SAMSUN TIP MERKEZI
istanbul kliniğimiz
batum kliniğimiz
baku kliniğimiz
stuttgart kliniğimiz
Loading

sarkmalar

Makalelerde ara

  • YÜZ ŞEKİL BOZUKLUKLARI
  • KARIN ESTETİĞİ
  • GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ
  • KOL ESTETİĞİ (Brachioplasty)
  • LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK
  • ESTETİK KAYGILARIN BİR KISMI PSİKOLOJİK MİDİR?
  • LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?
  • PRP HAKIINDA BİLİNMESİ GEREKENLER



  • YÜZ ŞEKİL BOZUKLUKLARIEstetik Plastik cerrahi uzmanlığı içerisine giren ve bizlere tedavi amacıyla başvuran hasta gruplarından birisini de yüz bölgesinde şekil bozuklukları olan kimselerdir.

    Yüz bölgesi insan bedeninin en önemli bölgelerinden birisi olup en dikkat çekici bölgesidir. Yüz bölgesi bir insan için çok önemli olan ağız, burun, göz, kulaklar vs gibi beslenme ve duyu organlarını içermesinin yanında alın bölgesi, kaşlar, yanaklar, çene ve dudaklar gibi estetik olarak çok önemli temel yapıları da içerisinde barındırmaktadır.

    Bu bölge bir bütün olarak insan hayatında hem fonksiyonel olarak ve hem de estetik olarak çok önemli ve olmazsa olmaz bir rol oynamaktadır. Bu bölgede doğuştan yada sonradan ortaya çıkan bir nedenden dolayı meydana gelen bir değişiklik insan hayatını çok olumsuz olarak etkiler.

    Yüzümüz gerek bireysel günlük yaşantımızda gerekse toplumsal ilişkilerimizde bizim için çok şey ifade eder. Aynaya baktığımızda yüzümüzde gördüğümüz en ufak bir sıra dışı değişiklik bizleri rahatsız eder. Yüzünde sivilceler çıkmış bir gencin psikolojisini düşünmek bile olayın önemini vurgular.

    Basit bir sivilcenin bile insanı çok etkileyebildiğini düşünürsek bu bölgede meydana gelen şekil bozukluklarının kişileri ne kadar olumsuz etkileyebileceğini düşünmek zor değildir.

    Yüz bölgesinde doğuştan bir takım şekil bozuklukları olabilir. Bunlardan bazıları yüz üzerindeki bazı organlarımızın tamamen yada kısmen gelişiminin olmamasıdır. Yüz bölgesinde var olan şekil bozuklukları esas olarak 2 gruba ayrılır.

    Doğuştan var olan yüz şekil bozukluklarından bazıları;
    Kulakların hiç gelişmemiş ya da az gelişmiş olması,
    Yüzün bir tarafının yada iki tarafının birden gelişiminin yetersiz olması,
    Çene gelişiminin yetersiz ve asimetrik olması,
    Yüz bölgesinde gelişen simetri bozuklukları,
    Torti colllis (boyun eğriliği) e bağlı yüz simetri bozuklukları,
    Yüzün cildinde yada damarsal yapılarında oluşmuş hemanjiomlar, nörofibromatozisler, küçük yada dev nevuslar, lenf sistemi hastalıkları,

    Gözkapağı problemleri, Göz kapağı düşüklüğü (pitozis), gözkapakları açıklığının yetersizliği ve yapışıklığı (blefarofimozis) vs.
    yüz yumuşak dokularında genetik nedenlerle ortaya çıkmış olan erken yaşlanma belirtileri ve sarkmalar.

    Burada saymış olduklarımızın dışında onlarca farklı yüzde şekil bozukluklarına neden olan neden vardır.

    Yüz bölgesinde hayatın sonraki aşamalarında ortaya çıkan şekil bozuklukları;
    Trafik kazaları yada diğer travmalara bağlı yüz bölgesinde yüz kemik ve yumuşak dokularını içeren şekil bozuklukları,
    Yanıklara bağlı yüz bölgesinde şekil bozuklukları,
    Yüz bölgesini tutan kanserler ve onların tedavileri sonrası ortaya çıkan şekil bozuklukları,
    Yüz bölgesindeki yağ dokusu ve diğer yumuşak dokularda zamanla erimeye bağlı zayıflıklar çökükler vs. (Örn: hemifasiyal atrofi), bunlardan yalnızca bazılarıdır.

    Sonuç: Yüz bölgesinde çeşitli nedenlerle şekil bozuklukları mevcut olabilir. Bu durum kişileri yalnızca fonksiyonel yani normal günlük hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilme konusunda sıkıntılı yapmakla kalmaz aynı zamanda estetik olarak kişilerde önemli problemlerin kaynağı olabilir. Bu tür problemlere sahip olan kimselerin müracat etmeleri gereken yer Estetik Plastik ve Rekonstruktif cerrahi uzmanlarıdır.

    Günümüzde estetik plastik cerrahinin ulaşmış olduğu gelişme seviyesi bu tür sorunlara sahip olan kimselerin çok daha kaliteli ve mutlu bir hayat sürmelerine olanak sağlamaktadır.



     KARIN ESTETİĞİ

    Karın bölgesinin fonksiyonları nelerdir?

    Karın bölgesi içerdiği kas ve diğer destek dokuları vasıtasıyla ayakta dik durmamızı, düzgün yürümemizi, cisimleri rahat kaldırmamızı sağlayan, anatomik görünümüyle de güzel bir vücut imajının tamamlayıcı bir parçasıdır.

    Karın estetiği nedir?

    Estetik bir operasyonla karın bölgesinin eski düzgün, gergin ve güzel görünümünü yeniden kazandırmak amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir.

