SAMSUN TIP MERKEZI
istanbul kliniğimiz
batum kliniğimiz
baku kliniğimiz
stuttgart kliniğimiz
Loading

saç ekimi

Makalelerde ara

  • MEME DİKLEŞTİRME
  • LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK
  • Saç ekimi nedir
  • Microgreft Megasession Yöntemi ile Saç ekimi ve tedavisi
  • fue yöntemi ile saç ekimi
  • Scalp Redüksiyonu ile saç tedavisi Kelliğin tedavisi
  • Saç Mezoterapisi ile Saç tedavisi
  • MEZOTERAPİ
  • ESTETİK KAYGILARIN BİR KISMI PSİKOLOJİK MİDİR?
  • ESTETİK CERRAHİDE MALPRAKTİS VE KOMPLİKASYON LAR
  • OT İLE GELEN GÜZELLİK!
  • ‘’HANGİ DANGALAK DOKTOR SENİ BU HALE GETİRDİ?’’
  • LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?
  • Platelet Rich Plazma PRP UYGULAMALARI ve BİLLİNMESİ GEREKENLER
  • ESTETİK PROTEZ UYGULAMALARI
  • Genel Anestezi Sedasyon
  • İMPLANTOLOJİ
  • PROTEZ
  • PRP HAKIINDA BİLİNMESİ GEREKENLER



  •  MEME DİKLEŞTİRME

    Memeler değişik nedenlerle sarkık hale gelebilir. Meme dokusunu yerinde tutan bağlar zamanla gevşeyebilir. Kilo değişikliklerine, emzirmeye ve yerçekimi etkisine bağlı olarak meme dokusu ile etrafını saran deri zarfı arasında uyumsuzluk olabilir. Sorun meme dokusuna, deriye ya da her ikisine birden ait olabilir. Sonuçta adeta içi boş görünümlü sarkık meme ortaya çıkabilir.


    Diğer meme ameliyatlarında olduğu gibi,doktorunuzla neden ameliyat olmak istediğinizi ve bu ameliyattan ne beklediğinizi tartışın. Ailenizde meme hastalığı veya kanseri, sigara, ilaç alışkanlığı veya sistemik bir hastalığınız var ise doktorunuza söyleyiniz. Ameliyatın şekli ve olası problemleri doktorunuza sorunuz.


    Estetik meme dikleştirme ameliyatında, sarkık haldeki meme dokusu yeniden şekillendirilir, fazla deri çıkartılır. Meme başı olması gereken yere getirtilir. Ameliyat genel anestezi ile hastane koşullarında, ameliyathanede yapılır. 1,5-2 saat sürer. Sarkıklığın derecesine göre değişik şekillerde iz kalır. Hangi yöntemi uygulanırsa uygulansın meme başı etrafında iz kalması kaçınılmazdır. Meme başı çevresinden kesi yapılarak bir meme dikleştirme ameliyatı uygulanırsa, meme başı etrafındaki iz daha belirgin olabilir. Diğer meme dikleştirme ameliyatlarında meme başı etrafında ize ek olarak, meme başının alt kenarının orta kısmından aşağı doğru uzanan 4-5 cm. uzunluğunda bir iz olabilir. Uygun hastalarda, sadece meme protezi konarak sarkıklık ortadan kaldırılabilir. Bu takdirde ameliyat izi, sadece meme başının kahverengimsi derisi ile göğüsün beyaz derisi ile olan birleşme yerine gizlenir ve minimal olur. İz bırakmayan meme dikleştirme ameliyatı yoktur. Ancak, bu izler başlangıçta belirgin, zamanla belli belirsiz hale gelen izlerdir.


    Ameliyat sonrası genellikle rahat geçer. Ağrı genellikle sorun yaratmaz. Ameliyat sırasında meme protezi kullanılmış ise birkaç gün kol hareketlerinde kısıtlılık olabilir. Memeler üzerine sütyene benzer sargı uygulanır. Meme başı üzerine ayrı pansuman konur. Pansuman 2 gün sonra açılarak yara kontrol edilir. 7 gün sonra sargı açılır. Hastaya 6 hafta sporcu sütyeni giydirilir ve masaj önerilir. Erken dönemde şişlik olabilir,meme başında hissizlik ve deri üzerinde morumsu renk değişimi olabilir. Bunlar kısa sürede kendiliğinden kaybolur. Hasta 3-4 gün içinde işine dönebilir. 2 ay ağır sporlardan uzak durması önerilir. Estetik meme dikleştirme ameliyatı genel olarak iyi ve kalıcı sonuç veren, kişinin ve eşinin ruh sağlığını düzelten onları yaşama daha bağlı hale getiren bir ameliyattır. Yeni şekillendirilmiş meme uzun süre dayanıklı olur, ancak kilo değişiklikleri, gebelik, emzirme ve yerçekimi yeni sarkıklıklara neden olabilir. Ameliyat ile ilgili muhtemel sorunlar Her ameliyat istenmeyen bazı durumlar ile sonuçlanabilir. Bu ihtimalleri doktorunuzla konuşmanızda yarar vardır.






    LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

    İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.

    Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.

    Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,

    Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,

    Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.

    Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.

    Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.

    Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.

    Soru şu;

    Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?

    Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.

    Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.

    Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.

    Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.

    Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.

    Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.

    Birinci yöntem;

    Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.

    İkinci yöntem;

    Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.

    Üçüncü yöntem;

    Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır.  Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.

    Sonuç:

    Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.




    Saç ekimi nedir Saç ekimi günümüz en sık yapılan estetik operasyonların başında gelmektedir. cErişkin çağı erkek nüfusunun yaklaşık yarısı kellik sorununu yaşamaktadır. Saçsızlık yani kellik erkeklerin çoğunda psikolojik yönden bir rahatsızlık kaynağı olmakta, bazıları ise bu sorunu çok daha abartılı bir şekilde günlük hayatına yansıtmaktadır. Bazı kimseler bu durumu normal olarak kabullenip normal yaşantılarına yansıtmamaya çalış salarda bazıları çok yoğun bir şekilde adeta takıntı derecesinde bu durumlardan etkilenmektedir. Kellik sadece erkelerde bir sorun olarak karşımıza çıkmamak da kadınlarda da görülebilmektedir. Erkeklerle kıyaslandığında, kadınlarda kellik sorunu çok daha nadir olarak görülür.

    Kellik nedenleri çok daha geniş olarak bir başka yazımızda konu edileceği için burada anlatılmayacaktır. Bu yazının amacı kellik tedavisinde günümüzde en sık kullanılan saç ekimi konusunda okuyucuları bilgilendirmektir. Saç ekimi sınırlı uyuşturma altında başın arka kısmından alınan saçlı derinin folliküllere, yani saç köklerine ayrılarak başın saçsız olan bölgesine yeniden dağıtılmasıdır. Yani kişinin kendine ait olan saçların kel alanlara ekilmesi işlemidir. Bu işlem farklı tekniklerle yapılmakta olup zaman zaman saç ekiminde FUT tekniği ya da FUE tekniği veya mikro-minigraft megasession tekniği gibi farklı isimlerle anılan teknikler mevcuttur. Hangi teknik kullanılırsa kullanılsın yapılan işlemin esası aynı olup saçlı bölgeden kökü ile birlikte saçın alınması ve kel olan bölgeye uygun bir şekilde yerleştirilmesi söz konusudur. Yapılan işlem bir cerrahi işlem olmasına rağmen diğer cerrahi işlemlerle kıyaslandığında oldukça basit, riskleri oldukça az sonuçları ise yüz güldürücü bir müdahale şeklidir.

    Saç ekimi operasyonu kolay bir operasyon olmasına rağmen bir ekip çalışması gerektiren, zaman ve sabır isteyen, aynı zamanda bilgi ve yetenek isteyen bir tedavi şeklidir. Operasyon yapılan yerin mutlaka ameliyathane koşullarını içermesi gerekir. Basit bir koltuk üzerinde sıradan bir ofiste ya da muayenehanede yapılacak kadar basit bir işlem de değildir. Bu operasyon mutlaka bir ekip tarafından yapılmalıdır ve ekip Plastik Cerrahi uzmanının gözetiminde olmalıdır. Gerekli ekip, deneyim, donanım ve donanıma sahip olmak da başarılı bir saç ekimi için olmazsa olmaz koşullardır.

    Uygun bir ortamda uygun bir teknikle yapılan saç ekimi işlemlerinin sonuçları oldukça yüz güldürücüdür. Birçok vakada tek seans da tatmin edici sonuçlar alınabilmesine rağmen, Başarılı ve tatmin edici sonuçlar için 2 ya da nadiren 3 seans ekim işleminin yapılması gerekebilir. Ekim yapılan bir olguda 2 seans arasında en az 6 aylık bir zaman geçmesi gereklidir. Saç ekimi yapıldıktan sonra ikinci bir seans’a gerek olup olmadığına 6 ayın sonunda ekimi yapan hekim ve ekimi yaptıran kişi birlik de karar verir.

    Saç ekimi sonrası çıkan saçlar kişinin kendi doğal saçları olduğu için tamamen normal fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahiptir. Diğer saçlar gibi uzar, tıraş edilir, boyanır vs. Saçın tüm karakteristikleri alınan bölgenin özelliklerini taşır. Bu özellik nedeniylede başın arka kısmından alınarak ekilen saçlar dökülmez çünkü biliyoruz ki saçlarımız ne kadar dökülürse dökülsün başın arka kısmındaki saçlar dökülmemektedir. Aynı hafıza ekim sırasında diğer özelliklerle birlik de yeni yerine taşınmaktadır.

    Saçsızlık ya da bir başka deyişle kellik sorunu yaşayanlar için günümüzde en geçerli modern tedavi yöntemi saç ekimi yöntemidir.
     
       Fbm Estetik ile saçlarınızdaki sorunlara çözüm bulmayı hedefliyoruz.
    444 1 326 numaralı telefonu arayarak randevu alabilirsiniz



    Microgreft Megasession Yöntemi ile Saç ekimi ve tedavisi

    Saç dökülmesi sonrası ortaya çıkan kellik hem kadınlarda ve hem de erkeklerde önemli bir kozmetik sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu problemin çözümüne yönelik çaba ve arayışlar bu problemin yaşı ile aynı dönemde başlamıştır diye ifade edebiliriz. Çünkü saç her dönemde çok önemli bir aksesuar olmuştur insanlar için.

    1940 li yıllarda ilk başarılı saç nakli yada ekimi uygulamaları başladıktan sonra bu konudaki çalışmalar hız kazanmış ve gittikçe daha da başarılı sonuçlar elde edilmeye başlanmıştır. Fakat bu dönemde yapılan saç nakilleri şerit şeklinde yada çok fazla sayıda saç içeren punch graft olarak adlandırdığımız parçalar şeklinde ekim yapılıyordu. Tabiî ki kişinin kendisinden alınan saçlar bu amaçla kullanıldı. Fakat ilk başta heyecan verici olmasına rağmen ortaya çıkan sonuçlar tatmin edici olmaktan uzaktı. Bir seans operasyonda 50-300 arası graft ekimi yapılabiliyordu. Sonuçta ekim olduğu çok kolay bir şekilde anlaşılan planlama yönünden de zayıf neticeler ile karşılaşıldı.

    Mikrograft megasession yöntemi nedir?

    Eski klasik saç ekimi yöntemleriyle elde edilen sonuçların tatmin edici olmaktan uzak olması nedeniyle bu konudaki bilisel çalışmalar ve teknikteki iyileştirmeler devam etti. Günümüze kadar devam eden bu arayışlar neticesinde ilk kez 1990 lı yılların başında mikrograft megasession yöntemiyle saç nakli yada saç ekimi uygulamaya girmiş ve o zamana kadarki en başarılı ve tatmin edici sonuçlar bu yöntem ile elde edilmeye başlanmıştır. Bir seans da 1000 ve üzeri graft ekimini sağlayan ve ortalama 2000-6000 arası saç naklini mümkün kılan bir yöntemdir mikrograft megasession yöntemi.
    Elbetteki bazı durumlarda daha fazla sayıda yada daha az sayıda graft ve saç sayısı mümkündür.

    Mikrograft Megasession Yöntemi Kimlere Uygulanır?

