LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?
İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.
Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.
Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,
Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,
Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.
Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.
Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.
Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.
Soru şu;
Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?
Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.
Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.
Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.
Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.
Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.
Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.
Birinci yöntem;
Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.
İkinci yöntem;
Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.
Üçüncü yöntem;
Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır. Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.
Sonuç:
Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.

Lazerler tıpta bir çok amaçla başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.
Lazerlerin başarılı bir şekilde kullanıldığı alanlardan biriside leke tedavisidir.
Lekeler denildiğinde elbetteki tek bir çeşit sorun yada problem kastedilmez ama ama çoğunlukla anlatılmak istenen yada anlaşılan şeyler şunlardır.
İnsan bedeninde doğuştan olan yada hayatın herhangi bir aşamasında ortaya çıkan ve renk olarak da normal deri renginin dışında olan problemler kısaca leke olarak adlandırılabilir.
İnsan vücudunda olan ve onları hem estetik açıdan rahatsız eden ve hem de zaman zaman fonksiyonel sorunlara yol açan lekeler doğuştan yada sonradan ortaya çıkabilir.
Doğuştan mevcut olan lekeler;
Koyu siyah-kahverengi yada ara renklerde olan lekeler:
benler,
nevuslar….
Kırmızı-mavi yada ara renkde olan damarsal orijinli olan lekeler:
hemanjiomlar,
kırmızı şarap lekeleri…
Sonradan ortaya çıkan lekeler:
Güneş lekeleri,
yaşlılık lekeleri…
Burada ifade etmediğimiz bir çok farklı leke türü yine çeşitli şekilde karşımıza çıkabilir.
Örneğin dövmeler vs bu gruba örnektir.
Bu lekelerin bir çoğunda lazerler ile tedavi mümkün olup bazılarında ise tedavide yetersiz kalabilir.
Lekelerin beden üzerinde en fazla yerleşik olduğu bölge vücudun baş boyun bölgesi ve güneş gören diğer bölgelerdir. Bu durumda ister istemez bu durumlarda estetik
Önemli olan şudur;
Herhangi yapıda bir leke nedeniyle şikayeti olan bir kimse bunun tedavi seçeneneklerinden birisininde günümüzde lazer uygulamaları olduğunu bilmesi gerekir.
Bu amaçla en çok kullanılan lazerler;
Pulsed dye lazer,
Nd Yag Lazer,
Erb Yag Lazer,
Diode Lazer,
Fraksel Lazer,
Olup, hangi tür leke tedavisinde hangi lazerin ve hangi şekilde kullanılacağına bu konuda deneyimli plastik cerrahi uzmanı yada dermatolog karar verecektir.
Sonuç;
Herhangi bir nedenle oluşmuş olan cilt lekelerinin tedavi yöntemlerinden birisinin ve belki de en önemlisinin lazer tedavisi olduğu unutulmamalıdır. Ve yine unutulmamalıdır ki bazı cilt lekelerinin lazer ile tedavisi oldukça kolay ve yüz güldürücü olmasına rağmen bazen de cilt lekelerinin tedavisi oldukça inatçı yada zor olabilir. Bu tür bir probleme sahip olan bir kimsenin yapması gereken şey bu konuda yeterli donanıma sahip bir klinik ve deneyimli bir plastik cerrahi uzmanı yada dermatoloji uzmanı ile iletişime geçerek kendi özel durumu ve tedavisi konusunda birinci elden ayrıntılı bilgi alması gerekir.
LAZER EPİLASYON NEDİR?

Hemanjiomlar çoğunlukla doğuştan olmasına rağmen bazen de hayatın başka bir safhasında ortaya çıkan içerisi damarsal yapılar ile dolu kitlelerdir.
Doğuştan damarsal kitlelerin adlandırılması yada sınıflandırılması farklı şeklilerde olmasına rağmen okuyucuların kafalarının karışmaması amacıyla hepsine birden hemenjiom demeyi daha uygun buldum.
Hemanjiomlar vücudun hemen her bölgesinde ve hatta iç organlarımızın içinde bile bulunabilmesine rağmen çoğunlukla baş ve boyun bölgesinde karşımıza çıkarlar.
Bu lezyonlar çoğunlukla kırmızı renkli ve deriden kabarık şişlikler şeklinde karşımıza çıkabilmesine rağmen bazen deri ile aynı seviyede yada farklı renk ve yapılar şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir.
Özellikle doğum aşamasında karşımıza çıkan yada doğumdan sonraki günler yada haftalar içerisinde karşımıza çıkan hemenjiom yani kırmızı kitleler zaman zaman bebeklerin yada çocukların görünümlerini bozmaları yanında onların yeme içme, görme, nefes alma, işitme gibi fonksiyonlarını da olumsuz yönde etkileyebilirler.
Bazen de hiçbir fiziksel rahatsızlığa yol açmamalarına rağmen yalnızca görünümleri nedeniyle estetik açıdan bu çocukları yada onların ailelerini rahatsız edebilirler.
Hemanjiomlar şişlikleri, yada kırmızı şarap lekesi olarak da adlandırılan düz hemenjiom lekeleri lazer tedavisinden oldukça yarar gören problemlerdir.
Özellikle;
Pulsed Dye Lazerler,
Nd Yag Lazerler,
Bu problemlerin tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.