    Karın da şekil bozukluğu nedenleri nelerdir?

    Gövdemizin ön-alt kısmını oluşturan karın bölgesi doğumlar, kilo alıp vermeler, yaşlanma vb nedenlerle deforme olabilirler. Genetik-yapısal farklılıklardan dolayı ortaya çıkan şekil bozuklukları herkeste farklı olmaktadır. Her ne sebeple oluşursa oluşsun karın bölgesinde oluşan sarkmalar, çatlaklıklar ve diğer kusurlar özellikle kadınlarda, fakat daha az sıklıkla olmakla birliktede erkeklerde de estetik sorunlara yol açar. Kişi artık vücudunu beğenmemeye aynada kendisini görmekten rahatsızlık duymaya başlar.

    Estetik karın ameliyatını kim yapar ve nerede yapılır?

    Bu ameliyatın mutlaka bir Plastik Cerrah tarafından yapılması gerekir. Başka branştan meslektaşlarımızın bu operasyonu yapması hem tıbben doğru değildir ve hemde etik değildir. Ameliyatın mutlaka hastane ortamında ameliyathanede yapılması gerekir.

    Operasyonun süresi nedir ve hastanede kalmayı gerektirir mi?

    Operasyon yaklaşık 2-4 saat kadar sürer ve en az 1 gün hastanede kalmayı gerektirir.

    Ne tip anestezi altında uygulanır?

    Operasyon genel anestezi altında yada spinoepidural anestezi altında yapılabilir. Spinoepidural anestezi sırasında hasta uyanık olup hiç ağrı hissetmez. Anestezinin seçiminde cerrahın ve hastanın tercihleri dikkate alınır.

    Estetik karın ameliyatı yapılırken, karında yada göbekte fıtık problemi de varsa aynı anda düzeltilebilir mi?

    Evet. Karın estetiği cerrahisi sırasında önceki doğumlara vs bağlı karın bölgesindeki fıtıklaşmalar rahatlıkla düzeltilebilir.

    Yaş sınırlaması var mıdır?

    Cerrahiye engel bir sağlık problemi olmayan kadın erkek herkese eğer karın germeyi yada estetiğini gerektirecek bir problemi varsa bu işlem yapılabilir.

    Ameliyat öncesi hazırlıklar nelerdir?

    Rutin ameliyat öncesi tetkik ve tahlilleri yapılır. Hasta ameliyata aç olarak gelir. En az 10 saat öncesinden yeme içme kesilir. Sigara içiyorsa bırakır. Aspirin türü kanamayı artırıcı ilaç kullanıyorsa doktorunu önceden bilgilendirir ve bırakır

    Ameliyat sonrası normal hayata ne zaman dönülebilir?

    Ameliyat sonrası 2-3 hafta içerisinde normal yaşantıya dönülebilir. 2 ay içerisinde sportif faaliyetlere başlayabilir.

    Estetik karın ameliyatları risklimidir?

    Tecrübeli ellerde risk oldukça düşüktür, ama yinede bir operasyon, olup her operasyonda oluşabilecek enfeksiyon, kanama, normalden fazla yara izi vs ender de olsa oluşabilir

    Ameliyatın maliyeti?

    Maliyet ameliyatı yapan cerraha, anestezinin tipine, ameliyatın yapıldığı hastane ortamına göre değişebilir. Bizim önerimiz: Her ne sebeple oluşursa oluşsun karın bölgesinde oluşan gevşeme, sarkma ve çatlaklıklar özellikle kadınlarda çok önemli bir estetik kusur olarak ortaya çıkar. Vücut imajı bozulur ve kişinin kendine olan güveni kaybolur. Kişi istediği kıyafeti giyemez ve eşinin yanında kendisini rahat hissetmez. Karın germe ameliyatı gerçekten sonuçları oldukça yüz güldürücü olan estetik ameliyatlardan olup ihtiyaç hisseden herkes bu operasyonu rahatlıkla yaptırabilir. En ince ayrıntıya kadar cerrahınızla görüşmenizi ve tatmin olmanız halinde operasyonu yaptırmanızı öneririz.




    GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ

    Gözlerimizin en önemli fonksiyonu görmektir elbette ama onun yüzümüze kattığı mana, ifade, özgünlük ve estetik de çok önemlidir günlük yaşantımızda. Gözlerimizin hem fonksiyon anlamında hem de estetik anlamında en önemli tamamlayıcı unsurlarından birisi ise göz kapaklarımız. Tıpkı bir yorgan ya da bir araba sileceği gibi sürekli çalışarak asıl görme fonksiyonlarımızı sağlayan kısımların korunmasını ve görevini en iyi şekilde yerine getirmesini sağlar.

    Göz kapakları da zamanla yani yaşın ilerlemesi ile, bir takım genetik faktörler nedeniyle, ırksal nedenlerle ve çeşitli çevresel faktörlerin etkisiyle değişime uğrar. Bu durum kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda meydana gelir. Kadınlar genellikle görünümlerine erkeklere göre daha fazla dikkat ettikleri için onları daha fazla etkiler.Ortaya çıkan bu değişiklikler kişilerin görünümlerinde, bakışlarında farklılıklar oluşturur. Önceleri canlı, dinamik ve çekici olan gözler özellikle göz kapaklarındaki kırışma, sarkma, hareketlerindeki yavaşlama ve renk değişikliklerinin etkisiyle kişilerin daha yorgun, cansız, anlamsız ve olduğundan daha yaşlı görünmelerine sebep olur. Hatta bazen bu belirtiler o kadar şiddetli olabilir ki özellikle üst kapaklardaki sarkmalar kişinin normal görmesini engelleyecek kadar ileri seviyelerde olabilir. Bilindiği gibi her iki gözümüzde iki alt ve iki üst olmak üzere toplam dört kapak mevcuttur.