    Bu yöntem günümüze ülkemizde bir çok klinikte ve diğer ülkelerde çok sık uygulanan bir yönyemdir. Ülkemizde FUE yöntemi son yıllarda daha fazla sıklıkla tercih edilmekte olup bazı merkezlerde sadece bu teknik yani FUE kullanılmaktadır. Bu teknik özel bazı durumlarda mutlaka uygulanması gereken bir yöntemdir. Çeşitli nedenlerden dolayı saçının çok kısa kesilmesini kabul etmeyen kimselerde mutlaka bu yöntem kullanılmalıdır. Bunun dışında FUE yöntemi ile graftlerin alınması sırasında kök hasarının fazla olduğunun düşünüldüğü durumlarda yine işlem FUE ile işlem sırasında bu yönteme geçmek zorunluluğu ortaya çıkabilir. Bir diğer özel durum FUE yöntemi ile yeterli deneyime sahip olmayan ekipler mecburen bu yöntemi kullanmak durumundadır. 

     Elde edilen sonuçların eski yöntemlerden farkı nedir?

    Bu yöntemle saç ekimi de diğer yöntemlerle olduğu gibi lokal anestezi altında yapılır ve başın saç dökülmesine karşı genetik dirençli olan arka bölgesinden alınan şerit şeklinde saçlı deriden elde edilen saç kökleri ekim amacıyla kullanılır. Ekim yapılan graft dokuları mini ve mikrograft şeklinde küçük parçalara ayrılarak ekim gerçekleştirilir. İşlem mikro olarak adlandırılan küçük cerrahi aletler kullanılarak gerçekleştirilir.

    Mini ya da Mikrograft ne demektir?

    Ekim sırasında köklerin ayrıştırılması aşamasında 1 yada 2 saç içeren parçalar mikrograft olarak adlandırılır. Yine aynı işlem sırasında her bir parça 3 yada 4 adet saç teli içeriyorsa minigraft olarak adlandırılır. Bu şekilde mini yada mikrograft olarak parçalara ayrılmış saçlı deri ekim yapılacak kel alana uygun bir planlama ve sıklıkta ekildiği zaman ortaya çıkan saç görüntüsü tamamen doğal bir görünümde olup ekim olduğu anlaşılmayacaktır. 1-2 saç içeren mikrograftler başın ön kısmına ekilerek ön saç çizgisi doğal bir şekilde oluşturulur ve daha geri kısımlarda ise çoğunlukla 3-4 saç içeren mini graftler ekim yapılacaktır.

    Bu yöntemde saç kökleri ayrımı yapılırken mikroskop kullanımı zorunlumdur?

    Operasyon sırasında kök ayrıştırması amacıyla mikroskop kullanımı uygulamayı yapan kişinin tercihine ve tecrübesine bağlıdır. Mikroskop kullanımı zorunlu olmayıp bu konuda kişisel yetenekler daha ön planda yer almaktadır. Bazı kimseler hiç mikroskop kullanmadan çok daha kısa sürede daha fazla sayıda saç ekimini gerçekleştirebilir.

    Bu yöntem ile saç ekimi nerede ve kimler tarafından yapılmalıdır?

    Mikrograft megasession yöntemiyle saç ekimi bu konuda yeterli deneyime sahip olan bir plastik cerrahi uzmanının denetim ve kontrolünde olan bir klinikte yapılabilir. Ekim yapılan ortam ameliyatane koşulları olmalıdır.

    Sonuç: Mikrograft megasession yöntemiyle saç ekimi günümüzde bazı kliniklerde hala tercih edilen ve bazı durumlarda da FUE yöntemi ile saç alınmasının yeterli olmadığı durumlarda mutlaka tercih edilmesi gereken ve sonuçları tatmin edici olan bir yöntemdir.

    Fbm Estetik Klinik
    444 1 326



    fue yöntemi ile saç ekimi Saç ekimi çok uzun zamandır bilinen ve uygulanan bir yöntemdir ve saçsızlığın yani kelliğin tedavisinde sonuçları en kesin olan yöntemdir. Çeşitli ilaçları, merhemleri, spreyleri, kozmetikleri ya da şampuanları kullanarak saçsızlığa ya da kelliğe kalıcı çözüm henüz mümkün değil. Bu konularda yapılan bilimsel çalışmalardan ümit verici sonuçlar elde edildiğinde mutlaka Plastik Cerrahi uygulamaları arasındaki yerini alacaktır.

    Biraz öncede bahsettiğimiz gibi günümüzde kelliğin en etkili ve kesin tedavi yöntemi saç ekimi olarak bilinen yöntemdir. Bu yöntem 1940’lı yıllardan beri bu amaçla kullanılmasına rağmen özellikle son 15 yıldan beri çok daha yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. İlk uygulanmaya başlandığı yıllardan günümüze bir çok farklı saç nakli yöntemi uygulanmış olmasına rağmen günümüzde en fazla kullanılan 2 yöntem mevcuttur.

    1- Mikrograft Megassion yöntemiyle saç nakli,

    2- FUE yöntemiyle saç nakli,

    Her iki yöntemde de kişinin kendisine ait olan saç kullanılmakta, genellikle ense kısmından yada başın saçlı olan yan kısımlarından elde edilen saç dokusu kökü ile birlikte çıkarılarak saçsız yada kel olan bölgeye nakledilmekte yani ekilmektedir.

    Mikrogreft megasession yönteminde başın saçlı kısmından şerit şeklinde çıkarılan saçlı doku daha sonra birli, ikili, üçlü yada dörtlü saç kümelerine kökleri ile birlikte ayrılmakta ve saçsız olan bölgelere nakledilmektedir. Bu yöntemde nakledilen ve graft denilen saç dokusu sayısı en az 1000 en fazla 3000 civarında olup ortalama 1500 civarındadır. Bu sayının kaç adet saç anlamına geldiğini hesaplarsak her graft ortalama 1-4 saç içerdiği için 2000-5000 adet saç demektir. Ekilen yani kel alanın büyüklük yada küçüklüğüne göre sayı değişebilir.

    FUE yöntemi günümüzde özellikle ülkemizde daha fazla tercih edilmektedir. Bunun nedenleri arasında tekniğin reklamının medyada çok fazla yapılması, Bu konuda televizyonlarda ve basında plastik cerrahi uzmanlarının da çok fazla aydınlatıcı kunuşmalar yapması sayılabilir. Tabiki farkedilebilir iz olmaması en önemli avantajıdır.FUE yöntemi de aslında çok eskiden beri bilinen ve uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntemde ise ekilecek saç, özellikle ve en sıklıkla baş saçlı derisinden başın kel olmayan bölgelerinden alınmaktadır. nadiren vücudun sırt, göğüs gibi kıllı olabilen diğer bölgelerinden elde edilebilmektedir. Bu yöntemde şerit şeklinde bir saç çıkarma yoktur ve saçlar tek tek yada 2 veya 3 saç kökünü birden içerecek şekilde gruplar halinde özel mikromotorlu sistemler kullanılarak çıkarılır. Bu aletlerin çapı çok küçük olduğu için yalnızca çok küçük miktarda dokuyu beraberinde çıkarır ve çıkarılan saçın yerine dikiş atmak gerekmez. Dolayısıyla bu yöntemde çizgi şeklinde ameliyat izi yoktur. Bu yöntemde ameliyat izi yoktur.
    Bir plastik cerrahi uzmanının başkanlığında deneyimli bir ekip tarafından yapıldığında sonuçları oldukça yüz güldürücüdür. Tabiki daha ayrıntılı görüşme saç nakli işlemini yapacak olan plastik cerrahi uzmanı ile görüşme sırasında elde edilebilecektir. 
    FUE yönteminin üstünlüklerini sayarken şerit şeklinde ameliyat izi oluşturmaması, yalnızca baş saçlı derisinden değil vücudun kıllı olan diğer bölgelerinden de saç nakline izin vermesi sayılabilir.



    Scalp Redüksiyonu ile saç tedavisi Kelliğin tedavisiKelliğin tedavisinde günümüzde en geçerli ve sonuçları en kesin olan yöntem İngilizce hair replantation denilen saç ekimi yöntemidir. Bunun dışında birçok isimle ve tanımlamayla, yapılan işlem anlatılabilmektedir. Saç yenileme cerrahisi de denilmektedir. Fakat saç yenileme cerrahisi tabiri daha genel bir tabir olup her zaman yalnız saç ekimi anlamına gelmez. Erkeklerde bu konu daha çok populer bir konu olmasına rağmen anlatılan şeyler konudan muzdarip bayanlar içinde geçerlidir.

    Saç yenileme cerrahisi ya da daha Türkçe ve anlaşılır bir ifadeyle her ne sebeple oluşmuş olursa olsun kelliğin cerrahi yöntemler kullanılarak tedavisi estetik cerrahide günümüzde en sık yapılan operasyondur denilebilir. Bu operasyonun birçok farklı yöntemi vardır ve bunlardan bir tanesi de scalp redüksiyonu denilen başın kel olan bölgesinin cerrahi yöntem kullanılarak daraltılması ve başın saçlı olan bölgesinin ise genişletilerek daha geniş bir alanı örtmesinin sağlanmasıdır. Bu durum en sıklıkla iki şekilde yapılabilir. Başın kel olan alanı ki özellikle başın tepe kısmı ve tepeye yakın arka kısmı için bu yöntem uygun hastalarda kullanılabilir. Birinci yöntemde uygun şekilde işaretlenmiş olan kel alan başın derisinin gevşekliğinden ve esnekliğinden faydalanarak çıkarılır ve ortaya çıkan açık yara bölgesi kenar saçlı deriler birbirlerine yaklaştırılarak kapatılır. Böylece toplam saçsız alan yani kel alan daraltılmış buna karşılık ise saçlı deri bölgesi birbirine yaklaştırılarak gerilmiş ve daha geniş bir alana yayılmış olur. Kel alan daraltılmış saçlı alan genişletilmiştir. Toplam baştaki saç sayısı değişmemiştir yine aynı sayıda saç vardır kafada fakat mevcut saçlı deri daha geniş bir alana yayılmıştır.

    Bu işlem belli zaman aralıkları ile birkaç kez tekrarlanarak çok daha geniş kel bölge çıkartılmış ve mevcut saçlı alan ise daha geniş bir alana yayılmış olur. İşlemi en az 3 ay arayla tekrarlamak bazen mümkün olabilir bazen ise 1 yıl kadar bile beklemek gerekebilir ikinci bir daraltma işlemi için. Bu süreyi belirleyen temel faktör ise o kişinin yara iyileşme özellikleri ve baş saçlı derisinin kişiye özel temel özellikleridir.

    Bazı kimselerde baş saçlı derisi esnekliği çok fazla değilken bazı kimselerde ise tam tersine bu esneklik çok fazladır. Esnekliğin ve gevşekliğin çok fazla olduğu durumlarda bu özellikten yararlanılarak kel alanın daraltılması işlemi daha kolay yapılır ve yine bu özelliğe sahip kellik olgularında iki daraltma işlemi arasındaki süre 3 aya kadar düşebilir. Tabiî ki bunun terside doğrudur yani esneklik ve gevşeklik ne kadar az ise o kadar fazla sayıda cerrahi işlem gerekir. İki işlem arası mesafe o kadar uzundur bazen 1 yıl kadar sürebilir.

    Bu yöntemin kellik tedavisinde kullanılabilmesini belirleyen bir diğer durum yine o9 kişinin yara iyileşme özelliği sonucu oluşan yara izi farklılığıdır. Cerrahi işlem sonrası bazın kimselerde normalden çok fazla yara izi ya da ameliyat izi kalır. Hipertrofik skar ya da bazen keloid denecek kadar fazla olan bu yara izleri çok rahatsız edici bir durumdur ve kolay tolere edilemez. Öyküsünde bu tür şikâyetleri olan kimselerde ya da bu potansiyeli taşıyan kimselerde yine bu işlemi yapmak doğru değildir.

    Sonuç olarak bazı seçilmiş ve durumu uygun kellik problemi olan olgularda saç onarım cerrahisi olarak başvurulacak yöntemlerden biriside aşamalı scalp reduksiyonu denilen yöntemdir. Bu yöntemin kullanılması sınırlı sayıda kişide mümkündür ve bunun kararını verecek olanda bu konuda deneyimi olan bir Plastik Cerrahi uzmanıdır. Seçilmiş hastalarda oldukça iyi sonuçlar elde edilebilir. Bir sonraki yazımızda ise yine aynı amaçla kullanılan bir başka yöntemden bahsedeceğiz.



     Saç Mezoterapisi ile Saç tedavisiSaç dökülmesi gerek erkeklerde ve gerekse kadınlarda çok önemli bir sorundur. Saç dökülmesi nedenleri konusunda bir çok farklı görüş ve teoriler olmasına rağmen en sık ve bilinen neden androjenik alopesi denilen erkeklik hormonunun etkisine bağlı saç dökülmesidir. Bu durum farklı kimselerde kendisini farklı şiddette gösterebilir yani bazı kimselerde saç dökülmesi ve kellik hafif şiddette olmasına rağmen bazılarında neredeyse saçlı kafa derisinin tamamı etkilenmiştir.