Tedavi seanslar şeklinde yapılmaktadır,
Ortalama ayda 1 kez olmak üzere 5-10 seans lazer uygulaması tatmin edici sonuç almak için gerekli olmaktadır.
Lazere başarılı cevap verme konusunda uygulanan lazer ve uygulayan plastik cerrahi uzmanı yada Dermatoloji uzmanının deneyimi yanında hastanın sahip olduğu bu hemenjiom dokusunun histolojik yani yapısal özellikleri de etkili olmaktadır.
Sonuç;
Hemanjiom nedeniyle tedavi araştıran kimselerin bilmesi gereken şeylerden biriside bu problemlerin tedavisinde lazerlerinde oldukça yararlı olduklarıdır.
Özellikle seçilmiş olgularda kullanıldıklarında diğer hiçbir tedavi yöntemi ile elde edilemeyecek başarılı ve yüz güldürücü sonuçlar elde edilecektir.
Elbette ki çok daha ayrıntılı bilgiler hekim ile direkt görüşmede hekim tarafından hastaya yada ailesine verilmesi gerekir.

LAZER İLE KİTLE ÇIKARMA
Özellikle kadınlarda ve ayakta çok durmayı gerektiren meslek gruplarında varisler sıklıkla ortaya çıkan patolojik durumlardır. Varis denildiğinde normal ebatlarından daha fazla genişlemiş toplardamar yapıları anlaşılmaktadır.
İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.
Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.
Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,
Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,
Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.
Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.
Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.
Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.
Soru şu;
Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?
Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.
Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.
Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.
Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.
Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.
Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.
Birinci yöntem;
Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.
İkinci yöntem;
Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.
Üçüncü yöntem;
Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır. Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.
Sonuç:
Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.

Dövmeler çok eski çağlardan günümüze insanlar tarafından çeşitli nedenler ile kendi bedenleri üzerinde yaptıkları figürler, resimler, yazılar vs olarak adlandırılabilir.
Dövmelerin yapılma nedenleri arasında dini ve kültürel nedenler,
Sosyal nedenler, arkadaşlık ilişkileri yada kişilerin kendilerini ifade etmek amacıyla başta olmak üzere birçok nedenden dolayı olabilir.
Her ne sebeple yapılmış olurlar ise olsunlar bir çok insan hayatlarının herhangi bir evresinde bu dövmelerinden kurtulmak isteyebilirler.
Ve bu dövmelerinden kurtulmak amacıyla biz estetik plastik cerrahi uzmanlarına müracaat ederler.
Dövmelerin tamamen silinmesi yada mevcut bir dövmeden kurtulmak mümkün mü?
Burada bu dövmelere sahip olan insanların beklentileri de yaklaşımda son derece önemlidir.
İlginç bir şekilde vücut üzerinde hemen her bölgeye dövme yapılabilmektedir.
Dövme ile yüz bölgesi başta olmak üzere vücut üzerinde figür yapmak yada resim yapmak yada bir yazı veya isim yazmak mümkündür ve aslında son derecede kolaydır.
Tabiî ki bu işin uygun olmayan ortamlarda ve steril olmayan koşullarda yapılmasının ortaya koyacağı yan etki ve sakıncalar daima akılda tutulmalıdır.
Dövme işleminde mekanizma çeşitli enstrumanlar kullanarak çeşitli renklerdeki boya maddelerini derinin belirli bölgelerine enjekte etmek yani yerleştirmektir.
Dolayısıyla günün birinde bu figürlerden kişi kurtulmak isterse yapılacak işlem boyalı maddelerin enjekte edildiği ortamlardan bu maddelerin uzaklaştırılmasını sağlanmak ve figür ve şekillerin ortadan kaldırılmasını sağlamaktır.
Hayatının herhangi bir evresinde vücuduna dövme yaptırmış olan bir insanın bu dövmelerinden kurtulmak istediğinde yapılması gereken şey bir plastik cerrahi uzmanına yada Dermatoloji uzmanına müracaat etmektir.
Dövme giderme yada silme konusunda günümüzde kullanılan yöntemler
1-Lazer
2-Dermabrazyon
3-Cerrahi
Bu yöntemlerin her birisinin gerekli ve faydalı olduğu dövme durumları olabilir.
Dövmenin lokalizasyonu, genişliği, kişinin beklentisi, doktorun tecrübesi ve sahip olduğu teknolojik imkânlar vs kullanılacak yöntemi belirler.
Günümüzde en çok tercih edilen yöntemlerin başında Lazer ile dövme silme gelmektedir.
Bu amaçla özellikle Q Switch Lazerler olarak bilinen Lazerler kullanılmaktadır.
Lazer ile dövme gidermede belirleyici olan faktörlerden birisi dövme amacı ile kullanılmış olan dövmenin rengi bir diğeri ise birden fazla sayıda renkli boya pigment maddelerinin kullanılmış olmasıdır.
Günümüzde lazer ile dövme silme tüm Dünyada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.
Ülkemizde de dövme silme amaçlı kullanılan lazer teknolojileri özellikle İstanbul Ankara İzmir ve Samsun gibi Büyükşehirlerdeki merkezlerde bulunmaktadır.
Bir dövmenin lazer ile silinmesine karar verilirken dövmesi olan kimse bu konuda doktorundan mutlaka ayrıntılı bilgi almalı ve kafasında mevcut olan her soruyu da doktoruna sormalıdır.