    Bazen yalnızca alt kapaklarda ya da yalnızca üst kapaklarda değişiklikler dikkat çekici olabilir. Bu değişikliklerin etkisiyle kişiler kendilerini daha yaşlı, yorgun ve tükenmiş hissederler. Kendilerine olan güvenleri azalır. İş ortamında ve aile ortamındaki üretkenliklerinde azalma görülür. Bu ifadeler abartılı düşünülmesin çünkü bize göz kapaklarındaki değişiklilerle ilgili tedavi maksadıyla başvuranların kendi duygularını ifade ederken kullandıkları bazı terimler çok daha dramatik ve vurgulayıcı. Göz kapaklarında oluşan bu değişiklikler Estetik cerrahide sık yapılan yüz gençleştirme operasyonlarının en önemli tamamlayıcı unsurlarından birisi olmasına rağmen yalnızca göz kapağı estetiği ile sonuçlar kişi için çok olumlu olmaktadır.

    Estetik cerrahi dışında bazı kremlerle vs ancak kısmi düzelme elde edilebilir ve bu uygulamalar cerrahinin alternatifi değildir. Bazen yapılan bir göz kapağı estetiği kişi üzerinde diğer pozitif etkilerin yanında 5-10 yaş daha genç gözükmesine yol açabilmektedir. Göz kapağı estetiği, estetik cerrahide en sık yapılan ameliyatlardan birisi olup bu operasyon mutlaka bir Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrah tarafından yapılmalıdır. Genellikle lokal anestezi yani sınırlı uyuşturma altında yapılır. Operasyon bölgesinin sinirleri geçici olarak uyuşturulduğu için kişi rahatsızlık hissetmez ve kolay tolere eder. Kişinin hastanede yatmasını gerektirmez ve ameliyat sonrası kişi kısa süreli bir dinlenme sonrası evine gidebilir.

    Bazı durumlarda göz kapağı estetiği operasyonunun bir hastane ortamında yapılması ve hastanın 1 gece hastane ortamında kalması gerekli olabilir. Bu duruma ameliyatı yapacak Plastik cerrah hastayı ayrıntılı bir şekilde muayene ettikten ve tetkiklerini değerlendirdikten sonra karar verecektir. Göz kapağı estetiği ameliyatı uzman ellerde uygun koşullarda yapıldığı takdirde riskli bir operasyon değildir. Ameliyat sonrası 3 günlük bir dinlenmeden sonra kişi normal hayatına dönebilir. Genelde dikişler ortalama 3 günde alınır ve kişiyi rahatsız edecek bir ameliyat izi oluşmaz. Tabiî ki şişliklerin, morlukların daha da düzelmesi için 1-2 haftaya ihtiyaç vardır.Göz kapağı estetiği düşünen herkes konuyla ilgili ayrıntılı bir görüşmeyi Plastik Cerrahı ile yapmalı, kafasındaki tüm soruları ayrıntılı bir şekilde sormalı ve cevabını almalıdır. Tabiî ki kişinin beklentileri aynı zamanda gerçekçi olmalıdır. Yapılacak bir göz kapağı estetiği sonrası yüzünün tamamen değişeceğini 10-20 yaş genç görüneceğini düşünen kimselerle karşılaşabiliyoruz. Böyle bir beklenti gerçekçi değildir. Bu beklentiye total bir yüz gençleştirme ameliyatı cevap verebilir ama unutulmamalıdır ki uygun endikasyonu olan bir kimsede yapılan bir estetik göz kapağı ameliyatı kişinin yüzünü ve bakışlarını çok olumlu yönde değiştirir, kişinin kendine olan güvenini artırır ve kendisini daha güzel ve mutlu hissetmesini sağlar.




    KOL ESTETİĞİ (Brachioplasty)

    Estetik Plastik Cerrahinin uğraşı alanlarından biriside kol bölgesinin estetik problemleridir. Kol bölgesinde estetik problemleri dendiğinde akla en sıklıkla gelen ve en bilinenler yaşın ilerlemesi ve kilo alıp vermelerle ortaya çıkan cilt ve yağ fazlalıklarıdır.

    Bir çok insan özellikle yukarıda saydığımız nedenlerle kollarında sarkmalar, cilt fazlalıkları yada aşırı yağlanma nedeniyle estetik cerrahi uzmanlarına müracat ederler. Bu tür probleme sahip olan kimseler genellikle kıyafet seçiminde zorlandıklarını, yada istediği kıyafeti giyemediklerini, vücutlarının diğer kısımları ile bir orantısızlık hissettiklerini, kollarının genel olarak görünümlerinden de rahatsızlık duyduklarını ifade ederler.

    Bu durum hem kadınlar ve hem de erkekler için önemli bir estetik problemdir.

    Kol estetiği dendiğinde yukarıdaki saydığımız değişiklikler dirsek ile omuz arasındaki kol bölgesini içerir.

    Bu bölgedeki sarkmalar yada yağ fazlalıkları cerrahi yöntemlerle düzeltilebilir problemlerdir. Problemin şiddetine ve şekline göre yapılacak tedavi yönteminde de farklılıklar olabilir.

    Kol bölgesinde sarkmalar yada yağ fazlalıkları durumunda en sıklıkla kullanılan yöntemler cerrahi olarak fazlalıkların çıkarılmasını içeren brakiplasti ve cerrahi olarak herhangi bir doku çıkarılmasını gerektirmeyen ve yalnızca fazla olan yağ dokularının vakumla boşaltılmasını sağlayan liposakşın yöntemidir.

    Bu yöntemler bazen birlikte kombine de kullanılabilir.

