan mikrokanallar açar. Bu mikrokanallardan istenen topikal formülasyon 200 kata kadar deriye fazla geçiş yapar.
    Büyüme faktörleri cildimizdeki bazı özel görevlerin gerçekleştirilebilmesi için kullanılan bir mesaj taşıyıcı olarak düşünülebilir .
    Her bir büyüme faktörü farklı mesaj taşıma ile beraber,ilgili olduğu hücrenin çeperindeki kendisine özel olan alıcıya(reseptöre) bağlanarak görevini yerine getirir.Reseptöre yalnızca kendisine ait olan büyüme faktörü bağlanabileceğinden,hücreye mesaj taşıyan çok çeşitli büyüme faktörleri bulunur.Reseptöre bağlanan büyüme faktörünün getirmiş olduğu özgün mesaja bağlı olarak hücre içinde bir takım reaksiyonlar başlar.
    Büyüme faktörlerinin cildimizdeki en önemli görevi yara tamirini sağlamasının yanı sıra ,cildin temel hücrelerinin ve dokularının üretimindeki rolüdür.Özellikle yara durumda yok olan dokuyu yerine getirmek için büyüme faktörleri yeni hücrelerin oluşumunu tetiklemenin yanı sıra yeni kollajen,hyalüronik asit,elastin fibriller gibi cildin yapı taşı maddelerinin üretiminde yer alır.
    Cildin yaşlanma sürecinde kaybolan maddeler ile yara sürecinde kaybolan maddeler ile yara sürecinde kaybolan maddeler benzerlik gösterdiği için anti-aging bakımlarda büyüme faktörlerini ve kök hücre ekstrelerini kullanmak yeni ve teknolojik bir yaklaşımdır .

     




    İPEK KİRPİK İLE KİRPİK UZATMA

    Güzel ve uzun kirpikler yüz estetiğinin en önemli parçası olup tüm kadınların hayalini süslemektedir. Güzellik sektöründeki yenilikler sayesinde artık doğal görünen uzun ve güzel kirpiklere sahip olmak oldukça kolay.

    İpek kirpik diğer takma kirpiklerden farklı olarak tek tek takılır ve doğal sonuç alabileceğiniz şekilde kirpik anatomisine uygun olarak dizayn edilir. İpek kirpik uygulamasıyla rutin kontrol seansları sonrası uzun süreli doğal gözüken, güçlü ve dolgun kirpiklere sahip olursunuz. Normalde doğal kirpikleriniz 60-90 gün arasında düşer yenileri çıkmaya başlar. Dolayısıyla bu süre sonunda rütuş yapılmasında fayda vardır. Ayda bir kişiden kişiye değişmekle beraber dökülenlerin yerine yenileri eklenebilir. Bu uygulamadan sonra mascaraya ihtiyaç duymayacaksınız. Kirpik kılı büyüme siklusunuza göre dayanıklılığı değişen ipek kirpik kullanımı oldukça rahat ve güvenlidir. Yüzerken, uyurken, egzersiz yaparken ya da duş alırken bile rahatlıkla kullanabileceksiniz.

     

    Haberlerde ara

     

     


    hayati akbaş köşe yazıları
    hülya ettekin
    kariyer başvurusu
    Üyelik girişi 
    Üye ol.
    şifremi unuttum?