Lazer ile dövme tedavisi kaç seans gerektirir ve hangi sıklıkta yapılmalıdır?
Lazer İle dövme sildirmenin yan etkileri yada sakıncaları var mıdır?
Lazer İle dövme silmenin diğer yöntemlere kıyasla avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Bu ve buna benzer soruların cevabını da bir başka yazımızda cevaplandırmamız yararlı olacaktır.
PRP (PLATELET RİCH PLAZMA ) ZENGİNLEŞTİRLMİŞ PLAZMA TROMBOSİT TEDAVİSİ
Modern tedavi tekniklerinin gelişmesiyle birlikte günümüzde Plazma tedavisiyle
kırışan, yıpranan, sarkan cilt dokusu artık bu dokuyu genç ve nemli tutan kollajenlerin üretiminin tetiklenmesiyle yenilenebilir. Kişinin kendi kanından elde edilen plazma yüze ve vücuda nakil ediğinde kök hücreleri uyararak kırışıklıkların giderilmesinden, yaraların iyileşmesine ve saç dökülmesine kadar alternatif bir yöntem olarak kullanılır. Hiçbir alerji riski taşımayan bu tedavide kendi kanınızdan elde edilen zenginleştirilmiş trombosit süspansiyonu uygulandığı sahada büyüme faktörlerini aktive ederek kök hücreleriyle yenilenip zamanı geriye döndürmek ve bebeksi cilde sahip olmak artık hayal olmaktan çıkmaktadır.Bu tedavinin kök hücre tedavilerden farklı olarak en önemli özelliği hücrelerin klinik ortamlarda çoğaltılıp sonradan aktive edilmemesi ve kişinin kendi damarından alınan az miktardaki kanın elemanlarına ayrılarak elde edilen plazmanın sorunlu bölgeye küçük miktarlarda yedirilerek uygulanması esasına dayanan yöntem kök hücreleri aktive ederek deride kollajen tabakayı uyararak cildin yenilenmesini sağlamasıdır. Son derece kolay uygulanan bu tedaviden hemen sonra günlük hayatınıza devam edebilirsiniz
PRP Plazma tedavisi yönteminde, hastanın kendi kanı alınarak; 8-9 dakika boyunca 1500-3000devir/dakika santrifüj edilir. Santrifüj sonucu, kırmızı kan hücrelerinden ayrışan plazma kısmı, mezoterapi veya dolgu yöntemi ile cilde uygulanır. PRP yönteminde elde edilen bu plazma yoğun trombosit (pıhtı hücreleri) içerir.Burada ortalama 1 cc plazmada 1 milyon trombosit bulunur. Ortamda bulunan lökositler (beyaz kan hücreleri) ve aktive olmuş pıhtı hücreleri, büyüme faktörleri salgılayıp kök hücrelerin aktive edilmesini sağlar. Böylece cildin dokusunda yenilenme meydana gelir. Bu yöntemin en önemli avantajı hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve kesinlikle herhangi bir alerji riski taşımamasıdır
Tedavi süresi
Ortalama 2 ile 4 haftalık aralıklarla yapılacak 2-4 arası tedavi seansı önerilir. Elbette hastanın ihtiyacına göre seanslar değişiklik gösterebilir. Klasik tedavi; 3 ay boyunca ayda 1 kez uygulanmasıdır. Her uygulama 15-30 dakika sürer.İster dermaroller le cilde direk uygulanırken sac ekiminde ekim yapılan alana enjekte edilerek yada dolgu olarak hastadan alınan yağ ile beraber dolgu alanına yada diğer dolgu maddeleriyle beraber enjekte edilebilir.Burada aktive olmuş trombositler ve lökositler büyüme faktörlerinin salgılanmasını başlatarak kök hücrelerini bu bölgeye çeker ve çoğalmalarını tetikler.O bölgede hücre yenilenmesi olur . Hastaya yapılan otojen doku nakilleri varsa(örn. Saç ekimi yağ enjeksiyonu kemiklerdeki deformitelerin doldurulması vb) bu dokuların tutması daha sağlıklı hale gelir
Tedavinin sürekliliği için yılda 1 kez tekrarlanabilir.
PRP uygulamasının en güzel yanlarından biride hastanın kendi kanından elde edildiği için herhangi bir hastalık bulaşmaması, ve alerjik reaksiyonların görülmemesidir.
.
PRP’de lazer, ışık tedavisi, dolgu enjeksiyonu veya Botox uygulaması ile birleşmesi önerilebilinir mi?
Hayır, eşzamanlı tedavi olarak uygulamak mümkündür. PRP uygulaması deri yenilenmesi sağlaması nedeniyle lazer veya ışık tedavisinden sonra yapılabilir. Bununla birlikte PRP ile dolgu veya Botox uygulamasının birleştirilmesine yönelik deneyim mevcut değildir. Uygulamanın dolgu uygulaması ile birleştirilmesi sakıncalı görülmemekle birlikte ; Botox uygulaması ile birleştirilmesi önerilmez.
Kontrendikasyonları:
1- tip I diabet
2- Lupus eritamatozis
3- Hasimato tiroidi
4-Spondilit gibi rahatsızlıklarda uygulanmamalıdır. tip II diabette uygulanabilir.