    Hangi yöntemin tercih edileceğine estetik cerrah ve müracat eden kimse birlikte karar verir. Eğer kol derisinde belirgin gevşeklik ve sarkıklık var ise yapılacak işlem sarkan dokuların uygun bir planlama ve cerrahi yöntemle ortadan kaldırılmasıdır.

    Eğer cilt yada doku sarkması yok fakat normalden ve olması gerekenden fazla bir yağ doku fazlalığı varsa yapılacak işlem liposakşın denilen yöntemle o bölgedeki fazlalıkların ortadan kaldırılmasıdır.

    Aslında sonuç olarak her iki yöntemde bir ameliyat yöntemi olup her birinin diğerine üstünlük yada dezavantajları vardır. Bu yöntemlerin her birinin diğerine göre en bariz üstünlük ya da dezavantajı ameliyat sonrası ortaya çıkan ameliyat izleridir.

    Sarkmalar yada gevşekliklerin fazla olduğu durumlarda bu dokuların ortadan kaldırılması için mutlaka fazlalıkların kesilerek ortadan kaldırılması gerekir. Kesilen yerler mutlaka izle iyileşecektir. Estetik Cerrah ortaya çıkacak olan izlerin çok fazla dikkat çekmemesi ve görünürlüğünü azaltmak için izin kolun iç kısmında kalacak şekilde planlamasını yapar. Ama her halükarda iz olacaktır. Ortaya çıkan iz bazı kimselerde çok az ve ince olmasına rağmen bazı kimselerde bir miktar bariz ve rahatsız edici olabilir. Oluşacak olan izin şiddetini belirleyen şey problemin şiddeti ve kişisel farklıklardır. İz bu yöntemin en önemli handikabı olmasına rağmen kolun ameliyat sonrası aldığı şekil oldukça iyi olacaktır. Ameliyatı yapan plastik cerrahi uzmanı ortaya çıkacak olan izi gizleyerek fark edilirliğini azaltmak için en uygun tekniği seçecek ve planlamayı ona göre yapacaktır.

    Deri sarkmasının fazla olmadığı ve sorunun daha ziyade yağ fazlalığı olduğu durumlarda ise liposakşın yöntemiyle fazla yağların boşaltılması en makul yol olacaktır. Burada herhangi bir ameliyat izi olamayıp yalnızca ince kanüllerin girmesi için 3- 4 mm lik delikler açılır ve işlem buradan yapılır. Bu yöntem sırasında ortaya çıkan çok küçük izler ameliyat izi olarak kabul edilmez çünkü hem çok küçük ve hemde gizlenebilirdir..

    Bu ameliyatların hangi tür anestezi ve nerede yapılacağı sorusu akla gelebilir. Kol estetiği amacıyla cerrahi müdahale yada liposakşın işlemleri mutlaka ameliyatane ortamında yapılmalıdır. Anestezi olarak aksiler anestezi yani koltuk altından ve yalnızca kolun uyuşturularak yapıldığı anestezi türü yada genel anestezi tercih edilebilir.

    Hangi anestezinin tercih edileceğini doktorun deneyim ve tecrübeleri ile hastanın istekleri belirler.




    LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

    İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.

    Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.

    Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,

    Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,

    Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.

    Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.

    Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.

    Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.

    Soru şu;

    Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?

    Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.

    Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.

    Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.

    Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.

    Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.

    Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.

    Birinci yöntem;

    Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.

    İkinci yöntem;

    Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.

    Üçüncü yöntem;

    Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır.  Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.

    Sonuç:

    Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.




    ESTETİK KAYGILARIN BİR KISMI PSİKOLOJİK MİDİR?

     

     

    Estetik kaygı nedir?

    Bir kimsenin herhangi bir vücut bölgesini kısmen ya da tamamen benimseyememesidir.

    Başka şekillerde de tarif edilebilir.

    Kadın ya da erkek bir kimsenin bir görünür organını beğenmemesidir?

    Mesela 18 yaşındaki genç bir kızın burnunun büyük olduğunu düşünmesidir.

    Orta yaşlı bir bayanın kaşlarının düşük olduğunu düşünmesi,

    54 yaşındaki bir beyefendinin artık eskisi kadar yakışıklı olmadığı gibi bir yargıya varması estetik kaygıdır.

    Her yaştan ya da cinsten bireyin yüzündeki güneş lekelerinden rahatsızlık duyması,

    Zamana bağlı ya da mimiklerin fazla kullanımına bağlı kaz ayakları ya da yüz kırışıklıklarından şikâyetçi olması bir estetik kaygıdır.

    Yüzün yaşlanması, sarkması kişiyi rahatsız ediyorsa bu bir estetik kaygıdır.

    Göbeklenme, yağlanma, orantısız yağ dağılımı, kadın ya da erkek için bir dert olarak algılanıyorsa,

    Doğumlar sonrası bir bayanda karın ya da göğüslerde ortaya çıkan değişiklikler, çatlaklar ya da sarkmalar sorun olarak kabul ediliyorsa,

    Bunların hepsi estetik kaygıdır.

    Bu duruma yüzlerce farklı örnek verilebilir.

    Birçok erkek için saçların olmaması ciddi bir estetik kaygıdır.

    Bütün kaygılar gerçek cimidir?

    Bir kısmı psikolojik midir?

    Estetik kaygılar nedeniyle bize başvuran her erkek ya da bayanın fiziksel kusur algılamasında bir psikolojik boyut mutlaka vardır.

    Başka bir ifade ile bütün estetik kaygılar psikolojik sorun yaratır insanlarda.

    Ama bazen de öyle talepler ile karşılaşırız ki olay tamamen psikolojiktir.