    Kellik tahmin edildiğinin ötesinde kişileri etkiler. Biraz önce ifade ettiğimiz gibi bu sorun yalnızca erkeklerin değil aynı zamanda kadınlarında önemli sorunlarındandır. Kadınlardaki saç dökülmesinin en sık nedeni de yine erkek tipi kellik yani androjenik alopesidir.

    Peki bu problemin çözümü var mıdır? Ne yazık ki günümüzde saç dökülmesi ve kelliğin saç ekimi dışında radikal ve kesin bir çözümü yoktur. Mutlaka bir çok kez saç dökülmesini önleyici ve hatta kelliği sorun olmaktan çıkarıcı olduğu iddia edilen bir çok ilaç ve şampuanın reklâmları yapılmaktadır. Bunların tamamına yakını en azından aşırı abartı içeren ve gerçek çi olmayan reklamlardır. Ne yazıkki günümüzde saç dökülmesi ve kelliğin ilaç ve benzeri yöntemlerle tedavisi mümkün değildir.

    Saç dökülmesi ve kelliğin tedavisine yönelik Dünyada binlerce ilaç şampuan yada benzeri kozmetik ürünün üretim ve satışı yapılmasına rağmen gerçekte bilimsel olarak etkinliği ispatlanmış ilaç sayısı yalnızca birkaç adettir. Bu etkinliği ispatlanmış ilaçlarında etkisi son derece sınırlı olup hiçbir zaman saç dökülmesi yada kelliğe çözüm tarzında lanse edilemez.

    Saç üzerinde olumlu etkisi olan sınırlı sayıdaki ilaçların kullanılması yalnızca kıl folliküleri üzerine olan etki ile saçların bir miktar daha canlı hale gelmesini, henüz hayatiyetini yitirmemiş fakat ölmek üzere olan saç köklerini kuvvetlendirici etki gösterebilir ve bu etkiler klinik anlamda hiçbir zaman tatmin edici olmaz.

    Saç mezoterapisi saçlı derinin orta tabakasına yani kıl köklerinin bulunduğu tabakaya saç kökleri üzerine direk etkili olan etkin ilaçların mineraller, vitaminler ve kan dolaşımını artırıcı ilaçlarla birlikte injekte edilmesidir. Baş saçlı deri içerisine zerkedilen bu ilaçların saç dökülmesini durdurduğu, zayıf saç köklerini güçlendirdiği kabul edilir. İğne ile ilaçların zerkedilmesi sırasında bir miktar acı olabilir fakat rahatlıkla tolere edilebilir. Bazı kimselerde ağrı çok az hissedilir bu durum ağrı eşiğinin kişiler arasında farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Kullanılan iğneler oldukça ince ve bu amaç için yapılmış son derece ince uçlu iğnelerdir.

    İşlem sırasında kullanılan ilaç karışımları ve protokoller farklı kliniklerde farklılıklar içerebilir. Yalnızca vitamin içeren karışımların bu amaçla kullanılması durumunda istenen sonucun alınması mümkün değildir. Uygulanan protokollerin içerisinde mutlaka saç üzerine etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış aktif maddeler yeterli oranda bulunmalıdır. Uygulama mutlaka hijyenik koşullarda yapılmalıdır.

    Saç mezoterapisi uygulamaları genellikle haftalık seanslar halinde ve mümkünse 10 seans şeklinde önerilmektedir fakat farklı yerlerde farklı protokollerle ve farklı uygulama sıklıkları ile yapılabilmektedir.

    Kimlere saç mezoterapisi önerilir?

    Saç dökülmesi yada saçlarda zayıflık şikayeti olan kadın yada erkek herkes de saç mezoterapisi uygulanabilir. Bunun dışında saç ekimi uygulaması yaptırmış olanlarda ekim sonrası dönemde destekleyici amaçla aynı uygulama yapılabilir.

    Saç mezoterapisi uygulamaları nerelerde yapılmaktadır konusu da önemlidir. Bu tür uygulamaların bir Plastik Cerrahi uzmanı yada Dermatoloji uzmanı tarafından yönetilen kliniklerde ve onların gözetim ve denetimi altında yapılmalıdır.



     MEZOTERAPİ MEZOTERAPİ
    Mezoterapi, uzun zamandan beri estetik tıpta en sık talep konusu olan lipodistrofi veya selülit konusunda en seçkin tedavi biçimini oluşturmaktadır. İlk kez 1952´de Dr. Michel Pistor tarafından uygulanmıştır. 1987´de Fransız Tıp Akademisi tarafından geleneksel tıbbın bir parçası olarak kabul edilmiştir. Fransa´ da ortalama 15.000 doktor, günde 60.000 den fazla hastayı mezoterapi yöntemi ile tedavi etmektedir. Uluslararası Mezoterapi Derneğine üye olan Avrupa, Afrika ve Güney Amerika´da 14 ülkede yöntem başarı ile uygulanmaktadır.Mezoterapinin kelime anlamı orta deri tedavisidir. Temeli, tedavi edilecek bölgeye 4-6 mm uzunluğunda çok ince iğneler kullanılarak çok küçük miktarlarda ilaçları lokal olarak enjekte etmeye dayanan tamamen tıbbi bir eylemdir. Endikasyona göre değişen çeşitli ilaç karışımları 5-10 dakika gibi bir süre içerisinde deri altına enjekte edilir.

    Hangi Durumlarda Uygulanır?

    Estetik Kullanımları

    1- Sellülit
    2- Saç Dökülmesi
    3- Ergenlik ve Hamilelikte Oluşan Çatlaklar
    4- Yüz Gençleştirme
    5- Yara İzleri, (skatrisler)

    DİĞER Kullanım Alanları

    1- Romatoloji
    2- Dolaşım Problemleri (varis, varis ülserleri)
    3- Migren
    4- Spor Hekimliği

    Mezoterapi seans aralıkları minimum 1 hafta olmalıdır. Bir seansta enjekte edilen ilaç dozu 10 cc yi aşmamalıdır. Mezoterapide ortaya çıkan yan etkiler genellikle seans aralığı ya da dozaja dikkat edilmedi ise görülmektedir.

    Uygulanmaması Gereken Durumlar

    1- Kalp Yetmezliği
    2- Diyabet
    3- Böbrek Rahatsızlıklarında
    4- Antikuagülan Tedavi Altındaki Hastalarda

    Sonuç : Mezoterapi, Bir çok ülkede uygulanıyor olması, her gün binlerce doktorun hastalarına uygulaması, yararlı bir yöntem olduğunun en güçlü kanıtıdır. Hasta ile hekim arasında etkin bir dialoğun olması sonuçların biran önce ve en iyi şekilde elde edilmesi için gereklidir. Ancak mezoterapiden, her zaman çok kısa sürelerde sonuç alıp, mucize bir düzelme de beklenmemelidir.



    ESTETİK KAYGILARIN BİR KISMI PSİKOLOJİK MİDİR?

     

     

    Estetik kaygı nedir?

    Bir kimsenin herhangi bir vücut bölgesini kısmen ya da tamamen benimseyememesidir.

    Başka şekillerde de tarif edilebilir.

    Kadın ya da erkek bir kimsenin bir görünür organını beğenmemesidir?

    Mesela 18 yaşındaki genç bir kızın burnunun büyük olduğunu düşünmesidir.

    Orta yaşlı bir bayanın kaşlarının düşük olduğunu düşünmesi,

    54 yaşındaki bir beyefendinin artık eskisi kadar yakışıklı olmadığı gibi bir yargıya varması estetik kaygıdır.

    Her yaştan ya da cinsten bireyin yüzündeki güneş lekelerinden rahatsızlık duyması,

    Zamana bağlı ya da mimiklerin fazla kullanımına bağlı kaz ayakları ya da yüz kırışıklıklarından şikâyetçi olması bir estetik kaygıdır.

    Yüzün yaşlanması, sarkması kişiyi rahatsız ediyorsa bu bir estetik kaygıdır.

    Göbeklenme, yağlanma, orantısız yağ dağılımı, kadın ya da erkek için bir dert olarak algılanıyorsa,

    Doğumlar sonrası bir bayanda karın ya da göğüslerde ortaya çıkan değişiklikler, çatlaklar ya da sarkmalar sorun olarak kabul ediliyorsa,

    Bunların hepsi estetik kaygıdır.

    Bu duruma yüzlerce farklı örnek verilebilir.

    Birçok erkek için saçların olmaması ciddi bir estetik kaygıdır.

    Bütün kaygılar gerçek cimidir?

    Bir kısmı psikolojik midir?

    Estetik kaygılar nedeniyle bize başvuran her erkek ya da bayanın fiziksel kusur algılamasında bir psikolojik boyut mutlaka vardır.

    Başka bir ifade ile bütün estetik kaygılar psikolojik sorun yaratır insanlarda.

    Ama bazen de öyle talepler ile karşılaşırız ki olay tamamen psikolojiktir.

    Burnunda hiçbir sorunu olmadığı halde burnunun estetik anlamda çok kusurlu olduğunu düşünen ve bu yüzden kendisini çirkin bulduğunu söyleyen kimseler gelir zaman zaman.

    Yada aslında güzel olduğunu ama eğer bazı estetik uygulamalar kendisine yapılırsa kusursuz olacağına inanan kadın hastalarımız olur bazen.

    Dudakları bizim kriterlerimize göre oldukça normal olmasına rağmen, daha kalın dudaklara sahip olmak için bize başvuran kimseler çok da nadir değildir.

    Örnekler çoğaltılabilir.

    Estetik cerrahlar zaman zaman öyle absurd talepler ile karşılaşırlar ki onlar bile bu talep karşısında şaşkınlığa uğrarlar.

    Örnek, bir genç kızın gelip kendisini güzel bulmadığını ve Japon kızları gibi çekik gözlü olmak istediğini ifade etmesi ve bunu estetik cerrahtan ciddi bir şekilde talep etmesi karşılaşılan bir olgudur.

    Estetik kaygı aslında herkes de vardır.

    Bir kadın ya da erkek de estetik kaygının olması değil olmaması patolojiktir aslında.

    Psikoloji bu olayın tam ortasındadır.

    Bütün estetik kaygılar psikolojiktir de.

    Estetik ile psikoloji arasında çok hassas bir denge ve çizgi vardır.

    Bunlar birbiri ile iç içedir ama orantısal değildir.

    Yani bir kimsenin estetik kusurunun şiddeti ile psikolojik etkilenimi paralel değildir.

    Çok az bir estetik sorunu olan bir kimsenin psikolojik etkilenimi düşünüldüğünden çok fazla olabilir.

    Aslında estetik kaygıların bir kısmı değil tamamı psikolojiktir ama bu psikolojik soruna yaklaşım nasıl olacak sorusu bazen zor bir sorudur.

    Soruna yaklaşım aslında 4 şekilde olabilir.

    1- Telkinle,

    2- İlaçla,

    3-Neşter ile

    4-Bunların kombinasyonu ile.

    Estetik kaygılara bir estetik cerrahın yaklaşımı ne olmalıdır.

    Bir sonraki yazıda devam edelim.




    ESTETİK CERRAHİDE MALPRAKTİS VE KOMPLİKASYON LAR

    Öncelikle terminoloji anlaşılsın.

    Malpraktis nedir?

    Komplikasyon nedir?

    Aynı şeyler midir, farklı şeyler midir?

    Malpraktis İngilizce bir kelimenin Türkçeye uyarlanmış şekli olup, ‘’hatalı uygulama’’ anlamına gelmektedir.

    Komplikasyon ise yine İngilizce bir kelimenin Türkçeye uyarlanmış şekli olup kısaca ‘’risk’’ olarak tercüme edilebilir.

    Tıbbın bütün uygulamalarında bu iki kavram ortaya çıkabilir.

    Sağlık personelinin ve bir sağlık hizmeti alan herkesin bu iki kavramı genel hatları ile anlaması ve bilmesi gerekir.

    Tıbbın bütün uygulamalarında olduğu gibi estetik cerrahi amaçlı yapılan tıbbi uygulamalarda da malpraktis ve komplikasyon denilen durumlar ile karşılaşmak mümkündür.

    Burada doktorlara düşen görev yaptıkları uygulamalarda mümkün olduğunca bu kavramların ortaya çıkmasını önleyici bilgi, tecrübe ve dikkate sahip olmaktır.

    Bu alanda sağlık hizmeti alan kimselere düşen görev ise bu anlamda sahip oldukları hak ve yükümlülükleri asgari ölçüde de olsa bilmektir.