Nice sağlık mutluluk dolu günlerin sizlerle olması dileklerimle;
Dr Dr.Suhan SUNGUR
Eğer kahkahalarınızı dudaklarınızın arasında kısıtlayan şey dişlerinizdeki renk bozukluğuysa sadece birkaç saatte/günde bundan kurtulmak elinizdedir. Beyazlatma işlemi özel olarak hazırlanmış bir jelin dişler üzerine sürülmesi ve çoğu teknikte bir ışık kaynağı ile reaksiyonun hızlandırılması şeklinde olur. Beyazlatma işleminin mekanizması bir oksidasyon-redüksiyon tepkimesi şeklindedir. Kullanılan maddeler oksijen açığa çıkarır.Dişlerde renkleşmeye neden olan maddeler renksiz substanslar ile yer değiştirir ve beyazlama meydana gelir.
Beyazlatma işlemi öncesinde,beyazlatma uygulanacak dişlerde herhangi bir çürük,dişeti çekilmesi,dişeti iltihabı,dişlerde aşınma olmamalıdır.Bu gibi durumlarda önce gerekli tüm tedaviler yapılır daha sonra beyazlatma işlemine geçilir.Beyazlatma işlemi öncesinde renkleşmenin sebebi belirlenmelidir.Hangi tip beyazlatmanın uygulanacağı buna göre seçilir.
Canlılığını yitirmiş dişlere uygulanır.Dişler daha öncesinde bir travmaya maruz kalmışsa veya kanal tedavisi sonrasında renkleşme meydana geldiyse dişlerin içine jel konulması yöntemiyle beyazlatma sağlanır.%35'lik perhidrol kanal tedavisi uygulanmış dişe yerleştirilir ve belli periyotlarla değiştirilerek yeterli beyazlık sağlandığında işleme son verilir.
Hekim tarafından dişlere sürülen beyazlatma patının ışık kaynağıyla aktiflenmesiyle uygulanır. Uygulanan jel süperoksol kostik bir maddedir. Bu yüzden çevre yumuşak dokularda geri dönüşümlü lekelenmeler oluşabilir.Bu nedenle işleme başlamadan önce dudaklar izole edilir ve dişetleri ışıkla sertleşen özel bir bariyerle örtülür.
Normal ışık cihazıyla yapılan beyazlatmalarda seanslar yaklaşık 30-45 dakika sürer ve sonuç hemen gözlenebilir.Tedavinin süresi dişte hasar meydana getirmeyecek ölçüde hekime ve hastanın istediği beyazlık derecesine bağlıdır.2 gün arayla bazen yaklaşık 3 seans gerekebilir
Işık cihazının lazer olduğu durumlarda ise yaklaşık 1 saat süren seans sonucu tek seferde sonuç alınır.
Beyazlatma işleminin dolgular ve kaplamalar üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.Bu nedenle elde edilen diş rengine göre yenilenmeleri gerekir.Beyazlatma işlemi zamana ve hastanın alışkanlıklarına bağlı olarak geri dönen bir işlemdir.Bu nedenle belli aralıklarla yenilenmesi gerekir.
Hasta ve hekim tarafından uygulaması gayet basit olan bu işlemin uzun vadede hiçbir komplikasyonu bulunmamıştır. Bu nedenle gülüşümüzü saklamak yerine böylesine kolay bir işlemle elde edilebilecek pırıl pırıl bir gülüşü sergilemek hepimizin hakkıdır.Nice saglık sıhhat mutluluk dolu gülümsemelere..
Doğallıktan uzak, abartılı form ve renklerdeki yapay dişler, ilk bakışta amatör bir göz tarafından bile hemen farkedilir. Bu nedenle estetik diş hekimliğinde, titiz bir hazırlık ve planlama evresi gereklidir.
Klinik ve Radyolojik Muayene: Estetik çözümlere geçmeden önce ağız ve diş sağlığının değerlendirilmesi amacıyla genel bir ağız ve diş muayenesi yapılır. Hastanın tüm ağız rontgeni (Panoramik röntgen) alınarak nasıl bir yol izleneceğine karar verilir.
Model: Üst ve alt çeneden ölçüler alınarak dişlerin ve çevre dokuların modeli elde edilir. Ve modeller üzerinden değerlendirme yapılır.
Hastadan alınan fotoğraf ve modeller üzerinde dişlerin ve diş etlerinin estetik açıdan sorunlu olan bölgeleri tüm yüz bölgesi dü şünülerek değerlendirilir. Bu değerlendirmeler sırasında hastaya kendi fotoğrafları ve modelleri üzerinde estetik açıdan sorunlu olan sahaları gösterilir, sorunların nasıl giderilebileceği konusunda bilgi verilir ve hastanın estetik düzenlemesi ile ilgili tedavisinin planlaması yapılır. Eğer mevcut estetik sorunların gide-rilebilmesi için kapsamlı bir tedaviye ihtiyaç duyuluyorsa, diş eti hastalıkları ve ortodonti uzmanlarıyla beraber gerekli konsültasyonlar yapılır. Hastanın da beklentileri doğrultusunda yüz ve dudak yapısına uygun yeni bir gülüş tasarlanır. Ağzından alınan ölçüler ile laboratuvar ortamında oluşturulan modeller üzerinden tasarlanan gülüş hastaya gösterilebilir. Ayrıca önceden yapılmış gülüş tasarımları ile ilgili fotoğraflar da gösterilir. Bu sayede hasta benzer sıkıntıları yaşamış olan kişilerin ilk hallerini ve tedavi sonrasında elde edilen sonuçları görebilir.