    Burnunda hiçbir sorunu olmadığı halde burnunun estetik anlamda çok kusurlu olduğunu düşünen ve bu yüzden kendisini çirkin bulduğunu söyleyen kimseler gelir zaman zaman.

    Yada aslında güzel olduğunu ama eğer bazı estetik uygulamalar kendisine yapılırsa kusursuz olacağına inanan kadın hastalarımız olur bazen.

    Dudakları bizim kriterlerimize göre oldukça normal olmasına rağmen, daha kalın dudaklara sahip olmak için bize başvuran kimseler çok da nadir değildir.

    Örnekler çoğaltılabilir.

    Estetik cerrahlar zaman zaman öyle absurd talepler ile karşılaşırlar ki onlar bile bu talep karşısında şaşkınlığa uğrarlar.

    Örnek, bir genç kızın gelip kendisini güzel bulmadığını ve Japon kızları gibi çekik gözlü olmak istediğini ifade etmesi ve bunu estetik cerrahtan ciddi bir şekilde talep etmesi karşılaşılan bir olgudur.

    Estetik kaygı aslında herkes de vardır.

    Bir kadın ya da erkek de estetik kaygının olması değil olmaması patolojiktir aslında.

    Psikoloji bu olayın tam ortasındadır.

    Bütün estetik kaygılar psikolojiktir de.

    Estetik ile psikoloji arasında çok hassas bir denge ve çizgi vardır.

    Bunlar birbiri ile iç içedir ama orantısal değildir.

    Yani bir kimsenin estetik kusurunun şiddeti ile psikolojik etkilenimi paralel değildir.

    Çok az bir estetik sorunu olan bir kimsenin psikolojik etkilenimi düşünüldüğünden çok fazla olabilir.

    Aslında estetik kaygıların bir kısmı değil tamamı psikolojiktir ama bu psikolojik soruna yaklaşım nasıl olacak sorusu bazen zor bir sorudur.

    Soruna yaklaşım aslında 4 şekilde olabilir.

    1- Telkinle,

    2- İlaçla,

    3-Neşter ile

    4-Bunların kombinasyonu ile.

    Estetik kaygılara bir estetik cerrahın yaklaşımı ne olmalıdır.

    Bir sonraki yazıda devam edelim.




    LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

     

     

    İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.

    Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.

    Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,

    Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,

    Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.

    Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.

    Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.

    Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.

    Soru şu;

    Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?

    Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.

    Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.

    Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.

    Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.

    Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.

    Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.

    Birinci yöntem;

    Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.

    İkinci yöntem;

    Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.

    Üçüncü yöntem;

    Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır.  Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.

    Sonuç:

    Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.

       

     




    PRP HAKIINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

    1-PRP (Platelet Rich Plasma-Plateletten Zangin Plazma) Uygulaması hakkında Bilinmesi Gerekenler

    PRP uygulaması plateletten zengin plasma veya trombositten zengin plasma olarak adlandırılan; kişinin kendi kanından özel setler ve işlemler ile ayrıştırılan plateletten zengin plasma kısmının, kişiye tekrar uygulanması olarak tanımlanır. Estetik amaçla yapılması durumunda cilde ve saçlı deriye küçük iğneler ile uygulamalar yapılmaktadır. Halk arasında tam olarak karşılığı olmamakla birlikte kök hücre tedavisi olarak tanımlanmaktadır.

    PRP uygulaması çok uzun yıllardır, tıbbın birçok dalında özellikle ortopedi, spor hekimliği, plastik cerrahi, diş hastalıklarında ve veterinerlikte kullanılmaktadır. Estetik amaçla PRP uygulaması tüm dünyada 2-3 yıldır, Türkiye de 1 yıldır, hekimler tarafından yapılmaktadır.

    PRP uygulaması kısaca kişinin kendi kanı ile estetik yönden iyileştirilmesidir.

    İnsan vücudunda dolaşan kan içersinde eritrositler (alyuvarlar), lökositler (akyuvarlar) ve plateletler (trombositler) mevcuttur. İnsan vücudunda bir hasar veya yara meydana geldiğinde trombositler ve lökositler, hasar olan bölgeye göç ederler.Hasarlık bölgede salgıladıkları büyüme faktörleri ile hasar ve yaranın hızla iyileşmesini sağlarlar.

    PRP uygulamasında da insan vücudunun bu hasra karşısında vermiş olduğu tedavi etme yeteneği harekete geçirilerek, estetik yönden iyileşme amaçlanır.Vücudun hasar varmış gibi cilt altında hasar düzeltme mekanizmaları harekete geçirilir.

    PRP uygulaması prosedüründe özel işlemler ile kandan ayrıştırılan plateletler, kanın sıvı kısmı olan plasma içersinde sıkışmış olarak bulunacaktır.Plateletler normal kana göre daha az plasma kısmı içersinde bulunacağından, göreceli olarak normal kandaki sayısının (kanda normal seviyede 150,00-450,000 adet/ml bulunur), birkaç katı kadar sayıda (yaklaşık 1 milyon adet/ml) bulunacaktır.BU sayede az miktardaki plasma içersinde normalin birkaç katı platelet sayısı cilt içersinde verilebilecektir.

    Kişi kanından ayrıştırılan plateletler, ince iğneler ile cilt altına ve veya saçlı deriye uygulandığında, sanki o bölgede hasar varmış gibi davranacak, bölgede büyüme faktörleri ve iyileştirici faktörleri salgılayarak, uygulama bölgesinde iyileştirici rol oynayacaktır.

    PRP uygulaması saçlı deriye yapıldığında; saç kökleri etrafındaki damarlanmayı artıracak,saç köküne daha fazla miktarda kan, oksijen, vitamin taşınmasına olanak sağlarken; salgıladığı büyüme faktörleri ile saç kökü hücrelerini uyaracak, saç köklerinin saç üretim süreçlerini hızlandıracak ve saçların daha sağlıklı hale gelmesini sağlayacaktır.Saç dökülmesi olan bölgede , büyüme faktörlerinin saç köküne olan etkisi ile saç sökülmesi duracaktır.