    Malpraktis ve Komplikasyonun ne olduğunu pratik örnekler ile anlatırsak çok daha açıklayıcı olur.

    Estetik amaçlı karın germe ameliyatı olan ya da meme küçültme ameliyatı olan bir kimsenin ameliyat sonrası ameliyat bölgesinde bir cerrahi alet unutulması bir malpraktis dir.

    Her ne sebep ile olursa olsun böyle bir durum ilke karşılaşan hastanın hem etik ve hemde yasal açıdan birçok hakları mevcuttur.

    Burada işlemi yapan hekimin dikkatsizliğinden kaynaklanan bir önemli sağlık sorunu ortaya çıkması sözkonusudur.

    Bir başka örnek, yine estetik amaçlı burun ameliyatı olan bir kimsenin ameliyat sırasında burunda eksik olan kemik ya da kıkırdak parçası yerine metal bir parça konulması.

    Bu durumlar malpraktis olarak değerlendirilir ve işlemi yapan doktoru etik ve yasal sorumluluk altına sokar.

    Burada doktorun dikkatsizliği, bilimsel gelişmelerden habersizliği vs söz konusudur.

    Bu durumlar ile karşılaşan hastaların ise yasal hakları söz konusudur.

    Komplikasyon ise daha farklı bir şeydir.

    Her tıbbi uygulamada olduğu gibi estetik amaçlı operasyonlarda da ameliyat sırasında ya da sonrasında beklenebilen yada beklenmeyen ama özünde ne doktor tarafından nede hasta tarafından hiç istenmeyen bazı gelişmeler ortaya çıkabilir.

    Örneğin ameliyat sırasında beklenmedik kanamalar, önemli damar ve sinirlerde yaralanmalar, ameliyat sonrasında yara bölgesi iltihapları, ameliyatın istenilen sonucu vermemesi vs gibi sorunlar ve riskler ortaya çıkabilir.

    Hasta ameliyat sonrası estetik amaçlı yaptırdığı burnunun şeklini yeterli bulmayabilir.

    Meme estetiği yaptırdı ise, yine sonucu yetersiz bulabilir yada gelişen enfeksiyon durumlarına yada hastanın bünyesel farklılığından kaynaklanan normalden fazla yara izi oluşumu vs olabilir.

    Bu durumlarda işlemi yapan doktorun bir dikkatsizliği ya da tecrübe eksikliği vs olmayabilir.

    Her şey bilinen standart kurallar içerisinde yapılmıştır fakat yine beklenmedik bazı sonuçlar ortaya çıkmıştır.

    Bu komplikasyondur.

    Her doktor yaptığı uygulamalar sırasında ya da sonrasında bazı komplikasyonlar ya da riskler ile karşılaşabilir.

    Bir doktorun sahip olduğu bilgi, dikkat ve deneyim elbette ki oransal olarak estetik operasyonlarda komplikasyon oluşmasını azaltır ama sıfırlayamaz.

    Bir doktorun sahip olduğu bilgi, dikkat ve deneyim ise orantısal olarak malpraktis ortaya çıkmasını sıfırlayabilir.

    Özellikle ülkemizin Avrupa Birliği üyesi olma yolundaki çaba ve çalışmalarının artması ile sağlık alanında da bu iki kavramın geniş halk kitleleri tarafından da daha sık kullanılır olduğunu göreceğiz.

    Hiç bir doktorun ve de estetik amaçlı operasyon geçiren hiçbir hastanın malpraktis ve komplikasyon durumları ile karşılaşmamasını dilerim.

    Her iki kavramda insan sağlığı açısından olumlu kavramlar değiller çünkü.




    OT İLE GELEN GÜZELLİK!

    Televizyon programlarında zaman zaman bende karşılaşıyorum.

    Yada gazete veya dergi sayfalarında.

    Bazen bir bitki bilimci olduğunu söyleyen kişi konuşuyor.

    Bazen gıda bilimcisi yada mühendisi olduğunu söyleyen bir kişi.

    Bazen ilkokulu dahi okumamış ama aileden bitki bilimci olduğunu ifade eden bir kimse.

    Daha ilginci bazen de Dr titri olan bir kimse konuşuyor. 

    Tabiî ki herkes konuşabilir.

    Kimse kimsenin konuşmasını engelleyemez ama konu sağlık olunca biraz daha dikkatli olmak durumundayız.

    Neden?

    Çünkü sağlık konusu hayatımızda her şeyden daha önemli bir konu.

    ‘’Şu bitkinin yaprağını kaynatır ve suyunu sabah aç karnına birde yatmadan önce içerseniz mide kanseri diye bir problem ile hiç karşılaşmazsınız!!!’’

    ‘’Şu meyvenin kabuğunu önce rendeleyip sonra kaynatıp sonra suyunu içerseniz astım denen bir sorununuz kesinlikle olmayacaktır!!!’

    ‘’Bademcikleriniz sürekli iltihaplanıyor diye sakın onları aldırmayın. Doktor dese bile aldırmayın. O bitkinin kökünü iyice temizledikten sonra yiyin. Aç ya da tok fark etmez ama günde 3 kez bir ay boyunca yiyin. Göreceksiniz artık bademcikleriniz hiç iltihap olmayacak ve sizde gereksiz yere bademciklerinizi aldırmamış olacaksınız’’

    Bu tür konuşmalara ben televizyonlarda defalarca rastladım.

    Bu konuşmaların farklı versiyonlarını defalarca izledim.

    Hatta aynı televizyon programlarında benimde konuk olduğum canlı yayınlarda diğer konuklardan benzer şeyleri defalarca tüm Türkiye ile birlikte ben de izledim.

    Ben Doktorum.

    Sağlıkla ilgili söylenen her şey benim ilgimi ve dikkatimi çeker.

    Ayrıca ben Estetik Plastik Cerrahi Doktoruyum.

    Güzellikle ya da estetik ile ilgili söylenen her şey benim daha da dikkatimi çeker.

    Aynı televizyon programlarında yada gazete sayfalarında defalarca şunları da izledim, gördüm yada okudum.

    ‘’Şu bitkinin yaprağını kaynatır suyunu bir çay bardağı ile günde 2 defa içerseniz cildiniz gençleşir, pürüzsüzleşir’’

    ‘’Şu bitkinin yaprağını kurutup sonra kaynatıp sonra suyunu içerseniz kırışıklıklarınız kaybolur. Günde 3 defa ve 1 ay boyunca içmeyi ihmal etmeyin’’

    ‘’bu bitkinin kabuğunu soyun, sonra kendisini ezin ve sonrada başınızın kel bölgelerine sürüp üzerini eşarp ile bağlayın. Bunu 2 ay boyunca her gece yatmadan önce yapın. Göreceksiniz artık sizin için saç dökülmesi yada kellik diye bir problem kalmayacaktır’’

    Bu ve buna benzer konuşmaların yapıldığı sayısız televizyon programlarına katıldım.

    Bu konuşmaları yapan kimselerin sözleri sıradan vatandaşlar tarafından dikkat ile izleniyor.

    İnanıyorum ki bu konuşmaların izlenme oranları da çok yüksek oluyor.

    Muhtemelen çok rating yaptıkları için bu tür kimseler televizyon programlarında çok fazla konuşuyor ve görüşlerini izleyiciye aktarıyorlar.

    Yine muhtemeldir ki bazı meslektaşlarımız yani doktorlarımızda benzer bir davranış içersine giriyorlar.

    Bitkilerin mucizelerinden bahsediyorlar!

    Bunların hastalıkların tedavisinde ne kadar faydalı ve yararlı olduklarından bahsediyorlar… vs.

    Netice olarak bütün bunlar bir realite.

    Her gün televizyon programlarında kanserin tedavisinde kesin! Etkili bitkiler,

    Güzelliğin ve sağlığın kesin çözümü bitkiler!

    Kelliğin tedavisinde kesin! Etkili bitkiler anlatılmaya devam ediliyor.

    Hem de ilginç bir şekilde bazen doktor olan kimseler tarafından da benzer açıklamalara devam ediliyor.

    Televizyon karşısında izleyen bir çık kimsede elinde kağıt ve kalem en ucuz yoldan yerinden bile kalkmadan en amansız hastalıkların yada çözümü ilaçla bile olmaz diye bilinen bütün ciddi sağlık problemlerinin çözümlerini not alıyorlar.

    Şu saat itibarı ile bunlar yaşanmaya devam ediliyor.

    Adına Alternatif Tıp vs gibi isimler de verilerek tıp kelimesi de uygun bir şekilde konuya iliştiriliyor.

    Peki bu durumda yanlış olanlar nedir?

    Doğru olanlar nedir?

    Kimlere inanacağız yada inanmayacağız?

    Bu programlara yada bu programlarda konuşanlara hangi açıdan yaklaşacağız?

    Halkın sağlığı ile direkt ilgili olan bu konularda doktorların pozisyonu ne olmalıdır?

    Bitki ile kanser tedavi edilir mi?

    Ot ile güzellik olur mu?

    Sorular uzun ve konular önemli olduğu için bir başka yazının konusu olabilir ancak.

     




    ‘’HANGİ DANGALAK DOKTOR SENİ BU HALE GETİRDİ?’’

    Hasta doktoruna gider.

    Bayan randevusunu almış, sırasını beklemiş ve doktorun yanında çalışan personel buyurun sıra sizin dediğinde de muayene odasına geçer.

    Amaç muayene olmaktır.

    Doktoru hastasını muayene eder.

    Muayene sırasında özellikle karın bölgesini değerlendirirken doktorun yüz ifadesi değişmiştir.

    Karın bölgesindeki ameliyat izleri dikkatini çeker.

    Belli ki doktor bir şeylerden rahatsız olmuştur.

    Hastasına sorar, ‘’hangi dangalak doktor seni bu hale getirdi’’ der.

    Bayan çok şaşırır!                                      

    ‘’Neden öyle söylediniz doktor’’ der.

    Ve cevabını beklemeden ‘’Siz yapmıştınız doktor bey’’ der.

    Bu olay bana bir hastamın kendi başına gelen bir olayı bire bir anlatmasından ibarettir.

    Hayal mahsulü değil.

    Yaşanmış bir olay.

    Olay aslında kısaca şu.

    Bir meslektaşımız kendisinin herkesten daha iyi bir doktor olduğunu hastasına anlatmaya çalışırken baltayı taşa vurmuştur amiyane tabirle.

    Daha önceden hemde birkaç kez ameliyat ettiği hastasını tanımamıştır.

    Başka meslektaşlarını kötülemek isterken kendisi çok zor bir duruma düşmüştür.

    Doktorlarda insandırlar elbette,

    Onlarda hata yapabilirler.

    Buradaki yanlış birden fazla ama ne yazık ki hala bu şekilde düşünen ve davranan meslektaşlarımız var.

    Bazıları kendi kazdıkları kuyuya düşüyorlar ama yinede bu şekilde davrananlar var içimizde.

    Bir doktorun başka bir doktoru hastalarının gözünde zor duruma düşürecek tavır ve tutumlardan kesinlikle kaçınması gerekir.

    Aslında bu tür davranışlar hemen her meslek grubunda yaygın bir şekilde mevcut.

    Kuaför başka kuaförün yapmış olduğu saç ta kusurlar bularak müşterisinin gözünde prim yapmaya çalışır.

    Tabiî ki sözüm tüm kuaförleri kapsamıyor.

    Öğretmen başka bir öğretmenin öğretim metodunu eleştirerek kendisinin daha iyi bir yönteme sahip olduğunu vurgulamak ister.

    Yine tabiî ki sözüm sadece bu şekilde davranan öğretmenleri kapsıyor.

    Televizyon sunucusu bir başka program sunucusunun ne kadar yetersiz olduğunu ve kendisinin çok daha iyi olduğunu düşünür ve bunu başkalarına da anlatır.

    Oradan bir prim elde etmeye çalışır.

    Yine bütün sunucular sakın alınmasın.

    Örnekler her meslek grubuna yaygınlaştırılabilir.

    Ben doktor olduğum için kendi meslektaşlarımın yaptıkları beni daha fazla ilgilendiriyor.

    Sevgili doktorlar!

    Lütfen başka meslektaşlarınızın yaptığı işleri, ameliyatları vs eleştirirken çok insaflı ve dikkatli olunuz.

    En doğrusu başka meslektaşlarınızın yaptıklarını eleştirmek yerine kendi işinizi düzgün yapınız.

    Aksi taktirde yaptığınız kötü niyetli eleştiriler döner ve sizi zor durumda bırakır birgün.