Güldüğümüzde diş boylarının kısa olması nedeniyle diş etlerinin aşırı göründüğü veya dişetlerinin asimetrik olduğu durumlara sıkça rastlarız. Bu gibi durumlarda diş eti hastalıkları uzmanlarının yapacağı basit bir müdahale ile diş boyları uzatılabilir veya diş eti simetrik hale getirilebilir. Diş eti armonisi sağlandıktan sonra gerek duyulduğu hallerde protez uzmanlarının yapacağı müdahalelerle dişlerde çeşitli estetik düzenlemelere gidilebilir.
Diş rengi doğuştan koyu olan veya sonradan çeşitli nedenlerle diş rengi sararmış hastalarda uygulanabilir.
İki şekilde uygulanır:

1-PRP (Platelet Rich Plasma-Plateletten Zangin Plazma) Uygulaması hakkında Bilinmesi Gerekenler
PRP uygulaması plateletten zengin plasma veya trombositten zengin plasma olarak adlandırılan; kişinin kendi kanından özel setler ve işlemler ile ayrıştırılan plateletten zengin plasma kısmının, kişiye tekrar uygulanması olarak tanımlanır. Estetik amaçla yapılması durumunda cilde ve saçlı deriye küçük iğneler ile uygulamalar yapılmaktadır. Halk arasında tam olarak karşılığı olmamakla birlikte kök hücre tedavisi olarak tanımlanmaktadır.
PRP uygulaması çok uzun yıllardır, tıbbın birçok dalında özellikle ortopedi, spor hekimliği, plastik cerrahi, diş hastalıklarında ve veterinerlikte kullanılmaktadır. Estetik amaçla PRP uygulaması tüm dünyada 2-3 yıldır, Türkiye de 1 yıldır, hekimler tarafından yapılmaktadır.
PRP uygulaması kısaca kişinin kendi kanı ile estetik yönden iyileştirilmesidir.
İnsan vücudunda dolaşan kan içersinde eritrositler (alyuvarlar), lökositler (akyuvarlar) ve plateletler (trombositler) mevcuttur. İnsan vücudunda bir hasar veya yara meydana geldiğinde trombositler ve lökositler, hasar olan bölgeye göç ederler.Hasarlık bölgede salgıladıkları büyüme faktörleri ile hasar ve yaranın hızla iyileşmesini sağlarlar.
PRP uygulamasında da insan vücudunun bu hasra karşısında vermiş olduğu tedavi etme yeteneği harekete geçirilerek, estetik yönden iyileşme amaçlanır.Vücudun hasar varmış gibi cilt altında hasar düzeltme mekanizmaları harekete geçirilir.
PRP uygulaması prosedüründe özel işlemler ile kandan ayrıştırılan plateletler, kanın sıvı kısmı olan plasma içersinde sıkışmış olarak bulunacaktır.Plateletler normal kana göre daha az plasma kısmı içersinde bulunacağından, göreceli olarak normal kandaki sayısının (kanda normal seviyede 150,00-450,000 adet/ml bulunur), birkaç katı kadar sayıda (yaklaşık 1 milyon adet/ml) bulunacaktır.BU sayede az miktardaki plasma içersinde normalin birkaç katı platelet sayısı cilt içersinde verilebilecektir.
Kişi kanından ayrıştırılan plateletler, ince iğneler ile cilt altına ve veya saçlı deriye uygulandığında, sanki o bölgede hasar varmış gibi davranacak, bölgede büyüme faktörleri ve iyileştirici faktörleri salgılayarak, uygulama bölgesinde iyileştirici rol oynayacaktır.
PRP uygulaması saçlı deriye yapıldığında; saç kökleri etrafındaki damarlanmayı artıracak,saç köküne daha fazla miktarda kan, oksijen, vitamin taşınmasına olanak sağlarken; salgıladığı büyüme faktörleri ile saç kökü hücrelerini uyaracak, saç köklerinin saç üretim süreçlerini hızlandıracak ve saçların daha sağlıklı hale gelmesini sağlayacaktır.Saç dökülmesi olan bölgede , büyüme faktörlerinin saç köküne olan etkisi ile saç sökülmesi duracaktır.
Saçlı deride PRP uygulaması tamamen dökülmüş olan saçların tekrar çıkmasını sağlayamayacak; güçsüz, kırılmış, hasarlı saçları ve saç üretimi yeteneği durmuş olan saç köklerini uyararak, saç dökülmesini durduracak, saçların daha parlak, canlı görülmesini sağlayacaktır.PRP uygulaması sonrası ince güçsüz saç tellerinin canlanması ve kalibrasyonu artacağı için hastalar yeni saçlar çıkmış hissine kapılabilirler.