    Saçlı deride PRP uygulaması tamamen dökülmüş olan saçların tekrar çıkmasını sağlayamayacak; güçsüz, kırılmış, hasarlı saçları ve saç üretimi yeteneği durmuş olan saç köklerini uyararak, saç dökülmesini durduracak, saçların daha parlak, canlı görülmesini sağlayacaktır.PRP uygulaması sonrası ince güçsüz saç tellerinin canlanması ve kalibrasyonu artacağı için hastalar yeni saçlar çıkmış hissine kapılabilirler.

    PRP uygulaması cilde yapıldığında; zaman içersinde cilt altında oluşan bazı dokuların kayıplarına bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklık ve çökmelerin olduğu bölgede,hasar iyileştirme mekanizması ile iyileşme sağlayacaktır.Uygulama bölgesinde salgıladığı büyüme faktörleri vasıtası ile destek dokudaki kayıplara bağlı ortaya çıkan kırışıklık ve çökmelerde iyileşme görülecektir.

    Zaman içersinde cilt destek dokusu kolojen miktarında azalma ve kırılmalara bağlı olarak ortaya çıkan cilt sarkmalarında, bölgeye uygulanan plateletlerin salgıladığı büyüme faktörleri ile kollojenlerin yeniden yapılandırılması sağlanacak; cilt elastikiyetinin artması ve cilt sarkmalarının düzelmesi sağlanacaktır.

    Cilt lekelerinde PRP uygulaması ile; plateletlerin salgıladığı büyüme faktörleri (MGF) ile ciltte renk oluşumunu sağlayan melanin hücrelerinin çalışma sistemini normal sınırlarda tutarak, cilt lekelerinin tedavisini sağlayacaktır.

    Skar ve çatlaklarda PRP uygulamasında; ciltte herhangi sebep bağlı olarak ortaya çıkmış olan çatlaklar, izler, sivilce izleri,skarlar gibi lezyonların etrafında yara iyileştirici mekanizma ile çalışan plateletler, salgıladığı büyüme faktörleri ile lezyonların küçülmelerini daha az görünür hale gelmelerini sağlayacaktır.

    2-PRP Uygulaması nasıl etki eder?

    PRP uygulamasında; özel prosedürlerle elde edilen plateletten zengin plasma cilt içersine ve saçlı deriye verildiğinde; salgıladıkları büyüme faktörleri ile uygulama bölgesinde hasar iyileştirme mekanizmasını başlatırlar; verilen plasma da normal kandaki sayının birkaç katı sayıda platelet kullanıldığı için, normal kan ile oluşan iyileşme mekanizmasından daha etkili, daha hızlı, daha erken iyileşme sonuçları görülecektir.

    Plateletler içersinde bulunan büyüme faktörleri;

    PDGF(Platelet derived growth factor)- hücre büyümesi,kan damarı tamiri ve oluşumu, colojen üretimi

    FGF(Fibroblast growth factor)-doku tamiri, cologen ve hyaluronic acid üretimi

    EGF(Epithelial growth factor)-epitel hücre yapımı, yara iyileşmesi

    TGF-beta-epitel ve damar epitelyum yara iyileşmesi

    VEGF-yeni damar endotelial hücre üretimi

    Plateletler den salınan büyüme faktörleri, uygulama bölgesinde hasra iyileştirici mekanizmaları harekete geçirerek, saçlı deri ve veya ciltteki sorunların iyileştirilmesinde görev alırlar.

    3-PRP uygulaması kimlere uygulanır?

    PRP uygulaması saçlı deride, saç dökülmesi, saçlarda kırıklık, cansızlık mat görünüş şikayeti olan kişilerde başarılı sonuçlar göstermektedir. Aynı zamanda cildin zaman içersinde azalan destek dokuların sonucu olarak ortaya çıkan kırışıklık, sarkma, cilt lekeleri sorunlarında oldukça etkin tedavi sonuçları sağlamaktadır.

    PRP uygulaması saçlı deride saç dökülmesini durdurması yanında, saç köklerinin uyararak saç büyümesinin aktive eder.ince tüy şeklinde olan saçların büyümeleri aktive edildiğinde daha kalın, sağlıklı saç görünümüne kavuşurlar.

    Saçlı deride cansız, parlaklığını yitirmiş,kırılmış, kuru, ince saçların saç kökleri büyüme faktörleri ile aktive olarak; daha canlı,parlak,sağlıklı saç görünümü PRP uygulamasının sonuçlarıdır.

    PRP uygulaması ile zaman içersinde tamamen dökülmüş olan saçların yeniden çıkmasını sağlamaz, fakat PRP uygulaması sonucunda, mevcut saçların daha sağlıklı olması, dökülmenin durması, saçların daha sağlıklı hale gelmesi sağlanır.Ayrıca PRP uygulaması sonrası mevcut saçların kalibrasyonlarındaki artış, parlak ve canlı görünüm saçlarda sıklaşma ve yeni saçların çıktığı görünümü hissedilebilmektedir.

    PRP uygulamasının saçlı deriye uygulanması en sık yapılan uygulamalardandır.

    Zaman içersinde cilt altı destek dokuların azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan cilt elastikiyetinin azalması, kırışıklar, sarkmalar da PRP uygulaması başarılı sonuçlar sunmaktadır.

    PRP uygulaması üst yüz bölgesinde alın, göz kenarı kırışıklıklarında, gözaltı çökmelerinde, elmacık kemiği çökmelerinde ve sarkmalarında başarı ile uygulanmaktadır.