    LAZER İLE YÜZ GENÇLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

     

     

    İnsanlarda hep genç kalma arzusu vardır.

    Herkes bir şekilde yılların, güneş ışınların, yer çekiminin ve sigara-alkol başta olmak üzere çevresel diğer faktörlerin oluşturduğu belirtileri yok etmek ister.

    Kırışıklıklar, Güneş lekeleri, Sarkmalar, Yaşlılık lekeleri,

    Ortaya çıkan siyah, kahverengi ya da kırmızı çeşitli çaptaki benler, kitleler,

    Kadın ya da erkek herkesi rahatsız eder.

    Lazerler özellikle estetik plastik cerrahide son yıllarda sıklıkla kullanılan teknolojik enstrümanlar dır ve biz estetik plastik cerrahlar için günümüzde olmazsa olmaz durumuna gelmişlerdir.

    Günümüzde lazerler yardımıyla yukarıda saymış olduğum problemler başta olmak üzere bir çok problemi çözebilmekteyiz.

    Hepimiz zaman içerisinde yaşlanıyoruz.

    Soru şu;

    Lazerler ile yüz gençleştirmek mümkün mü?

    Yüzümüz özellikle sosyal iletişimimizde en önemli organımız.

    Bu yüzden hep genç ve güzel kalma daha parlak genç ve dinamik biz yüz için lazerler estetik amaçlı uzun yıllardır kullanılmakta.

    Özelikle son yıllarda yeni jenerasyon lazerler ile daha da olumlu sonuçlar alınmaktadır.

    Lazerler 3 faklı şekilde bu amaçla kullanılır.

    Hangi yöntem ile lazer uygulanacağına uygulamayı yapacak olan hekim karar verecektir.

    Uygulamayı yapacak olan doktorun sahip olduğu lazerler ve hastasının ihtiyacı ve mevcut genel durumu hangi yöntemin uygulanacağı konusunda belirleyicidir.

    Birinci yöntem;

    Kullanılan lazerlerin özelliği, deride uygulandığı sırada hiçbir değişklik yapmadan yalnızca derinin içerisinde bulunan ve deriye esnekliğini ve güzelliğini veren kollajen proteini başta olmak üzere diğer temel yapı taşlarını uyarmak, miktarını ve organizasyonunu artırmak gibi fonksiyonları vardır. Seanslar şeklinde uygulanır ve kişinin günlük ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeksizin uygulanır.

    İkinci yöntem;

    Bu amaçla kullanılan lazerlerin özelliği ise yaşlanmış yada yıpranmış olan derinin üst tabakasını belli limitler içerisinde ortadan kaldırarak derinin kendisini yenilemesine ve daha genç bir deri ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktır. Burada ise lazer uygulaması sonrası kişi birkaç gün iş ve sosyal ortamdan uzaklaşarak evinde istirahat etmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yüzünde bir kabuklanma ve soyulma olacaktır.

    Üçüncü yöntem;

    Yukarıda bahsettiğimiz her iki yöntemin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran fraksiyonel lazer uygulamasıdır.  Bu uygulama özellikle 2004 yılından itibaren tüm Dünyada yaygın bir şekilde uygulanım alanı bulmuş olup, burada amaç kişinin günlük yaşantısını ve iş yaşantısını hiç kesintiye uğratmadan derinin yüzeyel problemli tabakasını kontrollü bir şekilde soymak ve hemde derinin temel yapı taşlarının miktarını ve kalitesini artırmaktır.

    Sonuç:

    Lazerleri yüz gençleştirme ve güzelleştirme amaçlı kullanmak mümkün. Uygun endikasyonlarla ve deneyimli hekimlerce yapıldığında sonuçlar çok yüz güldürücü. Hangi lazerin ve hangi yöntemin bu amaçla müracat eden kimseye uygun olduğuna elbette ki uygulamayı yapacak olan estetik cerrahi uzmanı ya da lazer deneyimine sahip dermatoloji uzmanı karar verecektir.

       

     




    Platelet Rich Plazma PRP UYGULAMALARI ve BİLLİNMESİ GEREKENLER


    PRP (PLATELET RİCH PLAZMA ) ZENGİNLEŞTİRLMİŞ PLAZMA TROMBOSİT TEDAVİSİ


     


               Modern tedavi tekniklerinin gelişmesiyle birlikte günümüzde Plazma tedavisiyle
    kırışan, yıpranan, sarkan cilt dokusu artık bu dokuyu genç ve nemli tutan kollajenlerin üretiminin tetiklenmesiyle yenilenebilir. Kişinin kendi kanından elde edilen plazma yüze ve vücuda nakil ediğinde kök hücreleri uyararak kırışıklıkların giderilmesinden, yaraların iyileşmesine ve saç dökülmesine kadar alternatif bir yöntem olarak kullanılır. Hiçbir alerji riski taşımayan bu tedavide kendi kanınızdan elde edilen zenginleştirilmiş trombosit süspansiyonu   uygulandığı sahada büyüme faktörlerini aktive ederek kök hücreleriyle yenilenip zamanı geriye döndürmek ve bebeksi cilde sahip olmak artık hayal olmaktan çıkmaktadır.Bu tedavinin  kök hücre tedavilerden farklı olarak en önemli özelliği hücrelerin klinik ortamlarda çoğaltılıp sonradan aktive edilmemesi ve kişinin kendi damarından alınan az miktardaki kanın elemanlarına  ayrılarak elde edilen plazmanın sorunlu  bölgeye  küçük miktarlarda yedirilerek uygulanması esasına dayanan yöntem kök hücreleri aktive ederek deride kollajen tabakayı uyararak cildin yenilenmesini sağlamasıdır. Son derece kolay uygulanan bu tedaviden hemen sonra günlük hayatınıza devam edebilirsiniz


           PRP Plazma tedavisi yönteminde, hastanın kendi kanı alınarak; 8-9 dakika  boyunca   1500-3000devir/dakika santrifüj edilir. Santrifüj sonucu, kırmızı kan hücrelerinden ayrışan plazma kısmı, mezoterapi veya dolgu yöntemi ile cilde uygulanır. PRP yönteminde elde edilen bu plazma yoğun trombosit (pıhtı hücreleri) içerir.Burada ortalama 1 cc  plazmada  1 milyon trombosit bulunur. Ortamda bulunan lökositler (beyaz kan hücreleri) ve aktive olmuş pıhtı hücreleri, büyüme faktörleri salgılayıp kök hücrelerin aktive edilmesini sağlar. Böylece cildin dokusunda yenilenme meydana gelir. Bu yöntemin en önemli avantajı hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve kesinlikle herhangi bir alerji riski taşımamasıdır


            Tedavi  süresi


    Ortalama 2 ile 4 haftalık aralıklarla yapılacak 2-4 arası tedavi seansı  önerilir. Elbette hastanın ihtiyacına göre seanslar değişiklik gösterebilir. Klasik tedavi;  3 ay boyunca ayda 1 kez uygulanmasıdır. Her uygulama 15-30 dakika sürer.İster dermaroller le cilde direk uygulanırken sac ekiminde ekim yapılan alana enjekte edilerek yada dolgu olarak hastadan alınan yağ ile beraber dolgu alanına yada diğer dolgu maddeleriyle beraber enjekte edilebilir.Burada aktive olmuş trombositler ve lökositler büyüme faktörlerinin salgılanmasını başlatarak kök hücrelerini bu bölgeye çeker ve  çoğalmalarını tetikler.O bölgede hücre yenilenmesi olur . Hastaya yapılan otojen doku nakilleri varsa(örn. Saç ekimi yağ enjeksiyonu kemiklerdeki deformitelerin doldurulması vb)  bu dokuların tutması daha sağlıklı hale gelir


    Tedavinin sürekliliği için yılda 1 kez tekrarlanabilir.


    PRP  uygulamasının en güzel yanlarından biride hastanın kendi kanından elde edildiği için  herhangi bir hastalık bulaşmaması, ve alerjik reaksiyonların görülmemesidir.


    .


            PRP’de lazer, ışık tedavisi, dolgu enjeksiyonu veya Botox uygulaması ile birleşmesi önerilebilinir mi?

     Hayır, eşzamanlı tedavi olarak uygulamak mümkündür. PRP uygulaması deri yenilenmesi sağlaması nedeniyle lazer veya ışık tedavisinden sonra yapılabilir. Bununla birlikte PRP ile dolgu veya Botox uygulamasının birleştirilmesine yönelik deneyim mevcut değildir. Uygulamanın dolgu uygulaması ile birleştirilmesi sakıncalı görülmemekle birlikte ; Botox  uygulaması ile birleştirilmesi önerilmez.



       Kontrendikasyonları
    :


    1- tip I diabet


    2- Lupus eritamatozis


    3- Hasimato tiroidi


    4-Spondilit gibi rahatsızlıklarda uygulanmamalıdır. tip II diabette uygulanabilir.



                 Nice sağlık mutluluk dolu günlerin sizlerle olması dileklerimle;


                                                                                           Dr    Dr.Suhan SUNGUR





    ESTETİK PROTEZ UYGULAMALARIDİŞ HEKİMLİGİNDE YENİ GELİŞEN KAVRAMLAR TRENDLER(VİZAJİZM)
     
     
     
              Vizajizm, anlamı Fransızca visage yani “yüz” kelimesinden geliyor.Bu kavram  İlk olarak 1930’lu yılların başında  mimarlar tarafından kullanılan  bir yontem olarak ortaya cikmistir. Yöntemin diş estetiğinde uygulanabileceğini ilk düşünen ise Brezilyalı diş hekimi Braulio Paolucci olmustur. Vizajizmle günümüzde uygulanan standart gülüş tekniğine karşın ,estetikle ilgili : kişinin sadece dış görünüşünün değil; psikolojik yapısının , davranış kalıplarının ve yerleşik alışkanlıkların da  bu çalışmalara dahil edilmesi gerekliliği bildirilmiştir.
     

              Vizajizm nasıl uygulanır?

    İlk olarak hastanın yüzünün fotoğrafı çekilir
    Hastayla  kendi temel karakteri özellikleri ile ne istedigine dair arzu ve isteklerini ifade  eden bir görüşme yapılır
    3 boyutlu gülüş tekniği ile hastalar kendilerine  uygun seçeneğe  doktorlarıyla ortak karar verirler Gerekirse yüzünde 3 boyutlu görünütüsü üzerinde plastik cerrahlada konsültasyon yapılarak  uygun alternatifler tesbit edilir bu bir harmonizasyondur. tek başına  bir dişin diş tek basına  bir burunun  yada tek basına bir kepce kulağın duzeltilmesi bazen yeterli  olmayabilir
    Hastalar  hakkında elde edilen tüm bilgiler  yapılacak tedavide kullanılır.sonuç tüm ekiple hastayla paylasılır...

     
             Bu tur calısmalarda yüzümüz ;yüzümüzün bölgeleri ;alın bölgemiz, burun bölgemiz, dudak bölgemiz, çene bölgemiz dislerdeki altın oranlar vb… buna benzer donelerin hepsi   sizin karakteriniz ve davranış kalıplarınızla ilgili ipuçlarını doktorunuza verir.Alına bir bakarsınız oranlamalar normaldir ama mimik kaslarınızı cok fazla kullanıyorsunuzdur  bu durum; belki sizin cok daha fazla yaslı gorunmenize sebep oluyordur..  Sonra neler olup bittigini  daha iyi anlamak icin  resimler modeller tartışmaya açılır . burada  diş hekimi , plastik cerrahınız ,hasta , hatta labratuvarınız,  herkes fikrini ortaya atar. ve sonucunda 3 boyutlu bizim ne istedigimize dair maketller ortaya cıkar...Burada amaç  sadece mekanik estetik değil ;kişinin ruhunu da yapısınıda içeren onu yansıtan protezlerin uygulamaların  kişilere yansıtılmasını amaçlanmasıdır.Bazen dr olarak sunuda hep dusunmusumdur. kisinin ruh ve karekterini anlamak icin belirli bir zamanda hastayla zaman gecirmek gibi. orneğin telefonda nasıl konusuyor. arkadaslarına hitap tarzı nasıl  giyimi mimik kaslarını nasıl kullanıyor  vb vb.  günlük hayatta onu fotograflamak  arşivlemek gibi.  bana hep önemli gelmiştir ...sadece salt klinikte fotograflamanın yanında    kişilerin günlük hayattaki  davranışlarınıda fotograf karelerine yansıtmak  arsivlemek bana biraz daha anlamlı gelmiştir......
             Örnegin:  inatçı biriyseniz diş tasarımınız bu özelliğinize göre  duzenlenir  daha agresif hatlar ortaya konur. Yada, “Aslında ben inatçı yönümü törpülemek ve daha ılımlı biri olarak görünmek istiyorum” diyorsanız farklı bir tasarıma sahip modeller  uygulamalar daha yumusatılmış hatlar iceren  modeller size uygulanır. Bu yöntemde önemli olan sizin hisleriniz hissetikleriniz ve duygularınızın yansıtılması.ve ekibinde bunu hissedebilmesidir
           Bu tur calısmaları aslında sanki  hani terzilerin  kişiye özel giysi diye uyguladıkları

      Haute couture'  (kişinin özel beğenisine göre tasarlanmış, özel tasarım elbise anlamına gelen ve Fransızca'dan gelen bir moda terimidir. Tam karşılığı ise "ısmarlama"dır. ) calışmalarına benzetebiliriz

           Bu calısmalar gösteriyorki   estetik diş hekimligininde  diş hekimliğinin  icerisindeki diger  bilim  dalları gibi zaman icerisinde başlıbaşına bir bilim  dalı olacağını; ve içerisinde hani yemeğe katılan bir tutam tuz yada bir ressamın tuvaline vuracağı son bir fırça darbesi gibi gülüşümüze  yüzünüze katılacak bir rötuşun bile bize nasıl bir anlam kazandırdıgının farkında  olmamızı saglayacaktır.