PRP uygulaması cilde yapıldığında; zaman içersinde cilt altında oluşan bazı dokuların kayıplarına bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklık ve çökmelerin olduğu bölgede,hasar iyileştirme mekanizması ile iyileşme sağlayacaktır.Uygulama bölgesinde salgıladığı büyüme faktörleri vasıtası ile destek dokudaki kayıplara bağlı ortaya çıkan kırışıklık ve çökmelerde iyileşme görülecektir.
Zaman içersinde cilt destek dokusu kolojen miktarında azalma ve kırılmalara bağlı olarak ortaya çıkan cilt sarkmalarında, bölgeye uygulanan plateletlerin salgıladığı büyüme faktörleri ile kollojenlerin yeniden yapılandırılması sağlanacak; cilt elastikiyetinin artması ve cilt sarkmalarının düzelmesi sağlanacaktır.
Cilt lekelerinde PRP uygulaması ile; plateletlerin salgıladığı büyüme faktörleri (MGF) ile ciltte renk oluşumunu sağlayan melanin hücrelerinin çalışma sistemini normal sınırlarda tutarak, cilt lekelerinin tedavisini sağlayacaktır.
Skar ve çatlaklarda PRP uygulamasında; ciltte herhangi sebep bağlı olarak ortaya çıkmış olan çatlaklar, izler, sivilce izleri,skarlar gibi lezyonların etrafında yara iyileştirici mekanizma ile çalışan plateletler, salgıladığı büyüme faktörleri ile lezyonların küçülmelerini daha az görünür hale gelmelerini sağlayacaktır.
2-PRP Uygulaması nasıl etki eder?
PRP uygulamasında; özel prosedürlerle elde edilen plateletten zengin plasma cilt içersine ve saçlı deriye verildiğinde; salgıladıkları büyüme faktörleri ile uygulama bölgesinde hasar iyileştirme mekanizmasını başlatırlar; verilen plasma da normal kandaki sayının birkaç katı sayıda platelet kullanıldığı için, normal kan ile oluşan iyileşme mekanizmasından daha etkili, daha hızlı, daha erken iyileşme sonuçları görülecektir.
Plateletler içersinde bulunan büyüme faktörleri;
PDGF(Platelet derived growth factor)- hücre büyümesi,kan damarı tamiri ve oluşumu, colojen üretimi
FGF(Fibroblast growth factor)-doku tamiri, cologen ve hyaluronic acid üretimi
EGF(Epithelial growth factor)-epitel hücre yapımı, yara iyileşmesi
TGF-beta-epitel ve damar epitelyum yara iyileşmesi
VEGF-yeni damar endotelial hücre üretimi
Plateletler den salınan büyüme faktörleri, uygulama bölgesinde hasra iyileştirici mekanizmaları harekete geçirerek, saçlı deri ve veya ciltteki sorunların iyileştirilmesinde görev alırlar.
3-PRP uygulaması kimlere uygulanır?
PRP uygulaması saçlı deride, saç dökülmesi, saçlarda kırıklık, cansızlık mat görünüş şikayeti olan kişilerde başarılı sonuçlar göstermektedir. Aynı zamanda cildin zaman içersinde azalan destek dokuların sonucu olarak ortaya çıkan kırışıklık, sarkma, cilt lekeleri sorunlarında oldukça etkin tedavi sonuçları sağlamaktadır.
PRP uygulaması saçlı deride saç dökülmesini durdurması yanında, saç köklerinin uyararak saç büyümesinin aktive eder.ince tüy şeklinde olan saçların büyümeleri aktive edildiğinde daha kalın, sağlıklı saç görünümüne kavuşurlar.
Saçlı deride cansız, parlaklığını yitirmiş,kırılmış, kuru, ince saçların saç kökleri büyüme faktörleri ile aktive olarak; daha canlı,parlak,sağlıklı saç görünümü PRP uygulamasının sonuçlarıdır.
PRP uygulaması ile zaman içersinde tamamen dökülmüş olan saçların yeniden çıkmasını sağlamaz, fakat PRP uygulaması sonucunda, mevcut saçların daha sağlıklı olması, dökülmenin durması, saçların daha sağlıklı hale gelmesi sağlanır.Ayrıca PRP uygulaması sonrası mevcut saçların kalibrasyonlarındaki artış, parlak ve canlı görünüm saçlarda sıklaşma ve yeni saçların çıktığı görünümü hissedilebilmektedir.
PRP uygulamasının saçlı deriye uygulanması en sık yapılan uygulamalardandır.
Zaman içersinde cilt altı destek dokuların azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan cilt elastikiyetinin azalması, kırışıklar, sarkmalar da PRP uygulaması başarılı sonuçlar sunmaktadır.
PRP uygulaması üst yüz bölgesinde alın, göz kenarı kırışıklıklarında, gözaltı çökmelerinde, elmacık kemiği çökmelerinde ve sarkmalarında başarı ile uygulanmaktadır.
Orta ve alt yüz bölgesinde burun kenarı çökmelerinde, çene köşeleri sarkmalarında, gıdı bölgesi sarkmalarında, boyun ve dekolte kırışıklık ve sarkmalarında PRP uygulaması sonucunda etkin sonuçlar alınmaktadır.
Ayrıca tüm vücut bölgelerinde kol sarkmaları, iç bacak sarkmaları, iç diz sarkmaları, karın bölgesi sarkmalarında PRP uygulaması yapılmaktadır.