    Orta ve alt yüz bölgesinde burun kenarı çökmelerinde, çene köşeleri sarkmalarında, gıdı bölgesi sarkmalarında, boyun ve dekolte kırışıklık ve sarkmalarında PRP uygulaması sonucunda etkin sonuçlar alınmaktadır.

    Ayrıca tüm vücut bölgelerinde kol sarkmaları, iç bacak sarkmaları, iç diz sarkmaları, karın bölgesi sarkmalarında PRP uygulaması yapılmaktadır.

    Hamilelik, yaşlılık, güneş sebebi ile oluşmuş cilt lekelerinde ve ciltte oluşmuş skarlar, izler, çatlaklar da PRP uygulaması diğer uygulamaların daha ötesine geçmiştir.

    4-PRP uygulaması hangi bölgelere uygulanır?

    PRP uygulaması

    • Saçlı deride; saç dökülmesi, saç kırıklıkları, cansız kuru ince saçların tedavilerinde

    • Tüm yüz bölgesinde;alın, göz kenarı, burun kenarı kırışıklıklarında, sarkma ve çökmelerde, cilt lekeleri ve izlerin tedavisinde

    • Boyun ve dekolte bölgesinde; kırışıklık,sarkma ve lekelerin tedavisinde

    • Üst kol,karın,iç bacak,diz bölgeleri kırışıklık, sarkma, çatlak ve lekelerin tedavilerinde

    • Tüm vücutta görülen sarkma, çatlaklar,izler,lezyonların giderilmesinde

    başarı ile uygulanmakta, uygulama sonuçları tatmin edici düzeyde bulunmaktadır.

    5-PRP uygulaması nasıl yapılır?

    PRP uygulaması hastadan kan alımı işlemi ile başlar. Hastanın kolundan özel infüzyon seti ile (kan alma seti), 20 cc (yarım çay bardağı kadar)kan özel PRP hazırlama tüplerine alınır.

    PRP hazırlama tüplerindeki kan özel santrifüj işleminden geçirilerek, plateletten zengin plasma kısmı ayrılır.Hastadan alınan 20 cc lik kandan yaklaşık 3 cc plateletten zengin plasma elde edilir.

    Elde edilen plateletten zengin plasma enjektöre çekilerek, mezoterapi de kullanılan ince iğneler vasıtası ile cilt altına uygulanır. Uygulama da cilt ve saçlı deride ihtiyaç olan yerlere dolgu uygulamaya benzer olarak derin deri kısmına ve veya napaj (noktasal küçük dokunuşlar) yöntemi ile derinin yüzeysel tabakasına plasma verilir.

    PRP uygulaması aynı zamanda dermaroller adı verilen(üzerinde çok ince iğnelerin olduğu, kendi etrafında dönen dairesel ürünler) ekipmaları ile birlikte uygulanabilir.Uygulama sonrası yüze maske uygulaması ile PRP uygulamasının etkinliği artırılabilir.

    PRP uygulaması tek başına uygulanabildiği gibi bazı durumlarda, farksiyonel lazer cihazları ile birlikte uygulanarak kırışıklık, cilt sarkmaları çatlak ve lezyonların tedavisinde daha etkili ve hızlı sonuçlar elde edilmesi amaçlanır.Özellikle yüz bölgesi gençleştirme, sarkma ve kırışıklık tedavilerinde, cilt lekesi tedavilerinde, cilt çatlak, skarlar, iz tedavilerinde PRP uygulamasının Fraksiyonel lazer uygulaması ile birlikte yapılması tüm dünya hekimleri tarafından çok başarılı sonuçları nedeni ile önerilmeltedir.

    6-PRP uygulaması güvenlimidir?

    PRP uygulamasında kullanılan infüzyon setleri(kan alma setleri) ve PRP hazırlama tüpleri, sadece bu amaç uygulamalar için üretilmiş olan uygulama setleri şeklinde kullanılır. Uygulama setleri içersinde uygulama sırasında ihtiyaç olabilecek tüm malzemeler bulunmaktadır.

    PRP uygulaması kapalı sistem içersinde hazırlanan plateletten zengin plasma ürünü ile yapılır, yani hastanın kanı dış ortamla ve başka malzemeler ile temas etmez. Hastanın kanı tek kullanımlık steril infüzyon setleri vasıtası ile yine tek kullanımlık steril vakumlu PRP hazırlama tüplerine alınır.

    Santrifüj işlemi sonrası elde edilen plateletten zengin plasma tek kullanımlık steril enjektörlere çekilerek kullanılır.Tüm bu işlemler sırasında hasta kanı ve hazırlanan plasma dış ortamla temas etmez.

    Uygulamalar sonrası kullanılan tüm malzemeler imha edilir.PRP hazırlama setlerinin tekrar kullanılması teknik olarak mümkün değildir.

    PRP uygulaması, yukarıda anlatıldığı gibi kapalı sistem prosedürler ile elde edilen plasma kullanılarak yapıldığı için;

    Uygulamada kan ile hastalık bulaşma riski yoktur. AIDS, Hepatit vb gibi kan ve kan ürünleri ile bulaşan hastalıkların PRP uygulamasında bulaşma riski söz konusu değildir.

    PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.

    7-PRP uygulaması ağrılı mıdır?

    PRP uygulamasında plateletten zengin plasmanın cilt içersine verilirken kullanılan iğneler, mezoterapi uygulamalarında da kullanılan çok ince iğnelerdir. İğnelerin çapları 30G veya 27 G olabilir, uzunlukları değişmekle birlikte 6mm, 16mm veya daha uzun olabilir.