         Sonucta.... yeni gelisen  kişiye ozel  vizajizm kavramı ;yuz uygulamaları: protezler; icerisinde ;diş doktorunun   plastik cerrahın hastanın labratuvarın hemsirenin vb tum  bu konuda calısanların katkısını içeren  bir multidisipliner yaklaşım olduğu....burada amaç klasik standart herkeste aynı olan seyleri fabrika  gibi yaratmak  uygulamak aynı görünüşe sahip kişiler ordusu oluşturmak yerine ;kisinin mizacına yapısına ruh haline uygun onu o yönde motive edecek calışmaların ortaya çıkartılmasının  sağlanmasıdır.

                  Tum güzelliklerin sizinle  beraber olmasını dilerim

     

                                                                                                                                                                         Saygılarımla;

                                                                   Dr.Suhan SUNGUR






    Genel Anestezi Sedasyon

    Genel Anestezi ve Sedasyon

    Özel FBM Plastik Cerrahi Polikliniği/SAMSUN

    Polikliniğimizde Ameliyathanemiz mevcut olup Genel Anestezi veya Sedasyon ile plastik cerrahi ve diş hekimliği cerrahisi (Diş Çekimi, Diş eti tedavisi , İmplant, Kemik grefti, Kemik Kisti vb.) tedaviler uygulanmaktadır.

    Sedasyon Nedir?

    Bazı Sedatif (Diyazem benzeri) , Narkotik Analjezik(Morfin benzeri) ve bazen Hipnotik bir ilacın kombinasyonu ile hasta rahatlatılır ve kısa bir Amnezi(unutkanlık) sağlanıp Lokal Anestezi ile hastanın plastik cerrahi yada diş cerrahisi kısa sürede yapılabilir.

    Genel Anestezi nedir?

    Halk dilinde Narkoz diye bilinen Genel Anestezi başlıca 3 grup ilaç kombinasyonu ile Sağlanır.

    1. Hipnotik ilaçlar yardımı ile hastanın geçici şuur kaybı,
    2. Narkotik Analjezikler (Morfin benzeri ağrı kesiciler) hasta bilinçsiz olsa bile ağrısız bir operasyon geçirmesi,
    3. Kas gevşetici ilaçlar (Kürar) ile vücuttaki tüm kaslar gevşetilerek rahat bir cerrahi ortam sağlanır. Kas gevşeticilerin kullanımı ile tüm kaslar , solunumu sağlayan solunum kasları dahil olmak üzere, geçici olarak felç olur ve endotrakeal tüp dediğimiz steril olan küçük bir tüp hastanın nefes borusuna (Trakea) yerleştirilerek , hastanın solunumu Anestezi uzmanı kontrolunda anestezi cihazı (Solunum cihazı ) ile sağlanır.

    Genel anestezinin devamı ise solutulan Oksijen /hava veya Oksijen/Azot Protoksit karışımı ve ayrıca Volatıl ajanlar (Sevorane Vb.) gibi gazlar ile sağlanır.

    Anestezi Komplikasyonları

    Tıptaki son zamanlardaki gelişmelerle Anestezide kullanılan ilaçların yan etkileri oldukça az olup , vücuttan hızla atılırlar. Ayrıca günümüzde mevcut medikal teknoloji ile gerek anestezi cihazları gerek hasta monitorizasyonu ile hastaların tüm vital bulguları çok yakından takip edilebilmektedir. Bu nedenlerden dolayıdır ki ehil ellerde ve uygun şartlarda yapıldığı sürece anesteziye (genel veya sedasyon) bağlı komplikasyonlar oldukça nadirdir. Her anestezist’in en çok korktuğu; hastanın tok olmasıdır. Çünkü tam anestezi uygulamasında hastada kusma olursa ve bu kusmuk hastanın Akciğerlerine geçerse son derece ağır ve ölümcül olabilen Akciğer Zatürreesine (Pnömoni) yol açabilir. Bu nedenle Hastalarımızın en az 8 saat aç (Oruçlu gibi) olmalarını önemle isteriz. Komplikasyonları minimize etmenin birinci kuralı hastanın Pre-op (Ameliyat öncesi) Anestezi Muayenesinin detaylı bir şekilde yapılmasına bağlıdır.

    Pre-op Anestezi Muayenesi

    Hastanemize gelen hastalar önce yapılacak olan diş tedavileri, ilgili bölümlerde planlandıktan sonra Preop anestezi muayeneleri yapılıyor. Anestezi Muayenesinde öncelikle hastanın detaylı öz geçmişi (daha önceden geçirdiği ameliyat veya hastalıklar, sürekli kullandığı ilaçlar vb.) öğrenilip, Fizik Muayenesi yapılır. Gereken tetkikler yapıldıktan sonra Ameliyat randevusu verilir.

    Anestezi risk grupları

    • ASA-I (Herhangi bir sağlık sorunu olmayan ve Anestezi riskleri en az olan hastalardır.)
    • ASA-II ( Hafif bir rahatsızlığı olan Diyabet ve Hipertansiyon gibi, ancak hayatı fonksiyonlarını etkilememiş olan hasta grubudur.)
    • ASA-III( Kalp yetmezliği, Solunum yetmezliği gibi hayatı fonksiyonları etkilenmiş ve anestezi riski yüksek olan Hasta grubu),
    • ASA -IV ( ileri derecede Kalp,Karaciğer,böbrek ve solunum yetmezliği olan hasta grubu)

    Genel Anestezi ve sedasyon uyguladığımız hasta grupları

    ASA-I ve ASA-II çocuk ve Erişkin hastaları 4 grubta inceleyebiliriz.

    1. Gelişim geriliği olan çocuk veya erişkinler
    2. İleri derecede fobisi (Korku) olan erişkin hastalar
    3. Genel Anestezi gerektiren cerrahi girişimler (Kemik grefti, Kemik kisti vb.)
    4. Lokal anestezi ile tek seansta yapılması mümkün olmayan bir çok cerrahi işlemin kısa sürede (2-3 saat) genel anestezi altında yapılmasını isteyen hasta grubu



    İMPLANTOLOJİ

    İmplant, çeşitli nedenlerle kaybedilen dişlerin yerine onların işlev ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleridir.

    Yüz estetiğinin bir parçası olan dişlerin kaybı psikolojik ve sosyal problemlere neden olmasının yanı sıra beslenme, sindirim sorunları ve konuşma bozukluklarına da yol açmaktadır.

    Diş eksiklikleri doğal dişlere bağlı köprü protezleri veya çıkarılıp takılan hareketli protezler gibi klasik yöntemlerle tamamlandığı gibi implant destekli protezlerle de yapılabilir.

    İmplantların yapıldığı durumlar

    Tek veya daha fazla diş eksiklikleri:

    Tek diş eksikliklerinin implant ile tedavi edilmesi, köprü ile restore edilmesine göre daha koruyucu bir tedavi şeklidir.

    Köprü protezi yapılabilmesi için sağlıklı dişlerin küçültülerek üzerlerinin kaplanması gerekecektir ve bu köprünün belirli aralarla değiştirilmesi ekonomik olarak da bir yük getirecektir. Bunun yerine eksik diş veya dişlerin boşluğuna yerleştirilecek implantlar sayesinde yandaki dişlerde herhangi bir işleme gerek kalmadan yani sağlıklı dişlere zarar verilmeden tedavi edilebilir.

    Tam dişsizlikler

    Eğer ağızda hiç diş kalmamışsa bulantı refleksi ve protezin tutuculuğunun yeterli olmaması nedeniyle hareketli protez kullanılamıyorsa implant destekli protezler hastaya konforunu iade etmektedir.

    Üzerine protez yapılacak olan implantların ağız içi görüntüsü

    İmplantın aşamaları

    Muayene ve planlama

    İmplant multi disipliner bir yaklaşımla yapılır. İmplantı çene kemiği içine yerleştirecek cerrah veya diş hekimi uzmanı ile implant üstü protezi yapacak protez uzmanı birlikte çalışırlar.

    İmplant ileri derecede kontrol edilemeyen diyabet gibi bazı sistemik hastalıkları olan kişilerin dışında herkese uygulanabilir. İmplantlar titanyumdan doğal diş kökü şeklini taklit ettikleri için doku uyumludurlar ve herhangi bir alerjik ve toksik rahatsızlığa neden olmazlar.

    Muayene aşamasında detaylı bir ağız içi muayene ile dişetleri, alt ve üst çenenin ve dişlerin birbirleriyle ilişkileri gibi durumlar incelenir. Ölçü alınarak alçı modeller üzerinde de çalışılır. Klasik radyografilerin yanı sıra komplike vakalarda üç boyutlu tomografi alınarak özel bir cihazda çenenin aynı ölçüde modeli elde edilerek implantların yerleştirileceği bölgeler en az hatayla planlanır. Planlama ve bu planlamanın sonrasında yapılacak tedavi detayları hastalarla detaylı olarak konuşulur.

    İmplantın yerleştirilmesi

    İyi bir tedavi için doğru bir planlama kuşkusuz en başta gelir. Daha sonrasında yapılacak operasyonun da yeterli ekipman ve deneyimli bir ekip tarafından yapılması kuşkusuz çok önemlidir. İmplantlar diğer diş tedavileri gibi lokal anestezi ile uygulanır. Fakat bazı vakalarda çene kemiğinin yeterli olmadığı ve greft dediğimiz doku ilavesinin gerekli olduğu uzun operasyonlarda veya aşırı stresli hastalarda genel anestezi veya sedasyon altında konforlu bir şekilde operasyon yapılır.

    Protezlerin yapılması:

    Ameliyattan sonra osseointegrasyon denilen implantın kemik yüzeyine bağlanması için bir süre beklenir. Bu süre kemiğin yapısına göre değişir. Genelde üst çene için 4 -6 ay alt çene için 3 -4 ay yeterlidirBu süre tamamlandıktan sonra üst yapı yapılır. Operasyondan sonra protezler yapılıncaya kadar estetik ve fonksiyonun devamı için geçici protezler yapılır.




    PROTEZ

    Beslenme tüm yaşam boyu devam eden en temel ihtiyacımızdır ve bu ihtiyacımızı yemek yiyerek, besinleri çiğneyerek sağlarız. Dişlerimiz çiğneme işlevinde büyük rol oynar. Yıllar vucudumuzun diğer bölgelerinde yaptığı harabiyeti dişlerimiz ve dişetlerimiz üzerinde de yapar ve diş kayıpları meydana gelebilir. Meydana gelen diş kayıpları oluşan kaybın miktarına göre farklı protez tipleri ile giderilir:

    1. Sabit Protezler
    2. Hareketli Protezler
    3. İmplant üstü protezler

    1.Sabit protezler

    Meydana gelen kayıpların dişler üzerine sabitlenen ve hastanın kendi dişi veya dişleri gibi algıladığı protez tipleridir. Tek bir diş üzerindeki madde kayıplarının giderildiği kuronlar veya diş eksikliklerinin tamamlandığı köprüler sabit protezler olarak adlandırılır.

    Kuron

    Çürük veya darbe sonucu dişte meydana gelen harabiyet, bazı durumlarda dişin büyük bir bölümünün kaybedilmesine ve dişin zayıflamasına yol açar. Bu durumlarda dolgu yeterli olmıyacaktır. Dişin direnç açısından metal-porselen veya porselen ile kaplanması gerekir. Dişin şeklini, rengini ve işlevini sağlayan bu kaplamaya kuron denilir.