Hamilelik, yaşlılık, güneş sebebi ile oluşmuş cilt lekelerinde ve ciltte oluşmuş skarlar, izler, çatlaklar da PRP uygulaması diğer uygulamaların daha ötesine geçmiştir.
4-PRP uygulaması hangi bölgelere uygulanır?
PRP uygulaması
• Saçlı deride; saç dökülmesi, saç kırıklıkları, cansız kuru ince saçların tedavilerinde
• Tüm yüz bölgesinde;alın, göz kenarı, burun kenarı kırışıklıklarında, sarkma ve çökmelerde, cilt lekeleri ve izlerin tedavisinde
• Boyun ve dekolte bölgesinde; kırışıklık,sarkma ve lekelerin tedavisinde
• Üst kol,karın,iç bacak,diz bölgeleri kırışıklık, sarkma, çatlak ve lekelerin tedavilerinde
• Tüm vücutta görülen sarkma, çatlaklar,izler,lezyonların giderilmesinde
başarı ile uygulanmakta, uygulama sonuçları tatmin edici düzeyde bulunmaktadır.
5-PRP uygulaması nasıl yapılır?
PRP uygulaması hastadan kan alımı işlemi ile başlar. Hastanın kolundan özel infüzyon seti ile (kan alma seti), 20 cc (yarım çay bardağı kadar)kan özel PRP hazırlama tüplerine alınır.
PRP hazırlama tüplerindeki kan özel santrifüj işleminden geçirilerek, plateletten zengin plasma kısmı ayrılır.Hastadan alınan 20 cc lik kandan yaklaşık 3 cc plateletten zengin plasma elde edilir.
Elde edilen plateletten zengin plasma enjektöre çekilerek, mezoterapi de kullanılan ince iğneler vasıtası ile cilt altına uygulanır. Uygulama da cilt ve saçlı deride ihtiyaç olan yerlere dolgu uygulamaya benzer olarak derin deri kısmına ve veya napaj (noktasal küçük dokunuşlar) yöntemi ile derinin yüzeysel tabakasına plasma verilir.
PRP uygulaması aynı zamanda dermaroller adı verilen(üzerinde çok ince iğnelerin olduğu, kendi etrafında dönen dairesel ürünler) ekipmaları ile birlikte uygulanabilir.Uygulama sonrası yüze maske uygulaması ile PRP uygulamasının etkinliği artırılabilir.
PRP uygulaması tek başına uygulanabildiği gibi bazı durumlarda, farksiyonel lazer cihazları ile birlikte uygulanarak kırışıklık, cilt sarkmaları çatlak ve lezyonların tedavisinde daha etkili ve hızlı sonuçlar elde edilmesi amaçlanır.Özellikle yüz bölgesi gençleştirme, sarkma ve kırışıklık tedavilerinde, cilt lekesi tedavilerinde, cilt çatlak, skarlar, iz tedavilerinde PRP uygulamasının Fraksiyonel lazer uygulaması ile birlikte yapılması tüm dünya hekimleri tarafından çok başarılı sonuçları nedeni ile önerilmeltedir.
6-PRP uygulaması güvenlimidir?
PRP uygulamasında kullanılan infüzyon setleri(kan alma setleri) ve PRP hazırlama tüpleri, sadece bu amaç uygulamalar için üretilmiş olan uygulama setleri şeklinde kullanılır. Uygulama setleri içersinde uygulama sırasında ihtiyaç olabilecek tüm malzemeler bulunmaktadır.
PRP uygulaması kapalı sistem içersinde hazırlanan plateletten zengin plasma ürünü ile yapılır, yani hastanın kanı dış ortamla ve başka malzemeler ile temas etmez. Hastanın kanı tek kullanımlık steril infüzyon setleri vasıtası ile yine tek kullanımlık steril vakumlu PRP hazırlama tüplerine alınır.
Santrifüj işlemi sonrası elde edilen plateletten zengin plasma tek kullanımlık steril enjektörlere çekilerek kullanılır.Tüm bu işlemler sırasında hasta kanı ve hazırlanan plasma dış ortamla temas etmez.
Uygulamalar sonrası kullanılan tüm malzemeler imha edilir.PRP hazırlama setlerinin tekrar kullanılması teknik olarak mümkün değildir.
PRP uygulaması, yukarıda anlatıldığı gibi kapalı sistem prosedürler ile elde edilen plasma kullanılarak yapıldığı için;
Uygulamada kan ile hastalık bulaşma riski yoktur. AIDS, Hepatit vb gibi kan ve kan ürünleri ile bulaşan hastalıkların PRP uygulamasında bulaşma riski söz konusu değildir.
PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.
7-PRP uygulaması ağrılı mıdır?
PRP uygulamasında plateletten zengin plasmanın cilt içersine verilirken kullanılan iğneler, mezoterapi uygulamalarında da kullanılan çok ince iğnelerdir. İğnelerin çapları 30G veya 27 G olabilir, uzunlukları değişmekle birlikte 6mm, 16mm veya daha uzun olabilir.
PRP uygulaması sırasında duyulan ağrı hissi; hastalar tarafından genel olarak ‘’hafif’’ olarak nitelendirilmektedir.