    PRP uygulaması sırasında duyulan ağrı hissi; hastalar tarafından genel olarak ‘’hafif’’ olarak nitelendirilmektedir.

    PRP uygulaması sırasında hastalar ciltlerinde çok ince iğnelerin girişlerini hissedebilmektedirler. Ağrıya duyarlı ve hassas hastalarda, uygulama sırasında ağrı duyusunu azaltıcı önlemler(kremler, soğuk uygulama…) ile duyulan ağrı hissi oldukça azaltılabilmektedir.

    PRP uygulaması sırasında ciltte hafif sıcaklık, hafif yanma hissi ve gerilme hissi duyulabilmektedir.

    8- PRP uygulamasının yan etkileri nedir?

    PRP uygulamasında yan etkiler görülme riski hastanın kendi kullanıldığı için oldukça düşüktür.

    Uygulama iğle ile yapılan uygulamalar grubunda bulunduğu için; iğnenin cilde giriş tekniğine bağlı olarak bazı yan etkiler görülebilir. İğne uygulamasına bağlı olarak bazı noktalarda küçük morarmalar görülebilir, bu morarmalar küçük çaplı olup birkaç gün içersinde tedaviye gerek duyulmadan iyileşir. Morarmaların iyileşme sürecini kısaltmaz için hekim tarafından bazı ürünler önerilebilir.

    PRP uygulaması sırasında ciltte hafif kızarıklık görülür, ciltteki kızarıklık herhangi bir tedaviye gerek duyulmadan 30-40 dk içersinde kendiliğinden kaybolacaktır.uygulama sonrası ciltte hissedilen gerilme hissi 1-2 saat içersinde kaybolacaktır.

    PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.

    PRP uygulaması hekim tarafından yapılması gereken uygulamalar grubundadır.

    9-PRP Uygulaması seans sayısı ve süresi nedir?

    PRP uygulaması estetik yaklaşımla 2 amaca yönelik yapılmaktadır.

    a- Belirlenmiş bir sorunu ortadan kaldırmaya yönelik olarak (ciltte oluşmuş sarkmaların düzeltilmesi, cilt kırışıklıklarının, cilt lekelerinin giderilmesi, skar ve çatlakların giderilmesi, saç dökülmesinin durdurulması, yeni saç gelişimin uyarılması…)

    b- Mevcut durumu korumak, cildin zaman karşısındaki deformasyonunu önlemeye yönelik olarak.

    PRP uygulaması belirli bir sorunu ortadan kaldırmaya yönelik amaçla yapılıyor ise ; genel olarak 1 aylık aralarla 2-3 seans uygulanır.Seanslar sonrasında belirlenmiş sorunlarda gözle görülür iyileşmeler beklenir.

    PRP uygulaması sonrası etkileri uzun süreli olarak devam edecektir, etkilerini devam etmesini ve cildin zaman karşısındaki deformasyonunun önlenmesi amacıyla yılda 1 seans PRP uygulaması önerilir.

    Genel tedavi protokolleri uyarında hastalara sorunların çözümü amacıyla 1 ay aralıklar da 2-3 seans PRP uygulaması sonrası, yılda 1 seans idame PRP uygulaması önerilmektedir.

    10-PRP uygulaması seans ücretleri nedir?

    PRP uygulamasında ücretlendirme seans ücreti olarak belirlenir.

    PRP uygulaması seans ücreti belirlenmesinde; uygulama bölgesinin genişliği ve kullanılan PRP hazırlama seti sayısı önem arz etmektedir. Hastanın ihtiyaçları doğrultusunda 1 PRP hazırlama tüpü kullanılabildiği gibi, bazı hastalarda uygulama bölgelerinin genişliğine göre 2 veya daha fazla sayıda PRP hazırlama seti kullanılabilmektedir. Genel olarak tüm yüz uygulamaları için 1 adet PRP uygulama seti yeterli olmaktadır.

    11-PRP Uygulaması kimlere yapılmaz?

    PRP uygulaması herhangi bir sebepten dolayı kandaki platelet sayısının normal değerlerinin (platelet normal sayıları ortalama 150,000-450,000/ml dir) altında olan kişilere yapılmaz. aynı zamanda kanser hastalarına yapılmaz.

    Pıhtılaşma sorunu olan, kan sulandırıcı ve diğer ilaç alan kişilerin uygulama öncesi ilaç bilgilerini hekime iletmeleri gerekir.

    12-PRP Uygulaması sonrası öneriler

    PRP uygulaması klinik ortamında yapılan uygulamalardır, uygulama sonrası kişi bazı önerilerle sosyal hayatına dönebilir.

    Uygulama sonrasında bölgede kızarıklık ve gerilme hissi olacak, tedaviye gerek duymadan kendiliğinden iyileşecektir.

    PRP uygulaması sonrası bölgeye bazı yatıştırıcı özelliği olan kremler kullanılır. Uygulama bölgesinin 4-6 saat süre ile yıkanmaması, temizlenmemesi önerilir.

    PRP uygulamasında napaj tekniği ve dermaroller kullanım ı sonrası cilt yüzeyinde mikro düzeyde delikler oluşur, uygulama sırasında cilt üzerinde kalan plateletten zengin plasmanın zamanla cildin derinlerine ulaşması için, 4-6 saat cildin yıkanmaması bu sürede plasmanın cildin derinlerine ulaşması amaçlanır.

    PRP uygulama sonrası 12-24 saat makyaj ürünleri kullanılması önerilmemektedir.

    PRP uygulaması sonrası 12-24 saat havuz, denize girilmemesi gereklidir

     

    Haberlerde ara

     

     


    hayati akbaş köşe yazıları
    hülya ettekin
    kariyer başvurusu
    Üyelik girişi 
    Üye ol.
    şifremi unuttum?