    Köprüler

    Köprü yapımı diş eksikliğinin giderilmesinde kullanılan yöntemlerden birisidir. Eksik diş veya dişler komşu dişlerden destek alınarak yapılan köprülerle oluşturulmaya çalışılır. Bu nedenle komşu dişlerin küçültülmesini gerekir. Köprüler genellikle çiğneme kuvvetlerine dayanacak metalik bir alt yapı ve estetiği sağyayan porselenden oluşur. Ancak günümüz teknolojisinde bazı durumlarda sadece porselenle de köprü yapılması mümkün olmaktadır.

    2. Hareketli protezler

    Hareketli protezler eksik dişlerin tamamlanmasında sıklıkla kullanılan tedavi yöntemidir. Eksik diş sayısının sabit bir protezle telafi edilemiyeceği durumlarda uyğulanır. Protezin çene üzerindeki eksik bazı dişleri tamamlaması halinde –parsiyel protez, çenedeki dişlerin tümünün eksik olması durumunda ise total protez diye adlandırılır. Bazı kişiler protez kulanıldıklarının hemen fark edileceginden korkarlar. Ancak günümüz teknolojisinde, protezlerle doğal görüntüyü ve hastanın estetik beklentilerini sağlamak oldukça kolaylaşmıştır.z

    Eğer dişlerinizin tümünü veya bazı dişlerinizi kaybetmişseniz, protezler görünümünüzü, çiğnemenizi,ısırmanızı ve konuşmanızı düzeltir. Protez yapılmazsa, doğal dişler eksik dişlerin boşluğuna doğru eğilebilirler, alt dişler aşağı doğru yer değiştirir. Bu ise kalan dişlerinizin ısırma ve çiğneme işlevini yapmasını engeller. Protezler dişlerinizin çekiminden hemen sonra ağzınıza uygulanabilir, bu tip protezlere immediat protez denir . Protezleri hiçbir zaman kendi dişleriniz gibi hissetmiyeceksinizdir. Ve onlara alışmak zaman alacaktır. Eğer ilk kez protez kullanacaksanız diş hekiminiz size protez kullanımının zorlukları yanı sıra kullanım avantajlarını ve yeni protezinizle elde edeceğiniz görünümü anlatacaktır. Protez kullanımında, protezi kullanan kişinin motivasyonu çok önemlidir.

    Tam protezler akrilikten başarılı olarak yapılırlar. Parsiyel protezlerde akrilikten yapılabilinir. Parsiyel protezlerin bir kısmının hafif bir alaşımdan yapılması protezin kitlesini azaltır. Yani ağıza daha küçük bir protez uygulanır ayrıca kırılmalara karşı daha dirençli bir yapı oluşur. Bu biraz daha pahalı bir protezdir.

    Hareketli protezlerin temizlenmesi

    Eğer hareketli proteziniz varsa, onların temiz tutulması önemlidir. Protezlerin temizlenmesi doğal dişlerin temizlenmesinden daha kolaydır. Zira dışarı çıkarılıp rahatlıkla temizleyebilirseniz. Bazı tavsiyeler:

    Protezinizin kırılmaması için su dolu bir kap içinde yıkayın, böylece düşürürseniz kırılma olmaz.

    Orta sertlikte bir fırça ile her gün fırçalayın. Diş macunu veya sabun kullanabilirsiniz ama ağzınıza uygulamadan önce iyice durulayın.

    3. İmplant üstü protezler

    İmplantlar eksik dişlerin tamamlanmasında uygulanan bir yöntemdir. İmplantın bir parçası cerrahi işlemle kemik içine yerleştirildiği için, hastalar implantları gerçek dişler gibi hissederler ve kullanırlar.

    İmplantların birçok avantajı olmasına rağmen, herkes için uygun değildirler. Dişetlerinizin ve genel sağlığınızın iyi durumda olması gerekir. Ayrıca çene kemiğinizin implantı yerleştirecek hacimde olması gerekir. Bazı kronik hastalıklar, öneğin diabet, osteoporosis ve kronik sinüs problemleri iyileşmeyi etkiler ve implantın başarısız olmasına neden olur.

    Eğer implant yaptırmak istiyorsanız, cerahi bir işleme tabi olacaksınız ve tedaviniz birkaç ay sürecektir. İmplantlar ayrıca pahalı bir sistemdir.

    Hekiminiz size tedavinin süreci ile ilgili bilgi verecektir ve bazı durumlarda sizi bir uzmana yönlendirebilecektir.

    Hekim dişin eksik olduğu bölgedeki kemiği açığa çıkararak implantın yerleşeceği alana bir delik açacak ve deliğe implantı yerleştirecektir. Bu işlem genellikle lokal anestezi ile yapılır ancak bazı durumlarda sedasyon veya bir hastanede iseniz genel anestezi de uygulanabilir. Daha sonra dikiş atılır ve birkaç ay kemiğin implant üzerine büyüyerek implantın kemik içinde sağlamlaşması beklenir.

    Bu şürenin sonunda ikinci ama daha ufak ölçekli bir cerrahi işlemle implantın üst kısmı açığa çıkarılır ve implantın üst yapısı oluşturulur. Bu implantlar üzerine sabit veya hareketli protezler uygulanır.




    PRP HAKIINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

    1-PRP (Platelet Rich Plasma-Plateletten Zangin Plazma) Uygulaması hakkında Bilinmesi Gerekenler

    PRP uygulaması plateletten zengin plasma veya trombositten zengin plasma olarak adlandırılan; kişinin kendi kanından özel setler ve işlemler ile ayrıştırılan plateletten zengin plasma kısmının, kişiye tekrar uygulanması olarak tanımlanır. Estetik amaçla yapılması durumunda cilde ve saçlı deriye küçük iğneler ile uygulamalar yapılmaktadır. Halk arasında tam olarak karşılığı olmamakla birlikte kök hücre tedavisi olarak tanımlanmaktadır.

    PRP uygulaması çok uzun yıllardır, tıbbın birçok dalında özellikle ortopedi, spor hekimliği, plastik cerrahi, diş hastalıklarında ve veterinerlikte kullanılmaktadır. Estetik amaçla PRP uygulaması tüm dünyada 2-3 yıldır, Türkiye de 1 yıldır, hekimler tarafından yapılmaktadır.

    PRP uygulaması kısaca kişinin kendi kanı ile estetik yönden iyileştirilmesidir.

    İnsan vücudunda dolaşan kan içersinde eritrositler (alyuvarlar), lökositler (akyuvarlar) ve plateletler (trombositler) mevcuttur. İnsan vücudunda bir hasar veya yara meydana geldiğinde trombositler ve lökositler, hasar olan bölgeye göç ederler.Hasarlık bölgede salgıladıkları büyüme faktörleri ile hasar ve yaranın hızla iyileşmesini sağlarlar.

    PRP uygulamasında da insan vücudunun bu hasra karşısında vermiş olduğu tedavi etme yeteneği harekete geçirilerek, estetik yönden iyileşme amaçlanır.Vücudun hasar varmış gibi cilt altında hasar düzeltme mekanizmaları harekete geçirilir.

    PRP uygulaması prosedüründe özel işlemler ile kandan ayrıştırılan plateletler, kanın sıvı kısmı olan plasma içersinde sıkışmış olarak bulunacaktır.Plateletler normal kana göre daha az plasma kısmı içersinde bulunacağından, göreceli olarak normal kandaki sayısının (kanda normal seviyede 150,00-450,000 adet/ml bulunur), birkaç katı kadar sayıda (yaklaşık 1 milyon adet/ml) bulunacaktır.BU sayede az miktardaki plasma içersinde normalin birkaç katı platelet sayısı cilt içersinde verilebilecektir.

    Kişi kanından ayrıştırılan plateletler, ince iğneler ile cilt altına ve veya saçlı deriye uygulandığında, sanki o bölgede hasar varmış gibi davranacak, bölgede büyüme faktörleri ve iyileştirici faktörleri salgılayarak, uygulama bölgesinde iyileştirici rol oynayacaktır.

    PRP uygulaması saçlı deriye yapıldığında; saç kökleri etrafındaki damarlanmayı artıracak,saç köküne daha fazla miktarda kan, oksijen, vitamin taşınmasına olanak sağlarken; salgıladığı büyüme faktörleri ile saç kökü hücrelerini uyaracak, saç köklerinin saç üretim süreçlerini hızlandıracak ve saçların daha sağlıklı hale gelmesini sağlayacaktır.Saç dökülmesi olan bölgede , büyüme faktörlerinin saç köküne olan etkisi ile saç sökülmesi duracaktır.

    Saçlı deride PRP uygulaması tamamen dökülmüş olan saçların tekrar çıkmasını sağlayamayacak; güçsüz, kırılmış, hasarlı saçları ve saç üretimi yeteneği durmuş olan saç köklerini uyararak, saç dökülmesini durduracak, saçların daha parlak, canlı görülmesini sağlayacaktır.PRP uygulaması sonrası ince güçsüz saç tellerinin canlanması ve kalibrasyonu artacağı için hastalar yeni saçlar çıkmış hissine kapılabilirler.

    PRP uygulaması cilde yapıldığında; zaman içersinde cilt altında oluşan bazı dokuların kayıplarına bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklık ve çökmelerin olduğu bölgede,hasar iyileştirme mekanizması ile iyileşme sağlayacaktır.Uygulama bölgesinde salgıladığı büyüme faktörleri vasıtası ile destek dokudaki kayıplara bağlı ortaya çıkan kırışıklık ve çökmelerde iyileşme görülecektir.

    Zaman içersinde cilt destek dokusu kolojen miktarında azalma ve kırılmalara bağlı olarak ortaya çıkan cilt sarkmalarında, bölgeye uygulanan plateletlerin salgıladığı büyüme faktörleri ile kollojenlerin yeniden yapılandırılması sağlanacak; cilt elastikiyetinin artması ve cilt sarkmalarının düzelmesi sağlanacaktır.

    Cilt lekelerinde PRP uygulaması ile; plateletlerin salgıladığı büyüme faktörleri (MGF) ile ciltte renk oluşumunu sağlayan melanin hücrelerinin çalışma sistemini normal sınırlarda tutarak, cilt lekelerinin tedavisini sağlayacaktır.

    Skar ve çatlaklarda PRP uygulamasında; ciltte herhangi sebep bağlı olarak ortaya çıkmış olan çatlaklar, izler, sivilce izleri,skarlar gibi lezyonların etrafında yara iyileştirici mekanizma ile çalışan plateletler, salgıladığı büyüme faktörleri ile lezyonların küçülmelerini daha az görünür hale gelmelerini sağlayacaktır.

    2-PRP Uygulaması nasıl etki eder?

    PRP uygulamasında; özel prosedürlerle elde edilen plateletten zengin plasma cilt içersine ve saçlı deriye verildiğinde; salgıladıkları büyüme faktörleri ile uygulama bölgesinde hasar iyileştirme mekanizmasını başlatırlar; verilen plasma da normal kandaki sayının birkaç katı sayıda platelet kullanıldığı için, normal kan ile oluşan iyileşme mekanizmasından daha etkili, daha hızlı, daha erken iyileşme sonuçları görülecektir.

    Plateletler içersinde bulunan büyüme faktörleri;

    PDGF(Platelet derived growth factor)- hücre büyümesi,kan damarı tamiri ve oluşumu, colojen üretimi

    FGF(Fibroblast growth factor)-doku tamiri, cologen ve hyaluronic acid üretimi

    EGF(Epithelial growth factor)-epitel hücre yapımı, yara iyileşmesi

    TGF-beta-epitel ve damar epitelyum yara iyileşmesi

    VEGF-yeni damar endotelial hücre üretimi

    Plateletler den salınan büyüme faktörleri, uygulama bölgesinde hasra iyileştirici mekanizmaları harekete geçirerek, saçlı deri ve veya ciltteki sorunların iyileştirilmesinde görev alırlar.

    3-PRP uygulaması kimlere uygulanır?

    PRP uygulaması saçlı deride, saç dökülmesi, saçlarda kırıklık, cansızlık mat görünüş şikayeti olan kişilerde başarılı sonuçlar göstermektedir. Aynı zamanda cildin zaman içersinde azalan destek dokuların sonucu olarak ortaya çıkan kırışıklık, sarkma, cilt lekeleri sorunlarında oldukça etkin tedavi sonuçları sağlamaktadır.