PRP uygulaması sırasında hastalar ciltlerinde çok ince iğnelerin girişlerini hissedebilmektedirler. Ağrıya duyarlı ve hassas hastalarda, uygulama sırasında ağrı duyusunu azaltıcı önlemler(kremler, soğuk uygulama…) ile duyulan ağrı hissi oldukça azaltılabilmektedir.
PRP uygulaması sırasında ciltte hafif sıcaklık, hafif yanma hissi ve gerilme hissi duyulabilmektedir.
8- PRP uygulamasının yan etkileri nedir?
PRP uygulamasında yan etkiler görülme riski hastanın kendi kullanıldığı için oldukça düşüktür.
Uygulama iğle ile yapılan uygulamalar grubunda bulunduğu için; iğnenin cilde giriş tekniğine bağlı olarak bazı yan etkiler görülebilir. İğne uygulamasına bağlı olarak bazı noktalarda küçük morarmalar görülebilir, bu morarmalar küçük çaplı olup birkaç gün içersinde tedaviye gerek duyulmadan iyileşir. Morarmaların iyileşme sürecini kısaltmaz için hekim tarafından bazı ürünler önerilebilir.
PRP uygulaması sırasında ciltte hafif kızarıklık görülür, ciltteki kızarıklık herhangi bir tedaviye gerek duyulmadan 30-40 dk içersinde kendiliğinden kaybolacaktır.uygulama sonrası ciltte hissedilen gerilme hissi 1-2 saat içersinde kaybolacaktır.
PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.
PRP uygulaması hekim tarafından yapılması gereken uygulamalar grubundadır.
9-PRP Uygulaması seans sayısı ve süresi nedir?
PRP uygulaması estetik yaklaşımla 2 amaca yönelik yapılmaktadır.
a- Belirlenmiş bir sorunu ortadan kaldırmaya yönelik olarak (ciltte oluşmuş sarkmaların düzeltilmesi, cilt kırışıklıklarının, cilt lekelerinin giderilmesi, skar ve çatlakların giderilmesi, saç dökülmesinin durdurulması, yeni saç gelişimin uyarılması…)
b- Mevcut durumu korumak, cildin zaman karşısındaki deformasyonunu önlemeye yönelik olarak.
PRP uygulaması belirli bir sorunu ortadan kaldırmaya yönelik amaçla yapılıyor ise ; genel olarak 1 aylık aralarla 2-3 seans uygulanır.Seanslar sonrasında belirlenmiş sorunlarda gözle görülür iyileşmeler beklenir.
PRP uygulaması sonrası etkileri uzun süreli olarak devam edecektir, etkilerini devam etmesini ve cildin zaman karşısındaki deformasyonunun önlenmesi amacıyla yılda 1 seans PRP uygulaması önerilir.
Genel tedavi protokolleri uyarında hastalara sorunların çözümü amacıyla 1 ay aralıklar da 2-3 seans PRP uygulaması sonrası, yılda 1 seans idame PRP uygulaması önerilmektedir.
10-PRP uygulaması seans ücretleri nedir?
PRP uygulamasında ücretlendirme seans ücreti olarak belirlenir.
PRP uygulaması seans ücreti belirlenmesinde; uygulama bölgesinin genişliği ve kullanılan PRP hazırlama seti sayısı önem arz etmektedir. Hastanın ihtiyaçları doğrultusunda 1 PRP hazırlama tüpü kullanılabildiği gibi, bazı hastalarda uygulama bölgelerinin genişliğine göre 2 veya daha fazla sayıda PRP hazırlama seti kullanılabilmektedir. Genel olarak tüm yüz uygulamaları için 1 adet PRP uygulama seti yeterli olmaktadır.
11-PRP Uygulaması kimlere yapılmaz?
PRP uygulaması herhangi bir sebepten dolayı kandaki platelet sayısının normal değerlerinin (platelet normal sayıları ortalama 150,000-450,000/ml dir) altında olan kişilere yapılmaz. aynı zamanda kanser hastalarına yapılmaz.
Pıhtılaşma sorunu olan, kan sulandırıcı ve diğer ilaç alan kişilerin uygulama öncesi ilaç bilgilerini hekime iletmeleri gerekir.
12-PRP Uygulaması sonrası öneriler
PRP uygulaması klinik ortamında yapılan uygulamalardır, uygulama sonrası kişi bazı önerilerle sosyal hayatına dönebilir.
Uygulama sonrasında bölgede kızarıklık ve gerilme hissi olacak, tedaviye gerek duymadan kendiliğinden iyileşecektir.
PRP uygulaması sonrası bölgeye bazı yatıştırıcı özelliği olan kremler kullanılır. Uygulama bölgesinin 4-6 saat süre ile yıkanmaması, temizlenmemesi önerilir.
PRP uygulamasında napaj tekniği ve dermaroller kullanım ı sonrası cilt yüzeyinde mikro düzeyde delikler oluşur, uygulama sırasında cilt üzerinde kalan plateletten zengin plasmanın zamanla cildin derinlerine ulaşması için, 4-6 saat cildin yıkanmaması bu sürede plasmanın cildin derinlerine ulaşması amaçlanır.
PRP uygulama sonrası 12-24 saat makyaj ürünleri kullanılması önerilmemektedir.
PRP uygulaması sonrası 12-24 saat havuz, denize girilmemesi gereklidir
Haberlerde ara |