    PRP uygulaması saçlı deride saç dökülmesini durdurması yanında, saç köklerinin uyararak saç büyümesinin aktive eder.ince tüy şeklinde olan saçların büyümeleri aktive edildiğinde daha kalın, sağlıklı saç görünümüne kavuşurlar.

    Saçlı deride cansız, parlaklığını yitirmiş,kırılmış, kuru, ince saçların saç kökleri büyüme faktörleri ile aktive olarak; daha canlı,parlak,sağlıklı saç görünümü PRP uygulamasının sonuçlarıdır.

    PRP uygulaması ile zaman içersinde tamamen dökülmüş olan saçların yeniden çıkmasını sağlamaz, fakat PRP uygulaması sonucunda, mevcut saçların daha sağlıklı olması, dökülmenin durması, saçların daha sağlıklı hale gelmesi sağlanır.Ayrıca PRP uygulaması sonrası mevcut saçların kalibrasyonlarındaki artış, parlak ve canlı görünüm saçlarda sıklaşma ve yeni saçların çıktığı görünümü hissedilebilmektedir.

    PRP uygulamasının saçlı deriye uygulanması en sık yapılan uygulamalardandır.

    Zaman içersinde cilt altı destek dokuların azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan cilt elastikiyetinin azalması, kırışıklar, sarkmalar da PRP uygulaması başarılı sonuçlar sunmaktadır.

    PRP uygulaması üst yüz bölgesinde alın, göz kenarı kırışıklıklarında, gözaltı çökmelerinde, elmacık kemiği çökmelerinde ve sarkmalarında başarı ile uygulanmaktadır.

    Orta ve alt yüz bölgesinde burun kenarı çökmelerinde, çene köşeleri sarkmalarında, gıdı bölgesi sarkmalarında, boyun ve dekolte kırışıklık ve sarkmalarında PRP uygulaması sonucunda etkin sonuçlar alınmaktadır.

    Ayrıca tüm vücut bölgelerinde kol sarkmaları, iç bacak sarkmaları, iç diz sarkmaları, karın bölgesi sarkmalarında PRP uygulaması yapılmaktadır.

    Hamilelik, yaşlılık, güneş sebebi ile oluşmuş cilt lekelerinde ve ciltte oluşmuş skarlar, izler, çatlaklar da PRP uygulaması diğer uygulamaların daha ötesine geçmiştir.

    4-PRP uygulaması hangi bölgelere uygulanır?

    PRP uygulaması

    • Saçlı deride; saç dökülmesi, saç kırıklıkları, cansız kuru ince saçların tedavilerinde

    • Tüm yüz bölgesinde;alın, göz kenarı, burun kenarı kırışıklıklarında, sarkma ve çökmelerde, cilt lekeleri ve izlerin tedavisinde

    • Boyun ve dekolte bölgesinde; kırışıklık,sarkma ve lekelerin tedavisinde

    • Üst kol,karın,iç bacak,diz bölgeleri kırışıklık, sarkma, çatlak ve lekelerin tedavilerinde

    • Tüm vücutta görülen sarkma, çatlaklar,izler,lezyonların giderilmesinde

    başarı ile uygulanmakta, uygulama sonuçları tatmin edici düzeyde bulunmaktadır.

    5-PRP uygulaması nasıl yapılır?

    PRP uygulaması hastadan kan alımı işlemi ile başlar. Hastanın kolundan özel infüzyon seti ile (kan alma seti), 20 cc (yarım çay bardağı kadar)kan özel PRP hazırlama tüplerine alınır.

    PRP hazırlama tüplerindeki kan özel santrifüj işleminden geçirilerek, plateletten zengin plasma kısmı ayrılır.Hastadan alınan 20 cc lik kandan yaklaşık 3 cc plateletten zengin plasma elde edilir.

    Elde edilen plateletten zengin plasma enjektöre çekilerek, mezoterapi de kullanılan ince iğneler vasıtası ile cilt altına uygulanır. Uygulama da cilt ve saçlı deride ihtiyaç olan yerlere dolgu uygulamaya benzer olarak derin deri kısmına ve veya napaj (noktasal küçük dokunuşlar) yöntemi ile derinin yüzeysel tabakasına plasma verilir.

    PRP uygulaması aynı zamanda dermaroller adı verilen(üzerinde çok ince iğnelerin olduğu, kendi etrafında dönen dairesel ürünler) ekipmaları ile birlikte uygulanabilir.Uygulama sonrası yüze maske uygulaması ile PRP uygulamasının etkinliği artırılabilir.

    PRP uygulaması tek başına uygulanabildiği gibi bazı durumlarda, farksiyonel lazer cihazları ile birlikte uygulanarak kırışıklık, cilt sarkmaları çatlak ve lezyonların tedavisinde daha etkili ve hızlı sonuçlar elde edilmesi amaçlanır.Özellikle yüz bölgesi gençleştirme, sarkma ve kırışıklık tedavilerinde, cilt lekesi tedavilerinde, cilt çatlak, skarlar, iz tedavilerinde PRP uygulamasının Fraksiyonel lazer uygulaması ile birlikte yapılması tüm dünya hekimleri tarafından çok başarılı sonuçları nedeni ile önerilmeltedir.

    6-PRP uygulaması güvenlimidir?

    PRP uygulamasında kullanılan infüzyon setleri(kan alma setleri) ve PRP hazırlama tüpleri, sadece bu amaç uygulamalar için üretilmiş olan uygulama setleri şeklinde kullanılır. Uygulama setleri içersinde uygulama sırasında ihtiyaç olabilecek tüm malzemeler bulunmaktadır.

    PRP uygulaması kapalı sistem içersinde hazırlanan plateletten zengin plasma ürünü ile yapılır, yani hastanın kanı dış ortamla ve başka malzemeler ile temas etmez. Hastanın kanı tek kullanımlık steril infüzyon setleri vasıtası ile yine tek kullanımlık steril vakumlu PRP hazırlama tüplerine alınır.

    Santrifüj işlemi sonrası elde edilen plateletten zengin plasma tek kullanımlık steril enjektörlere çekilerek kullanılır.Tüm bu işlemler sırasında hasta kanı ve hazırlanan plasma dış ortamla temas etmez.

    Uygulamalar sonrası kullanılan tüm malzemeler imha edilir.PRP hazırlama setlerinin tekrar kullanılması teknik olarak mümkün değildir.

    PRP uygulaması, yukarıda anlatıldığı gibi kapalı sistem prosedürler ile elde edilen plasma kullanılarak yapıldığı için;

    Uygulamada kan ile hastalık bulaşma riski yoktur. AIDS, Hepatit vb gibi kan ve kan ürünleri ile bulaşan hastalıkların PRP uygulamasında bulaşma riski söz konusu değildir.

    PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.

    7-PRP uygulaması ağrılı mıdır?

    PRP uygulamasında plateletten zengin plasmanın cilt içersine verilirken kullanılan iğneler, mezoterapi uygulamalarında da kullanılan çok ince iğnelerdir. İğnelerin çapları 30G veya 27 G olabilir, uzunlukları değişmekle birlikte 6mm, 16mm veya daha uzun olabilir.

    PRP uygulaması sırasında duyulan ağrı hissi; hastalar tarafından genel olarak ‘’hafif’’ olarak nitelendirilmektedir.

    PRP uygulaması sırasında hastalar ciltlerinde çok ince iğnelerin girişlerini hissedebilmektedirler. Ağrıya duyarlı ve hassas hastalarda, uygulama sırasında ağrı duyusunu azaltıcı önlemler(kremler, soğuk uygulama…) ile duyulan ağrı hissi oldukça azaltılabilmektedir.

    PRP uygulaması sırasında ciltte hafif sıcaklık, hafif yanma hissi ve gerilme hissi duyulabilmektedir.

    8- PRP uygulamasının yan etkileri nedir?

    PRP uygulamasında yan etkiler görülme riski hastanın kendi kullanıldığı için oldukça düşüktür.

    Uygulama iğle ile yapılan uygulamalar grubunda bulunduğu için; iğnenin cilde giriş tekniğine bağlı olarak bazı yan etkiler görülebilir. İğne uygulamasına bağlı olarak bazı noktalarda küçük morarmalar görülebilir, bu morarmalar küçük çaplı olup birkaç gün içersinde tedaviye gerek duyulmadan iyileşir. Morarmaların iyileşme sürecini kısaltmaz için hekim tarafından bazı ürünler önerilebilir.

    PRP uygulaması sırasında ciltte hafif kızarıklık görülür, ciltteki kızarıklık herhangi bir tedaviye gerek duyulmadan 30-40 dk içersinde kendiliğinden kaybolacaktır.uygulama sonrası ciltte hissedilen gerilme hissi 1-2 saat içersinde kaybolacaktır.

    PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.

    PRP uygulaması hekim tarafından yapılması gereken uygulamalar grubundadır.

    9-PRP Uygulaması seans sayısı ve süresi nedir?

    PRP uygulaması estetik yaklaşımla 2 amaca yönelik yapılmaktadır.

    a- Belirlenmiş bir sorunu ortadan kaldırmaya yönelik olarak (ciltte oluşmuş sarkmaların düzeltilmesi, cilt kırışıklıklarının, cilt lekelerinin giderilmesi, skar ve çatlakların giderilmesi, saç dökülmesinin durdurulması, yeni saç gelişimin uyarılması…)

    b- Mevcut durumu korumak, cildin zaman karşısındaki deformasyonunu önlemeye yönelik olarak.

    PRP uygulaması belirli bir sorunu ortadan kaldırmaya yönelik amaçla yapılıyor ise ; genel olarak 1 aylık aralarla 2-3 seans uygulanır.Seanslar sonrasında belirlenmiş sorunlarda gözle görülür iyileşmeler beklenir.

    PRP uygulaması sonrası etkileri uzun süreli olarak devam edecektir, etkilerini devam etmesini ve cildin zaman karşısındaki deformasyonunun önlenmesi amacıyla yılda 1 seans PRP uygulaması önerilir.

    Genel tedavi protokolleri uyarında hastalara sorunların çözümü amacıyla 1 ay aralıklar da 2-3 seans PRP uygulaması sonrası, yılda 1 seans idame PRP uygulaması önerilmektedir.

    10-PRP uygulaması seans ücretleri nedir?

    PRP uygulamasında ücretlendirme seans ücreti olarak belirlenir.

    PRP uygulaması seans ücreti belirlenmesinde; uygulama bölgesinin genişliği ve kullanılan PRP hazırlama seti sayısı önem arz etmektedir. Hastanın ihtiyaçları doğrultusunda 1 PRP hazırlama tüpü kullanılabildiği gibi, bazı hastalarda uygulama bölgelerinin genişliğine göre 2 veya daha fazla sayıda PRP hazırlama seti kullanılabilmektedir. Genel olarak tüm yüz uygulamaları için 1 adet PRP uygulama seti yeterli olmaktadır.

    11-PRP Uygulaması kimlere yapılmaz?

    PRP uygulaması herhangi bir sebepten dolayı kandaki platelet sayısının normal değerlerinin (platelet normal sayıları ortalama 150,000-450,000/ml dir) altında olan kişilere yapılmaz. aynı zamanda kanser hastalarına yapılmaz.

    Pıhtılaşma sorunu olan, kan sulandırıcı ve diğer ilaç alan kişilerin uygulama öncesi ilaç bilgilerini hekime iletmeleri gerekir.

    12-PRP Uygulaması sonrası öneriler

    PRP uygulaması klinik ortamında yapılan uygulamalardır, uygulama sonrası kişi bazı önerilerle sosyal hayatına dönebilir.

    Uygulama sonrasında bölgede kızarıklık ve gerilme hissi olacak, tedaviye gerek duymadan kendiliğinden iyileşecektir.

    PRP uygulaması sonrası bölgeye bazı yatıştırıcı özelliği olan kremler kullanılır. Uygulama bölgesinin 4-6 saat süre ile yıkanmaması, temizlenmemesi önerilir.

    PRP uygulamasında napaj tekniği ve dermaroller kullanım ı sonrası cilt yüzeyinde mikro düzeyde delikler oluşur, uygulama sırasında cilt üzerinde kalan plateletten zengin plasmanın zamanla cildin derinlerine ulaşması için, 4-6 saat cildin yıkanmaması bu sürede plasmanın cildin derinlerine ulaşması amaçlanır.

    PRP uygulama sonrası 12-24 saat makyaj ürünleri kullanılması önerilmemektedir.

    PRP uygulaması sonrası 12-24 saat havuz, denize girilmemesi gereklidir

     

     

     


    hayati akbaş köşe yazıları
    hülya ettekin
    kariyer başvurusu
    Üyelik girişi 
    Üye ol.
    şifremi unuttum?